Marks'ın Hatalı Olmasını Ne Kadar İsterdik
Proletaryalarla sohbet.
Ah... ah... kaçımız ama kaçımız marks'ın hatalı olmasını istemezdik ki.
Hemi de kaçımız.
Heledeki sömürgecilik sosyo ekonomik yapıyı değiştirmez derken.
Heledeki yıllardır da sömürgeciliğin değiştirdiği sosyo ekonomik yapıda politika yaptığımızı da kabullenmişken.
Kaçımız ve kaçımız marks'ın hatalı olmasını istemezdik ki.
Belki de... sadece bu konularda da değil.
Başka konularda da marks'ın hatalı olmasını isterdik.
Örneğin: Toplumların komünizme yolculuklarının farklı olabileceği konusunda da marks'ın hatalı olmasını isterdik.
Sonuçta: "küba'da (maosit devrim'in gerçekleşebilmesi için) hiç mi ortaklaşabilecek sınıflar yoktu" sorusuna che'de "yoktu" cevabı alınca susmuş bir mao varken....
Bırakın dünyayı, memleketimizin her köşesinde ve her köşesinde klasik emperyalizm ile modern emperyalizmin yol açtığı sonuçlar nedeniyle farklı proletaryalar ve komprador sınıflar var olmasına rağmen proletaryaların ortaklaşabileceği sınıfların olamayacağına dahil düsüncelere sahip, proletaryalarla itişen, ötekileştiren yerel yönetimler varken...
Toplumların komünizme yolcuklarının farklı olabileceği konusunda da marks'ın ne kadar hatalı olduğunu söylemek isterdik.
Ve tüm bunlarda hala marks'ın ne kadar hatalı olduğunu görmemize yetmiyorsa birde marks'ın
Proletaryaların ortaya çıktığı yerlerde....
Yarı kapitalist - yarı feodal veyahut da proletaryaların veyahut da düşüncelerinin ortaya çıkmasında başak rol oynayan yarı sömürge, tam sömürge ülkelerde devrimin gerçekleşebileceği değil de...
Proletaryaların ortaya çıkmadığı yerlerde (avrupa'da) devrimini gerçekleşeceği sözlerine bakarsak..
Marks'ın devrimin gerçekleşebileceği yerler konusunda da ne kadar büyük hatalar yaptığını da söylemek gerekir.
Ve tüm bunların ardında ve tüm bunların ardında hala ve hala marks'ın hatalı olduğunu söylüyemiyorsak son bir kez de "bolşevizm, bolşevizm adına yarattığı her şeyi ama her şeyi de tarihin tozlu sayfalarına göndererek sınıfsız toplumu da inşa edecek" derken...
Sınıfsal mücadeleye karşı tarihin en disiplinli ve en örgütlü yaşamın adı olan (bolşevizmi) tercih etmenin bir keyfiyet, bir zorunluk olmadığı...
Zaten komünist insanın sahip olması gereken bir yaşam şekli olduğu....
Bu yaşam şeklini de yaşamamanın değil...
Yaşamanın (bolşevikçe, ibrahim'ce yaşamanın...
Bolşevizm'in de yarattığı sorunları da ortada kaldıracağını söyleyerek...
Proletaryaların tarıh boyunca karşısına çıkmış en disiplinli, en örgütlü yaşamı yok etmelerini engelleyip...
Kıyamete kadar hayatlarının bir parçası haline getirmelerini sağlayan marks'ın (marksizm'in) sınıfsal toplumun yaratılmasında ne kadar ve kadar da vahim hatalar yaptığını da görmek lazım.
Ergün Aslan
Ergün Aslan sitemizin köşe yazarıdır. Teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır.
Son Haberler
Sayfalar
BAŞKALDIRININ -ÖN- DEĞERLENDİRİLMESİ[*]
“Ve bizim bir haziranımız
Bir yıl kadar yetecektir dünyaya
Çünkü yoğun ve ateşle yaşanmış
Çünkü ellerimiz, başımız ve kanımız
Hayasız pençelerini kokuyla gizleyen
Bir olgu olmayacaktır sana
Ölülerimiz toplanacaktır
Doldurulan bir kıyı gibi.”[1]
Erdem Aksakal’ın, “2011 yapımı ‘Ya Sonra’ filmine, Özcan Deniz aşkını şu sözlerle anlatarak başlar. ‘Masallar neden en güzel yerinde biterler? Sonra ne olur bilinmez. Biz de masallara göre sona geldik. Peki ya sonra?’
