Perşembe Eylül 10, 2026

Seçimleri Boykot Et / Ergün Aslan

Bu sefer Dadaistler gibi tüm yazım kuralarını hiçe sayarak yazacam.

Ya.. Tayyib seçimleri kaybederse..

Biz proletarya köylüğün  mutluluğu bu kadar kısa sürmemeli yahu.

Toplumsal katmanın en aşağı tabakalarında olmak ( eğri, büğrü, doğrusunu yazmayı öğrenmeye çalışmadan yazmakta ) çok hoşuma    gidiyor.  

Hiç kimse gerçek yüzünü göstermekte bir an bile tereddüt etmiyor.

Güzel bayanların, Metroseksüel  beylerin dahil ne kadarda ağşalık sözleri söylüyebildiklerine şahit oluyorsunuz.

Eee. .. halde böyle olunca ....

Hocam vekalet verilerek devrimcilik yapmak sebap mıdır?

Ben eylemlere gidip gelemiyorumda gidip gelen patronlarıma vekalet versem sebap mıdır?

Kitap yüzerinde konuşanlar ve Marks' ın dönemimdeki devrimci sendikalarında işçi eylemlerinin ortaya çıkmasında vesille olduğunu görmeyenler

Derler ki teori pratiğin içerisinde çıkar.

Şayet bu  ( yavan bıraktıkları ) söylem doğru ise....

Vay halimize.

Hepimiz yandık.

Beni bırakın artık sarı sendikaların olduğu ve sekiz saat iş süresinde öldüğü bu memlekette acaba kaç tane insanda bu eylemlere katılma fırsatı buldu ki ( buluyor ki ) ?

Peki halde buysa bu eylemelere katılma fırsatı bulan proletarya köylüler de kimlere bakarak teori oluşturuyorlar ?

Geçen günlerde zenginlerin kapısında bekliyordum.

Gezi direnişinin yarattığı toplumsal olaylara iştirak eden apartman, site sakinlerinin kapılarını açıp kapatıyordum.

Şimdi ise sömürgeciliğin değişen ihtiyaçları doğrultusunda sömürgeciliğin küçük burjuvazi sektörüyle giriştiği mücadelede küçük burjuvazi  solcuğunun ( dershanede temzilikçisi olarak )  boyunduruğu altındayım.

Emeğin ücret olarak beş para etmediği sadece toplumun makama saygı göstermesi nedeniyle burjuva duyguların tatmin edildiği proletaryanın da çalıştığı iş yeri ölürken çıkardığı ağıtlı çığlıkları dinlemek çok hoş.

Biz proletarya köylüğün  mutluluğu bu kadar kısa sürmemeli yahu..

Ne garip bir dünya. 

Ekmek kavgasının solcuyla sağcısını birleştirdiği burjuvazinin,  sömürgeciliğin değişen ihtiyaçları doğrultusunda militarist ayağı kırılmış, varlığınında devamını sadece sömürgeciliğe bağlamış  aracın saltanatını yıkmaya karşı tüm ilerici demokrat kesimi birlikte olma çağrısı nağmelerini dinliyorum. 

Nağmelerin, yardakçılarıyla fısıltılarında Berkin öldüğünü;  Berkin ölmesine  üzüntülerini üzülmeye yaptığım temizlikte fırsat bulamayarak da duyuyorum. 

Alanlardakiler de bu nağmeleri ( mizi ) duyuyorlar mıdır. Acaba.

Zannetmiyorum.

Dedik ya teori çalışma koşullarının sesine kulak veren pratikte değil de, pratik içinde çıkar diye.

Ah.... Şimdi alanlarda olmak vardı.

Ah....

98806

EYLEM BIRLIKLERININ GÜNÜMÜZDEKI ÖNEMI VE DÜŞÜLMEMESI GEREKEN HATALAR ÜZERINE

 

EĞITIM NOTLARINDAN ULUSAL SORUN

 

ULUSAL SORUN

 

Ulusal sorun oldukça geniş bir konudur. Ulusal soruna ilişkin kapsamlı tartışmalar yapılmıştır. Doğru görüşler bu tartışmalar sonucu ortaya çıkmıştır MLM’lerin ulusal soruna yaklaşımları Leninizm döneminde şekillenen ulusal soruna ilişkin görüşlerden farklı değildir. Ulusal soruna ilişkin ülkemizde de farklı değerlendirmeler vardır. Bu farklılıklardı da öğrenmek önemlidir.

