Pazar Ekim 25, 2026

24 Haziran’da düzen değişmeyecek!

AKP-MHP “Cumhur İttifakı”nın 24 Haziran’da seçim kararı almasıyla, politik arenada çok hızlı bir süreç işlemeye başladı. Sürenin çok kısa olması, gerek C. Başkanlığı gerekse de milletvekili adayları açısından takvimin ciddi anlamda sıkışmasını getirdi.

AKP’nin Olağan Kongreleri sürecini ele alışı, Binali Yıldırım’ın peşi sıra açıkladığı ekonomik paketler vb. bir dizi gelişme iktidarın seçime hazırlandığınıı gösteren zengin ipuçları olsa da yine de 24 Haziran seçimlerinin baskın veya daha doğru bir ifade ile panik seçim anlamına geldiği çok açık. Öyle görünüyor ki AKP iktidarı, muhalefeti sınırlı bir zaman dilimine mahkûm edip çalışmasının sınırlamayı hedefliyor.

Ne var ki yine de seçimin bu kadar erkene alınmasının temel nedeninin bu olduğunu söylemek zor. Dolar ve Euro’da yaşanan rekor artış, artık basına duyurulmayacağı ilan edilen petrol zamları ve buna doğrudan bağlı olarak gelişen ve gıdadan giyime çok geniş bir yelpazede yaşanan zam yağmuruyla görünür olan iktisadi krizin söz konusu kararda belirleyen olduğunu söylemek mümkün.

Kuşkusuz her iktisadi kriz ona paralel ilerleyen bir toplumsal kriz eşliğinde yol alır. İkisinin kesiştiği yerde artık yığınların tahammül sınırı geçilmiş olur ve isyanlar patlak vermeye başlar. Elbette, sosyal patlama ve isyanların olması için mutlaka bir ekonomik kriz olması gerekmez. Ülkemizin yarı-sömürge yapısı, onu sürekli bir ekonomik kriz içinde debelenmesini getirse de devletin söz konusu durumu yönetme anlamında oldukça tecrübeli olduğu da bir gerçek. “Kriz yönetimi”, “sürdürebilirlik” vb. kavramlarla ifade edilen de tamda bu.

Çanlar AKP iktidarı için çalıyor

Gelinen aşamada bugün, iki düzlemde ciddi anlamda derinleşen sorunlar yumağından söz etmek mümkün. İlk düzlemde -ki bir kısmını yukarıda açmaya çalıştık- emekçilerin alım gücünün düşmesi, yoksulluk ve yoksunluk girdabına her gün biraz daha fazla itilmesi.

İkinci düzlemde ise temel hak ve özgürlükler, söz, eylem ve örgütlenme özgürlüğü vb. başlıklarda yığınların toplumsal yaşamına dair, giderek keskinleşen çelişkiler bulunmaktadır. İşte bu iki düzlemin ya da doğrunun giderek birbirine dokunması ve yer yer kesişmesi dahası bu kesişmelerin de giderek bir süreklilik arz etmesi AKP iktidarının seçimleri 24 Haziran’da yapmasını getirdi.

Kaba haliyle önümüzde yeni bir dönem olduğunu söyleyebiliriz. Bugüne değin geniş yığınlar üzerindeki etkisini ve ekonomik anlamda da, emperyalistlerden aldığı paralarla ekonomisinin çarkını döndüren iktidarın artık yolun sonuna değilse bile çarkın yavaşladığını göreceği bir döneme giriyoruz. Bu, toplumsal anlamda, OHAL’le birlikte iyice köşeye sıkıştırılan neredeyse nefes almasına izin verilmeyecek olan yığınlar için artık gidecek bir yerin kalmadığı bir duruma işaret ediyor.

Her hâlükârda veriler, başta iktidar katında olmak üzere çatışma, klik dalaşı ve hesaplaşma, toplumsal bağlamda iktidar ile yığınlar arasında da sokağa taşan, şiddeti oldukça yüksek bir mücadele arenasının kapısının açılacağına işaret ediyor. Kuşkusuz devletin bu yüzleşmede konuşacağı dilin şiddetten beslenen korku ve yıldırma üzerine dayanan bir dil olacağı açık..

Nitekim Erdoğan’a rakip olarak çıkarılan 90’lar Çiller döneminin İçişleri Bakanı Meral Akşener’le benzer bir sürecin ikinci perdesine hazırlık yapıldığı anlaşılıyor…

İktidarı sarsan güçlü bir muhalefet örgütlemek

Peki, tüm bunların 24 Haziran seçimleriyle ilişkisi ne? Ya da beklediğimiz, öngörüde bulunduğumuz bahsini ettiğimiz yeni dönemle, 24 Haziran arasında nasıl bir bağlantı var?

