Pazartesi Ekim 19, 2026

TKP/ML Kadın Komitesi “Umudun öyküsünü yazıp özgürlüğü fethedenlere sözümüz…”

Ocak ayının devrim ve komünizm şehitlerini anma haftasına dair bir açıklama yayınlayan TKP/ML Kadın Komitesi “Umutsuzluğu umuda çeviren yoldaşlarımıza söz veriyoruz ki; faşist ablukayı, sömürü düzenini, cinsiyetçiliği, şovenizmi paramparça etmeden, düşmanı yere sermeden durmak yok!” dedi.

Elimize e-posta yoluyla ulaşan bir habere göre Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist’e (TKP/ML) bağlı Kadın Komitesi devrim ve komünizm şehitlerini anma haftasına ilişkin bir açıklama yayınladı. “Umudun öyküsünü yazıp özgürlüğü fethedenlere sözümüz; Direncinizi umutsuzluğa cevap, yenilmezliğinizi karanlığa şafak edeceğiz!” diyen Kadın Komitesi saldırıların artmasının yalnısca daha fazla kavga sebebi olabileceğini vurguladı:

“Onlar için en güzel dize zafer çığlığı, en güzel ezgi halkın dilinde...”

“Onlara, en sevgililerimize dair yazılan en güzel dize savaşın ortasında atılan zafer çığlığı olmalı, en güzel cümle egemenlerin karşısında verilen kavga alanlarında yazılmalı, en güzel ezgi ezilen sınıf, cinsiyet, ulus, inanç ve kimliklerin dilinde söylenmeli! Çünkü onlar hayata sundukları ömürlerinin direnç, gençliklerinin kavga ateşi ile bunu hak ettiler! Çünkü onlar dorukları fethedip oraya kanlarıyla halkımızın acılarını yazdılar; sokaklarda, hapishanelerde, fabrikalarda, tarlalarda, gecekondularda devrimin kanlı ama onurlu yolunu nakış nakış ördüler! İşte bu yüzden onlara dair söylenecek en güzel söz, bu yolu tamamlamaktan geçmektedir!

Bugün nakış nakış örülen; ama canla, ama kanla ilerlenen bu yol daha da çetrefilli, daha da zorludur. Heyhat! İmkansız olanın yalnızca daha fazla zaman alacağına inanan, binlerce yıllık sömürü düzenini ters yüz etmeye kendini adayan komünistler için bu zor, ancak daha fazla kavga, daha fazla savaşma sebebi olabilir!”

“Ülke nefes alınmayacak hale getirilmeye çalışılıyor”

Faşist Kemalist diktatörlüğün ekonomik ve siyasi krizinin derinleşmesi ile bir çıkmaza girdiğine, bataklığa gömüldüğüne ve buna çare olarak ülkeyi kan gölüne çevirip halkı daha fazla yoksulluğa biat ettirmekte bulduğuna dikkat çeken Kadın Komitesi; “Emperyalist-kapitalist sistemin özelde 2008 sonrası yaşadığı ekonomik ve siyasal krizin faturasının dünya halklarına savaş ve yoksulluk olarak döndüğü sürecin ülkemize yansıması olan tüm bu yaşananlar bir kaosun tam ortasında olduğumuzu göstermektedir. Ve bu, bugün mücadele etmek ve savaşmak için daha fazla sebebimizin mevcut olduğuna en açık kanıttır” dedi.

“Çöktürme-çökertme” adı altında kaos ve katliam dolu bir sürece soyunan faşist devlet ve temsilcisi AKP için “bu süreçte; mitinglerde, sokaklarda, düğünlerde halkımızı hedef alarak DAİŞ eliyle bombalar patlatmış, Rojava ve Türkiye Kürdistanı’nda Kürt ulusunun kazanımlarını hedef alıp ‘baş üstünde baş, taş üstünde taş bırakmama’ fermanıyla kentleri kuşatmış, işgal etmiş, ‘Allah’ın lütfu’ olarak değerlendirilen bir Temmuz darbe girişimi ve ardından OHAL süreçleri ilan etmeye başlamış, ev baskınları ile infazları, gözaltı ve tutuklama terörünü, ihanetini, ihbarı sıradanlaştırmış, KHK’ler ve tüm keyfiyetiyle binlerce insan ekmeğinden-işinden edilmiş ve demokratik tüm haklara el koyarak adeta ülkeyi nefes alınmayacak bir hapishaneye çevirmiştir” diyen Kadın Komitesi açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

