Arstahk: “Biz Beyaz Bayrak Kaldırmayız!”
Ermeni halkının soykırım ve tehcir tarihine bir yenisi daha eklendi. 1915 bitmedi. Bu kez TC destekli Azeri faşizmi eliyle utanç dolu katliam gerçekleşti. 19 Eylül günü Karabağ’ın (Arstahk) Başkenti Istepanagerd başta olmak üzere Karabağ’ın dört bir yanına saldırılar başlatan Azeri işgalcileri, saldırının birinci günü tamamlanmadan aralarında kadın ve çocukların da olduğu 35 kişiyi öldürüp yüzlerce sivil insanı yaraladı.
Saldırı sonucunda yaşanan panik ve kargaşa nedeniyle Karabağ’da çocuklarını kaybeden annelerle doldu sokaklar. Arstkah halkı 2020 yılında 44 gün süren savaştan daha ağır bir durumu yaşadı. Saldırı, yıkım, çaresizlik, umutsuzluk sokakları ve yürekleri kuşattı.
Arstahk halkı dünyanın gözü önünde dokuz aydır yoğun ablukadan dolayı yeterli gıda alamamaktan açlık ve enerji bulamamaktan dolayı da ölüm ve hastalık kıskacında yaşam mücadelesi vermektedir. Arstahk’ın çocukları bu yıl eylül ayında okula gitmiyor. Yakıt olmadığından araçlar çalışmıyor. Anneler çocuklarını nasıl besleyeceklerini bilememenin acısı içinde. Yumurta, süt, yağ, şeker yokluğundan dolayı günlerini aç geçiren çocuklar, okul hayatlarına devam edemiyor. Yaşamsal zorluk ve sıkıntılar yetmezmiş gibi yoğun bombardıman ve ağır silahlarla yapılan saldırılar altında halk sığınaklarda yaşam mücadelesi veriyor. Açlıkla terbiye edilemeyen halk bu kez, silahla teslim alınmak istenmektedir. Halktan beyaz bayrak kaldırmasını isteyen Aliyev faşistine Karabağ halkı komünist önder Şaduman’ın sözleri ile yanıt veriyor.
Azerbaycan ordusu ağır silah ve İHA’larla gerçekleştirdiği saldırıda esas olarak yerleşim yerlerini hedef aldı. İşgalcilerin yerleşim yerlerine saldırarak halkı korkutup kaçırma yöntemini bu kez de Karabağ üzerinde denendi. Saldırı sonrası zarar gören ev, okul ve işyerlerinin görüntüleri medyada yer buldu. Yerleşim yerlerine yönelik saldırı sonucu kadın ve çocuklar ağırlıkta olmak üzere halkın bir kısmı panik içinde şehri terk etmeye çalıştı. Saldırılar ilk günkü yoğunlukta olmasa da sürüyor. Bütün bu soykırım saldırılarının Rus “barış gücü” askerlerinin gözleri önünde olması kimin barıştan kimin savaştan yana olduğunu bir kez daha göstermektedir. Çok açıktır ki, Rus oligarkları Azeri oligarkların yanında ve safındadır. Devamında Rus “barış güçleri” denetiminde yapılan “ateşkes” sonrası kadın ve çocukların bir kısmı bölgeden uzaklaştırılmaya çalışıldı. Ancak henüz Hayastan’a geçemediler.
1915 yaşanan kitlesel sürgün görüntülerinin bir benzeri Karabağ’da yaşandı. Binlerce insan, tarih boyunca yaşadıkları topraklardan göç etmek zorunda kaldı. Kadın, çocuk ve yaşlı insanlar saldırıların olmadığı bölgeye doğru çekilmeye çalıştı. Her şeye rağmen Artsakh halkı, açlık ve silah karşısında direnmeye devam ediyor.
