Pazar Ekim 11, 2026

Oynatmaya Az Kaldı

Yaşadığınız her olumsuzluk tekrardan ibaretse elinizde alacakları ilk şey eleştiri silahınızdır.

Biz sıradan ama sosyalist proletarya köylülerin işi çok zor.

Hala kimileri doğu perinçek te ortaya çıkan faşizmin bir revizyonizm olmadığını dünya devrimci tarihinde de rastlanan faşizmin kendi elleriyle  kurduğu sosyalist maskeli bir parti  olduğunun ispatı olduğunu söyleyemezken...

İş biz halka gelince.........

Halde böyle olunca.....

Eleştiri silahını açıkça kullanmamız elimizde alınınca

İstisnalarda ki eniştelerden ve kayınçolardan özür diyerek...

Arkasından da kuyunun içerisindeki insan kuyunun deliği kadar gökyüzünü görür hiç bir prensesinde aklı bir insanın kuyunun içerisinde olabileceğini düşünebilecek kadar çalışmayacağından kuyudan çıkıp tüm gökyüzünü görüp prensese de kendimi öptürüp mutlu mesut bir kurbağa olarak yaşamak istediğimden  istisnalar kaydeyi bozmaz diyerek özrümü ellerinde alıp..

Şu kayınçolar tuhaf biri.

Bir türlü anlatamadım.

Onlar kayınçoluğunu yapacak bende enişteliğimi.

Ne yani tarihin yüzyılardır gelişini, gidişini ben mi değiştirebilecem ?

Yok öyle bir yeteneğim kardeşim.

Hemi öyle bir yeteneğim olsaydı kayınçolar için mi bunu harcardım?

Daha ülvi, daha daha daha ...   ülvi amaçlar için bunu harcardım.

Mesela...... eşime: kayınçolara, kayınbabaya, kaynanaya, hatta sizin taraftakilerin tümüne söyle kendime bir araba alacam sağa sola baksınlar derdim.

Enişteliğimi yapardım.

Ahh.. gördünüz mü yine salt eşimin tarafında böyle bir şey istemekle eniştelik vazifemi yaptım.

Maşallah bana.

İşte bir türlü kayınçolarıma bunu anlatamadım.

Sanki kendileri de enişte olsa tarihin kendilerine biçtiği eniştelik misyonunu yerine getirmeyeceklermiş gibi.

Hadi sizi gidi gidi oradan, hadi sizi gidi gidi oradan....

Adı bende saklı kalsın ama hiç bir kolektifinde bunu ret etmeyeceğini düşünerek 

..... bir dizi sorun veya eksiklik hatalı anlayış ve yaklaşımlardan beslenmektedir. ..... propaganda ve kazanımların ilerletilmesi genel bir desteklemenin ürünü olabilir. Elde edilen kazanımın desteklenerek propaganda edilmesi kazanımları ilerletirken.....

Böyle yapınca eleştiri, eleştiri olurmuş.

Eleştiri salt eleştiri olmamalı, katılımla soruları ( yanlış görüyorsanızda ) aşmada yardımcı olmalı  

Tam aksi olursa......

Düşman dili olurmuş.

Yok dünya yüzerinde böyle bir enişte / eleştiri türü....  sıradan insanların elinde devrimcilik yapmıyor diye reviyonizmle kol kola girip eleştiri silahını alırken, yalnızlaştırılıp, eleştiri silahının bu hale getirilerek kendisininde elinde alınabileceğini düşünmeyen devrimci kardeşim.

Böyle söylemekle kayınçolar eleştiriyi kendilerinden başka kimseninde böyle bir edebi  tür vardır diye idaa edemeyeceği hale getirdiklerinin farkında bile değiller.

Böyle davranmaya hakları var mı ?

Şimdi ben ufak bir misalle çinde ortaya çıkan kıtlığın mülkiyetçi ilişkilerin güçlendirilerek aşılmasının yanlış olduğunu kıtlığın zaten .... mülkiyetçi üretimin isteği sonucu ortaya çıktığını mülkiyetçi üretimin bertaraf edilmesiyle aşılmasının en uygun olduğunu söylersem.............