“Kadının sokaktan evine dönmesi için kollar sıvandı”

“Egemenler tüm bunları gerçekleştirirken elinden-dilinden düşürmediği, kendisine koltuk değneği yaptığı patriarkayı iyice cilalamış, toplumsallaştırmış ve kadın-LGBTİ-çocuk düşmanlığını adeta ödüllendirir hale getirerek bu iktidarını katillere, tecavüzcülere, istismarcılara pay etmiştir! Kadın ve LGBTİ cinayetlerinde (ve bu cinayetlerin vahşet oranında) % 50’ye varan artış yaşanmış, hemen her gün ülkenin bir yerinden çocuklara dönük istismar haberlerinde ve erkek egemenliğinin, iktidarının çocuk bedeni üzerindeki acı tahakkümünün örneklerinde adeta patlama yaşanmıştır. Bir yandan bu saldırıları gerçekleştiren erk sahipleri cezasız bırakılarak ödüllendirilmiş, istismarı meşrulaştıran yasalar hazırlanmış, buna karşı sokakları ve savaş alanlarını terk etmeyen devrimci, yurtsever, ilerici kadınlar hedef alınmıştır. Kadın savaşçıların bedenleri teşhir edilmiş, işgal edilen kentler JÖH-PÖH’ün sistematik cinsel saldırısı altında bırakılmış, kadın devrimciler vajina ve göğüsleri hedef alınarak kurşunlanmış, yurtsever ve devrimci kadınlar gözaltı ve tutuklama terörü ile ‘terbiye edilmeye’ çalışılmıştır!”

Bu dönemin en önemli özelliklerinden birinin de kadın kazanımlarının hedef alınması olduğuna dikkat çeken Kadın Komitesi eşbaşkanlık sistemi ile yönetilen belediyelere, açılan kadın kurumlarına, dayanışma evlerine, sığınaklara el konulduğunu, kayyım atandığını ya da kapatıldığını hatırlattı. Açıklamada “Kadınların yıllarca dağda, şehirde, kırda mücadelesini verdiği her türlü kazanım, tek tek adeta kadınlarla alay edilerek, aşağılanarak ellerinden alınmaya çalışılmasıdır, bu süreci zorlu kılan temel nedenlerden biri... Nitekim patriarkayla kol kola ilerleyen iktidardan kadınların kazanımlarına saygı duyması, ilmek ilmek örülen kadın isyanı ve direnişini ayakta alkışlaması beklenemezdi! Tüm nefreti ve olanca öfkesi ile ilk fırsatta bu kazanımlara saldırdı ve erk’e itaat etmesi beklenen kadının sokaktan evine, dört duvar arasına dönmesi için kolları sıvadı” denildi.

“Kadınlar özne değilse, o devrim ağır yaralıdır, eksiktir!”

Bu kazanımların her birinin kadınların can bedeli, uzun süreli mücadelelerle elde ettiğine, uğruna nice emekler verildiğine, görünmez kılınan bu emekle devrim ve demokrasi mücadelesinin nice tıkanan damarlarının açıldığına dikkat çeken Kadın Komitesi; açıklamasını “Ancak açıktır ki; bu kazanımlara gereken değer ve önem; Türkiye devrimci hareketinin ilk şehidi Maria ve ardından partimizin ilk şehidi olan Meral Yakar’dan bu yana 51 kadın şehidiyle komünist ve öncü partimiz dahil olmak üzere devrim ve demokrasi mücadelesinin özneleri tarafından da verilmemiştir. Erkek egemenliğinin kirlerini üzerinde barındırdığı müddetçe hiçbir alanda kadına tam hak eşitliğinin olmadığı ve olmayacağı tarih boyunca sayısız örneklerle karşımıza çıkmış ve hala da çıkmaktadır. Kadınların inşasında özne olmadığı ya da özne olmasına rağmen emeğinin görülmediği hiçbir devrim, milyonlarca emekçi kadını ve taleplerini karşılamayacak ve erk-eklikle ağır yaralanmış, eksik bir devrim olacaktır” şeklinde sürdürdü.

