Salı Eylül 22, 2026

Aşkımın Büyük Yanılgısı

Ve geldik şu aşkımın diline.

Aşkımın dilinin hiç kaygısı yok devrimlilerdeki işçilerin ücretlerine vede devrimlerin değişik renkteki ülkelerle gerçekleştirdiği siyasi ekonomik ilişkilere bakarken.

Hemen suçluyor veriyor devrimlerde geriye dönüşler gerçekleşmiştir diye.

Ne yani devrimin ilk hallerinde ölen devrimciler gibi mi ölmeliyim?

Sadece fransız devriminin sonuçlarıyla karşı karşıya kalmamış devrimciler parti gereksinimiyle ilgilenmemişlerdir de ondan.

Sovyet devriminin sorunlarıyla karşı karşıya kalan devrimcilerden bana kalan mirasta...

Sınırların, toplumda kıratlaşmanın, işçi istikamı vede ilkel insan sorununun var olmasının kapitalist hegemonyanın var olmasıyla veyahutta ulvi insanların var olmamasıyla  alakalı olmadığını üretimle alakalı olduğunu, üretimin gelişiminin bir noktasında ortaya çıktıkları  gibi üretimin gelişiminin bir noktasında da ortada kalkacaklarını görmeyerek komünizmi şimdiki insanın yaşabileceği bir düzen değilde daha ulvi insanların yaşayabileceği bir düzen olarak görerek devrimci vazifelerini yerine getirmeyenlerin yol açtıkları olumsuzluklar karşısında alacağım tavır kadar ...

kapitalizmin dünya yüzerindeki hegemonyasını ticaretle mi yoksa işçilerin ücretlerine daha fazla el koyarak mı kıracağım sorusu da olmuştur.

Kimileri böyle bir soruya değişik renkteki ülkelerle iş yapmaktansa daha fazla özverili olunmalıydı diyebilir.

Aşkımda bunlardan biri herhalde?

Ancak aşkımın unuttuğu bir şey var.

O da zaten ücretlerin işçilerin aleyhine gelişmesini devrimlerde geriye dönüşler içerisinde saydığıdır.

Ve aşkımın asıl unuttuğu da:

Kapitalizmin kaçınılmaz (sınırları, bayrakları ortada kaldıracak) diyalektiği ve de enternasyonalist .... devrim .... vazifelerini yerine getiremeyen ülkelerin proletaryaları karşısında  yelkenlerini farklı rüzgarlarla doldurmayı beceremeyenlerin (eninde sonunda) yok olma sorunuyla da  karşı karşıya kalacağıdır..

Ee..öyleyse .....

Zaten üretimi bitirilmiş ( veyahutta çelişkiler karşısında) müfettiğim olma zorunluğuyla  karşı karşıya kalmış sınıflarla, ülkelerle geliştireceğim ilişkilerle asıl büyük iyiliği.....

Eleştirdiğim  alman sosyal demokratlarını  yeniden kazanmakla alman (ve dünya) proletaryalarına yapacağımı aşkım niye görmüyor..

Görmekle de kalmıyor:

Devrimlerdeki işçi ücretleri kadar devrimlerin değişik renkteki ülkelerle gerçekleştirdiği ilişkileri  kendince ortaya koyduğu devrimlerde geriye dönüş değerlendirmeleri içerisine almakla da ....

Alman sosyal demokratlarının benimle değilde  burjuvaziyle (ve  sömürgeci ülkelerle) işbirliği içerisinde olmasını alman (ve dünya) proletaryalarının daha hayrına gördüğünü ispatlamış oluyor.

Varın gerisini siz düşünün.

Aşkım böyle yapmakla kendince ortaya koyduğu devrimlerde geriye dönüş değerlendirmeleri konusunda da ne kadar büyük bir yanılgı içinde olduğunu 

34580

AKP’nin Eğitim Sistemi: Milliyetçi, Maneviyatçı Ve Piyasacı…[*]

 

“Bilginin iktidarla ilişkisi

sadece uşaklıkla değil,

hakikâtle de ilgilidir.”[1]

 

Sürdürülemez Kapitalist Krizin Topoğrafyası[1]

 

Krizin içindeyiz.

Krizle sarsılıp, savruluyoruz.

Her gün, her an krizin “sonuçları”ndan etkileniyoruz.

Vs., vd’leri…

Bunlar böyleyken; hâlâ krizi “tartışıp”, “konuşuyoruz”.

