Pazartesi Eylül 21, 2026

TKP/ML ÖRGÜTLENME KOMİTESİ:Kuruluşunun 40. Yılında PKK'yı ve Kürt Özgürlük Mücadelesini Selamlıyoruz!

27 Kasım 1978’de Lice’nin Fis köyünde kurulan Kürt Özgürlük Mücadelesinin öncü gücü Kürdistan İşçi Partisi'nin 40. mücadele yılını kutluyor, özgür bir Kürdistan kurma mücadelesinde toprağa düşen tüm PKK şehitlerinin anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.

1923 yılında içlerinde Türk hakim sınıflarının da yer aldığı bir antlaşmayla emperyalistlerin gözetimi ve denetiminde 4 ayrı parçaya bölünen Kürdistan topraklarının bir bölümü Türk devletine verildi. Türk devletinin ilhak ettiği Türkiye Kürdistanı'nda, Türk hakim sınıfları yeni kurdukları faşist TC devletiyle başından itibaren Kürtleri yok sayarak, başta Kürt ulusu olmak üzere tüm ulus ve azınlıkları Türkleştirmek için özel politikalar geliştirdiler. Faşizmle malul yeni Türkiye Cumhuriyeti, kendi hakları ve bağımsızlıkları için ayağa kalkan mazlum Kürt ulusuna karşı tam bir imha ve inkar politikası uyguladı. Türk devletinin kuruluşundan üç yıl sonra 1925'deki ilk Kürt isyanı kanlı bir şekilde bastırıldı. Kürtler yerlerinden edildi. Binlerce Kürt köylüsü kendi yurtlarından başka alanlara sürgün edildi. Dilleri ve kültürleri yasaklandı. Kürt oldukları için gittikleri yerlerde horlandılar, iş verilmedi, yoksulluk içinde bir hayat sürdürmek zorunda kaldılar. Bunu diğer katliamlar, baskı ve asimilasyon politikaları takip etti.

PKK'nin 1978 yılındaki kuruluşu ise, takip eden ve artık geriye dönülmesi mümkün olmayan özgürlük mücadelesiyle faşist Türk devletine vurduğu darbelerle devleti defalarca ayağına getirerek masaya oturtmuştur.

PKK, 1984 yılında ilk kurşun olarak tarihe geçen Eruh baskınıyla, hem 1980 Askeri Faşist Cuntasının “ezdik, bitirdik” söylemini boşa çıkartmış, hem de Kürt özgülük mücadelesinin yok edilemediği, Kürtlerin bağımsız bir Kürdistan kurana kadar mücadelelerini devem ettireceklerini namlunun ucundan verdikleri mesajla tüm dünyaya duyurmuştur.

40 yıldır kesintisiz bir şeklide devam eden Kürt Özgürlük Mücadelesi kararlı ve onurlu duruşuyla mücadelesine devam ediyor. Türk devleti ise, 29. kez karşılaştıkları bu isyan hareketinin başlarına neler açacağını bildiği için, en baştan ezmek ve yok etmek için tüm gücüyle yönelttiği saldırılarına “müzakere dönemleri” de dahil bugüne kadar hiç ara vermedi.

Özellikle 1980 Askeri Faşist Cunta sonrası Diyarbakır Hapishanesinde uygulanan insanlık dışı uygulamalarla isyan, esaret koşullarında ezilerek bitirilmek istenen PKK, tüm bu baskı ve yok etmelere karşı direndi, toparlandı, kuruluşunun üzerinden birkaç yıl geçmesine karşın, geride bıraktığı mücadele deneylerinden çıkardığı derslerle önemli hamleler yaptı.

PKK, başlattığı özgürlük mücadelesiyle ulusal güçlerin büyük bir kesimini saflarında örgütlemesini bilmiş, özellikle Kürt kadın ve gençlerini savaşın içinde özgürleştirmenin önemli adımlarını atmıştır. Nitekim kadın mücadelesinin, Kürt özgürlük mücadelesinin temelinde gördüğü işlevle, Türkiye Kürdistanı'nda feodal-ataerkil yapıda ciddi çözülmeler yaşanmıştır. Ulusal mücadelede feodal yapıyı ve değer yargılarını paramparça eden en başta Kürt kadını olmuştur. Kitlesel olarak savaşta yerini alan Kürt kadını bugün Rojava'da gerçekleştirdiği devrimle coğrafyanın en ileri mevzisini oluşturmaktadır.