“Bugün şehitlerimizi anarken, onlara devrim sözümüzü yeniden en ateşli yeminlerimizle tazelerken, devrim bilincimizi de cinsiyetlerin tam hak eşitliğiyle yenilemenin kaçınılmazlığını görmek durumundayız” diyen Kadın Komitesi, Proletarya Partisi’nin kadın şehitlerinin mücadelenin kadınlaşmasının yolunu döşediğine vurgu yaptı:

“Dirençleri umutsuzluğa cevap, yenilmezlikleri karanlığa şafak…”

“Bedeni hedef alınarak köy meydanlarında teşhir edilen komutanımız Yıldız Çiçek, işkencehanelerde cinsel saldırılarla esir alınmaya cevabı direnişleriyle veren yoldaşlarımız Kamile Öztürk ve Cahide Karakaş, kadınların önderleşmesinin sembolü olan Beşlerimiz, tüm engellerini geride bırakarak koşa koşa özgürlüğe koşan Kara Kız’ımız/Çiğdemimiz, kalemi ve fotoğraf makinesini birer silaha çeviren Suzan’ımız; Ayfer’imiz, Nurhayat’ımız, Özlem’imiz, Süheyla’mız, Dilek’imiz, Münire’miz, Nergiz’imiz, Nesibe’miz, Perihan’ımız... Her biri egemenlere, halk düşmanlarına karşı devrimin birer neferi olarak devrime giden yolu döşedikleri kadar partimizin, devrimci hareketin, dağların, şehirlerin kadınlaşması yolunu da döşemiştir!

 

Bizler bugün gücümüzü, mücadele azmimizi, direncimizi, tam hak eşitliği mücadalemizi, eşitsizliğe, kadın ve LGBTİ düşmanlığına karşı öfkemizi onlardan alıyoruz. Çünkü onlar devrim umudumuzun öyküsünü yazanlar, özgürlüğü fethetme cesaretini canları pahasına gösterenlerimizdir! Umutsuzluğu umuda çeviren yoldaşlarımıza söz veriyoruz ki; faşist ablukayı, sömürü düzenini, cinsiyetçiliği, şovenizmi paramparça etmeden, düşmanı yere sermeden durmak yok! Bunun için de direncinizi umutsuzluğa cevap, yenilmezliğinizi karanlığa şafak edeceğiz!” 

51723

Partizan;Salgın Bahanesiyle Sermayeye Kıyak Emekçiye Sömürü; Emeğimiz ve Haklarımız için 1 Mayıs’a

Mart ayıyla birlikte bir yılı geride bırakan pandemi tedbirlerinin gölgesinde giriyoruz Bir Mayıs’a bir kez daha.

Nisan’da yürümek! (Nubar OZANYAN )

Özgür ve onurlu yaşamı yaratma ve yaşatma mücadelesini güçlü benimseyen, bunu yüreğinde hisseden hakikat devrimcileri, nefsine ve kibrine yenilmiş sultanları ve paşaları altedebilirler/altedeceklerdir.

Bakış Can : ‘‘Kaypakkayacılık‘‘ mı, Kaypakkaya’nın İdeolojik, Siyasi Komünist Çizgisi mi?

Son günlerde polemik başlatan ve polemik yapan iki yazı ilgimizi çekti; önemli bulduk, okuduk ve üzerine bir kaç söz söylemeyi gerekli gördük ki, yazılar kesinlikle dikkate değerdir.

Kavgamızın Dursun 'u, Yüreğimizin yoldaşına...(Hülya Onur)

Yürek yüreğe değmiş,

Kavgada yoldaş olmuşsak,

Ne çıkar toprak bağrına bassa da,

Filiz olur büyürsün ancak...

Gülüş olursun anılarda,

Yoldaş olursun kavgalarda,

Örnek olursun yarınlarda...

Demem o ki sen de unutulmazlarımızdansın artık be Dursun...

İyi ki, yüreklerimize, kavgada omuzumuza yoldaşça, dostça, sırdaşça, arkadaşça dokunup da geçtin...

Kötü bir bahar şakası yaptın bize .

Cemrelerin ikincisinde, sulara düştüğü günde, berrak bir 65 yılın 45 mücadele yılını bırakarak ardında...alıp başını gittin.

