TKP/ML - TİKKO Rojava Komutanlığı: “Onlar devrimimizin kızıl kurşunları olacaklardır!”
Devrim ve Komünizm Şehitlerini Anma Haftası’na ilişkin bir açıklama yapan Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist (TKP/ML) Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TİKKO)’na bağlı Rojava Komutanlığı “Onlar kavgamızın sönmeyen meşalesi, devrimimizin kızıl neferleri olarak mücadelemizde yaşayacaklardır” dedi.
Elimize e-posta yoluyla ulaşan habere göre “Sınıf mücadeleleri tarihi kanla yazılmıştır. Geçmişten günümüze kadar olan toplumsal süreçte ezilen-sömürülenlerin, ezen-egemenlere karşı yürüttükleri kavgada birçok bedel ödemiştir. Bedelsiz hiç bir mücadele biçimi yoktur ve olamaz da. Mücadelenin kazanımları bedeller üzerinden yükselmiştir. Spartakistler özgürlüklerine birçok bedelle kavuştular. Kadınlar feodal zihniyete karşı savaşımda binlerce kadın ‘cadı kazanlarında yakıldı’ en temel hakları olan eşitlik ve özgürlük uğruna” denilen açıklama şu şekilde devam ediyor:
“Ve Paris komünü kadınlı-erkekli çocuklar ve yaşlılar… Ortak yaşam şiarı ile komünü kurdular birçok bedel karşılığında. Sovyetler komün bedellerinin yarattığı deneyim üzerinden yükseldi. Keza Çin’de aynı şekilde komün ve Sovyet deneyimi üzerine… Sovyet devrimi Türkiye-Türkiye Kürdistanı topraklarına taşıyıcısı olan Mustafa Suphi ve yoldaşları Ocak ayında Karadeniz sularında faşist Kemalist diktatörlük tarafından katledildi… İbrahim yoldaş yeniden doğrultur TKP/ML’yi Türkiye-Türkiye Kürdistanı topraklarına. Vartinik’te boy verip filiz açtı… Vartinik’te atılan tohumu ardılları en iyi şekilde devrettiler bir sonrakine… Ser verip sır vermeyen mirasın taşıyıcıları…”
“Bu sevdadır onları değiştirip dönüştüren…”
“Kimileri; düşmanla girdiği çatışmada son mermisine kadar kahramanca savaşmış, parti değerlerinin düşmanın eline geçmemesi için silahını kırarak şehit düşmüşlerdir.
Kimileri; yoldaşına bedenini siper etmiştir.
Kimileri; diri diri yakılmış parti sırlarını ve yoldaşlarının yerlerini vermemiştir.
Kimileri; işkencelerde, ölüm oruçlarında düşmanın beyninde patlayan mermi olmuşlardır.
Kimileri; Cizire’de, Sur’da, Nusaybin’de Kürt halkının özgürlüğü uğruna diz çökmeyeceğiz şiarı ile destansı direnişleri ile tarihin en güzel sayfalarında yerini almışlardır.
Ve daha nice şehitlerimiz… Devrim koşusunu en iyi koşanlardı. Hiçbir çıkar gözetmeden-beklemeden bir tek şunu bilirlerdi; halkın çıkarı benim de çıkarımdır. Bu sevdadır onları umutlu, kararlı ve inançlı kılan. Bu sevdadır onları bıkmadan, usanmadan, yorulmadan çalışkan kılan. Bu sevdadır onları fedakar-özverili ve alçakgönüllü kılan. Bu sevdadır onları değiştirip dönüştüren…
Partimizin kuruluşundan, 1972’den bugüne burjuva-feodal karakterli sisteme karşı yürütülen mücadele tarihimizde ezilen emekçi halkımızın tarihini yön gösteren, yürüttükleri destansı direnişleriyle özgürlük değerlerimizi yaratan şehitlerimiz dünümüz, günümüz ve geleceğimizdir… Bu direniş tarihimizin her bir karesinde duruşları yürüyüşleri ve gösterdikleri fedakarlıklarıyla mücadele tarihi boyunca dünya halkının zalimlere zorbalara boyun eğmeyen, başı dik olmasını sağlamışlardır şehitlerimiz.”
