Cumartesi Eylül 26, 2026

15 Şubat Roja Reş (Nubar OZANYAN )

Halkların tarihinde ve yaşamında bazı günler vardır, unutulmazlar. Hatırlanmazsa ihanet, unutulursa vefasızlık olur. 15 Şubat Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi nezdinde kara bir gün olarak anılır. O kara günde uygar diye bilinen dünyanın haydutları ve bölgenin eşkıyaları, mazlum bir halkın özgürlük iradesine hain bir komployla kelepçe vurmak istediler. Özgürlüğüne sevdalı sayısız Kürt militanı, komploya karşı yaşamını bilerek ve isteyerek önderliğine armağan etti. Dünya hayretler içinde ve büyük şaşkınlıkla bu genç militanların yaşamlarına son vermelerini izledi. Anlam veremediler bu büyük eyleme. Gürül gürül akan bir nehir kenarında bedenini ateşe vermeye anlam veremez, özgürlüğün ne demek olduğunu bilmeyen “batının uygar” politikacıları. İttihatçılık zehriyle kirlenen, şovenizmle vicdansızlaşan sahte Türk solcuları da anlayamazlar yanıbaşlarındaki bir halkın görkemli özgürlük eylemini.

Bilinir ki, önderliğini yaratamayan hiçbir halk ve hiçbir sınıf hareketi stratejik olarak belirlediği amacına ulaşamaz. Özgürlüğünü eline alamayan, başarı ve zaferi yaşayamaz. Kürt halkı tarihi boyunca ilk kez özgürlüğüne bu kadar yakın oldu. Ve bu kadar sözünü güçlü söyleyen, dinleten eylemini kabul ettiren bir halk oldu. Kürt gerçekliği önderliğini yarattı, önderliği ise sözü ve eylemi zayıf olan bir halkı uyandırıp ayağa kaldırdı. Kürt kadınını hiç olmadığı kadar irade, söz ve karar sahibi yaptı. Kürtler, önderlikleri sayesinde sözlerini söyleyerek ve eylemlerini yaparak tarih sahnesinde yerlerini aldı. Hiç olmayacak kadar etkili ve görünür özne oldular.

Önderliği tutsak alınan Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi, özgürlük ideallerinden ve Devrimci Halk Savaşı’ndan vazgeçmeyerek mücadeleleriyle özgürlük ve adalet arayanlara örnek oluyor. İttihatçı faşistlerin, Kürtleri imha ve yok etme hesaplarını dağın Devrimci Halk Savaşı stratejisi boşa düşürüyor. Dün Kemal Pir’i, Mazlum Doğan’ı, Hayri Durmuş’u yutamayan katliamcılar bugün de Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi’nin önderi Abdullah Öcalan’ı yutamadı. Özgürlük iradesi, özgürlük düşmanlarının kursağında kaldı. Kesintisiz süren özgürlük yürüyüşü, TC devletinin hesaplarını alt üst etti. İttihatçı Kemalistler, hangi sinsi imha ve soykırım hesabına başvurduysa hangi yalan ve aldatmaca politikasını uyguladıysa da bir türlü başarılı olamadı. Kürt'ün direnişi, faşist Türk devletine dert oldu. 

Peru devriminin önderi Gonzalo’nun tutsaklığından bu yana devrim ve özgürlük düşmanları öncüleri tutsak etmenin peşine düştü. Şubat 1999’da başlayan Kürtlerin Roja Reş’i bugüne kadar devam ediyor. İmha ve inkardan, soykırım politikalarından vazgeçmeyen, İttihatçı-Kemalist gelenekten kopmayan faşist iktidar bugün de Garê’yi işgal etmeye çalıştı. İHA ve SİHA’larıyla saldırıyı başlatan eli kanlı TC ordusu, arkalarına aldıkları bölgesel Kürt yönetimiyle yeni bir imha saldırısına girişti. Gerillanın 2007 Zap Direnişi halen hafızalardadır.

Kürdistan’a sefer olur ancak zafer olmaz.

Türk savaş hükümeti, AKP-MHP ittifakı dün başaramadığını bugün başarmaya çalışıyor. Düşmanın hava ve teknik üstünlüğüne karşı kendini eğiten ve yeni koşullara göre konumlandıran gerillalar, saldırıları boşa çıkarıyor. İnanç, irade ve kararlılıkla bir kez daha yenilmezliğini ispatlıyor. Ermeni’yi, Süryani’yi, Rum’u, Kürt’ü, LGBTİ+yı, Aleviyi, kadını, ormanı yakan AKP-MHP faşist yönetimi, yarattığı cehennemde yanmaktan kurtulamayacaktır.

