Pazartesi Ekim 12, 2026

Terörden ne anlıyoruz?

Terör amacı olmayan, hedefi belirsiz kör kurşun misali sivil toplumlara yapılan toplu katliam saldırılarıdır. Çoğunlukla sermaye gurupları tarafından finanse edilirler. Örgütlenmesini, eğitilmesini, silah ve mühimmat teminini sermaye devletleri yaparlar. Yeri ve zamanı geldiğinde bu devletler tarafından harekete geçirilip toplu katliamlara imza atarlar. Bu tür eylemler karşı devrimci eylemlerdir. Emperyalist lojistik desteğe sahiptirler. Faşist karakterli örgütlerin asıl amacı ezilen halkları korkutmak, korku toplumu yaratarak kendilerine koşulsuz biat etmelerini, modern köle olmalarını istemektedir.

Bugüne kadar sosyalistlerden, devrimcilerden böylesine amaçsız ve hedefsiz eylemler yapıldığı görülmemiş veya çok nadir görülmüştür. Bazı devrimci örgütlerin yaptıkları yanlış karşı devrimci eylemlere şiddetle karşı çıkılmış, teşhir edilmiş, kınanmıştır. Devrimci örgütlerde de bu türden hedefi ve amacı olmayan karşı devrimci eylemler zaman -zaman gerçekleştirilmiş, toplum tarafından kabul görmediği gibi ret edilmiştir.

Şunu açık ve net söylemeliyim ki, intihar eylemleri, savaş kurallarını hiçe sayan hedefi belirsiz, yer zaman hesaba katmaksızın yapılan bütün eylem biçimleri yanlıştır, kabul edilemezdir. Devrimcilerle, komünistlerle karşı devrimci faşistleri ve devletleri birbirinden ayıran en temel olmazsa olmaz kalın çizgi budur. Devrimciler, komünistler halkın çıkarlarını savunur, halka yapılan zulme karşı halkı korur, ona zarar gelmemesi için ölümüne direnir. Ayrıca şunu da belirtmeden geçemeyeceğim; özellikle de komünistler halkın çıkarlarını, canını, malını korumada, en ufak zarar vermemede daha da hassas ve temkinlidir. Yaptıkları hangi tür eylem biçimi olursa olsun, eylemin amacı ve hedefi açıktır, nettir. Halk için, ezilenler için, sivil toplum için en ufak bir risk taşımayı dahi dikkate alarak ince elenir sık dokunur. Bu değerlendirmeler sonucu eylemin getirisi- götürüsü hesaba katılarak karar verirler. Eğer ki halkın çıkarına, malına, canına en ufak bir zarar gelecekse bu eylem benimsenmez, yapılmaz. Halk için yola çıkanların halka zarar vermeleri kabul edilemez, benimsenemez, asla hoş görülemez.

 Tamda bu noktadan hareketle her nerede olursa olsun, kim veya kimler tarafından yapılırsa yapılsın bu tür eylemler karşı devrimci eylemlerdir. Denir ki ,'kurşun adres tanımaz' ,bu yanlış bir tanımlamadır. Eğer ki, hedef doğru belirlenir, eylemin amacı doğru tespit edilirse, halk ve sivil toplumdan uzak, direkt hedefe yönelirse eylem doğrudan amacına ulaşmıştır. Topluma ve halka en az etki yapma riskleri de hesaplanmış olacaktır. Doğru eylemin amacı, hedefi olur, direkt savaş kurallarına uygun hareket eder, savaş suçu işlemekten, sivil topluma zarar vermekten özellikle kaçınılır.

Bu kuralları çiğneyenler, uymayanlar emperyalist devletler, faşizmle yönetilen Türkiye gibi ülkeler ve onların örgütleyip organize ettiği Kontrgerilla, IŞID; EL NUSRA; FETİH ORDUSU vb. faşist piyon örgütlerdir. Amaçları toplumları kaos ortamına çekmek, korku toplumu yaratmak, emperyalist küresel sermayenin çıkarlarını garanti altına almaktır.

