Cumartesi Ekim 3, 2026

TKP/ML ÖRGÜTLENME KOMİTESİ:Kuruluşunun 40. Yılında PKK'yı ve Kürt Özgürlük Mücadelesini Selamlıyoruz!

27 Kasım 1978’de Lice’nin Fis köyünde kurulan Kürt Özgürlük Mücadelesinin öncü gücü Kürdistan İşçi Partisi'nin 40. mücadele yılını kutluyor, özgür bir Kürdistan kurma mücadelesinde toprağa düşen tüm PKK şehitlerinin anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.

1923 yılında içlerinde Türk hakim sınıflarının da yer aldığı bir antlaşmayla emperyalistlerin gözetimi ve denetiminde 4 ayrı parçaya bölünen Kürdistan topraklarının bir bölümü Türk devletine verildi. Türk devletinin ilhak ettiği Türkiye Kürdistanı'nda, Türk hakim sınıfları yeni kurdukları faşist TC devletiyle başından itibaren Kürtleri yok sayarak, başta Kürt ulusu olmak üzere tüm ulus ve azınlıkları Türkleştirmek için özel politikalar geliştirdiler. Faşizmle malul yeni Türkiye Cumhuriyeti, kendi hakları ve bağımsızlıkları için ayağa kalkan mazlum Kürt ulusuna karşı tam bir imha ve inkar politikası uyguladı. Türk devletinin kuruluşundan üç yıl sonra 1925'deki ilk Kürt isyanı kanlı bir şekilde bastırıldı. Kürtler yerlerinden edildi. Binlerce Kürt köylüsü kendi yurtlarından başka alanlara sürgün edildi. Dilleri ve kültürleri yasaklandı. Kürt oldukları için gittikleri yerlerde horlandılar, iş verilmedi, yoksulluk içinde bir hayat sürdürmek zorunda kaldılar. Bunu diğer katliamlar, baskı ve asimilasyon politikaları takip etti.

PKK'nin 1978 yılındaki kuruluşu ise, takip eden ve artık geriye dönülmesi mümkün olmayan özgürlük mücadelesiyle faşist Türk devletine vurduğu darbelerle devleti defalarca ayağına getirerek masaya oturtmuştur.

PKK, 1984 yılında ilk kurşun olarak tarihe geçen Eruh baskınıyla, hem 1980 Askeri Faşist Cuntasının “ezdik, bitirdik” söylemini boşa çıkartmış, hem de Kürt özgülük mücadelesinin yok edilemediği, Kürtlerin bağımsız bir Kürdistan kurana kadar mücadelelerini devem ettireceklerini namlunun ucundan verdikleri mesajla tüm dünyaya duyurmuştur.

40 yıldır kesintisiz bir şeklide devam eden Kürt Özgürlük Mücadelesi kararlı ve onurlu duruşuyla mücadelesine devam ediyor. Türk devleti ise, 29. kez karşılaştıkları bu isyan hareketinin başlarına neler açacağını bildiği için, en baştan ezmek ve yok etmek için tüm gücüyle yönelttiği saldırılarına “müzakere dönemleri” de dahil bugüne kadar hiç ara vermedi.

Özellikle 1980 Askeri Faşist Cunta sonrası Diyarbakır Hapishanesinde uygulanan insanlık dışı uygulamalarla isyan, esaret koşullarında ezilerek bitirilmek istenen PKK, tüm bu baskı ve yok etmelere karşı direndi, toparlandı, kuruluşunun üzerinden birkaç yıl geçmesine karşın, geride bıraktığı mücadele deneylerinden çıkardığı derslerle önemli hamleler yaptı.

PKK, başlattığı özgürlük mücadelesiyle ulusal güçlerin büyük bir kesimini saflarında örgütlemesini bilmiş, özellikle Kürt kadın ve gençlerini savaşın içinde özgürleştirmenin önemli adımlarını atmıştır. Nitekim kadın mücadelesinin, Kürt özgürlük mücadelesinin temelinde gördüğü işlevle, Türkiye Kürdistanı'nda feodal-ataerkil yapıda ciddi çözülmeler yaşanmıştır. Ulusal mücadelede feodal yapıyı ve değer yargılarını paramparça eden en başta Kürt kadını olmuştur. Kitlesel olarak savaşta yerini alan Kürt kadını bugün Rojava'da gerçekleştirdiği devrimle coğrafyanın en ileri mevzisini oluşturmaktadır.

