Süleyman Demirel bugün topraga verildi!
Demirel’in ölümünden bu yazıyı yazdığım şu anki durumuma kadar bir türlü rahat uyuyamadım, aklım kırk yıl önce yaşadıklarımıza git gel yapıyor. Yaşadığımız insanlık dışı işkenceler rüyama giriyor. Bizlere zulmü reva gören egemenlerin, sermayenin en kaşarlanmış ve derin devletin başı Demirel’den Medya övgüyle söz ediyor.
Devrimci basının dışında durum böyle işte! Bu beni fazlasıyla rahatsız etti. Daha düne kadar haksızlıklara karşı olduğunu söyleyenler Demirel’in yaptıklarını gizliyor veya görmezden gelerek, yaptıklarına çanak tutuyorlar. Batsın sizin demokratlığınız, ilericiliğiniz, aydınlığınız, hepiniz aynı ahırdan besleniyorsunuz, parlamentarizmin kölesi olmuşsunuz. Burada sizlerin aydınlığı, demokratlığı, ilericiliği bitmiştir. Çünkü parlamenter faşizmi bugün yaşayıp da dünü görmezden gelmek alçakça bir şeydir. Dün ile bugün arasında hiçbir fark yoktur. İkiyüzlülük bu olsa gerek.
Faşist diktatörlüğün yargıda, yasamada ve yürütmede derinden başı olan Süleyman Demirel buğun devletin resmi töreniyle toprağa verildi. Erdoğan tarafından,' yaşayan canlı tarih 'olarak Demirel’i açıkladı. Evet, faşizmi, onun katliamlarını, idamlarını, yargısız infazlarını, gözaltında ve işkencelerde kaybetmelere, yüzlerce, binlerce devrimcinin işkence çarklarında geçirilerek sakat kalmalarına Demirel gerçekten de, ' yaşayan tanıktı'.
Yalnızca canlı tanık değil uygulayan, uygulatandır o. Kontur gerillanın kurulmasında halka zulmün etmesinde elli küsur yıl Irkçı faşist yasaları bizzat Demirel’in kendisi uygulattı.
Bizlere yapılan işkencelerin resmi belgesi olmasına karşın ,'bunlar anarşisttir, tehlikeli TİKKO mensubudur 'diyerek i insanlık dışı işkenceyi meşrulaştırdı, resmîleştirdi. Uygulanmasına yasal zemin hazırlattı.
Devrimciler kin üzerine bina inşa etmezler amma, hesap da vermesini isterler. Bu devrimcileri gericilerden ayıran en büyük erdemdir. Hesap sormak insani bir şeydir. Halka zulüm edenler tabi ki bunun hesabını verecektir.1976’da yakalandığımızda MC hükümeti vardı, Demirel de iktidarın, devletin derin yöneticisiydi.
İşte bu yüzden eli kanlı faşist Kenan Evren’den daha çok halkın ve devrimcilerin kanına Süleyman Demirel’in eli bulaşmıştır. Her zaman lanetle anılacaktır diyorum. İşte bu yüzden bizlere yapılan işkencelerin resmi belgelerini yayınlıyorum. Yoldaşımız Atilla Özkan’ın ve binlerce devrimcinin katledilmesi emrini veren ve bugün toprağa gömülecek olan;
DEMİREL'E HAKKIMI HELAL ETMİYORUM! ÜZGÜNÜM HESAP VERMEDEN GİTTİ DİYORUM.
Son Haberler
Sayfalar
Margenthau anlatıyor…
Yeni bir yüzyılın başında Ermeni halkının başına gelen Felaket’e tanık olan, 1913-1916 yılları arasında Osmanlı Türkiye’sinde Amerika’nın Türkiye Büyükelçisi görevinde bulunan Henry Morgenthau, Talat Paşa ile görüşmelerinde bugünkü Türkiye’nin başına gelecekleri konusunda uyarılarda bulunuyordu;
“Ermeni’lere yönelik tutumun Türkiye’yi dünyanın gözünde çok kötü duruma düşüreceği ve ülkesinin bu rezaletten asla kurtulamayacağı konusunda Talat’ı ikna etmeye çalışıyordum…”
“‘Büyük hata yapıyorsun’ dedim, üç kere tekrarladım…”
“Gök Kubbenin Altında Kaos Var”
2019 yılını geride bırakırken, dünyadaki ekonomik ve siyasal gelişmeleri, kısaca şöyle özetleyebiliriz:[1]
Miadını Tamamlayan Sisteme Karşı Halklar Ayaklanıyor
Dünya çapında ülkeler yeni bir sürece giriyor. Halklar kitlesel olarak sokaklara dökülüyor. Yaşadıkları koşullara olan tepkilerini mevcut yönetimlere başkaldırarak dile getiriyorlar. Çünkü halklar eskiye kıyasla daha yoksullaşmış, daha çok sömürüye tabi tutulmuş, aldıkları ücretlerin alım gücü iyice düşürülmüş, işsizlik çığ gibi büyümüş, yaşam şartları iyice zorlaştırılmıştır. Tüm bunlar yetmediği gibi ürünlere sık sık yapılan zamlar, artırılan vergiler, artan kesintiler, gaspedilen haklar vb. gasplar ile sistemin yarattığı külfet halklara çıkarılıyor.
