“Zübük devrimci” dedikoducular üzerine
Öncelikle şunu söylemeliyim ki, bir devrimci durüst olmalı, yalan söylememeli. Düşündüklerini,eleştirilerini,yargılarını açık ve net söylemelidir. Kişilerin arkasında konuşmamalı, eleştirisi veya söyleyeceği birşeyler varsa muhatabı olan kişilerin yüzüne söylemelidir. Geyik muhabbetlerini yaparken gizli , imalı ,deyim yerindeyse; “sinsice, hin’ce ” iğneleyici laflarla kişiler eleştirilmektedir. Ömrüm boyunca ne bir devrimciye şiddet uyguladım nede uygulayanlara müsade ettim. Her zaman ve her koşulda karşılarında oldum, teşir ettim. Bazı dönemler bizim gelenekle yol arkadaşlığı yapanların , hala takıtılı , kinci,kırk yıl önceye müzdarip sanal takıntı yapmalarını zavallı hallerinden anlıyorum.
Ama biz sizi iyi tanıyoruz,kırk yıldır bu geleneğe saldırıyor, Stalin düşmanlığı, Mao düşmanlığı , sosyalizm düşmanlığı yapıyorsunuz. Tamam “deli bizim delimiz de” deli deliliğini bilmezse , saldırganlaşır,şizofreni dünyasında hayali şato kurup , yalanı gerçekmiş gibi , meydanı boş bulmuş tellal vari bögürürse ona mutlaka bir dakika dur diyen olacaktır.
Gerçeklerle alakası olmayan , bazan da devrimcilerin hatalarından yararlanarak dedikodu yapanlar ,devrimci mücadelede bir bedel ödememiştir. Bir nevi laf gezdirerek,gereksiz dedikodular üzerinden lafazanlık yapmaktadırlar. Kendilerini tatmin etmektedirler.Bunların devrimciliği çerçiçiliğe benzemektedir. Moda devrimci varlık sebepleridir. Veya , devrimciliğin şöyle bir kıyısından-köşesinden geçivermiştirler.Hayatları yalan -dolanla üzerine kurulmuştur ki; bu dedikoduları yapanların ezici çoğunluğu öyledir. Bunların çoğunluğu “ayaklı radyo “dur.Türkiyeden alır sanal dedikoduyu ,Avrupa’nın dört bir yana yayarlar. Avrupadan alır Türkiye nin dört bir yanına akıl almaz şekilde hızla yayar ve kendi yalanlarını gerçekmiş gibi başlarlar savunmaya…Tek sermayeleri budur.
Bu tür insanlar gerçekten tehlikeli kişilerdir. “Kurt sisli havayı sever”miş,bu dedikodu ekibide aynen öyledir. Kulakları öylesine delik ve duyarlıdır” ki,anında tilki gibi sinyali alırlar, umulmadık şekilde birbirine ulaştırma hünerine sahiptirler. Koku almada üstlerine yoktur. ortak özellikleri yalan, dedikodu , kara çalmadır, bu ortak özellik onları biraraya getiren temel etkendir.Hastalık derecesinde dedikoduyuseverler;”kimin ne yaptığını ,nerde ikamet ettiğini , ne işle uğraştığını ,hangi görüşleri savunduğunu, hangi kariyere, konuma dahil olduğunu” bilirler!… Öyleki , devrimci örgütlerin bilmediklerini “onlar bilirler”.Herbiri adeta “harcanmış telafisi mümkün olmayan bir deha!…
Sürekli yakınırlar,” haksızlığa uğradıklarını,haklarının yendiğini ,ciddi bir birikime,donanıma sahip olduklarını,binlerce kitap okuduklarını,akademik kariyer ve entellektüel birikimlerinin devrim için kullanmalarına engel olunduğunu, ve daha ne tür büyük hüner sahipleri olduklarını”söylenip dururlar.Profosyonel meslekleri , yalan söylemek, sanal kurgular üretmek, bilgi ve birikimlerini kötüye kullanmaktadır. En büyük erdemleriyse sahtakarlık olup bu sahtakarlık üzerine yalanlar üreterek Halkı devrimcilere karşı soğutmak, güvensizlik yaymak , devrimcileri desteklemekten vazgeçirmektir. Düşmanın devrimcilere karşı yapamadığı karalama görevini bilinçli veya bilinçsizce bu zübük kişiler , guruplar bugün üstlenmiş durumdadır. Bu yanlış anlayışlar aynı zamanda karşı devrime , faşizm’e hizmet etmektedirler. Birçok kere eleştirilerine karşın , aynı yanlış yolu sürdürmekte ısrarcı davranmaya devam ediyorlar. Bu tür ayrık otları hiçmi hiç tükenmeyecektir,temizlendikce yeniden boy verecekler karşımıza çıkacaklar,bunun bilinçinde olmak gerekiyor.