Ve de bunun sonucunda da tekrarı olan her sorunumuzun kökeninde sahip olduğumuz proletaryayla köylünün özelliğinde ve de sahip olduğumuz  ilkel kapitalizmin kendi toprağında / işyerin de / geçimini sağlayan proletarya köylüsüyle emperyalist kapitalizmin ortaya çıkardığı ülkelerdeki proletarya köylüyle arasındaki çelişkiden kaynaklandığını söylersem ve bu çelişkilere karşıda sovyet halkı gibi yaklaştığımı yazarsam............

Bre... kardeşim şimdi ben yaşadığımızı yazmasam yaşamıyor mu oluruz, yaşadıklarımıza karşıda almamız gereken tedbirleri yazmakla suç mu işlemiş olurum ?

De hadi gelin bu soruyda siz cevaplayın. 

Siz isteseniz de istemeseniz de hepimize dayatılarak yaşamak zorunda bırakıldığımız alaturka yaşantının kendisi espirinin, eleştirinin, trajedinin.... taa..   kendisidir.

 

49355

Ergün Aslan

Ergün Aslan sitemizin köşe yazarıdır. Teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır.

Ergün Aslan

“Newroz coşkusuyla gözaltı, tutuklama ve yasakları hükümsüz kılalım”

“Devrimci, demokrat, ilerici güçleri pres operasyonlarıyla sindirmeye, korkutmaya, yıldırmaya yönelik hiçbir baskı politikası bugüne kadar başarıya ulaşamadı, bugünden sonra da başarılı olmayacak” şeklinde açıklama yapan Partizan açıklaması şu şekilde sürdürdü: “Faşist Kemalist Diktatörlüğün geleneksel olarak uyguladığı katliam politikaları devam ediyor. Bugün de başta Kürt ulusu olmak üzere azınlık milliyet ve inançlara, ezilen yoksul halka, işçi sınıfına, kadınlara, LGBTİ’lere yönelik imha, inkar ve asimilasyon politikaları hız kesmeden devam ediyor.

Sedat'a….. Ihsan Feridun Berkin

Sen’inle 1977 yılında, kavurucu bir Ağustos gecesinde, İzmir Karabağlar’da bir gecekondu’da tanışmıştık. Sen, Ben ve bir arkadaş daha, el yapımı iptidai bir matbaa ile, sabaha kadar binlerce bildiri basmıştık. Bildirilerin mürekkepleri kuruyup, üst üste istifledikçe keyfimize diyecek yoktu doğrusu ; rotatif misali çalışıyordu körpe kollarımız ; rotatif ne kelime….ertesi günkü mitingde dağıtılacak binlerce bildiriyi, o gece sabaha kadar sadece biz üçümüz basacaktık.

Newroz;Köhnemişe isyan,mazluma kardeştir!

Newroz, sınıf mücadelesi tarihinde zulme karşı yeni bir sayfa açma hamlesidir. Demirci Kawa’nın bu devrimci hamlesi tarihseldir, gelecek kuşakların ve toplumların isyan-direniş geleneğidir.

Newroz Ortadoğu ve ortaasya toplumlarının bilincinde yenilenme, başlangıcın ifadesidir. 21 Mart’ı dönüm noktası olarak kavrayan toplumsal bilinç hamle yapmaya, geçmişin ağır yükünden kurtulmaya da hazırdır. Demirci Kawa’nın Dehak’ın zulmüne karşı haysiyet, onur ve geleceği kazanma mücadelesi Newroz’un başlangıç, yenilenme özünün devrimci karaktere bürünmesini sağlamıştır.

Bu Senin Hikâyendir

Sen bir halksın. "MÜMİN VE EFENDİ" bir halksın.

Halkların devrimci birliği

Emperyalizm bir yandan ranta dayalı sermayesini büyütürken diğer yandan ezilen dünya halklarının yaşamında büyük bir ağırlık olarak duran sefaletin yaratıcısı ve sorumlusudur. Dünyada var olan ve yaşanan köleliğin ve yoksulluğun yaratıcısı ve sürdürücüsü durumunda olan emperyalizm bütün faşist-gerici ulus devletlerle birlikte yaşatılan soykırım ve katliamlarında baş sorumludur. Emperyalistler ve yerli gerici faşist iktidarlar Ortadoğu’da ve ülkemizde ulusal-dinsel-mezhepsel çatışmaların düşmanlıkların yegane sorumlularıdır.