Yoğun saldırılara rağmen topraklarını terk etmeyen insan sayısı, göç edenlerden şimdilik daha fazladır. Halk bir kez daha zulüm ve soykırım önünde sınav veriyor. Dünyanın bütün haydut ve zalimlerinin gözleri önünde bir kez daha beyaz bayrak kaldırmamaya devam ediyor. “Direniş ve onur” halkın özgürlük bayrağı olmaya devam ediyor.
“Turan Hayalleri” ve emperyalistlerin enerji çıkarları
Mevcut dünya ve bölge koşullarını iyi değerlendirip, çelişki ve fırsatlardan yararlanma cambazlığını gösteren ve R.T.Erdoğan’dan sömürü ve zulüm eğitimi alan Aliyev, 44 gün süren 2020 Eylül işgalinden sonra nihayet ikinci büyük saldırısını başlattı. Karabağ halkını önce açlık, dermansızlık ve enerji yokluğuna mahkum edip boğmaya çalıştı. İkinci hamleyi ise askeri saldırıyla tamamlayarak halkı tarih boyunca yaşadığı topraklardan çıkarıp “Ermenisiz bir Karabağ yaratma” amacına varmaya çalıştı.
Dünyadaki ve bölgedeki koşullar, Azeri faşistlerin askeri saldırıları için uygun durumdadır. Her dönem ve her koşulda olduğu gibi TC devletinin mutlak desteğini arkasına alan, AB ülkelerini enerji kaynaklarını pazarlamakla ayarlayan, Rusya’nın ise ekonomik-jeopolitik çıkarlarıyla desteğini alarak koşularını uygun hale getiren Azeri oligarkları, mevcut koşulları ve fırsatı iyi değerlendirdi. Ve çok açık gerçektir ki; tüm “uygar dünya” ve bölge gerici devletleri petrol ve enerji kaynakları uğruna Azeri oligarkların yanında ve safındadır. Azeri faşizminin eşitsiz ve yoğun saldırıları sonucu diplomatik alanda yapılan kınama açıklamalarının hepsinin sahte ve göz boyama amaçlı olduğu ortadadır. Amerika, Fransa, Japonya, Almanya, Brezilya hükümetlerinin yaptıkları “Saldırılar bir an önce dursun, her iki tarafı sükunet” açıklamalarının bir yaptırım gücü ve ciddiyeti olmadığı gibi bu devletlerin kendi çıkarları gereği davrandıkları açıktır.
Karabağ’ın işgal edilip, Azerbaycan’ın denetiminde olmasının Türk ve Azerbaycan devletleri açısından “Turan” hayalleriyle doğrudan bağlantısı vardır.
İttihat-Terakki’den bu yana Türk Müslüman komprador burjuva ve toprak ağalarının yegane ülküsü bir Turan ülkesi yaratmaktır. Bu ülkünün yaratılmasına engel olan Ermeni-Rum-Kürt halklarıydı. Onlar mutlak suretle soykırıma, tehcire ve asimilasyona uğratılmalıydı. Bu ülkü için ihtiyaç duyulan her yol denenmeli ve gerekli olan her şey yapılmalıydı.
Gerek TC devletinin gerekse Azeri devletinin çıkar ve ülküleri, Turan ülkesi yaratmakta birleşmektedir. Keza Azeri petrol ve gazı üzerinde AB başta olmak üzere İngiltere ve Rus emperyalistlerinin çıkarları ve hesapları ortaktır. Bununla birlikte Karabağ’da, Ermenistan’ın Zangezur bölgesi üzerinde kurulacak olan yeni bir “Türki Cumhuriyeti”yle İran devleti üzerinde her türlü baskı yıldırma sindirme ve kuşatma hamlelerinin yolu, daha rahat açılacaktır. İran’ı köşeye sıkıştırmak, giderek Batılı emperyalist-kapitalist güçlerin himayesi ve denetimi altına almak için Karabağ’ın tümden ve Ermenistan’ın ise Zangezur Koridoru üzerinden Sunik topraklarını işgal etmek amaçlanmaktadır.