“Onlar devrimimizin kızıl kurşunları…”
“Bu anlamıyla şehitlerimizin her bir pratiğinden öğrenmek, onların bize bıraktığı en değerli mirası temsil etmekten geçer. Bu bilinçle hareket etmek her anımızı he günümüzü yeniden-yeniden yaratmak onlara bağlılık sözü yaşamımızda onlarla birlikte yaşamaktır. Çünkü şehitlerimiz bizde yaşamı sürdürüyorlar. Biz onların bir parçasıyız. Onlara verdiğimiz değer ancak bu şekilde somutlaşır. Bu görevi onlara yakışır şekilde yerine getirmeliyiz nasıl ki şehitlerimiz egemenlerin dayattığı köle gibi yaşama hayır dedilerse, biz de onların bıraktıkları mirası sahiplenerek her zaman her yerde her saat… Faşist zorbalıkların dayatmalarına karşı çıkarak halk savaşımızı büyüterek sınıfsız sömürüsüz özgür bir dünya yaratma azmi, pratik kararlılığını sürdüreceğiz… Demokratik Halk Devrimi, Sosyalizm ve Komünizmi yaratana kadar özgürlük savaşımızı dün olduğu gibi bugün de, yarın da sürdüreceğiz. Onlar devrimimizin kızıl kurşunları olacaklardır…”
Son Haberler
Sayfalar
Tecrite Karşı Ses Olmak
Açlık Grevleri (AG) 12 Eylül 1980'de Askeri Faşist Cuntanın (AFC) iktidarı ele geçirmesiyle birlikte hapishanelerde baskılara, hak gasplarına, işkencelere karşı sıklıkla başvurulan eylemler olmuştu.
“Kürtleri Vurmak”: Bitmeyen Bir Seçim Taktiği (!)
Son günlerde faşist Erdoğan’nın ağzından Türk devleti, Rojava Kürt bölgesine askeri saldırı ve işgali daha sık dillendirmeye başladı.
Bir çok yorumcu ve hatta ilerici, demokratlarda, Türk devletinin, Rojava’ya saldırıyı yeniden gündemine almasının adını; “ Mart 2019 yerel seçim” taktiğine bağladılar.
Türk devletinin Kürtleri vurması için seçim mi gerekiyor? Ya da gerçekten her seçim döneminde mi Kürtlere saldırdı, bu eli kanlı barbar devlet. Ya da TC, kurulduğu günden itibaren Kürtlere saldırmamakta mıdır?
Umut..Mücadele.. Direnis
Aralık ayındayız...
İdamlarla, işkencelerle, katliamlarla anılan bir aydayız.
Gerçi diğer aylar da aynı yoğunlukla dolu desek yanılmayız.
Çocukların yaşlarının büyütülerek idam edildiği aydayız.
13 aralık...17 yaşındaki Erdal Eren yaşı büyütülerek tam 38 yıl önce AFC'nın generalleri tarafından idam edildi.Çocukların kurşunlanarak katledildiği... (-Mazlum Akay, Mehmet Nuri,Ceylan Önkol, Uğur Kaymaz, Berkin Elvan devletin öldürdüğü çocuklardan bir kaçı - )
Arayış
Sınıf bilinçli proletarya mücadele ve örgüt yaşamı boyunca hakikatın peşinde ve sorumlulukların farkında olmaya çalışır. İyi bir devrimci olmaya çalıştığı gibi aynı zamanda iyi bir düşünür-sanatçı olmaya da çalışır. Bütün bu çabalar iki büyük temel görevin yerine getirilmesi içindir.
Sömürü ve zulme dayalı dünyayı yıkmak ve sömürüsüz-eşit-özgür ve adil bir dünya kurmak. Bu zorlu ve ağır görev sağlam ideolojiye sahip olan insan kadar tek bir insan gibi yürüyen iddialı-kararlı-inançlı profesyonel bir örgüt yaratılmasıyla yerine getirilir.