Sonuç olarak; Brüksel’deki patlayan bombayla, Ankara’da, İstanbul’da patlayan bombalar arasında özde bir fark yoktur. Kimler tarafından, niçin ve hangi sebeple yapılırsa yapılsın, yapılsın eylemler karşı devrimci eylemlerdir. Halkımıza, devrime, devrimcilere, sosyalist ve komünistlere zarar veren eylemlerdir. Bizi karşı devrimcilerden, faşistlerden ve onların sermaye devletlerinden ayıran en büyük erdem şudur: Her şart ve koşulda  -sonuçta ölüm de- olsa asla halka zarar vermemek, halkın çıkarlarını, yaşam hakkını her şeyin üstünde tutmaktır. Hasan Aksu 22-3 -2016

50621

Comment form

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Tasfiyecilikte yeni bir asama olarak MKP 3 Kongresi

MKP 3. Kongresini gerçekleştirdi ve kararlarını kamuoyuna açıkladı. Kongrenin her kararının şerhli olduğu ve bunların daha sonra kamuoyuna açıklanacağı ilan edildi. Bu şerhlerin içeriği Kongre’nin almış olduğu kararların muhtevası açısından belli oranda önemlidir.

Bu tartışmayı kamuoyu önünde yapacak olmaları, kuşkusuz bu çizgi mücadelesine dış müdahale koşullarını da sağlıyor.

TKP/ML TİKKO Dersim Bölge Komutanlığı

“Topraklarımızın zehirlenmesine, yaşam alanlarımızın yok edilmesine izin vermeyeceğiz!” başlıklı bildiri şöyle devam ediyor: “Yaşam alanlarımız, doğal güzelliklerimiz emperyalizmin kar hırsı ile her geçen gün biraz daha yok ediliyor. İnsan yaşamı için zorunlu olan tüm doğal kaynaklarımız hızla özelleştirilerek neredeyse akan her dere yatağına HES kurulmak isteniyor, topraklarımız, havamız maden arama ya da termik ve nükleer santrallerle zehirleniyor.”

“Saldırılar daha da artacak”

15 Haziran 1915 Paramaz ve yoldaşlarının asılması-Erol YEŞİLYURT

1914 yılının Haziran ayında Sosyal Demokrat Hınçak Partisi (SDHP) üyesi 120 kişi, İttihat ve Terakki yöneticilerinden Talat Paşa’ya suikast yapılacağı ihbarı ve siyasi şubede çalışan bir muhbire suikast teşebbüsünde bulundukları suçlamasıyla gözaltına alındı.

15 Haziran 1915 Beyazıt Meydanı: Darağacında 20 Ermeni sosyalist-Erol YEŞİLYURT

Geçtiğimiz yıl, Gezi İsyanı günlerinin önemli gelişmelerinden biri 15 Haziran 1915’de Beyazıt meydanında 20 Ermeni devrimci’nin asıldıkları yer olan Beyazıt meydani ve Gezi Parkında Türkiyeli ve Ermeni sosyalist ve demokratların katılımıyla anılması oldu.

Malya’dan Madımak’a, Baba İshak’tan Koray’a, Berkine..

“tarihler kan gördü 
zulmün kırbacında inleyen cehalet
alevlerin şavkında gözleri kamaşan cellat
boğazlanan, tövbeye gelen 
kendi suyunu kesen Kızılırmak
ve tarih böyle bir Temmuz gördü
ey nutku tutulmuş insanlık!
varın gayrı kanın aynasında saçlarınızı tarayın.”(1

Şİİ-SUNNİ ÇATIŞMASI AMERIKA'NIN NE ISINE YARAR ?

Bu makaleyi 2011 tarihinde kaleme aldim, bugun yanibasimizda neler yapilmak isteniyor sorusuna 3 yil oncedn bir cevap; guncelligini kaybetmedigi icin yeniden yayinliyorum...