Bu bahar umut biriktirmek için fazlasıyla nedenimiz var! – Orhan Ünal

 “Her fırtına küçük bir damla ile başlar…” DAİŞ çetelerine karşı son öldürücü darbeyi indirdiklerinde enternasyonalist devrimci ve aynı zamanda halk ordusunun bir savaşçısı olan Tekoşer Pilîng yoldaş zaferin adı olarak ölümsüzleşti. Ondan geriye, devrim iddiasının sembolü olan bu mütevazi sözler kaldı.

Ülkemizin yakın tarihi incelendiğinde bu sözlerin, ülkemiz devrimi açısından ne kadar da anlamlı olduğu görülecektir. Gecenin sabaha, karanlığın aydınlığa döndüğü zaman dilimindeyiz. Şafak atarken ufukta beliren alaca kızıllık belirmeye başlamıştır.

Δημήτρης Κουφοντίνας: “Dayanışma, Mücadelede Bizleri Birleştiren Yaşamsal Koşuldur!”

İki ayı geçkin bir süre açlık grevi yapan ve grevini 14 Mart’ta ülkedeki dayanışma eylemlerinin talebinin üzerine çıkması nedeniyle sonlandıran Dimitris Koufontinas, Yunan basınının dışında dünya basınında da yer edindi. Ayrıca geldiğimiz aşamada Yunanistan iç siyaseti üzerinde hükümetin bütün baskı ve sansürüne rağmen güçlü bir etken olarak yer alan açlık grevi eylemi; Yeni Demokrasi hükümetinin bütün terörize etme çabalarını boşa çıkarmanın yanında sokakta güçlü bir dayanışma ağı da kurdu.

17 Kasım ve Koufontinas…

Bizim Mazlum (Keko) (Nubar Ozanyan)

21 Mart’ın bir sabah serinliğinde karagözlü Mazlum Doğan’ın (Keko) devrimci eylemi zindandaki tüm tutsaklarda deprem sarsıntısı yarattı. Onurlu bir devrimci feda pratiğini başkasından istemez. Mazlum üç kibrit çöpüyle isyan ateşini tutuşturdu. Faşizmin kalbine saplanan hançer oldu.

Özgürlüğümüz İçin İsyan ve Direnişi Newroz’la Büyütelim!

Newroz, baharın gelişi, aradan geçen yüzlerce yıllık zamanda, kültürel ve toplumsal olarak Kürdistan’ın tarihine bir direniş bayramı olarak geçmiştir. Kürt halkının üzerinde önce feodal despotluğun sonrasında ise uluslaşma ile birlikte ezen ulusun baskı ve zulüm icraatları hiç eksik olmamıştır.

Bu nedenledir ki Demirci Kawa efsanesinden bu yana, Kürt halkının isyancı Kawa’ları da hiç eksik olmamıştır.

Tarihsel Deneyimin Işığında Birleşik Mücadele

Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin (BPKD) Çin’de gürleyen top sesleri, işçi sınıfı ve gençlik içerisinde yankısını buldu. Fransa’da başlayan Avrupa’ya oradan da dünyaya yayılan eylemlilikler gerçekleşti. Tüm dünyada işçiler, emekçiler, gençlik özgürlük, devrim ve sosyalizm türküleriyle, marşlarıyla sokakları, meydanları doldurdular.

Bu Dava Mahkeme Salonlarında değil, Sokaklarda Kazanılacak!

Bugün günlerden 18 mart 2021

Erken Kalktim bugün saat 9,00 da Stuttgart/ Stammheim Cezaevinde Baslayacak durusmaya mutlaka yetismeliydim,öylede yaptim!

TKP-ML MK SB:Newroz,zulme karşı parolamız olsun!

Newroz, başta yüz yılı aşkın bir süredir emperyalizmin “savaş tahtası” olarak kullandığı, halkları birbirine düşman edip talan-yağma-katliamdan başka bir şey getirmediği Ortadoğu olmak üzere, dünya halklarının zalimlere karşı mücadelesini simgeler. Bu simgesel ve tarihsel günü bu yıl da Ortadoğu’da başta emperyalistler ve TC faşizmi olmak üzere, bölge gericiliğinin özel olarak Kürt halkına genel olarak ise ezilen, sömürülen tüm halklara yönelik faşist saldırganlığının arttığı bir dönemde karşılıyoruz.

Sayfalar