Bunlar kah” militan olurlar,kah dağlarda gerilla” olurlar,kah “parti kadrosu” olurlar,kah ta herhangi bir “partinin MK üyesi,SB, üyesi “olurlar. Bazan da ,”gerilla komutanı olurlar”,yel değirmenlerine karşı büyükmü büyük savaşlar verdiklerini heryerde bağıra bağıra ifşa ederler… Böyük mü böyük gerilla muharrebelerine girmişçesine böğüre böğüre övünmekte, yalanlarına yalan katarak kendi inanmadıklarına , halkı inandırmaya çalışırlar. Bu tür kişilerin geçmişte hangi devrimci örgütte yer aldıkları pek önemli değildir, bunlar dünyanın neresinde olursa olsunlar bir şekilde birbirini buluyorlar. Aynı hamurdan mayaları yoğrulduğundan karekterleri de aynı. Yeri gelir keskin devrimci olurlar,yeri gelir milliyetci olurlar,yeri gelir bölgecilik yaparlar. Bir bakarsın en bağnaz , katı kürt savunucusu , PKKci oluvermiş , diğer gün bakmışsın kürt düşmanı, PKK düşmanı oluvermiş. Bu zikzakları çizen kendileri değilmiş gibi , saman çöpü gibi suyüzüne çıkmayı da iyi bilmektedirler.Bir bakarsın başlamışlar din tacirliği,mezhep tellallığı yapmaya. Eğer ki dikiş tutturdu ve kendine bir çevre edindikleri zaman , başlarlar eski geldikleri mekanlara, yerlere kara çalmaya. Bir zaman sonra buralarda da dikiş tutmayınca kendilerine yeni yer ve mekanlar aramaya başlarlar.
Oysaki,bu sahtakarların geçmişleride bugün gibi yalanla , sahtakarlıkla,gerçekle alakası olmayan davranış ve söylemlerle doludur. Atar tutarlar mangalda kül bırakmazlar,ama zoru görünce canları tatlıdır, köşeyi döner, ilk onlar sıvışırlar. Sırra kıdem basarlar. Karanlık,sisli havayı severler,fırsatcıdırlar.Sisli havalarda avcılığa soyunurlar Kurt olurlar,sorunları abartarak büyütür,çözülmez hale sokmayı hedeflerler. Bir nevi pravakatörlük yapmaktadırlar. Devrimciler ve halk arasında güvensizlik yaratmaya binbir hile ve entirikayla çaba harçarlar . Hertürlü naneyi yedikleri gibi su üstüne çıkmayı iyi becerirler. Masumiyet pozlarında hiçbirşeyde haberleri yokmuş gibi pusuya yatarlar. Ne hikmetse gittikleri hiçbir yerde kalıcı olmaz,dikiş tutturamazlar. Bir tür şizofrenik hastalık bünyelerini kaplamıştır. Birgünü diğer güne uymaz.
