Su,...Nergis,...7 Haziran!
Acı ve mutluluk bu kadar uç birarada yaşanır mı! İkisi de en uçta, ama o kadar yoğun birarada! Gözyaşları iki sebebe karıştı bugün birçok yürekte! 7 Haziran!
7 Haziran! “Tommiks-Teksas” çizgi romanını aratmayacak hızda, karelere sığmakta zorlanan, bombalamaları-tutuklamaları, ölümleri izledik; uzaktaki satılmış topraklarımızdan. Buralarda hiç böyle anlara tanıklık etmeyeli yıllar oldu; gerçekten Tommiks-Teksas çizgi romanını aratmayacak hızda görünüyor gözümüze, uçuşan kurşunlar!!! “Bu kadar olur mu?” diyoruz her gün, dudaklarımız uçuklayarak, yüreklerimiz delik deşik edilerek!!
Bir öğretmenin sık sık; “insanoğlu batıl inançlı değildir, ama bir saniye içinde batıl inançlara kapılabilir” deyişi aklıma geliyor sık sık, gülümsüyorum.
Yaklaşık bir aydır, türbanlı Kürt ablaların-teyzelerin-ninelerin “baraj aşılsın” diye gece gündüz dua ettiklerini duyuşum geliyor aklıma. Alevilerin “Hızır bari bu sefer yardımcımız olsun” deyişleri. Süryanilerin….Herkes inandığı şeyler üzerine dileklerde bulunuyor: BARAJ KIRILSIN diye!!!
Buralarda Yabancılar Meclisi seçimlerinde sahip oldukları oy hakkını bile kullanacak; “BENİM DE SİYASİ İRADEM VAR”ı kaybettirilmiş insanlık! Bu insanlık, siyasi iradesi unutturulmuş insanları evinin kapısından alıp, oy yerlerine taşımak için ne emekler çekmekte!!! “BENİM DE SÖZ HAKKIM VAR”ı neredeyse ilk kez hissetmekte!!! “Depresyon” diye kullandıkları kelimeyi duymuyoruz Mayıs’tan beri! SÜREKLİ BİR DÜĞÜN HAVASI YÜREKLERDE!
Bu dehşet sahneler içerisinde; “Su” başlığı altında bir etkinliğe gidiyorum. Herkes ülkesinden su hikayeleri anlatacak, ben 205 gün suyla hayat arkadaşı olduğumu!
Wetzlar şehrinde köprüden geçiyorum; İstanbul Boğaz Köprüsü oluveriyor heryer. Lale’nin havalandırmada bağıra bağıra okuyup, bizi iliklerimize kadar titrettiği İstanbul şiirinden satırlar dilime geliyor, “boşuna çekilmedi bunca acılar, bekle bizi İstanbul”, sesli sesli suya bağırıyorum; “bugün akşam hemen gelsin, halklar kendi emeğine ihanet etmesin” diye. Nergiz, Lale, Sibel bu üçü yanımda bitiveriyor özellikle. Suda silüetleri, İstanbul’a özlemleri-bitmeyen ortak hasretimiz! Öğretmenin sözü aklıma geliyor; “batıl inanç….”! Suya bağırıyorum; “gidenlerimizin anıları suya karışsın ve ışığı akşam bizi aydınlatsın!” diye.
Program bitince, soruyorlar; “ülkenizin geleceği için ne dilersiniz?” diye. Hepsinin Türkiye’deki seçimden haberi var, hepsi öyle ya da böyle “Erdoğan padişahlığı devrilecek mi?” sorusunun cevabını bekliyorlar(hiç abartmıyorum, çünkü dünyanın toplam resmi içerisinde bakıyorlar Türkiye topraklarına). Nice sevinçleri-dilekleri kursakta kalmışlık kokuyor Türkiye toprakları; bunu o topraklarda yaşamamış olanlar mümkünü yok, tasavvur bile edemezler. “Halklar hiç birarada davranamadı o topraklarda, birbirine kırdırıldı hep. Kürtler kendi içlerinde ne ihanet tarihleri yaşadılar. Baraj aşılsın elbette, yanısıra da diliyorum ki, belli illerde tek bir koltuk bile kaybetmesin HDP; kanla yıkanmış topraklar HDP rengiyle görünsün artık!” diye cevap veremiyorum tabi ki, anlayamazlar bu cevabı!! “Daha dün, seçimlerden birgün önce bomba sesleri, ölüler-yaralılar duyduk. ‘Gelecek, kazanmak-kaybetmek’ kavramları yok Türkiye’de. Dünya’da da bunlar saniyelere sığan kavramlar haline geldi. Bugünü ve hergünü insanlık için kazanmaya çalışmaktan yorulmamayı diliyorum hepimize” diyebiliyorum ancak!
