Rojava'ya davet :TKP/ML – TİKKO Rojava Komutanlığı
Çeşitli milliyetlerden emekçi halkımız faşist diktatörlüğün en azgın saldırılarını yaşıyor.
Partimiz tarihinin en ağır sınavını veriyor. İçten kuşatma,sabotaj ve darbe sürecini yaşıyor.Bir çok küçük ayrılık yaşamamıza karşın, dönüp baktığımızda tümünün üstesinden geldiğimizi ifade etmek mübalağa olmayacaktır.
Hiç kuşkusuz bu iftira,yalan-dolan ve dezanfarmasyon eksenli ve şiddet destekli örgütsel,siyasal, idelojik pervasız, hadsiz-hudutsuz darbe operasyonunun da üstesinden geleceğiz.Buna dair ne yoldaşlarımızın, ne dostlarımızın ne de halkımızın şüphesi olmasın
Savaş, savaşılarak öğrenilir...
Partimizin kuruluşunun ana ekseni, stratejisi Halk Savaşını yükseltmek vazgeçilmez, tartışılmaz düsturumuz ve pratiğimiz oldu. Bu çerçevede esasları belirlenen görevlendirme doğrultusunda son üç yıldır bölgedeyiz.
Bir yandan gücümüz oranında Rojava Devrimi’nin öznesi olarak savaş cephesinde yerimizi alarak savaşıyor iken, diğer yandan da varlığımızın ve hedefimizin temelini teşkil eden ülkemiz şartlarına salt askeri anlamda değil, en genel anlamı ile siyasal,ideolojik ve örgütsel donanımlı kadrolar yetiştiriyoruz.
Rojava Devrimi’ne,sırf “Enternasyonal”sorumluluk ve görev bakışı açısı ile yaklaşmıyoruz. Zira Ortadoğu’da halklar iç içe geçen bir hareketlilik yaşamakta, ülke sınırları muğlaklaşmakta, devletler ilişkisi muazzam grift hale bürünmektedir.
Verili nesnel gerçeklik tablosunda, Rojava Devrim sürecinde, Mazlum ve yoksul halkların katliamlar, sömürü, yağma ve sürgün ile per perişan edilmesinin önünde tek seçenek olan devrimci savaşın öznesi olmak, KP olmanın tartışılmaz ahlaki,siyasi ve ideolojik yükümlülüğü haline gelmiştir.
Diğer yandan bu devrimci savaşın parçası olmamız, ülkemizdeki temel hedefimize,Demokratik Halk Devrimi’ne ilerleyişimizin dinamiğine de muazzam imkanları sunmaktadır.
Bu bağlamda ;
Partimizi, O’nu ele geçirmeye çalışan dogmatik, konformist, savaş kaçkını, görünürde sol maskeli, özünde Kemalist olan darbeye karşı Partimizi tarihsel çizgisine oturtup, tüm bu dejenarsyondan arındırabilmek için....
Partimiz TKP/ML ve Ordumuz TİKKO’nun tarihsel misyonunu daha sağlam, güçlü ve süratli adımlar ile ileriye doğru yöneltebilmek için...
Kurucu Önderimiz yoldaş İbrahim KAYPAKKAYA’nın belirlediği çerçevede, Partimizin hiyerarşik diziliminde en üstten en alta dek savaşta yetkin, savaşçı kadrolar yetiştirip, ülkede ki gerilla bölgelerimize ve kentlerimize savaşçı desteği sunabilmek için
Tüm yoldaşlarımızı ve halkımızı Rojava Devrimi’ne katılıma, Özgürlüğü büyütmeye çağırıyoruz. Sizlere seferberlik davetinde bulunuyoruz !
Tüm yoldaşlarımızı ve halkımızı partimiz TKP/ML TİKKO önderliğinde, komutan NUBAR OZANYAN yoldaş komutasında temelleri atılan, ilerletilen, faşizme-her türden gericiliğe karşı kahramanca sürdürülen özgürlük savaşımını çoğaltmaya ve büyütmeye ÇAĞIRIYORUZ.
