Perşembe Eylül 17, 2026

Özür ve yüzlesme

Ermeni Soykırımı'nın 100.yılı anma etkinliklerinde,geride bıraktığımız 2015 yılında Türkiye'den beklenilen Özür açıklaması yine gelmedi.Acaba bir yüz yıl daha mı beklenecek ?Bu duruma şaşırmadık.İnsan veya toplumun kendi geçmişi ile yüzleşip özür dilemesi,hiç bir zaman onu değersiz kılmaz,küçük düşürmez,aksine yüceltir.Uluslararası alanda ise saygın konuma getirir.Bunun çeşitli örnekleri mevcuttur.Aksi hallerde ise Katil devlet,veya Barbarlar olarak anılmaktan kendilerini kurtaramazlar. Üstelik vizyon biçilen 2023 ''yeni Türkiye''sinde  ülke içerisinde,uluslararası toplum ile yeni generation olan diasporanın beklentilerine kulak tıkamıştır.Herkesi hayal kırıklığına uğratmıştır.

Türk devletinin bugün içinde bulunduğu durum ile hiç bir zaman Ermeni soykırımı gerçekliğini kabul etmeyecektir.Suçlamalar karşısında çaresizliğinden ''bir kulağımdan girer,diğer kulağımdan çıkar'',''ecdadımızı sorgulatmayız'',''tarihimizde soykırım lekesi yoktur'' diyerek red ve inkar etmeyi sistematik hale getirmiştir.Bu güne gelene kadar devletin uygulamaları nefret ve kinden başka bir şey olmamıştır. Koşar adım islamlaştırılan toplumda ,iyi güzel,dayanışma,dostluk,ahlak ve vicdan gibi insani değer yargılarının insanların bireyselliğe itilerek hızla kaybolduğu islamcı-faşist rejime rağmen,2008 yılında toplumun sesi,vicdanı ve onuru olan bir avuç insanın başlattığı ''özür diliyorum'' kampanyasından dahi rahatsız olunmuş ırkçı,milliyetçi,faşist damarın kabarmasıyla gündeme oturmuştu.Tabu ların yıkılması anlamında bir ilk yaşanmış akademisyen,yazar,sanatçı ve aydınların başlattığı bu kampanya devletin de kendisiyle hesaplaşmasının ve bir özür için iyi bir zemin olarak eğer düşünülseydi,demokratik,özgür,hukuk devleti için bir adım atılmış olacaktı.Ama tıkalı olan damarların by pass edilmesi,gelenekçi zihniyetin ağır basmasıyla engellendi.

İstisnasız bütün partilerin cumhuriyet tarihi boyunca birbirleri ile süregelen iktidar kavgasında birleştikleri tek nokta Ermeni düşmanlığı olmuştur.''Doğal afet depremlerden'' dahi Ermeni'leri sorumlu gösterme geleneği mevcuttur.Yalan üretme,düşman göstermede usta olmuş devlet Abdullah Öcalan'ı dahi Ermeni olarak lanse etmekten geri kalmamıştır.100.yılında Erdoğan'ın verdiği taziye mesajında olayları çarpıtan,özünden uzaklaştıran,yalan beyanatların bir parçası olarak anılacaktır.Tehcir kararını gizleyen,yollarda açlıktan,hastalıktan ve katliamlardan ölenleri,Teşkilat-ı Mahsusa'nın işlediği katliamları gizleyerek,savaş sırasında ölen insanlarla bir ve aynı göstermeye çalışması,doğal bir felaket olarak yansıtması Ermeni halkı ve diaspora tarafından kabul görmemiştir. Erdoğan'ın Ermeni'ler hakkında 13 yıllık iktidar döneminde iyi bir beyanatına bugüne kadar hiç rastlamadık.Aksine Talat Paşa'nın zihniyetinin devam etmekte olduğuna tanık olduk.Yurt dışında yaşayan 5 milyon Türk'ün varlığını görmezden gelerek.bütün dünyada ardı ardına kabul gören Ermeni soykırım yasa tasarılarına sinirlenince ''...ülkemizde 170 bin Ermeni var,70 bini benim vatandaşım,100 binini biz ülkemizde şu anda idare ediyoruz...gerekirse hadi siz de memeleketinize diye-ceğim.Bunu yapacağım...ülkemde tutmak zorunda değilim...''sözleri herkes tarafından eleştirilmiş tepki almıştı.Hrant Dink cinayetinin aydınlatılması için ''namus'' sözü halen 9 yıldır beklemededir. Aydınlatılmasını bırak,faillerin bulunmasının önüne engel olarak dikilmektedir.Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde meydanlarda Kuran-ı Kerim ile dolaşırken,bir suç olan nefret söylemi ''...çok çirkin şeyler söyleyenler oldu.Ermeni dediler...'' beyanatında sıkılmadan bulunmuştur.