Türkiye, İngiltere, İsrail, AB ülkeleri, Rusya, ABD’nin dönemsel ve bölgesel çıkarları Azeri işgalcilerin anlık çıkarlarıyla örtüşmektedir. TC ve Azeri işgalcilerin “Ermenisiz bir Ermenistan yaratma” hesaplarına kimsenin itiraz etmesi beklenemez. 1915 soykırım sürecinde olduğu gibi dünyanın bütün sömürücü ve efendileri, günümüz soykırımcıları olan Azeri faşistlerinin yanında ve safında durmaktadır.
Bildik gerekçe: “Terörle mücadele”
Dokuz aydır abluka ve kuşatma altında tutan, ağır silah ve İHA’larla saldıran, işgal operasyonları yapan Azeri oligarklarını durduracak hiçbir yaptırım gücü ortaya koymayanlar, bir kez daha mazlum halkların vicdanında yargılanmaktan ve lanetlenmekten kurtulamayacaklardır. Azeri oligarklarının çıkarlarıyla örtüşen kapitalist ülkelerinin hesapları, politik olarak da bütünleşmektedir. Emperyalist kapitalist çıkarlar uğruna -tıpkı 1915’te olduğu gibi- Ermeni halkı herkesin gözleri önünde yalnız bırakılmış durumdadır.
Ülkesinin enerji kaynaklarını elinde bulunduran ve pazarlayan Azeri oligarkları dünyanın efendileri olan burjuva muktedirlerin desteğini almayı başardı. Azeri burjuvazisinin çıkarları uğruna ülke halkı açlığa ve yokluğa mahkum edilmiştir. İlham Aliyev’in birinci öğretmeni babası Haydar Aliyev iken ikinci büyük öğretmeni faşist ve diktatör kimliğiyle ün yapmış R.T.Erdoğan olmuştur. Hemen her konuda R.T.Erdoğan’ın sömürü ve zulüm taktik ve yöntemlerini uygulayan, benzer söylem ve gerekçelerini kullanan Aliyev, bölgenin ve dünyanın tüm efendileri ve diktatörleri gibi sömürü ve zulüm çizgisinde yürümeyi halkların kanı pahasına sürdürüyor.
Aliyev yönetiminde Azerbaycan, Karabağ’a saldırı nedenlerini güçlendirmek, Azeri halkı başta olmak üzere dünya kamuoyunu hazırlamak için “Ermenilerin döşediği mayın sonucu askerlerinin öldüğü” senaryosunu hazırladı. Aliyev’in diktatörlük yöntem ve taktiklerinin R.T.Erdoğan’a ne kadar benzediğini görmek ve anlamak için kahin olmaya gerek yok. Diktatör R.T.Erdoğan nasıl ki, 22 yıldır “teröre karşı mücadele” adı altında “bölgeyi teröristlerden temizleme” gerekçesiyle Kürt halkına ve gerillaya karşı acımasızca saldırıyorsa, Aliyev oligarkı da öğretmeninden aldığı ders ve destekle, Karabağ Ermeni halkına karşı acımasızca saldırıyor.
Aliyev oligarkı da akıl hocasından aldığı dersle Karabağ’daki Ermeni halkını terörist görüyor. Halka karşı eşitsiz savaşımı “terörle mücadele” gerekçesine sığdırmaya çalışıyor. “Teröristlere karşı mücadele” görüntülerine bakıldığında çoğunluğu yaralı ve ölü kadın ve çocukların suretleri vardır.
Temel hakları ve özgürlükleri uğruna mücadele eden, adalet ve eşitlik arayanlar egemenler ve diktatörler tarafından her dönem terörist olarak görülüp acımasız zulme uğratılıp, haksızlığa ve yalnızlığa maruz bırakılmışlardır.
