Sülyetler
Sokaktaki birey sizin için neyse kitle içerisindeki bireyde aynıdır.
Her şey değişir bazı insanlar değişmez derler.
Memleket değişir; insanlar yeni yeni iş alanlarına yönelir, aralarındaki iletişim değişir, farklılaşır ....
Ama bazı insanlar değişmez derler.
Onlar yıllar yüzyıllar geçse de aynı kalırlar.
Ellerine aldıkları, kendileriyle aynı huydaki dergilerle - gazetelerle veyahutta sanal alemlerle kendilerine yakın gördükleri insanlara, mahallelere... giderler.
Sistem; her sokağa, haneye girecek kadar başarı göstermiş olsa da...
Onlar hala eski insanlardır.
Sistemin yaygarlarının yükseldiği evlerin önünde geçer, kendilerine yakın gördükleri insanların yanına giderlerken sistemin manipülasyonlarının her yere girebildiğini de düşünmezler.
Başlarını kaldırıp insanlara da bakmazlarki insanların ne kadar manipülasyonlara maruz kaldığını göreler.
Başlarını kaldırıp insanlara da neden baksınlar ki?
Veyahutta neden insanlarla bire bir ilişkiye geçip manipülasyonlara maruz kalmış insanlarla uğraşsınlar ki?
Sonuçta...
Her şeyi değiştirecek olan...
Mahalleler, fabrikalar, kitleler... değil mi?
Ve önemli olanda onlara yön verebilmek, yön verilebilecek insanların yetiştirilmesi değil mi?
Eee... öyle ise manipülasyonlara maruz kalmış mahallelerle, şehirlerle, insanlarla uğraşmaya; karşı karşıya gelmeye gerek var mı?
Sokağa dökülmüş mahallelerin, şehirlerin, insanların bam teline dokunmayı becerebilin yeter.
O an mahallelerin, şehirlerin, insanların yüzerinde yarattıkları çoşkuyu, sevinci gördüğünüzde....
Haklarında söylediğiniz tüm sözlerden dolayda kendinizi kötü bile hissedebilirsiniz.
Ama bu güne kadar yaşanmış başarısızlıkları inkar etmediğinizde.
Ama kendiliğindenciliğe, manipülasyonlara mahkum olmanın her haneye, bireye ulaşılmasıyla ortada kaldırılacağını görmeyenler uğruna hema edilen binlerce insanları, mahalleleri düşünmediğinizde bunu hissedersiniz.
Hema edilenleri, düşünülmeyeni gördükçe.....
Aslında hema edilenin, düşünülmeyenin.....
Görülmeyenin....
Sokaklarda, kitleler içerisinde...
Ha... var, ha.. yok hale getirilenlerin...
İnsan olduğunu...
Doğa olduğunu....
Onlardan, herkestende çok olduklarını fark edersiniz.
Diğer bir yandan dışlanmışlıkla, hayel kırıklıklarıyla aranızdaki uçurumların da daha derinleştiğini hissedersiniz.
Sistemin, onların manipülasyonlarına, ötekilestirmelerine daha açık hale gelirsiniz.
Dudaklarınızda iticilik, karekterinizde yozlaşma, doğanızda bağnazlaşma daha da artar.
Kadın kadın olmaktan, erkek erkek olmaktan, çocuk çocuk olmaktan, doğa doğa olmaktan çıkar.
Yabancılaşmanın dibine vurursunuz.
Üstünüze, ruhunuza sinmeye başlayan yeni yeni hallerinizle de aranızdaki uçurumların, çelişkilerin daha da arttığını hissedersiniz.
Yeni yeni hallerinizle de her geçen gün kendilerine daha uzak kendiliğindeciliğe daha da yakın oldukça sevilirsiniz.
İçlerine girmeye çalıştıkça da...
Böyle bir döngü onları da sizi de sarar durur.
O döngünün içerisinde onlarda sizde kaybolur gidersiniz.