C.Başkanı Erdoğan'ın İŞID'e olan desteğini görmezden gelen,Ortadoğu'da sunni eksenli politikala- rı ile halkları birbirine düşüren Kürt halkına karşı girişilen tehcir ve katliamlarda devletin yanında,zalimin safında yerlerini alan,gazeteci meslektaşlarının hapishanelerde olduğu,işçilerin, gençlerin en demokratik mücadelesiniToma ve gaz bombaları ile bastıran iktidar ve Erdoğan yanında yer alan Markar Eseyan,Etyen Mahçupyan'ların tutumu utanç vericidir.Koltuk ve geleceklerini güvence altına alabilmek için,kalemlerini satan,Erdoğan'a yaranmak için akıl hocalığına soyunan bu zavallılar,vadesi dolduktan sonra kullanılıp atılacaklarını da iyi hesaplamalıdırlar.Bunlar 100.yılında Diaspora Ermeni'lerine,uluslararası kamuoyuna ''ermeniler iyi durumda''dır algısı yaratmak için seçilen danışman milletvekilidirler..Ermeni'yi Ermeni ile vurma amaçlı bu politikaya alet olan Markar Eseyan'ı,devlet Türkiye'yi temsilen gönderdiği Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde,Ermenistan Devletinin temsilcileri tarafından ihanetle suçlanmış,Ermeni karşıtı raporlar lehine oy kullanmıştır.Sonuçta devletin sadık memuru görevini başaryla yerine getirmiştir. Bugün Cizre,Sur,Nusaybin,Diyarbakır .il ve ilçelerde yaşanan olayların sorumlusu devletin kendisidir.Suriye politikasında bütün hesapları alt üst olan,tutmayan ve bunun acısını kendi vatandaşından barbarca uygulamalar ile çıkaran ve bunlara yalan hayali gerekçeler uyduran devletin yüzü or-taya çıkmıştır.1915 soykırımı ile tarih sahnesinden Ermeni'ler (zo'lar) yok olmuş,100 yıl sonra ise bu sefer Kürt'ler (Lo)' lar soykırım ile karşı karşıya kalmışlardır.Hatalarını,suçlarını düzeltme,özür dileme geleneği olmayan ve hep ısrar eden adeta ''değişmeyeceğim'' diyen devlet bugün de aynı suçlamalar ile karşı karşıya kalmıştır.Özür dileyerek işlediği suçlar karşısında hesap veren bir devlet olmadığı için,1915'de yaşanılan olayları bugün de yaşamaktayız.''Bir daha asla'' bu topraklarda kan ve gözyaşı dökülmesini,halkların yerlerinden,yurtlarından tehcire uğramadan serbestçe yaşamasını istiyorsak devletin,Ermeni soykırım anıtı önünde  diz çökerek özür dilemesinden başka alternatifi yoktur.