Halklar Karabağ halkının yanındadır
Azeri oligarkların “Yasadışı Ermeni silahlı kuvvetleri beyaz bayrağı kaldırmalı, tüm silahları teslim etmeli, yasadışı rejim dağılmalıdır. Aksi takdirde terörle mücadele operasyonları sonuna kadar devam edecektir” açıklamasının ardından Rus “barış gücünün” arabulucuğuyla Arsakh halkının silah bırakmayı kabul ederek görüşmelere başlayacaklarını açıkladılar.
TC destekli Azeri oligarkların saldırıları sonucu aralarında çocukların da olduğu 35 kişi hayatını kaybetti 200’den fazla kişi yaralandı. Bu saldırıyla birlikte Ermenistan’da 1990 yıllarında kurulan “Karabağ Komite”si farklı parti yönetici ve temsilcileri tarafından yeniden kuruldu. Komitenin amaçlarından birincisi; Nikol Paşinyan’ın istifasını gerçekleştirmektir. Komite bu talebi, Karabağ’ın kurtuluşu ve çıkarları için yapılması gereken ilk adım olarak görüyor. Bir eylem planı çıkararak eylemler örgütlüyor.
Yerevan’da 19 Eylül’den bu yana hemen her akşam halk Cumhuriyet Meydanı’nda toplanıp Azeri faşistlerinin saldırılarını mahkum etmek, Karabağ halkının yanında olduğunu göstermek için gösteri yapmaktadır.
21 Eylül akşamı saat 19.30’dan itibaren Yerevan’ın önemli meydan ve caddeleri göstericiler tarafından trafiğe kapatılarak halkı Karabağ’ı desteklemeye, Başbakan Nikol Paşinyan’ın istifasını istemeye çağıran eylemler yapılmaktadır.
Ateşkese rağmen Artsakh’ın başkenti Istepanagerd’e yönelik Azeri işgalcilerinin silahlı saldırıları devam etmektedir. Askeren Bölgesi’nde Azeri işgalcilerine karşı direnen Razmig Xaçadıryan isimli savaşçı, son mermisine kadar direnerek yaşamını yitirmiştir. Bazı grupların silah bırakmadıkları ve direnişe hazırlandıkları haberleri gelmektedir. Bu amaçla gerilla savaşı için Vayots Dzor, Syunik, Gegharkunik ve Ararat’ta sığınaklar ve yer altı tünelleri kazıldığı ifade edilmektedir. Bu bölgelerden bazıları Azerbaycan tarafından işgal edilmiştir.
Artsakh’ın onurlu ve cesur çocukları Azeri faşistleri ve TC faşistlerinin önünde diz çökmeyecek ve beyaz bayrak kaldırmayacaktır. Onların kaldıracakları yegane bayrak, yıllar önce özgürlüğün bayrağını kaldıran Istepan Şahumyan’ın kaldırdığı kızıl bayrak olacaktır.
Karabağ Ermeni halkının gerçek dostları Kürt, Ezidi, Rum, Süryani, Arap, Alevi ve dünyanın tüm mazlum halklarıdır. Ermenilerin temel hak ve özgürlüklerini isteyen ve mücadele edenler proleter devrimciler, sosyalistler ve gerçek enternasyonalistlerdir. Son soykırım saldırısında görüldü ve anlaşıldı ki, mazlumun mazlumdan başka dostu ve yoldaşı yoktur. Ne AB ne ABD ne Rusya halkların dostu, barışın ve huzurun koruyucusudur.
Bugün her zamandan daha fazla komünist önder İbrahim Kaypakkaya’ya, Kafkaslar’ın komünist önderi Istepan Şahumyan’a, komutan AVO-Monte Melkonyan’a, Misak Manuşyan’a, Leonid Azgaltyan’a bakmalı, anlamalı ve mazlum halklarla birlikte işgalcilere, soykırımcılara karşı savaşmalıyız. Silah ve devrimci örgüt olmadan özgürlük, barış ve huzur asla gelmeyecektir.
