Perşembe Ekim 29, 2026

Ararat'a sevdalı bir komünist: Nubar Ozanyan

Rojava’daölümsüzleşen TKP/ML üyesi TİKKO komutanı Nubar Ozanyan’ın şehadetinin ardından yoldaşları Ozanyan’ı anlattı. Şişli Karagözyan Ermeni yetimhanesinden arkadaşı Stepan Melkonyan, 1964 yılından itibaren yetimhanede aynı sıraları paylaştıklarını aktardı. Aynı sıralardan Armenak Bakıryan, Nubar Yalım, Hayrabet Honca, Manuel Demir, İmam Boztaş ve Hrant Dink de geçmişti.

Yetimhaneden Devrimci Bir Kültür Doğdu

Melkonyan o günleri şöyle anlattı: "Çoğunluk okula doğudan geliyordu. İstanbul'dan katılan çok azdı. Gelenlerin çoğu Türkçe bilmiyordu zaten. Kürtçe konuşuyorlardı. Önce Türkçe öğreniyor, sonra Ermenice öğreniyorlardı. Ortaokul ve liseyi Üsküdar'da Surp Haç Tıbrevank'ta okuduk. Bizim dönemimizde okul müdürümüz Mıgırdiç Margosyan'dı. Bende öksüz yetim büyüdüm, küçük yaşta çalışmaya başladım. Hepimiz aynı durumdaydık. Sabah kalkardık altıda top oynardık, büyükler (Hrant Dink, Armenak Bakırcıyan) bizi kovalarlardı. Nubar'la köşe kapmaca oynardık, okulun en yaramazları bizdik."

"Nubar'ın karakteri anlatılmazdır. Paylaşmayı çok severdi en başta. Kendi giyinmez giydirirdi. Yırtık gömleği alır dikerdi, 'bunu ben giyeyim yenisi sen giy' derdi. Hiçbir zaman lüks diye bir şey tanımadı. Sadeliği severdi."

Öte yandan sporcu kişiliğini yine arkadaşından öğreniyoruz: "Halterde başarıları vardı. Onun antremanlarda Naim Süleymanoğlu'ndan daha ağır kaldırdığı doğrudur. Peki nasıl olur, sen daha ileri pozisyondayken nasıl engellendin diye sordum. Şunu dedi bana: Ondan ağır kaldırdığım ilk antremandan sonra antrenörlerim tarafından açıkça uyarıldım ve dışlanmaya başlandım.

En son iki ay kadar önce buradaydı. "Biraz daha işimiz kaldı" dedi. Çok acele ediyordu gitmek için. Gitmesi gerekiyordu; 'Bir yıl daha işimiz kaldı' dedi en son.

Kulakları duymuyordu. Roketatar kullandığı için bir kulağı neredeyse işitmez hale gelmişti. En son IŞİD'in hezimete uğradığı Enternasyonalist Özgürlük Taburu baskınında da çok sayıda roket kullanmıştı. Kulakları zarar görmüştü ama işitme cihazını takmıyordu.

Benim burada çok rahat ediyordu. Hatta dedi ki en son zamanlarda; buraya bir ranza ayarlayalım. Çünkü yetimhane zamanında ranzamız vardı ikimizin (gözleri dolarak).

Suzan Suzi şarkısını çok severdi. İnternetten açıp dinledik son zamanlarda. Sasna Şaran oyununu da severdi (Ermeni halayı). Bir de ülkesini çok severdi. Hayrenik derdi. Her zaman oraya karşı bir özlemi oldu. Karabağ'daki savaş arkadaşı Monte Melkonyan'ın mezarının yanına gömmek isteyenler oldu."

Filistin Kampında Bilgilerini Yoldaşlarıyla Paylaştı

Partili yoldaşı Levon Azgaldyan ise Filistin ve Karabağ yolculuklarını anlattı.

"Nubar'la tanışmamız 1991 yılıda, TKP/ML'nin Filistin'de kurduğu gerilla kampında oldu. Bir şafak vakti kampa yaklaşırken, kampın nöbetçilerini uzaktan gördüm. Nöbetçilerin arkasında bir kişi sabah sporu yapıyordu. Nubar'la ilk karşılaşmam orada oldu.