Genç kadın-erkek yoldaşlar. Partimize emek ve gönül verenler. Yüreği devrim ve özgürlük için çarpanlar, hepinizi Rojava’ ya gerilla savaş alanlarında saf tutmaya çağırıyoruz.
Bu davet sizleredir.
Bu davet bizimdir...
TKP/ML – TİKKO Rojava Komutanlığı
Son Haberler
Sayfalar
Onun Işıklı yolunda yürümeye devam ediyoruz
Emekçiler yoldaşlar,
İbrahim Kaypakkaya yoldaş bundan tam 42 yıl önce Kemalist faşist diktatörlükçe Diyarbakır hapishanesinde katledildi. Genç bir komünist olarak yoldaş Kaypakkaya’nın TKP/ML’nin kurucusu ve ideolojik önderi olduğunu bilen faşist diktatörlük onu katletmekle fikirlerini ve kurduğu partinin de yok olacağını sanıyordu. Ancak düşman aldanmıştı, evet, Komünist önderin katledilmesi partimiz açısından büyük bir kayıptı, ancak onun takipçileri ve savunucuları 43 yıldır onun ışıklı yolunda yürümeye devam ediyorlar.
Kürtlerde 'Türkiyelilik' :Çetin Çeko
İttihat ve Terakki’den günümüze gelen Türkiyeli ve Türkiyelilik kavramlarının esası, Kürt, Ermeni, Süryani, Rum ve Çerkes halklarının egemen Türk ulusuyla eşit hak ve sorumluluklara sahip olmasından ziyade, T.C’nin toprak bütünlüğünü korumaya yönelik bir söylemdir.
Kürt aydınları ve siyasetçileri “Türkiyeli, Türkiyelilik” kavramlarını, 1960’ların ilk yarısından itibaren “Şark, Doğu meselesi” olarak ifade ettikleri Kürt sorununu tanımlarken kullanmaya başladılar. Bu kavramları kullanan aydın ve siyasetçiler sağ muhafazakâr kesimden gelenlerdi.
Kaypakkaya,16 Mayıs 2015 tarihinde Ludwigshafen`de anılacak
Özgür Gelecek Dergisi Avrupa Temsilciliğinin 18 Mayıs Gece Tertip Komitesiyle Yaptığı Röportaj;
ÖG: Bu yıl yapılacak Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya yoldaşı anma gecesi hakkında genel bilgi verir misiniz?
PARİS KATLİAMI, “BARIŞ SÜRECİ” VE HESAPLAŞMA[1]
“Ağır bir zırh taşıyarak ilerliyor zaman.”[2]
DİHA: Kadınlar Sakine Cansız’ın devrimci kişiliğini kendilerine öncü bir kadro olarak kabul ettiklerini ifade ediyorlar. Cansız elde ettiği başarı ve mücadele ile tüm dünya kadınlarının özgürlüğü için çalışmalarda hiç yorulmaksızın devam etmiştir. Cansız’ın mücadelesi azmi ve direnişi Türkiye ve Kürdistan’da yaşayan kadınlara nasıl bir katkı sağlamıştır? Ve sizce kadınlar, kadın örgütleri Cansız’ın mücadelesini nasıl görmekteler?
Özgür Gelecek’i Susturamazsınız; Çünkü Gerçekler Devrimcidir!
T.C devletinin devrimci, demokrat ve muhalif kesimlere yönelik baskıları artarak devam ediyor.
Şimdilerde çokça konuşulan ve esas hedefi devrimci, demokrat, yurtsever güçler olan “iç güvenlik“ tartışması ile yeni bir saldırı ve baskı politikası devreye giriyor.
Gerek yasaları gerek farklı baskı mekanizmaları ile muhalif kesimi sindirmek isteyen TC, sadece yasaları ile değil “ajanlaştırma, işbirliği” vb yöntemlere de başvurmakta.
TC’nin daima hedefinde olan devrimci basında elbette bundan “nasibini” almaktadır.