Fırat’ın doğusuna sefer olur zafer olmaz
Afrin’den sonra Fırat’ın doğusuna yönelik işgal arayışlarını sürdüren TC devleti, Kasım ayı içinde Kobanê ve Tel Ebyad’a top atışları yaparak nabız yokladı. Ardından da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından “Fırat’ın doğusunu bölücü terör örgütünden kurtarmaya yönelik harekatımıza birkaç gün içinde başlayacağımızı ifade ettik, ediyoruz. Hedefimiz asla Amerikan askerleri değildir, bölgede faaliyet gösteren terör örgütü mensuplarıdır” (12.12.18) açıklamalarıyla bölgeye yönelik işgal tehditlerini devam ettirdi.
TC’nin Fırat Seferi ve Etnik Çalışma Planı
TC devletinin Afrin saldırısı ve ardından gelen İdlip anlaşması ile beraber yeni gündem Minbiç ve Fırat’ın doğusu oldu.
Suriye iç savaşının başlangıcından itibaren birçok açıdan asimetrik bir savaşın anatomisi çizildi. Bilindiği üzere Asimetrik isyan belli kozların ileri sürüldüğü yada bölgede güçlerin desteklenerek taktiksel ortaklığın geliştirildiği ve bu biçimde masada emperyalistlerden çok mevcut güçlerin olduğu bir savaş biçimidir.
Hedef Menbiç mi?
Kürt düşmanlığıyla gözü dönen RTE ''hazırlıklarımızı tamamladık, Fırat'ın doğusuna harekat bir kaç gün içerisinde başlayacak'' açıklamasıyla 31 martta yapılacak olan yerel seçimlerin startını verdi.
Seçimlerde AKP'nin azalan oylarını arttırmanın yollarından biri olarak savaşı, saldırıyı gündemine koyan ve bundan da daha önceleri karlı çıkan AKP'nin başı RTE yerel seçimlerden önce Kürt düşmanlığı politikasını yaşama geçirerek oyları toplamayı hedeflediği için Fırat'ın doğusuna operasyon yapılacağını basından duyurmuş oldu.
Dalga Büyüyecek Bütün Sokaklar Zaptedilecek
Bütün dünyada, ezilenlerin, yoksullaştırılanların, her türlü zulüme maruz kalanların, yani işçi ve emekçilerin, burjuvazinin kapitalist sistemine ve iktidarlarına karşı öfkeleri büyüyor, eylemleri sokakları zaptediyor.
Paris Paris olalı tarihine hiç ihanet etmedi. Yine en önde yürüyor. Sokaklar, sarıya boyanmış kırmızı isteklerle hareketlendi bu kez. Öğrenciler, işçiler ve emekçiler, Fransız burjuvazisine karşı sokakları zaptettiler. Ve bu eylem buradan tüm dünyaya yayılma eğilimini de içinde barındırıyor. Basralı emekçiler sarı yelekleri ile selamladı Parisli emekçileri.
Tarih Yapan Sıradışı KADINLAR
Dünyanın her yerinde kadına şiddet konuşuluyor bugünlerde. Kadına şiddeti doğuran toplumsal sistemin savunucuları da “kadına şiddeti” bir kaç gün konuşmaya devam edecek.
Kadına şiddetin, kadını ikinci sınıf yerine koyan sistemin savunucuları ve kadını bir süs eşyası, bir meta olarak ele alan sitemin savunucularının “şiddet karşıt”lığı elbette sahte. Özellikle kadına karşı şiddetin ekonomik, siyasi ve idelojik toplumsal dokusunu oluşturan kapitalist sistem savunucuların “kadına şiddeti” konuşmaları ve karşı çıkışları inandırıcı olmaktan çok çok uzak.
12’ler; Öldüler Ama Yenilmediler! Dersim-Aliboğazı Şehitlerinin Anısına!
Ön açıklama: 24-28 Kasım 2016 tarihinde Dersim’de faşist TC devletinin gerçekleştirdiği saldırı sonucunda katledilen 12 halk savaşçısına dair aktardığımız bu yazı, “24-28 Kasım 2016 Düşman Operasyonu Değerlendirmesi, Özeleştiri ve Devrimci Sonuçlar!” başlığıyla proletarya partisinin iç yayınında yayınlanmıştır. Yazıyı haber değeri taşıdığı için kısaltarak yayımlıyoruz.
Düşman Saldırısı Öncesinde Durum
Kolektif çalışmanın önemi üzerine -2-
Kolektifte kendini yaşamanın değil, kendinde kolektifi yaşatmanın adı olmak…..