Günlerdir Sur ve Cizir'de süren operasyonlarda katliamlar artık doruk noktasına ulaştı.Sokağa çıkma yasaklarının devam ettiği günlerde Özel Tim'in yaptığı anonslarda ''...ermeniler sizinle gurur duyuyor,hepiniz ermenisiniz ermeni..''diyerek gözü dönmüş çetelerin saldırılarının işaretini vermişti.Ci- zir'de iki değişik bodrum katında yaralıların ve mahsur kalan sivil vatandaşların olduğu binaya saldıran Özel harekatçılar top atışları kimya- sal gazlar ve ateşe vererek masum insanları,sivil insanları öldürdüler.Katliam yaptılar.Gen- lerinde mevcut katliam geleneğini Cizire'de yine yaşadık.Sivas-Madımak'ta aydın yazar sanatçıları yakan islamcı faşistler 23 yıl sonra bu sefer Cizire'de Madımak  benzeri bir vahşet gerçekleştirdiler.60'dan fazla sivil ve yaralı insanı diri diri yaktılar.

100 yıl önceden yaşanılan Büyük Felaket hakkında dönemi yaşayan tanıklık edenlerin söyledikleri,kaleme alıp not düştükleri beyanları,TC Devleti soykırımı red,inkar edip gizlemeye çalışsa bile bütün dünyanın gözleri önündedir.Aynı şekilde bugün devam eden Kürt katliamları karşısında sessiz kalanları,kalemlerinden kan damlayan yazarları,katliama destek sunanlar ile insanlık onurunu savunan bunun için ağır bedel ödeyenleri tarih unutmayacak,zalimleri affetmeyecektir.

Amerikan Büyükelçisi Henry Morgenthau'nun günlüklerinden   ''...Üç Ermeni havalisini tahliye ettik bile;Bitlis,Van ve Erzurum'da hiç kimse kalmadı. Türk'lerle Ermeni'ler arasındaki nefret o kadar ziyade ki irtibatı tamamen kestik...'' diyen Talat ''Anadolu'nun hiç bir yerinde Ermeni kalmayacağını,onların ancak çölde (Der-Zor ve başka yerler) yaşayabileceklerini'' söyledi.''Büyük bir hata yapıyorsun'',dedim ve cümlesini üç kez tekrarladım. ''Evet hata olabilir'',dedi, ''lakin pişman olacağımızı zannetmiyorum''

İhsan Sabri Çağlayan,Türk Dışişleri Bakanı, Ermeni parti temsilcileri ile isviçre'de yaptıkları Gizli görüşme 1977; ''Soykırım demeyin istediğiniz kadar para verelim'' Winston Churchill ,İngiltere Başbakanı  ''Bu suçun siyasi sebepler nedeniyle planlandığı ve hayata geçirildiği konusunda ,mantık çerçevesinde ,hiç bir şüphe yok.Türk topraklarını Türk'lerin emellerine karşı çıkan ve sadece Türkiye'nin ortadan kalkması haline hayata geçebilecek emeller besleyen,hristiyan bir ırktan temizleme fırsatı ortaya çıkmıştı''.

ABD Başkanı  Theodore Roosevelt , 1918  ''Ermeni katliamı savaş yıllarında işlenmiş en büyük suçtur''. Talat Paşa Davası bilirkişilerinden Dr.Johannes Lepsius ; ''Tehcir kararı Jön türk komitesi tarafından alındı.Dahiliye Nazırı Talat Paşa ve Harbiye Nazırı,Enver Paşa tarafından planlanarak Jön Türk teşkilatı tarafından uygulandı''

Nazı Hikmet'in  ''Akşam Gezintisi '' şiirinden ; ''Bakkal Karabet'in ışıkları yanmış Affetmedi bu Ermeni vatandaş Kürt dağlarında babasının kesilmesini  Fakat seviyor seni Çünkü sen de affetmedin Bu karayı sürenleri,Türk halkının alnına  ''

Dr.Karl Liebknecht'in 11 Ocak 1916 Reichstag oturumunda verdiği soru önergesi ;  ''I.Soru :Süregelen savaş sırasında Türk İmparatorluğunda Ermeni halkının yer ve yurtlarından sürülmüşve yüzbinlercesinin boğazlanmış olduğu,imparatorluk şovalyesinin malumu mudur?İmparatorluk şovalyesi gerekli cezaların verilmesi,Türkiye'de kalan ermeni nufusun durumunun iyileştirilmesi ve bu gibi korkunç olayların bir daha tekrarlanmaması için,Türk hükümetiyle ne gibi görüşmelerde bulunmuştur ?