Tek tek bireyleri yermede,kara çalmada , ardında dedikodu yapmada kimse ellerine su dökemez. Yanyana gelindiğinde ise sanki “kırk yıllıkdostum”pozlarında ikiyüzlülük yaparlar. Biz bunları iyi tanıyoruz.
Bunlar ençok’ta sanal alemde-medyada gezinmekte,yazmaktalar. Bazan ;” Orhan Bakır’ la,Cemil Oka'yla, Süleyman Cihan’la, İsmail Hanoğlu’yla faliyet yürüttüklerini, aynı organlarda yer aldıklarını edepsizce, utanmazca yüzümüze baka baka söyleme densizliğine düşmektedirler. Ve , “bilmem hangi eylemleri birlikte yaptıkları”yalanını sahtakarca yumurtlayı veriyorlar. Daha da ileri giderek yüzümüze baka baka , benim kim olduğumu bilmediği halde , benimle veya bizimle örgütsel çalışmalarda bulunduğunu, falanca kişiyi çok iyi tanıdığını yalanını yüzsüzce söyleyebilmekteler. Falanca kişinin ‘ben olduğumu söylediğimizdeyse işi pişkinliğe vurarak geçiştirmeyi yeğlemekteler. Herbiri ayrı bir muzdarip hastalığa sahipler.
Hatta , karanlık emellerini gerçekleştirmek için , faşizm tarafından katledilen yoldaşlarımızın,öldürülüşü üzerinde şaibeler yaratmaya çalışılmaktadırlar.. Bu tür ahlaksız,kişiler “çamur at izi kalsın”misali hayali sanaryolar kurmakta , halkımızı,devrimcileri kötülemektedirler. Devrimcilere ve komünistlere duydukları kini bu şekilde kusmayı deniyorlar. Bu tür kişiler içimizde birer ayrık otudur , kesinlikle , devrimcilik kisvesi altında büyük zararlar halka vermekte,güvensizlik yaymaktadırlar. Bu tür kişiler her dönem tehlikeli ve zarar verici bir özellik taşırlar . Bunların bilinmesi,teşir , tecrit edilmesi vede deşifre edilmesi devrimci bir zorunluluktur. Bu gibi unsurların ulu orta,yalan yanlış söylemlerine itibar edilmemeli,tolere
Kısaca özetleyecek olursam ;
– Bunlar herşeyden önce kendilerine güvenmemekte, söylediklerine, yaptıklarına dahi inanmamaktadır. Kendi uydurdukları yalanlara kendileri inanmakta…
-Sürekli oynak ve değişkendirler,bir bakarsın Kemalist oluvermiş diğer gün sosyalist oluvermiş,bir diğer gün kürt ve Kürdistan savunusunda kimse eline su dökemez,ertesi gün Kürt ve Kürdistan düşmanlığında onu tutan birini bulamazsınız. Herşeyde oynak ve çibiliyet bozukmu bozuktur.
-Aynı zamanda bu kişiler kendilerini de sevmektedir. Herzaman kendileriyle kavga halindedirler.
– Yalan,sanal kurgu,fantazi, karalama profosyonel meslek olarak bunlar tesçillenmiş kişilerdir. Herşeyin kendileri başladığını, kendileri gidince herşeyin bittiğini …
– Bu unsurlar devrimin rant yiyicileridir, tükenen sermayelerini burjuva rantcılık üzerinden yürütmektedirler.
-En iyi dönemin kendi dönemi olduğunu,tektek harcandıklarını koro halinde söylenip dururlar.
-Birçoğunun yaşamı ve ahlakı duruşu rezilcedir. Haraç-mezat içki sofralarından eksik olmazlar. Devrimi ,devrimciliği içki masalarında o “entellektüel” marifetli tartışmalarıyla “yargılar”,derecelendirirler. Doğruyu yanlışı yanlızca bunlar bilirler!