Son Haberler
Sayfalar
TKP-ML Avrupa Komitesi: Kuruluşunun 50. Yılında Partiyle Devrim Yürüyüşümüz Devam Ediyor!
1972-2022… Kesintisiz süren 50 yıllık devrim yürüyüşümüz, partimizin yol göstericiliğinde devam ediyor.
24 Nisan 1972, Türkiye ve T. Kürdistanı açısından kritik önemde bir tarihtir. Yeni bir sayfanın açıldığı bir milattır.
TKP-ML MK: 50 Yıllık Mücadelemiz, Geleceği Kazanma İrademizdir!
YAŞASIN PARTİMİZİN 50. KURULUŞ YILI!
Partimiz 50 yaşında! 24 Nisan 1972’de İbrahim Kaypakkaya önderliğinde sınırlı sayıda kadro ve militan tarafından kurulan partimiz, bugün 50. yaşını kutluyor. Bir insan için uzun ancak sınıflar mücadelesi ve toplumlar tarihi açısından kısa bir süre olan bu zaman diliminde Partimiz, önemli başarı ve zaferler kazandı. Yenilgiler aldı ve gerilemeler de yaşadı. Ancak hiçbir zaman devrim iddiasından ve Halk Savaşı ısrarından, silahlı mücadelenin gerekliliği-zorunluluğu bilincinden kopmadı.
Leninist Emperyalizm Tanımının Bulanıklaştırılması
Rusya’nın 24 Şubat (2022)’da Ukrayna’ya saldırısıyla birlikte, emperyalizm üzerine tartışmalarda sıklaştı. Ve kendini solcu olarak adlandıran bir kısım siyasi hareket ve bazı yazarlar, Rusya’nın emperyalist olmadığını, ama emperyalist amaç güden işgalci bir güç olarak değerlendirdi. Bazıları ise, “anti-emperyalist cephede” değerlendirmeye devam ediyorlar.
İlham ve güç kaynağımız…(Sentez)
Proletarya partisinin kuruluşunun ve mücadeleye atılışının ellinci yılındayız. Bu süre içinde mücadelesini kesintisiz sürdüren proletarya partisi, bundan sonra da mücadelesini sürdürecektir. Onu var eden koşullar devam ettikçe varlığını devam ettirecektir. Sınıf bilinçli proletaryanın öncü müfrezesinin ülkemizdeki varlık nedenleri, günümüzde sistemin çöküntü içine girdiği koşullarda çok daha kendisini dayatır duruma gelmiştir. Elbette ki o, üstlendiği tarihsel rolü yerine getirecektir. Çünkü mücadelesine yol gösteren sağlam temellere dayalı ideolojik-politik bir pusulası vardır.
Beyaz dağ’dan arta kalan çığlık dizelerinin şairi EMİR ALİ YAGANI kaybettik… Hasan Hayri Aslan
Son yıllarda Dersim’in çok değerli kültür insanlarını kaybettik. Sılo Qız, Emre Saltık, Hasan Saltık, Mehmet Çetin, Remzi Aydın… birer yıldız gibi kayıp gittiler. Remzi Aydın için “Gri İklimden Maviye yolculuk” yazı çalışmamı yaparken 9 Şubat günü EmirAli’nin ölüm haberi ile sarsıldık. Epey zamandır yolları taşımak zor geliyor bana; ziyaret edemedim, kısa mesajlaşmalarla yetindik. 13 Kasım 2018’de söyleşi için o gelmişti bulunduğum kente. O sıra aldığım kitaplardan “Beyaz Dağda Bir Gün”ü şöyle imzalamış: “İhtiyar, ne böyle yaşanmışlıklar, ne de bu kitap olaydı!
TKP-ML MK:Yol Göstericimiz, İlham ve Güç Kaynağımızdır Partimiz!