1978 Yılının Şubat Ayında Gerçekleştirilen TKP/ML 1ci Konferansı TKP/ML Tarihinde çığır açmıştı
1976 yılında partimizde yaşanan tasfiyecilik zamansız ve kısır bir ayrılığa yol açtı. Koordinasyon Komitesini oluşturan kadroların hemen hemen hepsi tasfiyeci ve darbeci tarafta yerlerini aldılar. Sağlıklı, planlı bir tartışma yürütülemedi. Parti kadrolarının ezici çoğunluğu bilimsel tartışmalar yürütemeden tercihler yapmaya zorlandı. Birbirimizi iyi anlamadan, ne söylediğimize bakılmadan partiden kopuşlar yaşandı. Darbeci yönetim parti kadrolarının ezici çoğunluğunu etkiledi. Birçok bölgede partimiz ağır tahribatlar aldı.
Odatv İLE VURULMAK
Ve Kürdün kirik kaburgasi Mehmet metiner’le Irfan Dündarin kirlettigi havayi solumak
Odatv makalelerimi yayımladığı için müdavim Türk okurlarının çok sert hücumlarına uğruyor. "Bu bölücü PKK' lıya yer vermek Odatv' ye mi kaldı? Böyle devam ederse Odatv ile ilişkimizi gözden geçiririz,"diye tehdit ediyorlar.
Bazı Kürtler de bana saldırıyor Odatv'de makalelerim yayımlandığı için.
Bu iki taraflı hücum uzun zamandır yoğun olarak sürüyor. Ancak ne Odatv benim yazılarıma kapılarını kapattı, ne de ben yazılarımı Odatv'ye göndermekten vazgeçtim.
Faşizm Bundan Başka Bir Şey Değil ki..
Son aylarda bazı köşe yazarları, tv’lerde boy gösteren kimi ‘aydın, yazar, çizer, tarihçi ve siyaset bilimcisi’ dünün Başbakanı, günün Cumhurbaşkanı ve partisi AKP’nin, anti-demokratik bir gidişe doğru imza attıklarını anlatmaya başladılar.
Nuh'un vurulduğu yerde...Semra Çelebi
Orası benim mahallem. Doğduğum, büyüdüğüm, sokaklarını adım adım bildiğim, 35 yıllık değişimine bilfiil tanık olduğum.
Bir fotoğraf var aklımda. Henüz Yeldeğirmeni'nin tarihi köşkleri "yanıp" kül olmamış, yerlerine müteahhitlerin deniz kumundan yaptığı kağıt binalar yükselmemiş. Üç katlı, küçük bedenimden geniş duvarları, kocaman balkonu, bostana çevirdiğimiz bahçesi olan taş bir evde oturuyoruz; Kürtler çoğunlukta, sonra Yahudi bir aile, Ermeni bir teyze ve bir de Türk olduğunu bildiğimiz Ferdan Teyze ile Ethem Amca...
TC, Kürdistan ve Kürtleri silahsızlandırmak istiyor!...-Dursun Ali Küçük
1-Kürdistan Federasyonu ve Batı Kürdistan’a vurdular, olmadı...
Patron TC; IŞİD ve Arap sömürgeciliğini dirilterek ve öne sürerek Kürdistan federasyonunu yıkmak istedi. Musul ve Kerkükü almak ve Kürdistan federasyonun gücünü oldukça etkisizleştirmek ve yıkmak için tabii ki bunlar yapıldı.
Bunu unutmayacağız.
Hasta iken tutsak olmak!
AKP hükümeti ve yargısının düşman hukuku nedeniyle hasta tutsaklar sorunu hala gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Hemen hemen her gün yapılan basın açıklamaları, HDP milletvekillerince meclise soru önergelerinin verilmesi, konunun özgür basın tarafından her gün haber yapılması ve bir bir hastaların zindandaki tükenişleri dahi hasta tutsakların dünya tarafından görülmesi ve bırakılmalarına yetmiyor.