Partimiz, kuruluşundan itibaren çok uluslu ülkemizde Kürt ulusu üzerindeki baskıları görerek, Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkını kayıtsız-şartsız savunarak, Kürt ulusal mücadelesinin yanında olmuş, desteklemiş ve her fırsatta yakın durarak ortak platformlarda yer alarak birlikte mücadele etmiştir. 1980 Askeri Faşist Cuntası döneminde Diyarbakır Hapishanesinde birlikte örülen direniş, Dersim'de savaşçılarımızın birbirlerine karışan kanları ile gelişen yakınlık ve dostluk, bugün her iki partinin yollarını bir kez de Halkların Birleşik Devrim Hareketi'nde birleştirmiştir.

HBDH'nin sadece bir eylem birliği/ittifak olmanın da ötesinde bir anlamı vardır. HBDH aynı zamanda Kürt Özgürlük Hareketinin ulusal demokratik mücadelesinin pratik olarak desteklenmesi olarak da kavranmalı ve görülmelidir. AKP'nin topyekun bir saldırı ile ezmek istediği tüm toplumsal güçlerinin bu saldırları püskürtmek ve faşizme karşı mücadelede HBDH'nin önemi ve gerekliliği her geçen gün kendisini daha da hissettirmektedir.

Partimiz, PKK'nın 40. mücadele yılında, her alanda Kürt Özgürlük Mücadelesin yanında olduğunu bir kez daha ilan eder.

Yaşasın Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı!

Yaşasın Kürt Ulusunun Ulusal Özgürlük Mücadelesi!

Kahrolsun Faşist Türk Devleti!

Bütün Ülkelerin İşçileri Ve Ezilen Halkları Birleşin!

27 Kasım 2017

TKP/ML ÖRGÜTLENME KOMİTESİ 

49147

Proletarya Partisi

 Proleterya Partisi'nden gundeme iliskin yazilar

Son Haberler

Proletarya Partisi

Güzel insanların ardından kurulan her cümle yetersizdir…(İsmail Cem Özkan)

Şimdi anıları olanlar hemen anılarını paylaşmayacak, zamanı gelince yazarlar ya da anı kitabı yapılacaksa oraya bir kaç kelime bırakacaklardır ama popüler olanı yapacaklar yani varsa birlikte çektikleri/ çekildikleri fotoğraflarını paylaşacaklar...

Turan Eser benim geçmişi (artık geçmiş oldu, zamanda üzerine eklenince) uzun bir sancılı dönemin dostluğuna dayanıyor...

Emperyalizm Üzerine Notlar-6

 

13-15 Eylül 2024   ICOR Uluslararası “Lenin’in Öğretileri Yaşıyor” Semineri 1.  Gün

Giriş: Almanya’nın Thüringen Eyaleti’ndeki Truckenthal’da 13-15 Eylül 2024 tarihleri arasında ICOR’un, Lenin’in 100. ölüm yıldönümü anısına, ”Lenin’in Öğretileri Yaşıyor” adı altında uluslararası büyük bir seminer yapıldı. Bu seminer’de “Lenin ve Emperyalizm” başlıklı 1. bölüm’de ben de bir sunum yaptım.

Rothe Fahne (Kızıl Bayrak) dergisinden kısa bir bilgilendirmeyi buraya alıyorum.

Erdoğan ve cumhur ittifakı’nın hazırlıkları iç savaş odaklıdır!

İçinden geçilmekte olan sürecin bu ayırt edici özelliği, rejimin ne kadar da kırılgan bir durumda olduğunun, çıplak bir ifadesi olarak da okunabilir elbet.

Serdareme, Caneme, Hevaleme…

Her devrimci değerlidir. Ancak bazıları istisnadır. Yaşam ve duruşlarıyla, söz ve eylemleriyle derin izler, unutulmaz anılar geride bırakır. Geçtikleri her yerde devrimin, özgürlüğün dinmeyen esintilerini bırakır. Devrimcilerin değerlerini belirleyen her daim hatırlanan pratik ve eylemleri ve yazdığı unutulmaz eserleridir. Serdar Can yoldaş her ikisini de doğru yapmaya çalıştı. Hem devrimin kalemini hem de devrimin silahını iyi kullandı. Hem de en geç yaşlarında.

Erdoğan yeni anayasa istemi ne tür bir ihtiyacin ürünü ?