Ülke açlık ve zulümle kaynıyor. Çöpten yiyecek toplayan, yoksulluktan ve çaresizlikten intihar eden, bilimsel-özerk üniversite talebi nedeniyle başı eğdirilmek istenen bir ülkede yaşamından memnun olan, geleceğinden kaygı duymayan kimse kalmadı. Açlık ve yoksullukla terbiye edilmek istenenlerin başlarının öne eğilmesini isteyen faşist Saray yönetimi, dikkatleri Kürdistan’daki bitmeyen sözde güvenlik sorunlarına ve sınırlarına çekerek yarım kalan imha görevini tamamlamak istiyor. Gerillayı ve Kürt'ü imha politikasıyla sorun olmaktan çıkarmak istiyor. Dün Ermeni ve Rumları, Süryani ve Asurileri bugün ise Kürtleri soykırımla mesele olmaktan çıkarmak isteyen faşist TC devleti fena halde yanılmaktadır. Unuttukları bir şey vardır ki; işgal ve ilhak politikası özgürlük ateşini daha fazla harlamaktan öte bir rol oynamıyor. Oynamayacaktır. Gerillanın darbeleri altında yenilgiyi yaşamaktan kurtulamayacaktır. Türk ordusunun gök gürültüleri değil, gerillanın yağmurları yeşertecektir Garê’yi ve Kürdistan’ı.

Bu zulüm dünyasında tek umut halkın silahlı örgütlenmesidir. Başka hiçbir fikir hiçbir öneri ve yol bu gerçeği değiştiremez. Kürtlerin gözyaşları üzerinden kendi servetini büyütmek ve zevklerini yaşatmak isteyenler, asla muratlarına eremeyecektir. Kürt halkı hiç olmadığı kadar özgürlüğün ve mutluluğun tadını yaşıyor. Bunun sırrının da cesaret, örgütlülük, iyi savaşmak olduğunu çoktan öğrendi. Ve başka halklara öğretmeye başladı bile.

Kürdistan adına, bir parça özgür toprak aşkına Kürtler kendisi olmalıdır. Kendi askerini bile öldürmekten çekinmeyen merhametsiz düşman karşısında sırtını birbirine ve diğer mazlum halklara dayamalıdır. Unutmamak gerekir ki, bugün hem düşmanların hem de ihanetin sayısı giderek çoğalıyor. Düşman, özgür Kürt'ü değil kendi tahakkümcü tekliflerine fayda sağlayan Kürt'ü istiyor. Kendi askerine acımayan düşman Kürde asla şefkat göstermez. 

11089

“Dursun Abi Anısına” (İ)

Yanlış hatırlamıyorsam yıl 2019 yazı olması gerekir, Partizanlardan Turgut Kaya Türkiye’den Yunanistan’a girerken gözaltına alınmış, önce alt mahkeme sonra yüksek mahkeme Turgut Kaya`nın Türkiye’ye iadesine karar vermiş, hukuksal anlamda itiraz hakkı kalmamıştı.

Zor bir süreçten geçiyordu parti, parti içi tartışma yerini kopuşlara bırakmıştı, böylesi dönemler en zor dönemlerdir kitle ve aktivistler için.

İNTİHAR… (Nubar OZANYAN )

Saray yönetimi döneminde 4 bin 801 kişi intihar etti. Son günlerde artan intihar vakalarını sistemin iflas ve çürümesi olarak da okumak gerekir. Ekonomide işler iyi gitmiyor. Son üç yılda gıda ve yaşamsal ürünlere yapılan orantısız zam ve artan vergilerle emekçiler açlık yemeye başladı. Ekmeği olmayanların özgürlüğü olabilir mi? Halka yoksulluk ve sefaletten başka bir şey sunmayan Saray efendileri, emekçilere intihar ve ölümü reva görmektedir.

Misak Manuşyan’ın anısına | Sil Gözyaşlarını, Ben Ölümsüzüm!

77 yıl önce 21 Şubat’ta Ermeni Soykırımı’ndan kurtulan şair ve komünist direnişçi Misak Manuşyan, Fransa’da 23 mücadele arkadaşıyla birlikte Naziler tarafından kurşuna dizildi. Nazi işgaline karşı direnişte en aktif grup olan Manuşyan Grubu’nun öncüsü Misak, idam edildiğinde 38 yaşındaydı.

Manuşyan, Adıyaman’dan Paris’e uzanan bir direniş köprüsüdür. Soykırım külleri içinde acılarına tutunarak yaralarını sarmanın, kendini yeniden yaratmanın iradesidir. O, Adıyaman’dan Deyr ez-Zor çöllerine kadar söylenen özgürlük türküsüdür.

