Aşkımın Büyük Yanılgısı
Ve geldik şu aşkımın diline.
Aşkımın dilinin hiç kaygısı yok devrimlilerdeki işçilerin ücretlerine vede devrimlerin değişik renkteki ülkelerle gerçekleştirdiği siyasi ekonomik ilişkilere bakarken.
Hemen suçluyor veriyor devrimlerde geriye dönüşler gerçekleşmiştir diye.
Ne yani devrimin ilk hallerinde ölen devrimciler gibi mi ölmeliyim?
Sadece fransız devriminin sonuçlarıyla karşı karşıya kalmamış devrimciler parti gereksinimiyle ilgilenmemişlerdir de ondan.
Sovyet devriminin sorunlarıyla karşı karşıya kalan devrimcilerden bana kalan mirasta...
Sınırların, toplumda kıratlaşmanın, işçi istikamı vede ilkel insan sorununun var olmasının kapitalist hegemonyanın var olmasıyla veyahutta ulvi insanların var olmamasıyla alakalı olmadığını üretimle alakalı olduğunu, üretimin gelişiminin bir noktasında ortaya çıktıkları gibi üretimin gelişiminin bir noktasında da ortada kalkacaklarını görmeyerek komünizmi şimdiki insanın yaşabileceği bir düzen değilde daha ulvi insanların yaşayabileceği bir düzen olarak görerek devrimci vazifelerini yerine getirmeyenlerin yol açtıkları olumsuzluklar karşısında alacağım tavır kadar ...
kapitalizmin dünya yüzerindeki hegemonyasını ticaretle mi yoksa işçilerin ücretlerine daha fazla el koyarak mı kıracağım sorusu da olmuştur.
Kimileri böyle bir soruya değişik renkteki ülkelerle iş yapmaktansa daha fazla özverili olunmalıydı diyebilir.
Aşkımda bunlardan biri herhalde?
Ancak aşkımın unuttuğu bir şey var.
O da zaten ücretlerin işçilerin aleyhine gelişmesini devrimlerde geriye dönüşler içerisinde saydığıdır.
Ve aşkımın asıl unuttuğu da:
Kapitalizmin kaçınılmaz (sınırları, bayrakları ortada kaldıracak) diyalektiği ve de enternasyonalist .... devrim .... vazifelerini yerine getiremeyen ülkelerin proletaryaları karşısında yelkenlerini farklı rüzgarlarla doldurmayı beceremeyenlerin (eninde sonunda) yok olma sorunuyla da karşı karşıya kalacağıdır..
Ee..öyleyse .....
Zaten üretimi bitirilmiş ( veyahutta çelişkiler karşısında) müfettiğim olma zorunluğuyla karşı karşıya kalmış sınıflarla, ülkelerle geliştireceğim ilişkilerle asıl büyük iyiliği.....
Eleştirdiğim alman sosyal demokratlarını yeniden kazanmakla alman (ve dünya) proletaryalarına yapacağımı aşkım niye görmüyor..
Görmekle de kalmıyor:
Devrimlerdeki işçi ücretleri kadar devrimlerin değişik renkteki ülkelerle gerçekleştirdiği ilişkileri kendince ortaya koyduğu devrimlerde geriye dönüş değerlendirmeleri içerisine almakla da ....
Alman sosyal demokratlarının benimle değilde burjuvaziyle (ve sömürgeci ülkelerle) işbirliği içerisinde olmasını alman (ve dünya) proletaryalarının daha hayrına gördüğünü ispatlamış oluyor.
Varın gerisini siz düşünün.
Aşkım böyle yapmakla kendince ortaya koyduğu devrimlerde geriye dönüş değerlendirmeleri konusunda da ne kadar büyük bir yanılgı içinde olduğunu
Ergün Aslan
Ergün Aslan sitemizin köşe yazarıdır. Teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır.
Son Haberler
Sayfalar
EĞITIM NOTLARINDAN ULUSAL SORUN
ULUSAL SORUN
Ulusal sorun oldukça geniş bir konudur. Ulusal soruna ilişkin kapsamlı tartışmalar yapılmıştır. Doğru görüşler bu tartışmalar sonucu ortaya çıkmıştır MLM’lerin ulusal soruna yaklaşımları Leninizm döneminde şekillenen ulusal soruna ilişkin görüşlerden farklı değildir. Ulusal soruna ilişkin ülkemizde de farklı değerlendirmeler vardır. Bu farklılıklardı da öğrenmek önemlidir.