II.Soru:İmparatorluk şovalyesi,Profesör Lepsius'un Ermeni'lerin mutlak imhasından söz ettiğini ve Türkiye'nin hristiyan ahalisinin bu dehşetten Alman hükümetini sorumlu tuttuğunu da biliyor mu ?''.

Yılmaz  Güney'in Paris Yüksek Mahkemesine 1984 yılında verdiği dilekçe ; ''Bu soykırımın gerçek olduğu ,bana göre hiç bir kuşkuya yer bırakmamaktadır.'' Osmanlı kralı Sultan Abdülhamit ; ''Erkek kadın ya da çocukları kurtarmaya çalışan haindir'' Tacy Atkinson ,Amerikalı misyoner, 16.7.1915  ''Bu seyahatin hikayesini yazmaya cesaretim yok,Arkadaşlarım on bine yakın ceset gördüler.''

Rossler , Almanya'nın Halep Konsolosu  27.7.1915  ''sayıları,otuz bin civarında  olan Teşkilat-ı Mahsusa'nın katliamlar için hapishanelerden salıverilen ve ünüforma giydirilen mahkumları,sürgün konvoylarının geçmesi için saptanan yerlere bir plan çerçevesinde yerleştirildi.''

 Louis Aragon , Fransız yazar ;  ''...Dönemin Türk hükümetince özenle hazırlanan program çerçevesinde ,yaş ve cinsiyet ayırımı yapılmaksızın ,1,5 milyona yakın Ermeni'nin hunharca ,sürekli olarak katline sebebiyet veren o korkunç olayları birkaç kelimeye sığdırmak mümkün değildir...

Ermeni'ler oluk gibi akan kanı olmadık eziyetleri,çöllere sevkiyatı,ölüm yolculuğunu, maruz kaldıkları,açlığı,susuzluğu,salgın hastalıkları ve her türlü işkenceleri unutamazlar.1,5 milyon kurbanı unutmak ise olanaksız..''

Ernest Hemingway,  ABD'li yazar ;  ''...En kötü durumda olanlar,çocuklarını yitirmiş kadınlardı.Evlatlarından bir türlü ayrıla mamaktaydılar.Bu kadınlardan bazıları altı gün boyunca ölen evlatlarının cesedini yanında  taşıyordu kimseye vermiyorlardı.Sonunda mecburen ellerinden aldılar...''

Jacqes de Morgan , Fransız bilim adamı ; ''Batı Ermeni'lerinin tehcir edilmesinden başka  ne olabilir.Yaşanan bu korkunç dehşeti anlatacak,zenginlikte hiç bir dil yoktur '' Comm G.Gorrını, İtalya'nın Trabzon Konsolosu, 25.8.1915 ; ''Benim bölgemde 24 Haziran'dan sonra Ermeni'ler ''tehcire'' uğratıldı.Yani evlerinden zorla çıkarılıp muhafız ve jandarma gözetiminde bilinmeyen bir yere götürüldüler.Pek azı için tehcirin anlamı,gidilecek yer olan Mezopotamya içleriydi.Beşte dördü için ise yollarda benzeri görülmemiş,duyulmamış zalimlikler sonucunda ölüm anlamına geliyordu.