Siyasal İslamcı din bezirganı Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, özelliklede son yerel seçimlerde uğradığı ağır hezimetin ardından, adeta gün aşırı bir sıklıkla, toplumun artık yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu dilendirmekte. Bu demek oluyor ki Erdoğan’a göre, 22 yıllık iktidarları döneminde yeni bir anayasa, toplumsal bir ihtiyaç haline gelmemiş. Gelse, ille ki o zaman da bunu gündeme taşır ve çözmek isterdi, değil mi? Peki şu son dört-beş aylık zaman diliminde ne oldu da birdenbire acil bir ihtiyaç haline geldi?

Asıl Olan, Örgütlü Yığınların Mücadelesidir

Çağımız, emperyalizm ve proleter devrimler çağıdır. Yaşanan tüm değişimlere, ideolojik anlamdaki çürüme ve yozlaşmaya rağmen işçi sınıfının ezen ve ezilenler mücadelesindeki tarihsel misyonu hala gerçekliğini korumaya devam ediyor.

Yaşanmakta olan, ikili hukuk denkleminde,bir ara rejim midir?

Resmi adıyla, “Cumhur Başkanlığı Hükümet Sistemi”ne, günlük kullanım diliyle “tek adam diktatörlüğü”ne geçişle birlikte ve özellikle de ırkçı faşist-kontra bir odak partisi olan MHP katılımıyla oluşturulan “Cumhur İttifakı” iktidarı altında; sistemin, Anayasasında kendisini tanımlaya geldiği ve iyi kötü ve de taklidi de olsa, bir şekilde uygulanmaya çalışılan “laik” ve Anayasal “hukuk Devleti” prensipleri, adım adım terk edilmeye başlandı.

Komutan Orhan Cihat Bingöl (Nubar Ozanyan)

Duyduğumuzda inanmakta ve kabul etmekte zorlandığımız şehit haberleri yüreğimizi fena halde acıtsa da ideallerine ve anılarına bağlı kalma, mücadele bayraklarını daha yükseklere taşıma sözü vermeye devam edeceğiz.

Kürt ve özgürlük düşmanları sevinmesin! Hesapsızca toprağa düşen her gerilla Kürdistan topraklarında yeniden doğacaktır. Ve onlar her daim ölümsüzlük içinde çoğalarak büyüyecek birer dağ olup düşmanın üstüne yürüyerek anılacaklar. Ne yaşamları ne toprağa düşüşleri ucuz ve kolay olmayacaktır.

Vitrin olma kız... vitrin olma...

Sen, senle halk arasında artırılan düşmanlığı çözmenin araçlarının neler olduğunu bilmiyorsan...

Şimdi ne kadar güzel olurdu değil mi kız...

ne kadar güzel olurdu...

mecliste, belediye başkanlıklarında bir...

Öyleyse.... öyleye...

Hayeller.... söylemler...

Kitleler...

yüzlerini dahil seçemeceğimiz kalabalıklar...

Gerçekler ise....

Zil zurna, kah kaha atarken sümükleri dahil ağızlarına giren masaları tek tek dolaşarak, mekan yeni insanlar..

Hemi... hemi...

hayat bu... gerçeklik bu ise...

Şeriat ve kadın

Tüm  kurumları üzerinden devlet erkine artık tamamen hakim hale  geldiğini düşünen siyasal İslamcı Erdoğan iktidarı, dini esaslar üzerinden toplumsal yaşamın yeniden kurgulanması esas hedefi doğrultusundaki ana hamlelerini, “İstanbul Sözleşmesi”ni feshederek, “Her kürtaj bir Uludere’dir”tavrıyla, en nihayetinde vasat ölçüler içinde kadın haklarını belli yönleriyle koruyan “6284 Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasası”na ilişkin tutumuyla ve  keza “9.

Türkiye ve kuzey Kürdistanlı solculara yönelik bayrak eleştirisi

Kendisi de sol-sosyalist cenahtan olan yazar ve aynı zamanda televizyon programcısı sayın Merdan Yanardağ, on binlerce solcunun, Fransa’da faşistleri yenilgiye uğratarak seçimlerin galibi olan Yeni Halk Cephesi’nin zaferini kutlamak için, ellerinde Fransa bayrağı ile toplaştığı Cumhuriyet Meydanı’nda, coşkuyla Enternasyonal marşını seslendirmelerinden övgü ve gıptayla bahsederken: “Bakın diğer ülke devrimcilerinin kendi ulusunun bayrağıyla bir sorunu yok. Ellerinde Fransa Bayrağı ile hep birlikte Enternasyonal okuyorlar.

Sayfalar