Ta... ki... kapitalizm aranızdaki ayrımı gayrımı sizin içinde onlar içinde çözene kadar.
Ta... ki... proletaryaların devrimine engel olan rus köylüsünün devrimciliğini (narhonizmini) kapitalizm köylüleri iyice ücretli hale getirerek (proletaryalara benzeştirerek) ortada kaldırması gibi bir süreci sizler de onlarda yaşayana kadar...
Döner döner durursunuz.
Peki bu ilem de böyle mi olmak zorunda?
İlem de... rusyadaki gibi aramızdaki ayrımı gayrıyı kapitalizm bizler içinde sizler içinde çözmesini mi beklemek zorundayız?
Bunun başka bir yolu yok mu?
...
Ergün Aslan
Ergün Aslan sitemizin köşe yazarıdır. Teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır.
Son Haberler
Sayfalar
TKP-ML Ortadoğu Parti Komitesi;Ölümsüzlüğünün 2. yılında daha fazla savaş, daha fazla “Ozanyanlaş”
Partimiz TKP-ML’nin üyesi, ordumuz TİKKO’nun Rojava Komutanı Nubar Ozanyan yoldaşı ölümsüzlüğünün ikinci yılında ideallerine ve savaş kararlılığına bağlı kalacağımız sözümüzü yineleyerek anıyoruz.
‘’Hataları Savunmak, Onları Büyütmek’’ Kendimizi ise Küçültmektir
Eleştiri konusu yapılacak ve haklı eleştiriyi gerektirecek yığınca sorundan, zayıflıktan, hatadan ve yanlıştan bahsedilebilir. Bunların abartılı, kaba ve ilkesel biçimleri hoşgörüyle geçiştirilemezler. Ancak, hoşgörüyle karşılanabilecek olanları da mutlaka belirgin bir miktarı oluşturur. Bu ayrımı yapmak, metot sorunudur. Gereklidir. Hem ciddi muhtevada ve hem de daha az ciddi muhtevada bir dizi sorunun istisnasız olarak coğrafyamız devrimci hareketin tümünde olduğu iddia edilebilir.
ԲարեւՆուպարՃան Merhaba Nubar Can…
Aradan geçen iki yıl zarfında zamansız bir anda aramızdan ayrılmanı hiç beklemiyorduk.
Ve hiç de kabullenmedik. Dostların, arkadaşların, yoldaşların tüm yakınların arasında şok etkisi yarattı. Yıkıldık, kaldık…
Rojava’dan Başur’a, Bakur’danYerevan’a kadar ne kadar da sevenin-soranın olduğunu bizi bırakıp gittikten sonra anladık, yaşadık ve gördük. Mütevazilik, çıkarsız davaya bağlı kalmanın, alçak gönüllü ve mert bir Partizan olmanın yarattığı sevgi seline bizi bırakıp gittikten sonra tanık olduk…
TKP-ML Komünist Kadınlar Birliği: “Bu düzen değişecek, onu biz değiştireceğiz!”
Çeşitli milliyet ve inançlardan Türkiye halkına yönelik giderek tırmanan faşist saldırganlık, 12 Eylül 1980 Askeri Faşist Cuntası dönemiyle kıyaslanabilecek boyutlardadır. Gözaltı ve tutuklamalar, ajanlaştırma-işbirlikçilik dayatmaları, uzun süreli gözaltılar ve gözaltında işkence vakaları, güvencesiz ve esnek çalışma koşulları, işten atmalar, grev yasaklamaları, hız kesmeyen OHAL ardılı uygulamalar vb. politikalar dikkate alınırsa bu kıyasta bir doğruluk payı da vardır. Bu tablo aynı zamanda Türk hakim sınıflarının yönetememe krizinin derinleştiğini de göstermektedir.
Rojava’ya Yönelik İşgal Saldırılarına Karşı Koyalım!
TC devletinin son hamleleriyle gerek Irak Kürdistanı ve gerekse de Suriye Kürdistanı (Rojava) genel olarak Kuzey ve Doğu Suriye, yeni çatışma riskleriyle karşı karşıya.