İlk olarak, 24 Haziran AKP iktidarının yasal-hukuki dayanaklarıyla tam başkanlık rejimine geçerek iktidara ait tüm ipleri ele alması açısından bir milat olacak. Denilebilir ki bugüne değin zaten AKP-Erdoğan fiili olarak başkan gibi hareket ediyordu.

Doğrudur ancak durum o kadar basit değil. R:T. Erdoğan bu seçimden istediği sonucu alırsa bugüne kadar yasal alt yapısı olmadan yaşama geçirdiği tüm uygulamalar ve işlediği tüm suçlar böylece bir çırpıda aklamış olacak.

İkinci olarak, yeni ve sert geçeceği anlaşılan bir müsabakaya, bir kez daha sandıktan onay almış olmanın özgüveni ile girecek.

Bu başlıkları genişletmek mümkün.

Özetle, R.T. Erdoğan yaklaşan ve kasırgaya dönme alametleri gösteren fırtınaya en güçlü şekilde girmek, tüm hazırlıklarını şimşekler çakmadan ve gök gürlemeden bitirmek istiyor…

İşte 24 Haziran seçimleri tamda bu noktada yurtsever, devrimci, ilerici güçler ve muhalefet açısından büyük bir anlam taşıyor. AKP-Erdoğan 24 Haziran’dan hile-yalan dolan; asker ve şimdi yeni getirdikleri düzenlemeyle polis postalıyla istediği sonucu çıkarabilir. Ama toplumsal muhalefetin dinamikleri de 24 Haziran süreci vesilesiyle bir kez daha sokaktan beslenen, gücünü burada test eden, seçim süreci boyunca yürüteceği çalışmalarla biriktirdiği sinerjiyi açığa çıkarmayı başarabilen ve yeni müsabakalara hazırlanan daha dinamik bir rakiple karşı karşıya kalacak!

24 Haziran’a kadarki sürecin bizim için tam anlamalı bu olmalıdır; OHAL, baskı ve zulme karşı öznenin gücünü yeniden keşfedeceği bir süreci örgütlemek, inşa etmek; kazanma umudu ve direncini tazelemek!

Bunu yaparken, yaşananların da sunduğu geniş propaganda fırsatıyla sistemi, düzenin işçilere, emekçilere, Kürtlere ve Alevilere, kadın ve gençlere ve LGBTİ+lara, ve tüm ötekilere karşı düşmanlığını teşhir etmek!!

Bıkmadan, usanmadan, yorulmadan; gelişmelere tv karşısında sinirlenerek tepki vermeye mahkûm edilmek istenen yığınlara buradan sokağa, direniş hattına uzanan yolu genişletmek, buradaki trafiği büyütmek, akışı hızlandırmak…

24 Hazirana kadarki sürecin bizim için anlamı budur!

Çok büyün iddialarımız, çok farklı ve müthiş vaatlerimiz yok; 24 Haziran’da sistem yıkılmayacak, düzen değişmeyecek, 25 Haziran’da yeni sosyalist bir ülkeye uyanmayacağız…

Ancak 25 Haziran’da rakibi karşısında daha güçlü, daha direngen, daha özgüvenli, daha da yenilenmiş ve cüretli; gücünü sokağın direnişinden alan, iktidarı sarsan ve yönetme krizini derinleştiren bir toplumsal muhalefet görmek istiyoruz!

Basit ama anlaşılabilir ve de en önemlisi uygulanabilir bir hedef değil mi?

Seçim Koordinasyonlarında; Etkin, Güçlü Bir Çalışma!

Zamanın darlığı, hazırlıkların her bakımdan sıkışmasını da beraberinde getirmektedir. Bu yüzden ilk adımımız Gezi İsyanına atıfla “panik yapmadan hızlıca organize olmaktır”.

Her yoldaşımız, en kısa sürede çevresindekilerle bir araya gelmeli, 24 Haziran’a dair neler yapılabileceğini konuşmalıdır. Hareketimizin seçim tavrı açıklanmış adres ve hedefler gösterilmiş durumdadır. Başka bir değişle yol haritası en genel haliyle ortay çıkmış durumdadır. Bundan sonrası faaliyet içinde yol aldıkça şekillenecektir.

Zamanın darlığından dolayı önceki yıllardaki gibi zamana yayılmış Seçim Koordinasyon toplantıları, yerellerde toplantılar vb. yapma şansı yoktur. Bu seçimde Hakların Demokratik Kongresi(HDK)- HDP ile eşgüdümlü bir şekilde çalışma kararı almıştır. Seçim Koordinasyonları, HDP, HDK ve bu iki gücün bileşeni olmayan devrimci, demokratik kurum ve kişilerden oluşacaktır. Bu bağlamda, vakit kaybetmeden en yakınımızdaki HDK-HDP seçim koordinasyonuna ulaşıp, sürece dahi olmak elzemdir.