Birleşik Mücadele Büyüyecek; Emekçilerin Umudu, Faşizmin Korkuları Katlanacak!

AKP-MHP faşist ittifakının pandemiyle birlikte yürürlüğe soktuğu politikalar, işçi sınıfı ve emekçilerin, geniş toplumsal kesimlerin açlık, işsizlik ve yoksulluk girdabına gün geçtikçe daha fazla çekilmesine neden oluyor.

Yorum: Bir gece ansızın geri döndüler!

 

AKP-MHP faşist iktidarının Kürt düşmanlığı üzerinden kendini var etme çabasıyla ülke içerisinde yürüttüğü savaş politikası dışarıda da Rojava’da YPG üzerinden sürdürülürken aynı zamanda Irak Kürdistanı’nda da PKK’ye karşı yürütülüyor. AKP-MHP faşist iktidarı ülke içerisindeki her sıkışmışlığını Kürt halkına yönelik bir saldırı/operasyonla ötelemek, bu savaş ve çatışmalardaki “şehit”ler üzerinden ırkçılığı ve şovenizmi körükleyerek aşmayı bir politika haline getirmiş durumda.

15 Şubat Roja Reş (Nubar OZANYAN )

Halkların tarihinde ve yaşamında bazı günler vardır, unutulmazlar. Hatırlanmazsa ihanet, unutulursa vefasızlık olur. 15 Şubat Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi nezdinde kara bir gün olarak anılır. O kara günde uygar diye bilinen dünyanın haydutları ve bölgenin eşkıyaları, mazlum bir halkın özgürlük iradesine hain bir komployla kelepçe vurmak istediler. Özgürlüğüne sevdalı sayısız Kürt militanı, komploya karşı yaşamını bilerek ve isteyerek önderliğine armağan etti. Dünya hayretler içinde ve büyük şaşkınlıkla bu genç militanların yaşamlarına son vermelerini izledi.

TKP-ML MK SB Üyesiyle Röportaj: “DEVRİM HEDEFİ OLANLARIN HALK SAFLARINDAKİ DİNAMİKLERLE…”

– Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

– İsmim Özgür Aren. TKP-ML MK, Siyasi Büro üyesiyim.

– Konuşmak istediğimiz konu son süreçte başta devrimci kamuoyunun gündemi olmak üzere halkımızın ilgisine mazhar olan Birleşik Devrimci Mücadele… Bu noktada hareketle eylem birlikleri ve ittifaklar konusunda partinizin neler düşündüğü ve bu bağlamda da HBDH… Öncelikle soralım, eylem birlikleri ve ittifakların sizin açınızdan önemi nedir?

Başın öne eğilmesin (Nubar OZANYAN)

Herkeste umut ve heyecan yaratan, ateşi giderek yükselerek yayılan bir direniş dalgası gelişiyor. Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyuma, diktatöre karşı gelişen direniş yayılarak devam ediyor. İttihatçı R.T.Erdoğan tarafından atanan kayyumu kabul etmeyen, istifasını isteyen öğrencilerin “red direnişi” baskı, gözaltı ve tutuklamalara karşın sürüyor. Direniş Ankara-İzmir-Bursa-Adana ve diğer illerdeki üniversitelere ve semtlere yayıldı.

Dizleriniz Titriyor Çünkü HDP Halktır!

Her geçen gün Halkların Demokratik Partisi (HDP)’ne yönelik faşist iktidar bloğunun saldırıları artmakta. Buna karşı da direniş her geçen gün yükselmekte.

Gökkuşağına Bakalım, Kavgaya Duralım! (İvana Roşin)

Faşizmin yükseldiği her dönemde devletler “lanetlilere” saldırmaya başlar. Yeryüzünün lanetlileri, devletin kirli yüzünü maskelemesi için her dönem elverişlidir.

Ülkemiz yine böyle günlerden geçmektedir. Ekonominin battığı, içte de dışta da çöküşün yaşandığı, demokratik hakların gasp edilmeye çalışıldığı bugünlerde yeryüzünün lanetlileri, faşist TC devletinin ilk hedefi olmuştur. “Teröristler”, seks işçileri ve LGBTİ+lar…

Yetiş yoldaş…

Bir rüzgar gibidir yaşamları

gönüllerindeki yüce amaç uğruna

ne yaparsan yap, ne edersen et

bir kez düştü mü yola

giderler peşi sıra devrimin…

 

Dağ olsan önlerinde kâr etmez

bilirler her adımda öze döndüklerini

bir kırlangıcın izinden

yürürler peşi sıra devrimin…

 

Acılarımızın dineceği o günde

ellerinde mavzerleri,  dillerinde marşları

önlerinde kitlelerin

gelirler peşi sıra devrimin…

Sayfalar