Sil Baştan
Ne zamandan beri sosyalizmle komünizm ayrı gayrı oldu bilmem.
Tek bildiğim; örgütlülük, örgütsüzlük... devletlilik, devletsizlik sadece anarşistler arasında değil sosyalistler arasında da daima tartışılagelmiştir.
Belki de sosyalistler arasında bu tartışmaların gerçekleşmesinin nedeni de sadece sosyalizmle komünizm arasında bu ayrılığın gerçekleşmiş olmasının düşünülmesinden de değildir.
Ayrıca Marksın, komünizm hakkında yeteri kadar açıklama yapmadığının da düşünülmesindendir.
Bu şekilde niye düşünüldü onu da bilmem.
Bu konu hakkında da tek bildiğim böyle düşünülmüş olmasından gerek anarşistler kadar sosyalistler arasında da komünizmin tartışıla ola gelmiştir.
Lakin işin daha ilginci de tüm bu tartışmalara rağmen sosyalistlerin komünizm hakkında söyledikleri anarşistlerin söylediklerinden bir dirhem uzağa düşmemesidir.
Mahalle sorunlarının çözümüne yaklaşımlarından tutun tüm insanların sorunlarının çözümüne yaklaşımlarına kadar her şeyin antik Yunan şehir devletlerini andırması gibi.
Halbuki sosyalistler:
Marksın, anarşistlerle sürdürdüğü örgütlülük, örgütsüzlük... devletlilik ve devletsizlik tartışmalarına baksalardı kendi tartışmalarının anarşistlerin tartışmalarıyla aynı sonuca ulaşmaması ve de tartışmalarının sonun da bir şekilde devletin izine ulaşmaları gerektiğini de görürlerdi.
Görmekle de kalmaz...
Marks'ın, anarşistlerin örgütsüzlüklerine örgütlük… devletsizliklerine de devletlilik demesinin...
birinci nedeninin...
karışık toplumsal yapının devam etmesi.
İkinci nedeninin de...
anarşistlerin söylediklerinin hiçbirinin de karışık toplumsal yapıyı ortada kaydırmaya veyahut da karışık olmayan toplumsal yapının da sürdürülmesine muktedir olmadığını düşünmesinden kaynaklandığını da görürlerdi.
Ve o an...
sosyalizmle komünizmin ayrı gayrı olduğu izlerine ulaşamamış...
ulaşamadığından da...
"Sosyalizmle komünizmi ayrı gayrı görmedik." demiş
Marks'ın...
karışık toplumsal yapının da devam etmesinden dolayı düşündüğü sosyalizme niye komünizm...
karışık toplumsal yapının devam etmemesinden dolayı da düşündüğü komünizme de niye sosyalizm diyemediği daha iyi anlardık.
Belki o zaman niye her şeyi de yeniden sil baştan yapmamız gerektiğini de kavrardık
Bu şekilde sonuçlanmayacağını da kim bilebilir?
Sonuçta komünizm hakkında düşüncelerimiz yanlışsa bu sadece sosyalizm hakkında düşüncelerimizin de yanlış olduğunu ortaya çıkarmaz. Silsiyeli bir şekilde de yapılan her şeyin de yanlış olduğunu ortaya çıkarır.
Ergün Aslan
Ergün Aslan sitemizin köşe yazarıdır. Teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır.
Son Haberler
Sayfalar
’’Yüce Türk ulusu adına' Tecavüz:Leyla Poyraz
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin mahkemelerinde kararlar açıklanırken, ”YÜCE TÜRK ULUSU ADINA…’’ başlığını kullanılır, ’’Yüce Türk adaletinin savunucusu’’ yargıçlarca… Onlar bu kararları alırken, ’’yüce Türk ulusu adaletinin’’ onlara verdiği yetkilere dayanarak bazı indirimler yaparlar. İşte bu ’’yüce Türk ulusu adına’’ yapılan bazı indirimler şunlardır:
Kadın programında ’’babam bana tecavüz etti’’ diyen kızını öldürenin, ’’babasını kamuoyunda mahcup etti’’ indirimi.
Eşini katledenin , ’’kot giyiyordu, piercing takıyordu, çantasında doğum kontrol hapı buldum’’ indirimi.
Burjuvazi insanlığı pazarda tüketmiş
Her gün bir kadın öldürülüyor. Sokak ortasında. Gözlerimizin önünde.
Gülüşleri karatılıyor insanlığımızın.
Bir işçi katlediliyor, sömürü atölyelerinde
Bir ulus, egemen ulus tarafından yok sayılıyor. Üzerine bombalar yağdırılıyor.
Dilinden ve ulusal kimliğinden dolayı insanlar öldürülüyor.
Dininden dolayı insanlar boğazlanıyor. Yok ediliyor, soykırım yapılıyor.
Etrafı 8 metre yüksekliğinde duvarların içine hapsediliyor.
Yoksullar, denizin ortalarında boğuluyor. Çalınan aşlarına ulaşabilmek için.
Ülkeler yağmalanıyor.
Hrant, “nefret suçları” ve “zehirli kan” üzerine [1]
“Bizi gömmeye çalıştılar, tohum olduğumuzu bilmeden…”[2]
Biraz şu mahut “zehirli kan” meselesinden bahsedelim mi?
Ahparik Hrant katledileli sekiz yıl oldu… Onu Agos’un önünden Balıklı Ermeni Mezarlığı’na uzanan son yolculuğunda yüzbinlerle uğurlayalı sekiz yıl geçti…
Hangi Sınıftan Yanasınız?