TC devletinin, Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi’yle işbirliği içinde Irak Kürdistanı’na yönelik gerçekleştirdiği işgal harekatı devam ederken, aynı anda Rojava sınırına yapılan askeri yığınak da dikkat çekiyor.
Şengal Jenosidi: Ezdi kızlar, Baba Şêx’in fetvasıyla Laleş’e döndü
IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Ezdilerin yurdu Şengal’e saldırmasıyla Ezdi Kürtler dünyanın gözü önünde tarihin en büyük soykırımlarından birini yaşadı. IŞİD’in saldırılarıyla 73. Kez soykırıma uğrayan Ezdiler, Arap komşu ve kirveleri tarafından da ‘Kafir’ ve ‘düşman olarak ilan edildiler. Soykırımdan kurtulan Ezdi Kürtlerinin anlatımına göre, birlikte yaşadıkları Arap komşuları, köy okullarından megafonla ‘Katli vaciptir’ çağrılarında bulundu.
3 Ağustos 2014 Ezidi Soykırımı! -Dursun Ali Küçük
Bu kaçıncı uygulanan soykırım fermanı?
Sömürgeci devletler ve İslam ne çok kırdı Ezidileri..
O kadar kırıldı ki, bu gün Ezidilerin çoğu Kürdistan'ın dışında sürgün..
Ezidi Kürt Aydını Kerem Ankusi: "atalarımız inançlarını bırakmadıkları için Kürdistan dan çıkarıldılar ve buralara kadar geldik". diyordu.
Ülkemizden soykırım ve sürgün ile kovulmakla da yok olmayla yüzyüzeyiz diyordu...
Savaş Partisi-Savaşçı Parti
Proletarya Partisi, kırk yedi yıllık mücadele tarihi boyunca izlemiş olduğu silahlı mücadele çizgisi doğrultusunda sınıf mücadelesinin haznesine hatırı sayılır bir birikim ve tecrübe kazandırmıştır. Merkezine silahlı mücadelenin oturduğu bir siyasal zeminde doğmuş, serpilip gelişmiş, büyümüştür.
Bu haliyle sınıf mücadelesinde defalarca kez geriye düşse de, içerden ve dışardan aldığı darbelerle savaşçı karakteri yok edilmeye çalışılsa da, ayağa doğrulmasını bilmiş; silahlı mücadele hattından taviz vermeyerek yoluna devam etmiştir.
S-400’lerin Ekonomik-Politik Yüzü
Türk devletinin Rusya’dan S-400 savunma sistemini alması, bir çok yeni tartışmayı da beraberinde getirdi. S-400’ler ülkeye gelene kadar, “ülkeye gelmez” diyenler elbette yanılıyorlardı.
S-400’ler konusunda burjuva kesimler içinde de iki eğilim var. Biri NATO içinde kalınması ve Rusya’dan alınan silahlardan vazgeçilmesi. Bu görüş daha çok AB ve ABD yanlısı güçler ve liberal burjuva aydın kesimler savunuyor.
TKP-ML TİKKO güçlerinin Siyasi Komiseri:Rojava Devrimi 7 yaşında:Kazanan ezilen halklar ve devrimciler olacaktır!
“Şu anda Rojava toprakları ve devrimi, faşist TC devletinin ve DAİŞ çetelerinin ciddi saldırı ve işgal tehdidi altındadır.
AKP’de Çürüme ve Çözülme, Yolun Sonu Görünüyor!
Düzen cephesinde, siyaset sahnesi 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinin yarattığı sonuçların yüküyle, şiddetli çatışmalara ve yeni gelişmelere gebe durumda.
Açık ki söz konusu iki seçim, 2002’den bu yana merkezinde AKP’nin yer aldığı düzen partileri arenasında, artık dengenin temelinden değişmeye başladığını, en azından bunun için uygun siyasal ve toplumsal koşulların oluştuğunu gösteriyor.