 

Faşizm

 

 Almanya’nın caddeleri ve şehirleri kanla sulandı. Viyana’nın işçi semtleri,askeri birliklerin ateşiyle yakılıp yıkıldı., harabeye döndü.Yoksulluk, yıkım, felaket ve acı. Üstünde insanlığın en ünlü beyinlerinin eserlerinin yakıldığı ortaçağa özgü odun yığınlarının alevleriyle aydınlatılmış kapitalist baskı ve uygarlığın batışı, giyotin ve cellat baltası. Faşizm işte bunları getirdi. Ayrıca dünyayı felakete, yeni bir korkunç katliama sürüklemek tehdidini de beraberinde getirmektedir.  Dimitrov

                  

Prometheus’un Torunları Ateşi Yeniden Harlıyor

Tarihte hep direnenler kazanmıştır. Haklı olanlar, düşmana karşı savaşta bir çok defa yenilmelerine karşın, direnmelerinin karşılığını eninde sonunda almışlardır. Bu kural, salt geçmişe ait olmayıp geleceğe de aittir. Yunanistan’da da olacak olan budur. İşçi ve emekçiler, alın terlerinin "borç” adı altında emperyalist tekellere peşkeş çekilmesini ve bu ağır sömürü dayatmasını asla kabul etmeyeceklerdir.

Hindistan İşçi Ve Emekçilerin Tarihi Mücadeleleri İle Enternasyonal Dayanışma Her Alanda Yükseltilmelidir

Emperyalist burjuvazinin ve gericiliğin "sosyalizm hayalleri öldü” yaygaraları, küçük burjuvazinin sosyalizmden öcü görmüş gibi kaçarak: ”işçi sınıfının devrimciliği bitti” söylemleriyle liberal burjuvazinin ideolojik ve siyasal güzergahında yerini almaları; dünyada işçi ve emekçilerin sosyalizme olan güvenini bütünüyle yıkmaya yetmediği gibi, onların sosyalizm için mücadele ateşini yükseltme savaşımının önünde de engel olamıyor.

Hindistan İşçi Ve Emekçilerin Tarihi Mücadeleleri İle Enternasyonal Dayanışma Her Alanda Yükseltilmelidir

Emperyalist burjuvazinin ve gericiliğin "sosyalizm hayalleri öldü” yaygaraları, küçük burjuvazinin sosyalizmden öcü görmüş gibi kaçarak: ”işçi sınıfının devrimciliği bitti” söylemleriyle liberal burjuvazinin ideolojik ve siyasal güzergahında yerini almaları; dünyada işçi ve emekçilerin sosyalizme olan güvenini bütünüyle yıkmaya yetmediği gibi, onların sosyalizm için mücadele ateşini yükseltme savaşımının önünde de engel olamıyor.

Merkel-Westerwelle ikilisiyle Alman Burjuvazisi Yeni Saldırılara Hazırlanıyor

Almanya’daki 27 Eylül genel seçimler öncesinde, nasıl bir hükümet kurulacağı, Alman tekelci burjuvazisi tarafından belirlenmişti. Kamuoyu anketleri de CDU-CSU ve FDP nin önde gittiğini teyit ederken, alman tekelci burjuvazisinin yeni hükümetini de onaylamış oluyordu. Emperyalist tekelci sermayenin, ülkeyi uzun bir süredir "büyük koalisyon” adını verdiği CDU-SPD ikilisiyle yönetmesi, onlara önemli kazanımlar kazandırmıştı.

BALIK VE MELISA

Uzun zamandır işsizdi. Hangi kapıya el uzatsa boşa çıkıyordu. Evde bulunmak, ev halkıyla göz göze gelmek istemiyordu... Erkenden kalkıyor, açlıktan guruldayan midesiyle zor atıyordu kendini dışarıya. Ardından şuursuzca, saatlerce dolaşıyordu sokaklarda, caddelerde... 


ROBOSKİ’NİN KANAYAN KARANFİLİ

 

“Acıya yenilmek istemiyorsan,

onunla yüzleşmen gerek.”

(Lanza del Vasto.)

 

Masamın üzerinde bir karanfil duruyor şu an. Rengi kızıla çalan bir karanfil. Roboskî karanfili. Çamurlu patikadan otuz dört fidanın mezarlarının yan yana dizili durduğu mezarlığa doğru tırmanırken KESK’li Sedar’ın elime tutuşturduğu… Her şeyin acıya karıldığı o sisli anlarda ne yaptığımı, ne yapacağımı bilemeyip çantama atıvermişim. Eve döndüğümde çıktı…

Ben onlardan değilim, Kaypakkayanın yoldaşıyım.

 

Çanakkale Savaşında İnsanlık Dramı (Yüzbaşı Sarkis Torosyan)

 

Sayfalar