İSMAİL BULUT ve YILDIZ ÇİÇEK
Kity Genovese, Hüseyin Aslan, "çeşmeden çıkan gerçek" İSMAİL BULUT ve YILDIZ ÇİÇEK
Bu Ne Hiddet, Bu Ne Celal; Bu Neyin Hezeyanı Böyle?!...H.Gündoğan
Bu Ne Hiddet, Bu Ne Celal; Bu Neyin Hezeyanı Böyle?!...
"Bir bardak suda koparılan fırtına" ya tanık olduk resmen..
Takınılan tavır, gösterilen tepki ve sarf edilen laflar kesinlikle eleştirel bir tutumun öğeleri olamazdı.
“Önem bakışında olsun, bakılan şeyde değil…”[1]
22 Kasım 1986 Yılında Ölümsüzleşen 9’ların Kızıl Anılarını Selamlıyoruz!
Hapisten çıkmıştı çoğu… Kısa süre şehirlerde kalıp örgütsel çalışmaları yürüttükten sonra, Parti konferansına delege olarak katılmak üzere Dersim’e gerilla bölgesine tereddütsüz yürüdüler. Silah kuşanıp gerilla savaşı siperlerinde konumlandılar. Gerilla birliği çok geçmeden düşman saldırısına maruz kalarak büyük bir çarpışmaya girdi. Bu çarpışmada yedisi konferans delegesi, ikisi parti savaşçısı olmak üzere toplam 9 yoldaş, 22 Kasım 1986 günü Dersim-Ovacık kırsalında düşman tarafından hunharca katledildi. Yoldaşların katledilmesi partimiz açısından ağır bir örgütsel darbe oldu.
Yabancılaşmayı kırmak, insanı yüceltmek gerek"
Mavruk, Aytmatov okuduğu dönemlerin onun hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade ediyor…
Şair Ruhan Mavruk, son dönemde toplumu en çok etkileyen olgunun yabancılaşma olduğunu ifade ederek, şiirlerinde bunun yarattığı sorunlara dikkat çekmeye çalıştığını söyledi.
Erdoğan’dan Yeni Nubar Yalımyanlar, Sakine Cansızlar Tehdidi
Erdoğan’dan Yeni Nubar Yalımyanlar, Sakine Cansızlar Tehdidi *
TC'nin başı R.T. Erdoğan, 30 Ekim 2019 tarihinde yaptığı grup toplantısında açıktan misilleme yapacaklarını açıkladı.
Sosyalizm Kazanacak
Emperyalist burjuvazinin kapitalist sistemi dünyayı uçuruma doğru hızla götürdüğünü neredeyse burjuvazinin kendisi de kabul eder duruma geldi. Kapitalist sistem ciddi bir bunalım içinde ve artık sistemi yönetemez duruma gelmiş durumdadır. Sermaye büyüdükçe ve merkezileştikçe daha fazla saldırganlaşıyor. Birkaç yüzyıl denebilecek süreçte işçi sınıfının ağır bedeller karşılığı kazandığı demokratik ve ekonomik hakları gasp ediyor.
Garbis ve Anıya Saygı/ Erdal Emre
Hayattayken fazlaca anımsanmayan, hatta neredeyse yalnızlığa mahkûm edilen kimi insanların beklenmedik ölümü geniş kesimlerde bir şok tesiri yaratır. Ölümlerini izleyen günlerde ise birbiri ardına ve çoğunlukla birbirine benzeyen taziye mesajları, anı anlatımları, “ölümsüzleşti”, “unutulmayacak”, “yaşayacak” temalı tutkulu, tek tip konuşmalar yapılır. Sonra her şey rutine döner.
Karşı karşıya bulunduğumuz ve ne yazık ki artan ölçüde kanıksadığımız bir durumdur bu. Özellikle de, küçülen, ama aynı zamanda hızı giderek artan dünyamızın yeni gerçeği…