Partimiz, kuruluşundan itibaren çok uluslu ülkemizde Kürt ulusu üzerindeki baskıları görerek, Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkını kayıtsız-şartsız savunarak, Kürt ulusal mücadelesinin yanında olmuş, desteklemiş ve her fırsatta yakın durarak ortak platformlarda yer alarak birlikte mücadele etmiştir. 1980 Askeri Faşist Cuntası döneminde Diyarbakır Hapishanesinde birlikte örülen direniş, Dersim'de savaşçılarımızın birbirlerine karışan kanları ile gelişen yakınlık ve dostluk, bugün her iki partinin yollarını bir kez de Halkların Birleşik Devrim Hareketi'nde birleştirmiştir.

HBDH'nin sadece bir eylem birliği/ittifak olmanın da ötesinde bir anlamı vardır. HBDH aynı zamanda Kürt Özgürlük Hareketinin ulusal demokratik mücadelesinin pratik olarak desteklenmesi olarak da kavranmalı ve görülmelidir. AKP'nin topyekun bir saldırı ile ezmek istediği tüm toplumsal güçlerinin bu saldırları püskürtmek ve faşizme karşı mücadelede HBDH'nin önemi ve gerekliliği her geçen gün kendisini daha da hissettirmektedir.

Partimiz, PKK'nın 40. mücadele yılında, her alanda Kürt Özgürlük Mücadelesin yanında olduğunu bir kez daha ilan eder.

Yaşasın Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı!

Yaşasın Kürt Ulusunun Ulusal Özgürlük Mücadelesi!

Kahrolsun Faşist Türk Devleti!

Bütün Ülkelerin İşçileri Ve Ezilen Halkları Birleşin!

27 Kasım 2017

TKP/ML ÖRGÜTLENME KOMİTESİ 

49247

Proletarya Partisi

 Proleterya Partisi'nden gundeme iliskin yazilar

Proletarya Partisi

Almanya'da Faşizme Karşı Kitlelerin Büyük Protestosu

Alman emperyalist burjuvazisi, son yıllarını ekonomik kriz içinde geçirdi ve bu krizi savuşturabilmiş değildir. Tersine, giderek derinleşmektedir. Kendileri için söylenen “Avrupa'nın hasta adamı” sözüne karşı, ekonomi bakanın Lindener'in doğrudan ağzıyla; “hasta değil, yorgun adamı” olduğunu kabul etti.

Çutakımız Hrant (Nubar Ozanyan)

Soykırımcıların, hafıza katillerinin tüm çabalarına karşın Ermeni halkının ve ilerici insanlığın hafızasında halen dipdiri olan Hrant Dink; özgürlüğün ve adalet arayışının simgesi olarak anılmaya devam ediyor. Yüzbinlerin hem kalbine hem de duygularına bu denli etkili ve sarsıcı dokunmayı başaran Hrant Dink, bu gücü Ermeni soykırım gerçekliği kavrayışından, özgürlüğe ve adalete olan güçlü inancından, tutarlı duruşundan alıyordu.

Bir Sol Liberal Aydının Ezilen Ulus Milliyetçiliği Temelinde Ulus Sorununa Yaklaşımının Eleştirisi

Giriş:

Uluslar kapitalizmin şafağında ortaya çıkmıştır. Ancak, kapitalizmin emperyalizme evrilmesiyle de ulusal sorunlar çözülebilmiş değildir. Hala ezilen uluslar ve bunların kendi kaderlerini özgürce tayin etme mücadeleleri sürmektedir. Özellikle emperyalizmin ortaya çıkmasıyla birlikte, ezilen ulus sorununun çözümü doğrudan proleter devrimlere bağlanmıştır.

Dağın Sara’sı (Sakine Cansız), Nubar Ozanyan

Aradan yıllar geçse de direngenliğin hikayesini yazan Sara (Sakine Cansız), unutulmadan konuşulup anılıyorsa bu onun istisna bir kişilik olduğunu gösterir. Unutulmayacak kadar değerli çalışmalar yürüten, her dönem geride okunacak notlar bırakan Sara, Kürt Özgürlük Hareketi’nin öncü soluğu olmayı başarmış bir devrimcidir.