Tehcir'in resmen ilan emri İstanbul'dan gelmişti.Merkezi hükümetin kararı kesindi.Herkes boyun büküp sonuçlara katlanmaya razı oldu.Konsoloslar araya girdi.Hiç değilse kadın ve çocukları kurtarmaya çalıştılar.İ ve T Cemiyeti'nin yerel şubesinin müdahalesi ve istanbul'dan yeni gelen emirler yüzünden girişimimiz başarısızlığa uğradı.''

Darlen ,Sovyet tarihçi , akademisyen ; ''Ermeni halkının yok edilmesi,planlanmış ve ilkesel olarak kararlaştırılmıştır''

 Volkan Vural ,Emekli Türk Büyükelçisi ,2008 ''Ermeni ve Rum'lar tektat vatandaş olsun,yaşananlar cumhuriyete yakışmıyor.Ben yetkili olsam özür dilerim.Verdiğimiz acılardan ötürü.Rumlardan,Ermeni'lerden özür dileriz.Bizim gibi bir devletin yapması gereken budur.Osmanlı'da tehcire uğramış Ermeni'lere ve 6/7 eylül'de gönderilen Rum'lara devlet ''ben sana ve senin soyundan gelenlere tekrar vatandaş olma hakkını veriyorum'' demeli.Ermeni sorununu tarihçi değil,siyasetçi çözer.Gerçeklerin bilinmediğne katılmıyorum.Tarihi gerçekler biliniyor.Sorun bilinenlerin nasıl algılanıp geleceği nasıl etkileyceğidir ''

Ahmet Altan ,Gazeteci yazar ,2008 ''Ah Ahparik ittihatçılar insafsız bir soykırım gerçekleştirdiler çok insafsız.Türk olduğumuz için insanların çekmiş oldukları acıları görmezden mi geleceğiz?İttihatçılar çok günah işlediler.Çok insan öldürdüler.Bir soyu kırıp geçirdiler.Ve biz yıllarca  öldürülen bu insanların yakınlarına sevdikleri için bir ağıt yakmasını bile yasakladık.Bir ağıt bile çok gördük.Sakına ''onlar da bizi öldürdü'' demeyin.Bunu söylemek gerçekten ayıp,Rus sınırındaki çetecilerle,Bursa'daki ermeni kadının,Adana'daki yaşlı adamın,Sivas'taki bebeğin ne ilgisi var'' Ermeni olmaktan başka..''

Azmi Süslü,Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı,5.10.1999''Van'da,Muş'ta,Bingöl'de,Iğdır'da,Erzurum'da  ve Anadolu'nun birçok köşesinde Türk'ler Ermeni'lerin katliamlarına  maruz kalmıştır.Amerikalı bir gurup parlamenter de yaptığı incelemede bir milyon müslüman,Türkün katledildiğini tespit ve kabul etmiştir'' diye konuştu.Bugüne kadar toplu mezarların açılmamasının ''şehitlerimizin rahatsız olmamaları'' anlayışından kaynaklandığını işaret eden....'' Valery Bryusov ,Rus şaiir ,1917  ''Türk'ler eskiden beri kendi bildik politikalarını sürdürüyorlar.Timurlenk bile yapmaya cesaret edemeyeceği son derece korkunç ve kitlesel katliamlar tarihin her döneminde aralıksız gerçekleştirmişlerdir.''

Fayez Al-Hüseyin ,Arap Politikacı-avukat 1917 ''Kim bu kahraman ve talihsiz halkın yaşayan tanığının düşünce ve duygularını tarif edebilir.Cesareti ve güçlü iradesiyle dünyayı şaşırtan bu halkı kim tanımlayabilir.Daha düne kadar Osmanlı imparatorluğu'nun en gayretkeş,en dirençli,ve en ilerici uluslarından biriyken,şimdilik belleklerde anı oldu ''.