Kültürel erozyona uğrayan bu tipler,renksiz bir kişiliğe sahiptir. Herşeyi bilen , her dalda yetkindir. Edebiyat , felsefe,ekonomi,Sosyoloji vb.bütün konularda en donanımlı ve konuya hakimdir. Kimseler ellerine su dökemez.
-Bu tür insanlar , devrim lafazanlığı yapmalarına karşın devrime zerre kadar inanmamakta, sahtekarlık yapmaktadırlar.
-Halkı sevmemekte , halkı aldatmakta , halkın malına zarar vermektedirler.
-Devrimci örgütlere güvensizlik yaymayı,kara çalmayı meslek edilmişlerdir.
– Bu unsurlarla heryönlü mücadele etmek , ideolojik olarak teşir etmek , devrimci bir görevidir.
Son Haberler
Sayfalar
IŞİD ve Kürd Koridoru
Çoğu zaman karmaşık görünen şeyler özünde çok basittir.Rojava’da gerçekleşen IŞİD saldırıları da bunlardan biri.İzlediğimiz tüm karmaşaya karşılık asıl mesele Kürdistan’ın,daha özelinde Kürdistan petrollerinin Akdeniz’e çıkışı ile ilgilidir ve Türkiye’nin önce El Nusra,sonrasında da IŞİD’e verdiği desteğin altında Kürdistan’ın uzun vadede Akdeniz’e çıkış şansının bugünden akamete uğratılması ve Kürdistanlı nesillerin sömürgecilerine mahkum bırakılması politikaları yatıyor.IŞİD’in Musul işgali ve ardından Şengal saldırısı gerçekleşince Güney Kürdistan’ı diğer parçalardan ayrıştırıp Dubaileşt
TKP/ML TİKKO: “Kobanê Direnişi Direnişimizdir!”
TKP/ML TİKKO Ortadoğu Bölge Komitesi yaptığı açıklamayla Kobanê Direnişini selamlayarak Direnişi sahiplenme çağrısında bulundu. “Kobanê Direnişi direnişimizdir” diyen TKP/ML TİKKO, tüm örgütlü güçlerine ve devrimci-demokrat kesimlere de direnişin aktif parçası olma çağrısında bulundu.
TKP/ML TÎKKO: Berxwedana Kobanê berxwedana me ye
Komîteya Herêma Rojhilata Navîn a TKP/ML TÎKKO bi daxuyaniyeke nivîskî berxwedana Kobanê silav kir û wiha got: “Em vê berxwedana biesil weke berxwdana xwe dibînin.”
IŞİD Neden Yenilecek-Irfan Aktan
IŞİD’in Kobanê’de iki sebepten ötürü daha şimdiden yenilmiş olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Birinci sebep Kobanê halkının bölgeyi terk etmesi, öbürü de IŞİD’in, Kürt sivillerinin boşalttığı bölgeleri doldurabileceği bir “halkının” olmayışı. Daha da ileri gidip şunu söyleyebiliriz ki, IŞİD Kobanê’ye doğru ilerledikçe yenilgiye daha da yaklaşıyor. Üstelik bu iddiamızın dayanakları YPG lehine atılmış sloganlara değil, doğrudan tarihsel deneyimlere bağlanabilir.
Sahi Ergenekon gitmiş miydi? Yeşil Ergenekon geldi - Dursun Ali Küçük
*Derin devlet ve Yeşil Ergenekon işbaşında!
AKP hep Ergenekon’un tasfiye edildiğini söyledi. Ama bu koskocaman bir yalandı. Kemalist Ergenekon gitti, yerine Yeşil Ergenekon geldi.Sadece değişen kişilerin yer değiştirmesidir. Anlayış-zihniyet ve politika olduğu gibi duruyor.
Biri kızıl Elma’yı öne çıkarırken diğeri Neo-Osmanlıcılığı öne çıkarıyor.RTE cumhurbaşkanı oldu, artık başbakanın söyleyecekleri şeyleri o söylüyor. Davutoğlu emanetçi gibi. Yeşil diktatörlük kuruldu.