Akşam 22’ye geliyor. Trenden iniyorum, o kadar suyun içinde gidenlerimizle boğulmuşum ki; karaya çıkmam zor oluyor. Rüzgar ne güzel esiyor: “bugün sizler yanımdaydınız, lütfen, lütfen,..sevinsin bu insanlık artık! Ölümlerin içinde çektiği zılgıtları, kendini temsil etmek isteyenlere teslim etme iradesini sayılarla da göstersin!!” diye nasıl diliyorum; milyonlarca insanın o an dilediği gibi! Dileklerimizin birleştiği milyonlarca insanı berrak görebileceğimiz-gösterebileceğimiz bir tarihsel an diliyorum hepimize!!
10 dakika yürüyüp çarşıya ana caddeye vardığımda; korna sesleri inletiyor birden ortalığı!!! Bütün arabalara kollarımla zıplaya zıplaya selam çakıyorum! İki kızları şehit düşen bir ailenin bütün elleri, zılgıtlarla araba camından dışarıya fırlıyor! Gözyaşlarımız birbirine karıştı. Acı ve sevinç sel gibi aktı! İdealleri için özne olabilmeyi yaşamak, nasıl kendine getirdi insanları. Acılarını hafifletti!!! Yarın ne olacaksa olsun, bütün bu olanlar gerçekti.
BARAJ KIRILDI! Bunca saldırı-katliam-engelleme-hile içerisinde bu bile “rüya mı-gerçek mi?” dedirttiriyor bize hala! Herkes neredeyse saniye saniye gelişmeleri izliyor. İlericisi-gericisi; “HDP ne diyor, HDP…”diye konuşmalar gerçekleştiriyor. Bu bile bir ülke tarihinde çok çok çok YENİ!!!
Bugüne kadar öğrendiklerimizin, düşünce kapasitemizin izin verdiği sınırlar da kırılacak bu yeni evrede.
VE GENÇLİK BU TARİHSEL EVREDE PİŞEREK YÜRÜYECEK GELECEĞİNE! İyisiyle-kötüsüyle, doğrusuyla-yanlışıyla; onların zihinlerine yerleşecek bu somut tarih.
VE BU SELDE, BİZİM BİLDİKLERİMİZİN, SINIRLANDIRILDIKLARIMIZIN ÇOK ÖTESİNDE ŞEYLER ÖĞRENEN BİR GENÇLİK GÖRECEK O TOPRAKLAR!
BOŞUNA ÇEKİLMEDİ BUNCA ACILAR!
Ganime Gûlmez
Ganime Gülmez sitemizin köşe yazarıdır. Teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır.
Son Haberler
Sayfalar
Doğa ve Çevre Sorununa Proletaryanın Yaklaşımı
İnsan doğanın ayrılmaz bir parçası olduğu için doğadaki her olumsuz gelişme insanı da doğrudan etkiler. Bu anlamıyla çevre sorunu, bir insanlık sorunudur. İnsana değer vermeyen bir sistemin doğaya değer vermesi de beklenemez.
Fransa'da Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya Anması Gerçekleştirildi!
Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın katledilişinin 41. Yılında “Mutlaktır Ülkemizde Devrim, Bir İşaret Fişeğidir Kaypakkaya” şiarıyla gerçekleştirilen gece etkinliklerinin sonuncusu, Fransa’nın Metz şehrinde gerçekleştirildi. Yaklaşık 30 yıldır devrimci etkinliklerin nadiren yapıldığı bölgede, böylesi bir etkinliğin yapılıyor olması kitleler açısından oldukça önemliydi. 500’ün üzerinde kitlenin katıldığı etkinlik, saat 14’te, 13 Mayıs’ta gerçekleşen Soma maden işçileri katliamı için hazırlanan sinevizyon gösterimiyle başladı.
Volkan Yaraşır: İbrahim Kaypakkaya, ihtilalin yolu, ihtilalin ruhu ve ihtilalin manifestosudur.
İbrahim Kaypakkaya’nın idelojik- teorik mimarisi tarihsel olarak; Anadolu ve Mezopotamya halklarının isyan ve komünalite geleneğine, yerel olarak; 1960 sonrası, Türkiye’deki zengin sınıf mücadelesine, Uluslararası boyutta; 1968 küresel isyan hareketine, kültür devrimine ve ulusal kurtuluş savaşlarına dayanmaktadır.
Devrimci hareket açısından 1970′lerin başı bir momentumu ifade eder. 1971 devrimcileri, uçurumun kenarında yürümenin cüret ve cesaretini simgeler. Aynı zamanda ’71 pratiği, sistem dışı ve açık bir devlet karşıtı olmanın pratiğidir.