Orhan Pamuk,2006 Nobel Edebiyat ödülü alan yazar  ''Türk'ler bu topraklarda 30bin Kürt,1milyon da Ermeni'yi öldürdü ve kimse bundan söz etmeye cesaret edemiyor.Bunu ben yapıyorum,bundan dolayı benden nefret ediyorlar''

İlya Ehrenburg ,Rus gazeteci ,yazar ''...eskiye ait bir hikaye hatırladım,anlatmaya kendimi mecbur hissediyorum.1926'da Trabzon'a gitmiştim.Sovyet konsolosu çalışanı bana,Ermeni'lere ait eski bir manastırın berbat edilmiş kabartma figürlerini gösteriyor.Bundan 10 yıl kadar önce ,Dahiliye Nazır'ı Talat Paşa'nın emriyle Türk'lerin,Ermeni'leri topyekün katlettiklerini anlatıyordu.Sivas'a göndereceğiz bahanesiyle,bed-bahtları gemilere dolduruyor.Bu gemilerse ermeni'leri denize döküp bomboş geri dönüyordu..''

Joseph Markwart , Alman bilim adamı ,1916 ''Anayasa'nın ilanından sonra bile Türk politikasının ana sloganı Ermeni'ler olmazsa , Ermeni sorunu da olmaz olmuştur ''

Hasan Cemal Gazeteci,yazar,Cemal Paşa'nın torunu, 25.2.2012 ''...Ermeniler acaba  ''Cemal Paşa'nın torunu''yla kendi acılarını paylaşmak istiyorlar mıydı, isterler miydi ? Bilemedim.Ama sonra Erivan'da güneşin etrafı kızıla boyayarak sisler içinde doğduğu o sabah vaktini anımsadım. Ermeni Soykırımı anıtı'na Üç beyaz karanfil bırakırken kendi başıma mırıldanmıştım : ''Sevgili Hrant,beni buraya senin acıların getirdi,senin ve atalarının, o acılarını anlamaya, yüreğimde hissetmeye çalışıyor ve paylaşıyorum.Rahat uyu kardeşim''....

Robert Melson ,Uluslararası soykırım Araştırmaları Der.Bşk'nı ,2005  ''24 Nisan 1915'te I.Dünya Savaşı örtüsü altında Osmanlı İmparatorluğu'nun Jöntürk hükümeti silahsız Ermeni azınlık ahalisinin sistematik soykırımını başlattı.Doğrudan öldürme,açlık işkence ve zorunlu ölüm yürüyüşleri yoluyla bir milyondan fazla Ermeni yok edildi.Bir milyonu ise sürekli olarak göç etti.Bu yüzden eski bir uygarlık 2.500 yıllık anayurdundan çıkarıldı.'' Taner Akçam ,Gazeteci,yazar,tarihçi ''Jön Türk rejimiyle 1923'te kurulan Cumhuriyet arasında derin bir süreklilik vardır''

Rafael Lemkin,Jenosid-Soykırım kavramını yaratan Polonyalı hukuk adamı ''...Bir zamanlar doğuda olan Avrupa'nın göbeğinde de olabileceği konusunda uyarmak için....Jenosid ile ilgilenmeye başladım çünkü bir çok kez gerçekleşti,önce Ermeni'lerin başına geldi,ardından da  Hitler harekete geçti...Türkiye'de hristiyan olmaktan başka suçu olmayan 1.200.000 ermeni ölüme gönderilmişti.Savaştan sonra 150 Türk savaş suçlusu tutuklandı.Britanya hükümeti tarafından Malta'ya gönderildi....bir gün delegeler gazetelerde Türk savaş suçlularının serbest kaldıklarını okudular....bir millet toptan öldürülmüştü ve suçlular serbest kalmıştı.bu beni şok etti.Ne- den bir adam bir adamı öldürünce cezalandırılır?Niye bir milyon insanın öldürülmesi,bir tek kişinin öldürülmesinden daha az suçtur?....Kendimi sayıları giderek artan kurbanların yerine koydum...''