KENTİ (YOKSULLARINDAN) “TEMİZLEMEK”…[1]
“Ahlâk ve para aynı çuvala girmez.”[2]
Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım, bugün İstanbul’un en “in” mekânlarından sayılan Erenköy-Göztepe arasında geçti. O yıllarda İstanbul’un tartışmasız bir numarası Teşvikiye- Nişantaşı-Osmanbey karşısında biraz “ikinci sınıf” sayılan, ancak “sayfiye” olarak muteber, bizim gibi yaz-kış kalanların hafiften “taşralı” muamelesi gördüğü, ama geceleri Bağdat caddesinde “anahtar teslim”ine yarıştırılan lüks, spor arabalara bakıldığında, geleceğinin “parlak” olduğunu sezdiren, üç katlı apartmanlar diyarı…
KÜRDİSTAN ULUSAL KONGRESİ VE BDP’NİN TÜRKİYELİLEŞME SİYASETİ
Herşeyin içinin boşaltılarak hızla tüketildiği bir çağda yaşıyoruz. Post-modern bir cehalet her yanımızda. Düşüncelerimizin, yaşamlarımızın, ilişkilerimizin, eğitimlerimizin hatta gıdalarımızın içi boşaltılmış ve global ekonomik sistemin ihtiyacına göre yeniden düzenlenmiş durumda. Wachowski Kardeşlerin unutulmaz filmi Matrix’te anlatılan insanı metalaştıran sanal düzenin bir benzeri hepimize dayatılmış.
ANNEME İnci Taneme
“Bu akşam, annem kamerada seninle konuşmak istiyor” diye mesaj geldi erkek kardeşim Nuri’den. Bir arkadaşa misafirliğe gidecektik. Erteledik. Bilgisayarın başındaki yerimizi aldık. Ben, Nuran ve Ezgi… Ekranın gerisinde annem ve kardeşlerim… Selamlaşıyoruz. Annemin gözlerindeki mutluluk tarif edilir gibi değil. Yüzünde bir çocuk sevinci.
“Nasılsın anne, nasılsın babaanne?”
Haksiz emperyalist savaslara karsi, halklarimizin hakli ozgurluk ve bagimsizlik savasinin yaninda olalim!!! Hasan Aksu
Haksiz emperyalist savaslara karsi, halklarimizin hakli ozgurluk ve bagimsizlik savasinin yaninda olalim!!!
6/7 Eylül 1955 kan-gözyaşı ve ölüm
Ermeni soykırımı tarihinin ilk evresi, Osmanlı imparatorluğu hakimiyeti altında yaşayan Ermenilere karşı Abdülhamit döneminde uygulanan katliam ve baskılar ile başlamaktadır.1896 yılına kadar birçok vilayette yapılan katliamlarda yüzbinlerce insan öldürülmüştür.Bir ulusun yok edilmesinin ikinci evresi 1915 yılında İttihat-Terakki hükümetinin 1,5 milyon insanın ölümüne sebep olan yeni bir yüzyılın başlangıcında ilk SOYKIRIM olayıdır.Üçüncü ve son devresi ise Ulus devleti inşasında kurulan TC,yani Kemalist Türkiye'sinde azınlıklara karşı uygulanan politikalar sonunda b
İzzettin Doğan asimilasyoncu bir düşkündür
Fethullah Gülen’le hangi menfaatler ve çıkarlar karşılığında olduğu belli olmayan bir ortaklığa soyunup, aynı arazi üzerinde Cami, Cemevi ve Aşevi yapılması işbirliğini gururla anlatan, asimilasyonun gönüllü bir neferi olan İzzettin Doğan bir düşkündür.
PİR SULTAN ABDAL'IN SUÇU?
1. Pir Sultan, dinsizdir, namaz kılmaz, ramazan orucu tutmaz.
2- Şeriata aykırı söz söylüyor ve davranış sergiliyor.
3- Müslümanlara Yezit diyor ve şarap içiyor.
4-Ayin-i Cem adında gizli toplantılar yapıyor.
5- Safevi taraftarı ve Kızılbaş taifesinden, Devlet-i Ali düşmanıdır.
6- Rafızi kitaplar bulunduruyor, okuyor ve okutuyor.
BARIŞ NE YANA DÜŞER USTA ...
Emperyalist ABD haydudu ve beraberindeki kan emiciler, Suriye’ye saldırı hazırlığı içindeyken, "barış”tan söz etmek abesle iştigaldir. Etrafin emperyalist ve kapitalist haydut devletlerle sarılmış ve kan emici kapitalist sistem yaşatılmaya devam edilirken, "kardeşlikten", "barıştan" söz etmek büyük bir aldatmacadır. Emperyalist ve gericiliğin vahşi saldırılarıyla içiçe yaşayan, kitlesel katliamlara uğrayan ezilen halklar ile dalga geçmek demektir.