Çalışmalarımızda gücümüz, gerçekliğimiz ölçüsünde yoldaşlarımız, örgütlü tabanımız ve kitlemizin, belli alanlara yoğunlaşması doğru olacaktır. Gücümüzü dört bir yana dağıtmadan, pilot bölgeler belirleyerek, özellikle de birebir temas, ev ziyaret ve toplantıları vb. çalışmalarda aktif bir şekilde yer almak önemlidir. Geleneğimizin, Türk ulusundan gerek-Alevi gerekse de Sünni; Kürt ulusundan gerek Alevi gerekse de Sünni-Şafi inancından halkımız açısından birleştirici bir yerde durduğu açıktır.

Bu bakımdan seçim sürecinde hareketimizin, toplumsal muhalefet açısından, 45 yıllık geleneğin ve yarattığı değerlerin etkisiyle bir kesişme noktasında durduğunu söylemek yanlış olmaz.

Sözgelimi, Karadeniz faaliyetimizle hareketimizi daha yakından tanıyan Türk Alevi ve Sünni inancından halkımızın, Dersim-Kürdistan’da 45 yılı aşan gerilla pratiğiyle Kürt-Alevi halkımızın ve özellikle de son yıllarda Rojava pratiğiyle bu bölgedeki emeğimizin Kürt-Sünni-Şafi inancından halkımızın hareketimize pozitif –olumlu bir bakışı yarattığını söylemek abartı olmaz.

Gelinen aşamada, geride kalan kısa sürede, etkin, organize olan, seçim koordinasyonlarında ter döken, ve perspektifi 25 Haziran sonrasına dair güçlü bir örgütlenme yaratmak olan bir çalışma yürütmenin olanakları mevcuttur!

OHAL karanlığını parçalamak, faşist diktatörlüğün azgın saldırılarını geriletmek ve tek adam rejimine dur demek için harekete geçelim!

Milletimiz tamam derse çekiliriz diyen R.T.Erdoğan’a yanıtımızı, ev, ev sokak, sokak, fabrikalarda ve köylerde herkes bilsin!

Ha yanıt mı elbette TAMAM!

Bir Partizan 

54124

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Partizan'dan

“Newroz coşkusuyla gözaltı, tutuklama ve yasakları hükümsüz kılalım”

“Devrimci, demokrat, ilerici güçleri pres operasyonlarıyla sindirmeye, korkutmaya, yıldırmaya yönelik hiçbir baskı politikası bugüne kadar başarıya ulaşamadı, bugünden sonra da başarılı olmayacak” şeklinde açıklama yapan Partizan açıklaması şu şekilde sürdürdü: “Faşist Kemalist Diktatörlüğün geleneksel olarak uyguladığı katliam politikaları devam ediyor. Bugün de başta Kürt ulusu olmak üzere azınlık milliyet ve inançlara, ezilen yoksul halka, işçi sınıfına, kadınlara, LGBTİ’lere yönelik imha, inkar ve asimilasyon politikaları hız kesmeden devam ediyor.

Sedat'a….. Ihsan Feridun Berkin

Sen’inle 1977 yılında, kavurucu bir Ağustos gecesinde, İzmir Karabağlar’da bir gecekondu’da tanışmıştık. Sen, Ben ve bir arkadaş daha, el yapımı iptidai bir matbaa ile, sabaha kadar binlerce bildiri basmıştık. Bildirilerin mürekkepleri kuruyup, üst üste istifledikçe keyfimize diyecek yoktu doğrusu ; rotatif misali çalışıyordu körpe kollarımız ; rotatif ne kelime….ertesi günkü mitingde dağıtılacak binlerce bildiriyi, o gece sabaha kadar sadece biz üçümüz basacaktık.

Newroz;Köhnemişe isyan,mazluma kardeştir!

Newroz, sınıf mücadelesi tarihinde zulme karşı yeni bir sayfa açma hamlesidir. Demirci Kawa’nın bu devrimci hamlesi tarihseldir, gelecek kuşakların ve toplumların isyan-direniş geleneğidir.

Newroz Ortadoğu ve ortaasya toplumlarının bilincinde yenilenme, başlangıcın ifadesidir. 21 Mart’ı dönüm noktası olarak kavrayan toplumsal bilinç hamle yapmaya, geçmişin ağır yükünden kurtulmaya da hazırdır. Demirci Kawa’nın Dehak’ın zulmüne karşı haysiyet, onur ve geleceği kazanma mücadelesi Newroz’un başlangıç, yenilenme özünün devrimci karaktere bürünmesini sağlamıştır.

Bu Senin Hikâyendir

Sen bir halksın. "MÜMİN VE EFENDİ" bir halksın.