Sinfli Toplumlar Tarihi Sinifli Toplumlar Tarihidir-1
SSCP ve CKP tarihini Amerikan Horror hikayelerinden, Trockist efsanelerden ogrenmeye kalktiginizda, bulacaginiz tek sey Gulyabani masallaridir.
Tarih de ideolojinin bir konusudur; ona nerden, hangi sinifin penceresinden baktiginiza gore elinizde bir tarih algisi olusur...
Sinifli toplumlarda sinifsiz gercek yoktur!
Tarihi incelerken tarihin hep iki boyutu oldugunu gorursunuz. Bu sinifli toplumlar icin tipik bir durumdur. Ve ayni zamanda yasamin dialektigi karsitlarin birligidir.
Ermeni soykırımını tarihçiler belirlesin yalanı :Furkan Çay
Soykırım konusu Türkiye’de tabu haline gelmişken devletlü takımının bu konu hakkındaki açıklamaları, soykırımı inkarını kemikleştirmekten başka bir işe yaramıyor. Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan yine soykırımı konusunu tarihçilere bırakmak gerektiğinden bahsetti ve soykırımı konusunda TC devletinin resmi soykırımı tezinden bir adım öteye gidemedi. Sanki yaşamımızı belirleyen bütün gerçeklikleri bugüne kadar hep tarihçilerden öğrenmişiz gibi.
Cumhurbaşkanı’nın arşivleri tarihçilere açmaya hazırız sözleri hiç inandırıcı değildir.
Seçim sonuçları: şantajlara rağmen halk sistemin bekçilerine sırt çevirdi*
Siyaset temsilcilerinin yeniden biçimlenmesi nasıl olursa olsun, 25 Ocak seçimlerinde ortaya çıkan olgu şudur: Jean-Claude Juncker'in (AB Komisyonu başkanı çn.) ülkemizde ki temsilcileri, bütün çabalarına rağmen halkımız tarafından seçilmeyerek, köşeye sıkışmasalar bile ağır bir yenilgi yaşamışlardır.
"Türkiye 2015'i en az hasarla atlatmaya çalışıyor" Taner Akçam
Taner Akçam'la Ankara'nın 2015 yaklaşırken izlediği politikaları, Türkiye'de soykırımın tanınmasının nasıl anlaşıldığını ve bu konuda izlenebilecek modelleri konuştuk. Akçam'a göre Türkiye'de adaletsizliğin giderilmesi, suçun kabul edilerek tazminat ödenmesi gibi konulardan kasıtlı ve bilinçli olarak bir kaçma söz konusu.
REPAIR: Ermeni soykırımıyla ilgili çalısmaya sizi ne yöneltti ? Bir adaletsizlik olarak mı gördünüz ?
Egemenlerin halifesi olmaktansa ezilenlerin sahabesi olmak devrimcidir
Özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde İslami direniş hareketlerinin yükselişiyle birlikte, İslam’ın ideolojisi bölgelerde giderek yayılıyor. Bu yükseliş hâkim sınıf sözcülerince terör faaliyeti olarak ilan edilip dar anlamda İslam ideolojisinin karşısında önlem almak arayışının politikasıdır. Bu aynı zamanda orta sınıfa da yansıyan ve onlarda dile “İslam’ın aşırı ucu” ya da “radikalizm” şeklinde tanımlanıyor. Bu tanımlamalar özellikle ılımlı İslam’ın reformist anlayışını Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde egemen dil anlayışının yaygınlığını oluşturuyor.
Kobanê’de Partizanca Direnişin İzinden…
Ortadoğu’da, emperyalistler ve onların işbirlikçi, uşağı hükümetler ile onların güdümündeki çeteler tarafından işgal edilen, özgürlük ve geleceği tutsak alınmaya çalışılan Kobanê, 134 günlük kahramanca bir direniş sonucunda özgürlüğüne kavuştu.
Kobanê, Rojava’da Kürt halkının kendi yönetimlerini inşa etmesi, öz örgütlülüklerini kurmasıyla birlikte ortaya çıkarmaya başladığı, filizlenerek büyümeye başlayan kazanımlarına yönelik kuşatma ve saldırıların kilitlendiği noktaydı.
Ah.. Cancağızım Kürtler ah..
Kürtler yüzde on barajı asacaklarmış.
Toplumun ilerici demokrat kesimlerin desteğini de alarak.
Ah.. cancağızım Kürtler ah...
Bari ilerici demokrat kesimlerin desteğini de alarak manipülasyonlarla da insanların zihinlerine kazınmış yenilmez görüken sisteme olan inancı taru duman edeceğinize inanıyorsunuz bu inancınızın doğru olup olmadığını belediye seçimlerini kaybeden Ferhat Tunç' a sorsaydınız.
Ah cancağızım Kürtler ah..
Kürtler yüzde onluk barajı aşamasalar da her şeye hazırlarmış.
Ya... akp' nin 310' nu aşamamasına hazırlar mı ?
Soykırımın 100. Yılında Bir Özür Borcumuz! Fusun Erdoğan
Ermeni meselesinde tutarlı bir tavır ortaya koyamamak, Türkiye devrimci hareketinin önemli zaaflarından biri olagelmiştir.
Bu zaaf devrimci ve sosyalistlerin değişik zamanlarda Ermeni halkına yapılan soykırım ya da tarihsel adaletsizlikler, haksızlıklar karşısında da, doğru tutum almasını önlemiştir.
Soykırımın 100. yıldönümü yaklaşırken, geçmişle yüzleşme ve hesaplaşmanın tartışıldığı bu süreçte, Türkiye ilerici, devrimci, sosyalist hareketinin bu zaafıyla yüzleşmesi önemli bir görev olarak varlığını sürdürüyor.
Comment form