Kamp yaşantımız boyunca diğer tüm yoldaşlardan farklı özelliklerini gördüm. Nubar diğerlerine göre çok daha disiplinli bir arkadaştı. Hiçbir şekilde aykırı veya keyfi davranışına rastlamadım. Askeri anlamda o kampta daha önce Filistinlilerin verdiği bir eğitimden geçtiği için kamp yönetimi de onun bilgilerinden yararlanıyordu. Mesala patlayıcılar üzerinde yoğunlaşmıştı. Kimya konusunda yetkinliği vardı. Günlük hayatta kullandığımız çeşitli maddeyi patlayıcıya dönüştürebiliyordu. Bir el yazma defteri vardı hatırlıyorum. Onlarca patlama metodunu not almıştı. Kampta verdiği derslerde onlardan yararlanıyordu."

"Daha sonra kamptaki eğitimini tamamlamış olanlar ülkeye döndük. Gerillalarımızın yoğun olarak bulunduğu Dersim'e geçtik. Dersim bölgesinde faaliyetler sürdürülürken birkaç yıl önce ayrılan doğu anadolu komitemizle yeniden birleşme görüşmeleri başlamıştı. Ardından yoldaşlarımız bizi farklı bir ülkeye gönderme kararı aldılar. Oradaki çalışmaları düzene sokma ve lojistik destek sağlama amacıyla Nubar ve ben görevlendirildik. Ermenistan'a girişimiz kaçak yollardan gerçekleştirilecekti."

Karabağ'a Geçmek Kolay Olmadı

"Gideceğimiz bölge Sovyetler Birliği'nden yeni ayrılmış bir yer olduğu için enformasyon konusunda sıkıntılar vardı. Neyle karşılaşacağımızı da bilmiyorduk. Sınırı geçişin de çok zor olacağını tahmin ediyorduk. Ay ışığının olmadığı birbuçuk iki saatlik bir zaman dilimi içersinde biz Türkiye tarafında siperlerde nöbetin tutulduğu bir yerden, Ermenistan tarafına geçmek zorundaydık. Yaklaşık beşyüz metrelik bir alanı aşmak zorundaydık. Bu alanda ne gibi zorluklarla karşılaşacağımızdan haberimiz yoktu. Bulunduğumuz yerden siperleri gözleyebiliyorduk. Askerlerin seslerini duyabiliyorduk. Geldiğimiz nokta öyle bir noktaydı ki geri dönüşü olmayan bir sınırdaydık. Geri dönersek ayışığına yakalanıp görülme tehlikemiz vardı."

"Azgın bir nehir olarak bildiğimiz Aras Nehri'nin aslında çok cılız bir nehir olduğunu orada anladık. Suyu geçerken herhangi bir sıkıntı yaşamadık. İleride tel örgüleri gördük. Telleri incelediğimizde aslında bu alanın Aras'ın yatağı olduğunu fark ettik. Suyun hemen hemen onda birine düştüğünü, tellerin de erezyonu önlemek amacıyla yerlere serildiğini fark ettik. Ayışığı yavaş yavaş çıkmaya başlamıştı ama biz Türkiye tarafındaki tehlikeli bölgeyi geçmiştik. Daha sonra çok derin bir hendekle karşılaştık yaklaşık üç metre boyundaydı. Hendeği görünce eğer buraya tek kişi gelseydik karşılaşacağımız durumu gördük. Birbirimizi sırtlayarak hendekten iniş ve çıkışı gerçekleştirdik. Elli metre sonra aynı hendekten bir tane daha vardı. Aynı şekilde geçtik. Bir uğultu geliyordu sürekli ama anlayamadık ilk zamanlarda."

"Meyve bahçelerine vardığımızda önümüze çıkan tellerin yüksekliği beş metreydi. Bu tel örgülere tırmanmak mümkün değildi. Burada Nubar yoldaş pratik zekasını ortaya koydu. Tellerin direklerini tek tek kontrol etti ve birinde bir gevşeklik hissetti. Direği aşağı doğru eğmek için kırkbeş dakika kadar uğraştık. Sonuçta ağırlığımızı direğe verdiğimiz anda mancınık gibi bizi diğer tarafa fırlattı. Uğultu gittikçe yükseliyordu. İlerledikçe gözetleme kuleleri belirginleşmeye başladı. Biraz gözlemin ardından kulelerde asker olmadığını fark ettik. Ancak bu sefer de uğultunun kaynağını gördük. Aras Nehri bir kanala yöneltilmiş ve bu kanaldan korkunç bir debiyle akıyordu. Beton kanalın genişliği yaklaşık on metreydi. Daha önce geçtiğimiz cılız suyu göz önüne alırsak Aras Nehri'nin büyük bir kısmının yatağından çıkarılarak kanala aktarıldığını gördük. Bu kanala girmek mümkün değildi. Biz de kanalın üzerinde bir köprü aramaya başladık. Köprüyü bulduk ancak zamanımız daralıyordu. Henüz Arası geçememiştik."