Halkların devrimci birliği

Emperyalizm bir yandan ranta dayalı sermayesini büyütürken diğer yandan ezilen dünya halklarının yaşamında büyük bir ağırlık olarak duran sefaletin yaratıcısı ve sorumlusudur. Dünyada var olan ve yaşanan köleliğin ve yoksulluğun yaratıcısı ve sürdürücüsü durumunda olan emperyalizm bütün faşist-gerici ulus devletlerle birlikte yaşatılan soykırım ve katliamlarında baş sorumludur. Emperyalistler ve yerli gerici faşist iktidarlar Ortadoğu’da ve ülkemizde ulusal-dinsel-mezhepsel çatışmaların düşmanlıkların yegane sorumlularıdır.

Kürdistan boşalıyor!

Özyönetim ve Hendek

Katliam, yıkım ve göçün diyarı oldu !
Oysa birkaç ay öncesine kadar umutlanmış ve özyönetimle kendi kendimizi yöneteceğimize dair hesaplar yapmıştık.
Devletin Moğol psikozuyla Kürdün kendi kendini yönetme isteğini bastıracağını kimse düşünememişti, düşünemezdi, zira Erdoğan, İran mola rejiminin sünni versiyonlu dinci rejiminin ayak yerini yapmak için yapay bir barış ortamı yaratmıştı. Bu barış ortamına hepimiz kandık, "yetmez ama evet" lerle destekledik, rehavete kapıldık ve işlenen tüm suçlara da ortak olduk.

Umudun Yazarı Sizler Gibi Olmaksa ...

İnsanı faşistlikten kurtaran sevdikleri için üretikleri değil ki .

İnsanı faşistlikten kurtaran sevdikleri dışındaki insanlar içinde üretmesidir .

Vallah zenginlere döndük. Billahta zenginlere döndük. 

Hani şu nasıl kazanıldığını bilmeyen,  har vurup harcayan,  çocukları olan zenginler var ya,  ha…  onlara döndük.

Bu kadar da olmaz ki .  

Dünyanın neresinde halkın sosyal yaşantısının içerisinde çıkıp gelen tınılar  çalındığında devrimcide burçak tarlasına iştirak etmez ki .

Bir şeyde diyemiyorsak .

Berlin’e Savaşı Öldürmek İçin Gitmek

„Çocuklarınıza mutlaka şunu anlatın;Bizler, kadınlar olmasaydık,1945’inİlkbaharı da olmazdıYaşanmazdı”(Nonna Aleksandrovna)[1]

Berlin’e Savaşı Öldürmek,Sur’a Kürt katliamını Durdurmak İçin Gitmek...

 II. Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın en vahşi günleriydi. Bütün emperyalistlerin dört gözle, Sovyetlerin Nazilerin eline düşmesini beklediği anlardı. Ama, Nazilerin hesaplayamadığı bir şey vardı. Sovyet kadınları...

TKP/ML-MK:8 Mart emekçi kadınların örgütlenmiş isyanıdır!

8 Mart 1857’de Amerika’da Kadın işçilerin temel hakları için mücadele ederken 129’nun yanarak katledilmesiyle temel buldu Dünya emekçi Kadınlar günü. Proleter kadınların kapitalizme karşı açtığı isyan bayrağının kızıl rengi bugün kadın hakları mücadelesinin hala temel itim gücü olmaya devam ediyor. 1857 ile rengini alan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü, bugün kadınların sınıfsal sorunları yanında ezilen cinsiyet olmasından kaynaklı sorunlarla birlikte daha geniş anlama bürünen bir toplumsal mücadele karakteri kazanmıştır.

Son kavga sınıf kavgasıdır! İsmail Cem Özkan

“Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” Köroğlu

Sınıf kavgasında taraflar meydana çıkıp er kavgası yapmamaktadır… Köroğlu değimi ile tüfek icat oldu. Bir tüfeğin sınıf lehine kullanılması ve sınıfı için sermaye birikimi aracı olduktan sonra savaşlar meydanlara çıkıp, daha karmaşık ilişkilerin olduğu bir alana kaydı. Kapalı kapılar arkasında verilen kararlar sonucu birçok insan haberi dahi olmadan, ne için öldüklerini bilmeden toplu katliamların, soykırımların kurbanı oldu.

Koçgiri'nin Onurlu Direnişi‏

Bilinmelidir ki, 1921’de Koçgiri, 1930’da Zilan ve 1937-38’de Dersim’de yaşananlar, resmi belgelerde tahrif edilerek gösterilmeye çalışıldığı gibi asla isyan değil, birer katliamdır. Hatta Dersim 1937-38 bir soykırım girişimidir.

Gelo ew ki ye / Jı wé da te ye /

Çı bejnik le ye / We ki reyhan e /

Navé wî Alîşer e / Him mér e him reyber e /

Li çiya ye Koçgîriyê zulfîkare

Sayfalar