TBMM'de,2016 yılı Diyanet İşleri Bakanlığı'nın bütçesi görüşülürken bugüne kadar yapılan 86 bin caminin yanlış olan kıblesinin düzeltilmesi için milyonlarca dolar ödenek ayrıldı.Yapılacak olan ''kıble tespit çalışmaları'',için yurt dışına ''kıble tespit uzmanı'' yetiştirilmek üzere elemanların gönderilmesine karar veridi.Din'e hiç bir zaman inanmayan,toplumu uyutmanın bir aracı olarak halkın duygularını istismar eden Erdoğan ve AKP'cilerin kıblesi ayakkabı kutularına gizlenen euro ile dolarlardır.Ezilen,sömürülen,aşağılanan,hor görülen,mazlum halkların kıblesi ise İnsanlıktır. Munzur'lardır,Toros'lardır,Cudi'lerdir,Ararat'lardır,Sur'lardır,Cizire'lerdir. 

51239

Agop Ekmekciyan

Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.

agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)

Son Haberler

Sayfalar

Agop Ekmekciyan

Kadınların Irkçı Hareketlere Katılımı: Karmaşık ve Çok Boyutlu Bir Gerçeklik -2-

Son yıllarda, emperyalist savaş tehlikesinin zemininin güçlenmesine paralel, dünya genelinde ırkçı hareketlerin ve partilerin dikkat çekici boyutta güçlendiğine vurgu yapmış, bu yükselişin, sadece belirli demografik gruplarla sınırlı kalmadığını, kadınları da içine aldığını gördüğümüzü ifade etmiştik.

Peki, kadınlar neden bu tür hareketlere katılıyor? Bu sorunun yanıtı, birçok faktörün karmaşık bir birleşiminde yatıyor.

Faşizmin Yüzünü Örten Çirkin Bir Maske (Nubar Ozanyan)

İttihatçı Türk kompradorları, ekonomik-mali-siyasal krizden bir türlü kurtulamıyor. Faşizmi maskeleyen kaba uydurma parlamentoyla bile ülkeyi yönetemiyor. Zorbalık her taraftan fışkırıyor. Kötülük ve çirkinlik her yerde bütün utancıyla görülüyor. Dağda, köyde, sokakta Kürt ve emekçi kanı dökmekten çekinmeyenler dünyanın gözü ve kulağının üzerinde olduğu parlamentoda bile Kürt kadın parlamenterin kanını dökmekten çekinmiyor. Zorbalık, pervasızlık, yasa, hukuk tanımamazlık ayyuka çıkmış, had safhaya ulaşmıştır.

Emperyalist haydutlar, 3.Dünya savaşı hazırlıklarını yoğunlaştırmakla meşgul…

Bazı sol-sosyalist ve kendilerini komünist addeden kesimler hâlâ (evet, hâlâ) bir 3. Dünya Savaşı çıkacak mı çıkmayacak mı ve keza “süreci belirleyen esas etmen savaş mı devrim mi?” ikilemi girdabında, adeta miskince bir fikirsel jimnastik rehavetiyle, sorunu ele almaya devam ede dursunlar; fakat süreç, maalesef ki hem de çok hızlı bir şekilde, o istenmeyen malûm sona doğru ilerliyor. 

Fakir (Nubar Ozanyan)

Yaşamı boyunca hep yokluk ve fakirlik içinde yaşadı. Bundandır ki arkadaşları ona “Fakir’’ dedi. Ne zaman biraz dünya nimetlerine yakın olan olanaklara sahip olsa o yine fakir yaşamından ayrılmadı. Yaşamı fakir, bilinç ve yüreği zengin olan Nubar Ozanyan en alttakilerin, yoksulların, mazlumların yoldaşı olmaktan bir an olsun geri durmadı.