"Köprünün üstünde sarmal tellerle örülmüş tuzaklar bulunuyordu. İnsan temas ettiği zaman sinyal veren bir mekanizma varmış. Köprüyü geçmemiz bu yolculuğun en zorlu kısmıydı. Nubar yoldaş olmasa asla geçemezdim. Pratik zekası çok yüksekti. Sabah beşe doğru biz Ermenistan topraklarına varabildik. Burada ilk işimiz yolu bulup köylü arabalarını durdurmak oldu. Biri bizi şehre götürdü. Bu ülkedeki faaliyetlerimiz dört ay kadar sürdü. Bu süre sonunda ben dönmek zorunda kaldım. Oradaki çalışmalar tamamen Nubar yoldaşın üstüne kaldı."

Ulaş'ın Şehit Olmasına Çok Üzüldü

"Rojava'ya geçtikten sonra bu yıl içersinde benimle irtibata geçti. Öldürülmeden bir buçuk ay önce buradaydı. Dersim'de çok yoğun operasyonların olduğunu ve bazı yoldaşlarının sığınaklardan çıkamadığından bahsetti. Ama mutlaka oraya ulaşmak istiyordu. Bu amaçla üç kere Dersim'e gitti. Ardından Rojava'ya döndü. Dönmeden önce yaptığımız sohbetlerde Ulaş Bayraktaroğlu'ndan bahsetti. İnanılmaz derecede üzgündü. Aralarında samimi ilişkileri olduğundan bahsetti. İlk defa aynı örgüt içinde olmadığımız birinin ölümüne bu kadar üzülen birini görmüştüm. Çok öfkeliydi."

"Burada kaldığı süre içinde yirmi yıl önce tanıdığım Nubar'dan hiçbir şeyin değişmediğini gördüm. Nerede olursa olsun sabah beş buçukta yatağında görmek mümkün değildi. Aynı disiplinle devam ediyordu. 61 yaşında olmasına rağmen çok sağlıklı ve atletikti. Mütevazılığında hiçbir değişim yoktu. Hiçbir zaman boş durmazdı. Yediği yemekten kullandığı giysilere kadar 'bunu atmamız gerekiyor' dediğine şahit olmadım. Onun için her şey değerlendirilebilirdi."

Çevirileriyle Bir Çok Konuyu Aydınlattı

"Türkiye devrimci hareketinin eksik kaldığı belli konular vardı. Bunlardan biri Doğu Halkları Kurultayı belgeleri, TKP'nin Sovyetler Birliği Komünist Partisi'yle yazışmaları, Ermenistan Komünist Partisi'nin yazışmaları, Hınçak ve Taşnag'ın arşivleri Türkçe'de mevcut değildi. Tüm bunların çevirisiyle ilgileniyordu. Bitirdiği iki eseri var: Biri "Kafkasların Lenin'i Stepan Şahumyan", diğeri de "G.K. Orjonikidze ve Ermenistan'da Sovyet İktidarının Kuruluşu" kitabıdır. Yarım kalan çalışmalarını yoldaşlarının tamamlamasını umut ediyorum.”

Kaynak: ETHA

51880

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Misafir yazarlar

Rahat uyu ey ihtilalin oğlu, halkların kardeşliğinin komünist yoldaşı!

2005 yılında Ermeni Soykırımı’nın 90. yılında Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) heyeti olarak Nubar yoldaşın Ermenistan’daki evinde yaklaşık 2 hafta konaklama şansına sahip oldum. Her ne kadar Ermenistan devlet bakanları bizleri Ararat Hoteli’nde ağırlamak için bu oteli tahsis etmek etseler de, bizler heyet olarak Nubar yoldaşın evinde kalmaktan yana tercihimizi kullandık. Kaldığımız bu iki hafta içinde kendisiyle birçok konuda kapsamlı sohbet etme şansına sahip olduk ve orada yürüteceğimiz faaliyetler noktasında birlikte plan yapma imkanı bulduk.

TKP/ML TİKKO Rojava Komutanlığı: “Nubar yoldaş’ın mücadelesi sınırsız ve ölümsüzdür”

“Devrimin mütevazı sessiz generali”

“Sizler ki o kadar gözyaşı ve acı görmüşsünüz

Nasıl da başardınız yüzyıllar boyunca

Kalmayı bu kadar tatlı bu kadar güzel

Dünyaya bu kadar güzel bakmayı”

Silva Kaputikyan                              

“TKP/ML üyesi ve TİKKO Rojava Komutanı Orhan Bakırcıyan( Nubar Ozanyan) yoldaş, 14 Ağustos tarihinde hayatı boyunca savaştığı gibi savaşarak şehit düştü.