“Hâlâ” dememek için sürdürülemez kapitalist krizin topoğrafyasını çıkarmak gerekiyor.

Neo-Liberal Türkiye'de Muhafazakârlaşma/ Düşkünleşme Diyaletiği[*]

 

“Yükselen her şey düşecektir.”[1]

 

Bir ‘Millî Gazete’ yazarı, Türkiye’de son yıllarda fuhuş,[2] uyuşturucu kullanımı, cinayet, gasp ve tecavüz gibi olayların hızla arttığına, içki kullanım yaşının 11’e düştüğüne,[3] boşanmaların arttığına,[4] kadınlara yönelik şiddetin yoğunlaştığına[5] vb. işaret edip soruyor: “Bu nasıl ‘Muhafazakârlık’?”

Alevilerin cennette zaten işi yok

 

TRT’de yayınlanan Açı programında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Sedat Laçiner’in Şiilik ve Şiilerle ilgili söylediği bir söz günlerdir sosyal medyada “Aleviler cennete gidemez” şeklinde yer alıyor ve kendisine ‘Aleviyim – Kızılbaşım’  diyen kimi basın yayın organları, kişi ve kurum temsilcilerince de Alevilere yapılan bir hakaret olarak algılanıyor ve kamu oyuna da öyle yansıtılıyor.

 

SAVAŞ, BARIŞ VE KÜRTLER

 

Savaş ve barış iki zıttın birlikteliğidir. Savaşın olduğu yerde barış olacaktır, barışın olduğu yerde de savaş olacaktır. Dünyada savaş koşulları ortadan kalktığında barış kelimesi de kendiliğinden ortadan kalkacaktır. İnsanlar artık “barış” kelimesini kullanma gereksinimi duymayarak, onu ölen kelimeler yığını içine atacaktır. Ve bunun yerine yeni bir kelime türtecektir. Bu da, ancak, sınırsız ve sınıfsız bir dünaya kurulduğu zaman gerçekleşebilecektir.

 

Nepal Halkı'nın Kerenski'ye değil Lenin'e ihtiyacı var ve Nepal Devrimi'nin Sorunları

 

Giriş:

Entellektüel Aydın Bulanıklığı Ya da Devrimi Ehlileştirme Aymazlıkları

 

BirGün gazetesinde 7 Aralık 2011 tarihinde bir röbartaj yayınlandı. Fikret Başkaya(FB) ile Gün Zileli(GZ)’nin konuşmaları. Konuşmanın ana konusu "devrimler”di. Aydınların devrim üzerine konuşmaları, fikir yürütmeleri ve üretmeleri, burjuvaziyi ve onun düzenini "teşhir etmeleri” elbette olumludur. Sorun devrim üzerine olunca, bunun değerlendirilmesi ve tartışılması da bir o kadar gerekli oluyor.

materyalist bilgi teorisi ve komünist partileri

 

“İnsan pratiği, materyalist bilgi teorisinin doğruluğunu tanıtlar.” Marks

 

İnsanın üretimdeki, üretim içindeki ilişkileri ve faaliyetleri, diğer tüm faaliyetlerinin üstünde ve onların üzerinde belirleyici bir rol oynama temel özelliğine sahiptir. Bu bağlamda, insanın bilgisi  üretimdeki faaliyetlerinden bağımsız değil, bizzat ona bağlı olarak gelişir ve şekillenir.

HER GÜN DÖRT İŞÇİ, BEŞ KADIN

“Son kötü günleri yaşıyoruz belki

İlk güzel günleri de yaşarız belki

Kekre bir şey var bu havada

Geçmişle gelecek arasında

Acıyla sevinç arasında

Öfkeyle bağış arasında//

Biz kırıldık daha da kırılırız/

Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza.”[1]

 

ÇİN: KARMAŞIK BİR SORU(N)…[1]

“ben hiç başlamamış bir dündeyim.

yağmur yağacak...

hiç başlamamış bir yarın çok var.

hiç bitmeyen bir dün de çok var...”[1]

 

Arif Dirlik’in, “Sadece bir ulus değildir; bir uygarlıktır,” notunu düştüğü Çin’in geneli veya özelde ise “bugünü” hakkında yazmak kolay değil.

Binlerce tarihsel bağıntı ve güncel referanslarıyla Çin, çoklu bir örnektir.

SINIF KONUŞMAZSA MEYDAN ÇAPULCULARA KALIR

Sayfalar