Servet Vergisi ve Sermayenin Olmayan Vijdanı

Bugünlerde de toplumsal eşitsizlik sermayenin birikimine ve merkezileşmesine koşut olarak artınca, zenginlerden servet vergisi alınmasını dilendirenlerde çoğalmaya başladı.[1] Servet vergisi, toplumsal servetin  belli ellerde birikmesinden bu yana ara sıra gündeme getiriliyor. Zaman zaman kısmen de uygulanmıştır. Örneğin savaş dönemlerinde vb. Yine ABD'de, 1960'larda 400 zenginden %53 oranında vergi alınmıştır.

Inger Nubar Can, Hewal Nubar, Nubar Yoldaş’a!

Halen pek çoğumuzun inanmak istemediği Nubar Ozanyan’ın ölümsüzleşmesinin 7. yılında, onu bir kez daha saygı ve sevgi ile anarken, şehadetinin yıldönümünde onu anlatmak da bizim için en zor yazılardan olacaktır.

Rusya / Ukrayna Savaşında Yeni Bir Aşama

Savaşın Rus topraklarına doğru genişlemesi Ukrayna'daki savaşın yeni bir aşamaya geçmesi anlamına geliyor.

6 Ağustos Salı gününden bu yana Ukrayna birlikleri Rusya sınırını geçerek Rusya'daki savaşta yeni bir cephe açtı. En az üç Ukrayna tugayı ve çeşitli taburlar savaşa dahil oldu ve ilerleme Rus topraklarının yaklaşık 30 kilometre içine kadar ulaştı. Bu, savaşın yeni bir aşamasının başlangıcına ve dünya savaşı tehdidinin önemli ölçüde yoğunlaşmasına işaret ediyor.

İKTİDARIN BÜYÜK YALANI: “HİÇ KİMSENİN YAŞAM TARZINA KARIŞMIYORUZ.”

Genel olarak tüm siyasal İslamcıların, ama özel olarak da İslamo-faşist Erdoğan ve iktidarının, başvurduğu en kullanışlı “idare etme” araçlarının ilk sırasında hiç kuşkusuz ki dinlerince de serbest sayılan takiyedir. Yani amaçlananı gerçekleştirebilmek için, gözünü dahi kırpmadan YALAN SÖYLEMEKTİR. 

Türkiye „Yarı-Sömürge“ Bir Ülke Mi? Emperyalizm Üzerine Notlar-4

Sömürge-Yarı-SömürgecilikÜzerine

Belliki sol-sosyalist eski nostaljik söylemlerin tekrarı bugün artık kitlelerde herhangi bir karşılık bulmuyor!

Geçenlerde, “dini bütün” olarak tabir edilen kesimlerden bir ahbabımla, “ne olacak bu memleketin hali” kıvamında sohbetteyken, şöylesi bir cümle kurmuştu: “Abi benim anlamadığım, bunca açlık, yoksulluk, işsizlik ve zulüm varken, yani koşullar aslında tam da siz devrimci solcuların kolayca taban bulmanıza ve kitleleri harekete geçirmenize ve hatta devrim bile yapmanıza bunca uygunken; bu derece atıl ve etkisiz olmanız, sence normal mi?”

KADINLARIN BİRLİĞİ | Kadınların Irkçı Hareketlere Katılımı: Karmaşık ve Çok Boyutlu Bir Gerçeklik -1-

Emperyalistler arası çelişkiler derinleştikçe, ekonomik kriz ağırlaştıkça vb. bu sistemin sarıldığı en temel dayanaklardan birinin ırkçılık-faşizm olduğunu biliyoruz. Zira bunun, sistemin alametifarikalarından biri olduğunu birçok -acı- deneyimiyle elbette biliyoruz. Şu anda yine tam da böyle zamanlardan geçtiğimizi söylüyoruz. Bu tehlikeye dair önlemler almaktan bahsediyoruz, özellikle Avrupa’da ırkçı partilerin yükselişini izlerken, Avrupa Parlamentosu’ndan çeşitli Avrupa ülkelerinin kendi seçimlerine odaklarımızı çeviriyoruz vs.

Sayfalar