Kırdalyan: Armenak Bakır'ın bir emaneti daha aramızdan göçtü

Rojava'da şehit düşen TKP/ML TİKKO Rojava komutanlarından Nubar Ozanyan'ın (Orhan Bakırcıyan) mücadele arkadaşları adına Kristin Kırdalyan, Ozanyan'ı anlattı.

Kırdalyan "Armenak Bakır'ın bir emaneti daha aramızdan göçtü. Bütün ömrünü adadığı sınıf mücadelesi uğrunda azimle çalışan Fermun Çırak yoldaşı Rojava'da kaybettik" dedi.

“Hizipçi” ve “Bölücü” Olan Kimdir?

Hizipçi ve bölücü olanlar, revizyonist çizgide ısrar edenlerdir. Bütün eleştirilere rağmen hatalarını düzeltmeyenler, düzeltmemekte ısrar edenlerdir. Hizipçi ve bölücü olanlar, samimiyetle öz eleştiri yapmak yerine, sadece çok sıkıştıkları zaman, revizyonist özü kamufle edenlerdir. Hizipçi olanlar, kendilerine eleştiri yöneten kadrolardan örgütün imkanlarını esirgeyenler, kendi yağcılık ve dalkavukluk yapanlara bütün imkanları sergileyenlerdir. Hizipçi ve bölücü olanlar, örgüt içinde körü körüne itaati, dalkavukluğu, sırt sıvazlamayı teşvik edenlerdir.

TKP/ML Ortadoğu Parti Komitesi “TKP/ML-TİKKO Rojava Komutanı Orhan Yoldaş ölümsüzdür!”

TKP/ML-TİKKO Rojava Komutanı Orhan Yoldaş ölümsüzdür!

Katledilgimiz suruçla çoğaldık(*)

“Başkaları için kendinizi unutun, o zaman sizi de hatırlayacaklardır.”[1]

Emekçiler işsizler yoksullar nerede?[1]

“Başkasının hayallerine tutsak olursanız belanızı bulursunuz.”[1]

Maltepe sahilindeki miting alanına açılan yollardan birinin kenarında durmuş, önümüzden akan kalabalığı izliyoruz. Kadın-erkek, çoluk-çocuk, İnsan seli. Etkileyici… Ellerinde Türk bayrakları, “adalet” pankartları, Mustafa Kemal’li sancaklar. Bulutsuz, sıcak bir yaz günü, bir pikniğe, deniz kenarında hava almaya gidiyormuşça bir gamsızlık, bir neşe… Arada bir - bizim gibi miting kıdemlilerinin hemen fark edeceği bir acemilikle- slogan atıyor, hemen ardından aralarında koyulttukları ikişerli-üçerli sohbete dönüyorlar.

''MML Yolunda Partizan''ın Yalanları Ve Gerçekler!

''MML Yolunda Partizan'' sitesinde ''Bir Partizan Okuru'' imzasıyla ''Şiddet ve küfür dili sizin devraldığınız bir mirastır'' başlığıyla bir yazı yayınlandı. Yazının konusu; 26 Şubat 2017 tarihinden bu yana Özgür Gelecek Gazetesi'ne yönelik büro işgalleri ve Antakya'da bir Özgür Gelecek Gazetesi çalışanın dövülmesine ilişkin.

Mahmut Özkan'a Verilen Merkezi Görev: ''Karıştır, Güvensizlik Yay, Payına Düşeni Alacaksın''!

Mahmut Özkan'ı bu saflarda olan herkes tanır. Herkesin bildiği ve tanıdığı bu şahsiyeti uzun uzun anlatmaya gerek yok. Yapılması gereken, sadece bazı şeylerin bu haddini bilmeze hatırlatılmasıdır.

Devrimci bir gazeteyi hedef almak kimin işi, kimin görevi?

Gazetemiz Özgür gelecek’e dönük uzun süredir devam eden saldırı furyasına ilişkin birçok açıdan değerlendirmeler yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor. Bu konuda ben de düşüncelerimi kaleme alma gereksinimi duydum.

Aslı Ceren Aslan:Aşksız dirilmiş, iradesi güçlenmiş kadınlarız biz!

“ Sesim belki zayıf ama iradem hayır Aşksız, dirilmiş hissediyorum kendimi.” ( Ahmet Ahmatova )

Sayfalar