Kürdistan boşalıyor!

Özyönetim ve Hendek

Katliam, yıkım ve göçün diyarı oldu !
Oysa birkaç ay öncesine kadar umutlanmış ve özyönetimle kendi kendimizi yöneteceğimize dair hesaplar yapmıştık.
Devletin Moğol psikozuyla Kürdün kendi kendini yönetme isteğini bastıracağını kimse düşünememişti, düşünemezdi, zira Erdoğan, İran mola rejiminin sünni versiyonlu dinci rejiminin ayak yerini yapmak için yapay bir barış ortamı yaratmıştı. Bu barış ortamına hepimiz kandık, "yetmez ama evet" lerle destekledik, rehavete kapıldık ve işlenen tüm suçlara da ortak olduk.

Umudun Yazarı Sizler Gibi Olmaksa ...

İnsanı faşistlikten kurtaran sevdikleri için üretikleri değil ki .

İnsanı faşistlikten kurtaran sevdikleri dışındaki insanlar içinde üretmesidir .

Vallah zenginlere döndük. Billahta zenginlere döndük. 

Hani şu nasıl kazanıldığını bilmeyen,  har vurup harcayan,  çocukları olan zenginler var ya,  ha…  onlara döndük.

Bu kadar da olmaz ki .  

Dünyanın neresinde halkın sosyal yaşantısının içerisinde çıkıp gelen tınılar  çalındığında devrimcide burçak tarlasına iştirak etmez ki .

Bir şeyde diyemiyorsak .

Berlin’e Savaşı Öldürmek İçin Gitmek

„Çocuklarınıza mutlaka şunu anlatın;Bizler, kadınlar olmasaydık,1945’inİlkbaharı da olmazdıYaşanmazdı”(Nonna Aleksandrovna)[1]

Berlin’e Savaşı Öldürmek,Sur’a Kürt katliamını Durdurmak İçin Gitmek...

 II. Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın en vahşi günleriydi. Bütün emperyalistlerin dört gözle, Sovyetlerin Nazilerin eline düşmesini beklediği anlardı. Ama, Nazilerin hesaplayamadığı bir şey vardı. Sovyet kadınları...

TKP/ML-MK:8 Mart emekçi kadınların örgütlenmiş isyanıdır!

8 Mart 1857’de Amerika’da Kadın işçilerin temel hakları için mücadele ederken 129’nun yanarak katledilmesiyle temel buldu Dünya emekçi Kadınlar günü. Proleter kadınların kapitalizme karşı açtığı isyan bayrağının kızıl rengi bugün kadın hakları mücadelesinin hala temel itim gücü olmaya devam ediyor. 1857 ile rengini alan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü, bugün kadınların sınıfsal sorunları yanında ezilen cinsiyet olmasından kaynaklı sorunlarla birlikte daha geniş anlama bürünen bir toplumsal mücadele karakteri kazanmıştır.

Son kavga sınıf kavgasıdır! İsmail Cem Özkan

“Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” Köroğlu

Sınıf kavgasında taraflar meydana çıkıp er kavgası yapmamaktadır… Köroğlu değimi ile tüfek icat oldu. Bir tüfeğin sınıf lehine kullanılması ve sınıfı için sermaye birikimi aracı olduktan sonra savaşlar meydanlara çıkıp, daha karmaşık ilişkilerin olduğu bir alana kaydı. Kapalı kapılar arkasında verilen kararlar sonucu birçok insan haberi dahi olmadan, ne için öldüklerini bilmeden toplu katliamların, soykırımların kurbanı oldu.

Koçgiri'nin Onurlu Direnişi‏

Bilinmelidir ki, 1921’de Koçgiri, 1930’da Zilan ve 1937-38’de Dersim’de yaşananlar, resmi belgelerde tahrif edilerek gösterilmeye çalışıldığı gibi asla isyan değil, birer katliamdır. Hatta Dersim 1937-38 bir soykırım girişimidir.

Gelo ew ki ye / Jı wé da te ye /

Çı bejnik le ye / We ki reyhan e /

Navé wî Alîşer e / Him mér e him reyber e /

Li çiya ye Koçgîriyê zulfîkare

Sayfalar