Cüret edip özneleşelim, kurtuluş için örgütlenelim ve hep birlikte devrimle özgürleşelim!

– Merhaba, kendinizi tanıtır mısınız?

– Merhabalar, ben Rosa Avesta, TKP-ML Komünist Kadınlar Birliği (KKB) temsilcisiyim.

– TKP-ML KKB olarak 5 Mayıs 2023 tarihinde yaptığınız açıklamada 1. Kongrenizi yaptığınızı açıkladınız. Bu Kongreye gelinceye kadar geçen süreci özetleyebilir misiniz?

Sosyalizm Bayrağının Arkasına Saklanan Sosyal Şovenizm!

Yerel seçim süreci, egemen sınıflar arasındaki kapışmanın yeni adresi olarak giderek ısınan bir gündem olarak karşımıza çıkıyor.

2023 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinde AKP-MHP faşist ittifakı ve merkezinde CHP’nin yer aldığı “Millet İttifakı” arasındaki mücadeleden ilki ezici bir üstünlükle galip çıktı. Daha doğrusu, devlet aklı, önümüzdeki dönem için yola “CHP’nin de onayıyla” Türk-İslam senteziyle, gerici ve faşist bir ittifakla devam etme kararı aldı.

Vahşet ve zulümle biten yıllar (Nubar OZANYAN)

Yeni yıl ezilen halklara yenilik adına bir şey getirmedi. Zulmün bir devamı, vahşetin bir tekrarı yeniden yaşatılıyor. Dünyanın muktedirleri, sermayenin generalleri Orta Doğu’yu yeniden paylaşmak, hegemonyalarını pekiştirmek için her gün daha fazla sayıda savaş gemisini denizlere sürüyorlar. En kıyıcı silahlarını yeni bir paylaşım savaşı ve çatışmaları için hazırlıyorlar. Filistin, Kurdistan, Ukrayna savaşın ve çatışmaların en sert ve en tahripkar geçtiği ülkeler olma gerçekliğini korumaya devam ediyor.

Roza Luxsemburg ve Karl Liebknecht Yaşıyor, Lenin Yol Göstermeye Devam Ediyor!

 

Roza Luxsemburg ve Karl Liebknecht bundan 105 yıl önce dönemin SPD hükümetinin Freikorsp (Gönüllüler Alayı) askerleri tarafından kurşuna dizilerek katledildiler.

Birinci emperyalist paylaşım savaşının ufukta görünmeye başladığı 1907 yılında toplanan İkinci Enternasyonal çıkması muhtemel savaşa karşı “hazır olunması” ve “savaş bütçelerine hayır” denmesi çağrısında bulundu.

Gerici Zorun Panzehiri, Devrimci Zordur

Görsel ve yazılı basında her gün çürümüş, kokuşmuş sistemin icraatlarına tanıklık ediyoruz. Artık uyuşturucu baronlarına, çetelere dair haberler “sıradan” vakalar haline gelmiş durumda. Tabi ki, bizim işimiz bunların çetelesini tutmak değildir.

“Mücadele, İsyan, Örgüt ve Ezilenlerin Savaşına Doğru…”

Oldukça sarsıcı bir yılı geride bıraktık. Artsakh’da, Rojava’da, Gazze’de işgal saldırıları sürerken Afganistan’da halk Taliban zulmüne katlanmak zorunda kaldı.

Yeni ticaret anlaşmaları ve pazar paylaşım savaşları nedeniyle Ortadoğu halkları Kafkaslar’dan Arap Yarımadası’na zulme uğramaya, göçe zorlanmaya, açlığa ve yoksulluğa hapsedildi. Şimdi yeni bir yıla girerken bu emperyalist ve gerici saldırıları direniş ile karşılayan Ortadoğu halkları zaferlere muktedir…

 Bölgede tırmandırılan savaş

AKP veya CHP’ye Kaybettirmek mi? 3. Yol mu?

Devrimci mücadelenin gerilediği, devrimci-komünist ve yurtsever hareketlerin kitleler üzerindeki etkisinin önemli oranda azaldığı bir sürecin içinden geçiyoruz.

Sayfalar