24 Nisan 1972, İbrahim Kaypakkaya önderliğindeki bir avuç komünist tarafından, karanlığa tutulan meşalenin kurumsallaşma adımı olarak tarihe geçti. Dönemin, savaş ve direniş geleneği, Mahir ve Denizlerle birlikte örülüyordu. Anti-emperyalist kavgada yakalanan ivme, devrimci militan bir mücadele yaratmıştı. İbrahim yoldaş, savaş cephesine proletaryayı temsilen katıldı.
Zafer ve yenilgilerle dolu bir tarih! (1)
Dünyada 1965-1970 yılları arasında emperyalist-kapitalist sistemin kaynaklık ettiği ana çelişkiler giderek şiddetleniyordu. Bu başlıca çelişkiler; emperyalizm ile ezilen halklar ve uluslar arasındaki çelişki, emperyalist-kapitalist ülkelerde proletarya ile burjuvazi arasındaki çelişki ve yine çeşitli emperyalist ülkeler arasındaki çelişkilerdi.
Lorenzo Orsetti… (Nubar OZANYAN)
Yolculuk boyunca başını arabanın arka koltuğuna yaslayarak uyurdu. Yaptığımız yolculuklarda Lorenzo’yu uyanık görmek neredeyse mümkün değildi. Araç içinde uyuyarak saatlerce yolculuk yapabilirdi. Ama “yeni bir özgürlük hamlesi olacak” cümlesini duyduğunda ne gözünde uyku belirtisi ne de yorgunluktan eser kalmazdı. Barış halinden savaş haline, uyku halinden silahlı tekmil haline nasıl hızlıca geçildiğinin örneğiydi Lorenzo.
Burjuvazi Parayı, İşçiler Ekmeği Düşünüyor
Burjuva sınıfı, daha fazla kar elde etmek için daha fazla alanı kontrol altına almak ve bunun için de daha fazla silahlanmak istiyor. Ağızlarında “barış” yok ve hiç bir zamanda “barış” kelimesini tam anlamıyla kullanmadılar. “Barış” dedikleri anda da yine kafalarında savaş vardı.
Azami kar için birbirlerine karşı savaş açarken, savaşa sürdükleri askerler yine işçilerdi. Savaşta ölenler, bombalarla param parça edilenler, evleri yıkılanlar, göç yollarına düşenler, burjuvaların egemenlik savaşında hiç bir çıkarı olmayan, ama, onlar vasıtasıyla sürdürülen bir savaş....
Sağlam proleter karakter örneği …Ali Asker YER
Pazar günü Stuttgart Arena Kültürhaus’da evgili yoldaşımız Ali Asker YER’in anma toplantısındaydık. Salon ve çevresi sevenleri ve yoldaşlarıyla doluydu. Bu sevgi seli hiç kimseyi şaşırtmadı, çünkü o gerçekten çok sevilen gerçek bir proleter devrimciydi. Onun yaşamından kareler içeren sinevizyon gösterimi sırasında salonu derin bir sessizlik ve hüzün kapladı, çok sayıda insanın gözleri ıslak ıslaktı. Hiç birimiz onun bu zamansız gidişine katlanamamıştık.
50. Yılın Deneyimi Newroz Ateşinin Görkemiyle1 MAYIS ALANLARINA!
Başta Kürt halkı olmak üzere Mezopotamya halklarının isyan ve direniş günü olan bir Newroz’u daha geride bıraktık. 8 Mart’ta kadınların dalgalandırdığı isyan bayrağı, 21 Mart Newrozlarında başta Kürt halkı olmak üzere Türkiyeli işçi ve emekçilerin kitlesel ve coşkulu eylem ve mitinglerine sahne oldu. 2020 Newroz’u salgın bahane edilerek yasaklanmış, 2021 Newroz’u salgının etkisi altında kalmıştı.
2022 Newroz’u ise gerek Kürt ulusunun artan özgürlük talebi ve gerekse de yaşanan ekonomik krizin derinleşen etkisiyle görkemli bir katılıma neden oldu.