YDG: Rojava ve Şengal İçin; Direnişe Omuz Ver, Dayanışmayı Büyüt!
Yeni Demokrat Gençlik, Rojava ve Şengal'de yaşanan gelişmelere dikkat çekmek, dayanışmayı ve direnişi büyütmek amacıyla bir kampanya başlattığını duyurdu.
"Rojava ve Şengal İçin; Direnişe Omuz Ver, Dayanışmayı Büyüt!
12 Eylül düzen (iniz) dir!
“Tarih uyanmak için
uğraştığım bir kâbustur.”[1]
12 Eylül’ün kaçıncı sene-i devriyesindeyiz? Bunun bir önemi yok! Aslolan, kara Eylül’ün “müesses nizam” açısından hâlâ yaşamakta, yaşatılmakta olduğudur!
“Eylül” deyip geçmeyin; “bitti” falan demeyin…
Eylül bir söylentiye göre “kara güneş”in ayıdır. Kara güneş, Fransız şair Nerval’in kullandığı bir mecaz. Şarkının “bazen neş’e bazen keder” dediği gibi bir şey. Melankoli, depresif olma hâli ya da “Winter is coming/ Kış geliyor” dedirten…
Ortadoğu ve İslam Dünyasında Katliam Geleneği-Sait Çetinoğlu
Ortadoğu’da Siyasal İslam son günlerde İslam devleti/ IŞİD-İD eliyle muazzam bir güç devşirdi. Irak ordusunun Sünni bölgesinde (Musul) örgüte teslim ettiği ağır silahlar ile durdurulamaz bir güce ve hareketliliğe ulaştı. Irak’ın sünni bölgesini kontrolüne alıp taban oluşturarak adım adım vahşetini ve etki alanını genişletip ilerleyerek, son yılların en büyük etnik temizliğine – soykırımına imza atmaktadır.
Partizan: “Erkek egemenliğine karşı mücadelemiz sürecek”
Geçtiğimiz günlerde Yeni Demokrat Kadın tarafından “En yakınımızdaki kadın düşmanı ise öfkemizin her daim hedefidir!” başlıklı yazı yayınlanarak; uzun yıllardır Partizan Dergisi çevresinde devrimci mücadele yürütme iddiasında olan Selçuk Bulut’un kadın düşmanlığı teşhir edilmesinin ardından Partizan da konuya ilişkin açıklama yaptı. Açıklamayı olduğu gibi yayınlıyoruz.
Gazze direniyor, Şengal yanıyor
6 Temmuz 2014 tarihinde “Koruyucu Sınır Operasyonu” adı altında başlattığı askeri operasyonuyla, Siyonist İsrail Devleti’nin faşist yüzü bir kez daha dünyanın gözleri önüne serildi. 2000’in üzerinde insan bomba ve füzeler- kurşunlara katledildi. 500’e yakın çocuk evinin önünde, parklarda, sokaklarda, yolda, okulda, oyun oynarken minicik bedenleri bombalarla parçalanarak katledildi. 10 binin üzerinde insan yaralandı. Yüz binlerce insanın evi yıkıldı. Kalacak bir yer bile bulamadılar.
Agos, Ermeniler, ‘bnagalez’ler :ROBER KOPTAŞ
Bir süredir basında ve sosyal medyada Türkiye Ermenilerinin siyasi pozisyonları üzerinden bir polemik yürüyor. Şahsen, bu tartışmaya dahil olma niyetinde değildim. Değildim, çünkü, insanların etnik kökeninin siyasi çekişmelere malzeme yapılmaması gerektiğine inanıyorum. Ancak, iş gelip Agos’un yayın çizgisini formatlamak niyetli bir medya mühendisliği çabasına dayanınca, bir cevap kaçınılmaz oldu.