Soma ölüm ocağı ; ՍՈՄԱ`Ն ՄԱՀՎԱՆ ՕՋԱԽ Է ,
Soma maden ocağı katliamı,Türkiye'nin aynı zamanada dünyanın en büyük maden ocağı faciası olarak şimdiden tarihe geçti.Soma İşçi Katliamı olarak da anılacak,hafızalardan kolay kolay silinmeyecek bu vahşet,işçi ölümlerinin en büyük olma özelliği ile de işçi sınıfı mücadele tarihinde yerini koruyacaktır.
TKP ML-TİKKO’dan açıklama
TKP ML –TİKKO, Şubat 2011’de kış üstlenme kamplarının çökmesi sonucu yaşamını yitiren 5 gerillanın naaşlarının Dersim’in Hozat ilçesi Pazar Köyü Kurudere Mezrasına bağlı Fıtılo bölgesinde defnedildiğini bildirdi.
TKP ML - TİKKO Dersim Bölge Komutanlığı, 2011 yılında yaşamını yitiren 5 gerillaya ilişkin açıklamada bulundu.
Açıklamada, 2 Şubat 2011 tarihinde kış üstlenme kampının çökmesi sonucu yaşamını yitiren Sefagül Keskin, Nuşen Aslan,Gülizar Özkan, Fatma Acar ve Derya Aras adlı gerillaların naaşlarının Fıtılo Bölgesinde defnedildiği duyuruldu.
Basel ve Londra'da kitlesel ve çoşkulu Kaypakkaya anması!
Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın katledilişinin 41. Yılında İsviçre’nin Basel şehrinde kitlesel ve çoşkulu bir geceyle anıldı.
„Mutlaktır Ülkemizde Devrim, Bir İşaret Fişegidir Kaypakkaya!“ sloğanıyla Avrupanın 5 ülkesinde organize edilen anma etkinliğinin biride, 18 Mayıs 2014 tarihinde 1000 yakın bir kitle ile İsviçre’de gerçekleştirildi.
Wupertal'da kitlesel Kaypakkaya anması
17 MAYIS 2014 TARİHİNDE ALMANYA’NIN WUPERTAL ŞEHRİNDE KİTLESEL BİR KATILIMLA GEÇEKLEŞTİRİLEN GECEDE KOMÜNİST ÖNDER İBRAHİM KAYPAKKAYA ANILDI.
Leyla Erbil:"Seni anlatabilmek seni"...
“Gerçek değer,gelmesi boşluk dolduran değil,gitmesi boşluk yaratandır.”[1]
“Yaralı doğar bütün insanlar, anlaşılmak, sevilmek, sevecenlik dilenir ömrünce...”
“Ben sadece sesli düşünüyorum, yani yazarak…”
“Ben yazarların neyi nasıl kotardıklarını çok düşünürüm, cümleyi neden kurduklarını, neye özendiklerini, neyi yinelediklerini ve ‘kendi’ kıldıklarını,” diyen O; ‘Tuhaf Bir Kadın’ın yazarıydı; 82 yaşında hayata veda etti.
Edebiyatın saygın yazarlarındandı; öncü romancılığıyla edebiyat dünyasını derinden etkileyen Leylâ Erbil’i 29 Temmuz 2013’de yitirdik.
Yazarlar da Dedikodu Yapar
Neyse falın çıksın halin.
Duymak istediklerinizi söyleyip alkış almasını da bilirdim.
Demek gelmeseler de sormasalar da bu şehirliler sizin şehirliler.
O köprünün altında çok sular aktı.
Ben anlatayım da siz dinleyin kitleselleşemediği halde kitleselleşme teorisiyle hareket eden şehirlilerin savruldukları halleri.
Kuş bakışı teori.
Her zaman uçan şehirli olmak isterdim.
Gökyüzünde uçmak.
Dünyanın geotliği nedeniyle yazarların bi türlü düz kağıda aktaramadığı köyleri, kasabaları, şehirleri, ülkeleri... görmek isterdim.
TKP/ML TİKKO Dersim Bölge Komutanlığı
Elimize e-mail yoluyla ulaşan imzalı açıklamaya göre;
TİKKO gerillaları 14 Mart tarihinde Dersim-Çemişgezek İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne roketatarlı saldırı düzenlenmiştir. Haber değeri taşıdığı için paylaştığımız açıklamada “Gerilla güçlerimiz tarafından düzenlenen bu saldırı, Gezi ile başlayan isyan sırasında başından vurularak hastaneye kaldırılan ve dokuz ay boyunca yoğun bakımda kaldıktan sonra 11 Mart tarihinde ölümsüzleşen Berkin Elvan'ın katledilmesine misilleme olarak gerçekleştirilmiştir” deniliyor.