Faşizm
Almanya’nın caddeleri ve şehirleri kanla sulandı. Viyana’nın işçi semtleri,askeri birliklerin ateşiyle yakılıp yıkıldı., harabeye döndü.Yoksulluk, yıkım, felaket ve acı. Üstünde insanlığın en ünlü beyinlerinin eserlerinin yakıldığı ortaçağa özgü odun yığınlarının alevleriyle aydınlatılmış kapitalist baskı ve uygarlığın batışı, giyotin ve cellat baltası. Faşizm işte bunları getirdi. Ayrıca dünyayı felakete, yeni bir korkunç katliama sürüklemek tehdidini de beraberinde getirmektedir. Dimitrov
Prometheus’un Torunları Ateşi Yeniden Harlıyor
Tarihte hep direnenler kazanmıştır. Haklı olanlar, düşmana karşı savaşta bir çok defa yenilmelerine karşın, direnmelerinin karşılığını eninde sonunda almışlardır. Bu kural, salt geçmişe ait olmayıp geleceğe de aittir. Yunanistan’da da olacak olan budur. İşçi ve emekçiler, alın terlerinin "borç” adı altında emperyalist tekellere peşkeş çekilmesini ve bu ağır sömürü dayatmasını asla kabul etmeyeceklerdir.
Hindistan İşçi Ve Emekçilerin Tarihi Mücadeleleri İle Enternasyonal Dayanışma Her Alanda Yükseltilmelidir
Emperyalist burjuvazinin ve gericiliğin "sosyalizm hayalleri öldü” yaygaraları, küçük burjuvazinin sosyalizmden öcü görmüş gibi kaçarak: ”işçi sınıfının devrimciliği bitti” söylemleriyle liberal burjuvazinin ideolojik ve siyasal güzergahında yerini almaları; dünyada işçi ve emekçilerin sosyalizme olan güvenini bütünüyle yıkmaya yetmediği gibi, onların sosyalizm için mücadele ateşini yükseltme savaşımının önünde de engel olamıyor.
Hindistan İşçi Ve Emekçilerin Tarihi Mücadeleleri İle Enternasyonal Dayanışma Her Alanda Yükseltilmelidir
Emperyalist burjuvazinin ve gericiliğin "sosyalizm hayalleri öldü” yaygaraları, küçük burjuvazinin sosyalizmden öcü görmüş gibi kaçarak: ”işçi sınıfının devrimciliği bitti” söylemleriyle liberal burjuvazinin ideolojik ve siyasal güzergahında yerini almaları; dünyada işçi ve emekçilerin sosyalizme olan güvenini bütünüyle yıkmaya yetmediği gibi, onların sosyalizm için mücadele ateşini yükseltme savaşımının önünde de engel olamıyor.
Merkel-Westerwelle ikilisiyle Alman Burjuvazisi Yeni Saldırılara Hazırlanıyor
Almanya’daki 27 Eylül genel seçimler öncesinde, nasıl bir hükümet kurulacağı, Alman tekelci burjuvazisi tarafından belirlenmişti. Kamuoyu anketleri de CDU-CSU ve FDP nin önde gittiğini teyit ederken, alman tekelci burjuvazisinin yeni hükümetini de onaylamış oluyordu. Emperyalist tekelci sermayenin, ülkeyi uzun bir süredir "büyük koalisyon” adını verdiği CDU-SPD ikilisiyle yönetmesi, onlara önemli kazanımlar kazandırmıştı.
BALIK VE MELISA
Uzun zamandır işsizdi. Hangi kapıya el uzatsa boşa çıkıyordu. Evde bulunmak, ev halkıyla göz göze gelmek istemiyordu... Erkenden kalkıyor, açlıktan guruldayan midesiyle zor atıyordu kendini dışarıya. Ardından şuursuzca, saatlerce dolaşıyordu sokaklarda, caddelerde...
ROBOSKİ’NİN KANAYAN KARANFİLİ
“Acıya yenilmek istemiyorsan,
onunla yüzleşmen gerek.”
(Lanza del Vasto.)
Masamın üzerinde bir karanfil duruyor şu an. Rengi kızıla çalan bir karanfil. Roboskî karanfili. Çamurlu patikadan otuz dört fidanın mezarlarının yan yana dizili durduğu mezarlığa doğru tırmanırken KESK’li Sedar’ın elime tutuşturduğu… Her şeyin acıya karıldığı o sisli anlarda ne yaptığımı, ne yapacağımı bilemeyip çantama atıvermişim. Eve döndüğümde çıktı…