''herşey göründüğü gibi olsaydı,bilime gerek kalmazdı'' Karl Marks

Ne emperyalızm eskı-klasık Emperyalızmdır, ne emperyalızm sadece amerıka-avrupadır,ne dunyadakı tek celıskı emek-sermaye celıskısıdır,ne emperyalıstler arası celıskıler ortadan kalkmıstır,ne de hıcbırsey gorundugu gıbıdır.

Dersim’de Birahaneler,Yalanlar ve Gerçekler -Ergin Doğru

Dersim üzerinde oynanan oyunlar ve kumpaslar kadar, Dersimlinin kendi kendine ettiği de az değildir. Bu yaklaşım özellikle son dönemlerde egemenler tarafından yoğunlaştırılan çürütme ve yozlaştırma politikalarının sonucu olan birahaneler için yapılan demokratik eylemlere yaklaşımda kendini gösteriyor.

Biz uslu değiliz olmayacağız da! (İbrahim ŞAHİN)

Babam, vaktiyle askerde okuma-yazma öğrenmiş. Ondan sonra da kendini kitap okumaya vermiş. Annem "oğlum baban düven üstünde bile kitap okurdu. Ben de hayranlıkla bakardım ona" diye anlatır, şimdi toprak olmuş babamı.

Şimdi her ziyarete gelip gidişlerinde ailem kitap getirip götürüyor. Yazdıklarımı da görünce annem telaşlanıyor: “oğlum hep oku hep yaz ne olacak bunun sonu? Ara ara bırakın onları da yeşile, çiçeklere bakın, yoksa gözleriniz bozulur” diye tavsiyelerde bulunuyor.

"Anne burası hapishane burada yeşillik olmaz ki"

Bez parçası!

Faşizmin başı ne zaman sıkışsa yaptığı “anlı-şanlı” bayrağını devreye sokmak olmaktadır. TC devleti neredeyse on yılda bir “bayrak yakıldı”, “bayrak indirildi”, “bayrağa hakaret edildi” söylemleriyle geniş kalabalıkları harekete geçirmektedir. Son olarak Amed'de bir Kürt gencinin TC devletinin bayrağını indirmesi, -en çok da hakim sınıfların temsilcisi olanlar olmak üzere- kamuoyunun gündemini meşgul etti.

Örgütlemek ve hazırlanmak!

Dünyada ve ülkemizdeki toplumsal-siyasal gelişmelere baktığımızda sömürü ve yağma derinleşip yoğunlaşırken baskı ve zulmün pervasızlığından ve hızından bir şey kaybetmeden her geçen gün etkisini artırıp devam ettiğini görüyoruz. Emperyalizm tarihinin en ciddi bunalımını yaşamaya devam ediyor. Çılgınca kasıp kavurduğu dünyamız, bütün canlı varlıkları ile sömürülmekte, yağmalanmakta, tüketilip kıyamete sürüklenmektedir. Bir avuç efendi, uşak ve cellatlar dışında kalan milyonlarca insan için dünyanın sadece yerüstü değil yeraltı da bir cehenneme dönüşmüştür.

Cemaat-AKP Kapışmasına Dair

“Bitmeyen söylentiler,söylenti olmaktan çıkar.”[1]

Cemaat-AKP “kapışması”nın ayyuka çıkıp, sağır sultanın bile bilgisine dahil olmasıyla kimileri “Ne oluyor?” şaşkınlığıyla sarsıldı…

Aslında şaşırtıcı hiçbir şey yoktu.

Bir “ittifak”ın sonuna gelinmişti. Tabir-i caiz ise bagajlar boşaltılıyordu.

Öncelikle şunu belirtelim: Hiçbir ittifak “sonsuz” değildir; her ittifakın bir ömrü, miyadı olduğu gibi Cemaat-AKP beraberliğinin de bir sınırı vardı.

Şimdi o sınırlardayız!

Neden mi?

Sayfalar