Perşembe Ekim 15, 2026

Marabayı Ağlatacaksan,Ağayı İnciteceksin

Kim ki vesile olur o ilericidir.

İnsanlığın tarihinin varacağı nokta sınırların, bayrakların...... ortada kalkacağı tarihtir.

Ve bu tarihin ilerleyişi esnasında kimin ilerici kiminde gerici olarak anılacağı ne yazık ki tarihin bu ihtiyacına kimlerin cevap verdiğiyle alakalı olacaktır.

Bu memlekette devrimci olmak çok zor.

Helede ki biz proletarya köylüler için.

İlk önce insanoğlunun kimyasında / emperyalizmde / yüzyıllardır değişiklikler olmuştur dediğimizde daha hastaneye giderek insanın fiziğinde / iki kolu bir başı olmasında / her hangi bir değişiklik olmadığını görmeyenler başımıza doktor kesilmişler denilerek meslektaş ilan edildiklerimizce teori pratikte çıkar denilip meslektaşlıktan / yoldaşlıktan / dışlanırız.

Sonra ne kadar da:
 
Kültür / Rusya'daki, Çin'deki.. devrimin öznesi olan proletarya - Lenin, Mao / kültür devrimleriyle değil sahip olunan üretim ilişkisiyle / bizimde nispetten de olsa sahip olmadığımız milli burjuvazinin var olduğu üretim ilişkisi içerisinde ortaya çıktığı bizi yoldaşlıktan dışlayanlarca hani şu beraberinde milli burjuvazinin de olmadığı komprador üretim ilişkilerinin yarattığı metayla birey arasındaki yabancılaşmayı / düşmanlığı, kaçkınlığı.... / ifade eden alınteri değil baba malıdır,  maddi zenginliğimi artıran - koruyan  Avrupa'yı değil siyasi bilincimi artıran Nepal'i tercih ederim sözlerinin vücut bulduğu  insan halini açıkça yaşayanlar vardı ya..... ha işte onlarca da bu seferde fazla eleştiride çürütür denilerek halkın gözünde düşürülme çabaları içerisinde kendimizi buluruz.

Peki tüm bu dışlanmışlıklarımızın yok sayılmışlıklarımızın nedeni ne ?

Doğruyu söyleyemediğimizden mi ?

Veyahut da

Önderimiz İbrahim' dir, Mahir' dir... diyenlerin ulusal sorunun içerisindeki önderlik kavramını tartışırlarken önderliğin bireyle toplum arasındaki istençsiz / kaçınılmaz, bireyin kendini yetiştirmesiyle toplumca sözünün dinlenilmesi sonucu ortaya çıkan /  bir ilişki olduğunu, ulusal sorunun da pazar sorunu olduğunu, sorunun sistem içerisinde çözülmesi imkanı varsa da devrimcilerin de buna karşı gelmeyeceğini, ulusal sorun içerisindeki önderliğin de bu bilgilere / ulusal sorunun sistem içerisinde çözülmesi çabasına,  tarihin gidişatına, parti demokrasisine / hizmet edip etmediğine bakmayı unutup eleştiri sunmaları halinde bu bilgilerin suratlarına çarpı vereceğini bilmememizden mi kaynaklanıyor bu ötekileştirmeleri yaşamamız ?

Gelin en iyisi tüm bu aradığımız soruların cevabını da konumuzdan fazla uzaklaşmadan marabaların  peşlerine düştükleri ağaların hiç bir derde deva olmayan  tartışmalarına kapılarak bulmaya  çalışalım.

Tartışmaya giren ağalardan biri diğerini değişen özgün ve genel konjonktürü kavramamakla suçluyor.

Diğeri de değişti diyenin kendi dinamiğiyle gelişen kapitalizmler de örnek alarak yaptığı açıklamalara kapılıp kendisi de kendi dinamiğiyle gelişen kapitalizmler de örnekler alıp özgün ve genel konjonktürün değişmediğini ispatlamaya çalışıyor.

Gördüğünüz gibi ağalarınızın doğruya ulaşmada seçtikleri metotta sadece bu.

Bilimsellikten anladıkları da:

Marks' ın ip uçlarına ulaştığı emperyalizmin barbar ülkelerdeki devrimlerin öznesi olan sınıfların ortaya çıkmasını hızlandıracağına dahil sonuçlarında anladıkları da Marks' ın, Avrupa' da devrim beklentisi yerine gelişmemiş ülkelerde devrimin gerçekleştiği

Ne dahiler değil mi ?

Bu dahilerin başka bir şekilde bu günlerde talinin yaşadığı sosyo ekonomik yapıya göre mücadele tarzı ortaya koyması esasın örgütlenmesine yönelik bir fayda sağlamıyorsa siyasi anlamı yoktur diye yazamaması gibi...

Yarın da, obür gün..... de

Metaların serbest dolaşım ihtiyacının birbirine yaklaştırdığı sosyo ekonomik kategoriler içerisinde halkların daha ortak mücadele tarzı ortaya koyma ihtiyacı hissetmesi karşısında anladıkları halkların  / tarihin / ihtiyacı karşısında tali hale gelen sınıfsal davranışların bile halkların ihtiyacını karşılamaya yönelik bir fayda sağlamıyorsa siyasi bir anlamı olmadığını anlamadıkları veyahut da enternasyonalizmsiz ulusal sınırlar içerisinde kalarak mücadele etmelerinin halkların hissettiklerine hizmet etmemesi diye bir şey olamayacağını söylemeyecekleri de ne malum değil mi ?

Kim bilebilir.

Kendilerinden başka.

Peki ağalarınızın söylediği sözler, davranışlar bir tesadüf mü ?

Elbetteki hayır.

Her sınıfın davranışı / teorisi / o sınıfın ihtiyaçları içerisinde çıkar

Ve

Bir sınıfın / veyahut da belirli -bir toplumsal kesimin / küçük burjuva kimliğini açığa veren de yaşadıkları üretim ilişkilerini / tarihlerini / nasıl değerlendirdikleridir de.

Böyle baktığımızda ağalarınız da gördüğümüz de

1 ) Yaşadıkları üretim ilişkilerinin tarihin ihtiyaç duyduğu üretim ilişkileri olmadığı, şanlı bir tarihe sahip oldukları,

2 ) Ve de tarihin ihtiyaç duyduğu üretim ilişkisinin ortaya çıkardığı sorunları da genelde emperyalizmin özelden de komprador hale gelmelerinin ortaya çıkardığı sorunlar olarak görmedikleridir.

Ağalarınızın şanlı tarihi

TC' de olmasa da Osmanlı da kapitalist sınıfların ortaya çıkışlarını Osmanlı'nın yenileşme süreçlerinin yoğun çabasının sonucu olduğunu yazar.

Halbuki nasıl ki TC' nin şeker, demir çelik...... fabrikalarını inşa etmiş olması TC' nin sömürgeleştirilmiş ülke olmasının özelliğini yitirtirmiyorsa aynı şekilde Osmanlı' nın da fabrikalar inşa etmiş olması da Osmanlı' nın sömürgeleştirilmiş bir ülke olması mütavatını da asla değiştirmez.

Ayrıyeten de

Maoistler:

Sömürgeciliğin sosyo ekonomik yapısında ortaya çıkan sınıflar kendi dinamiğiyle gelişen kapitalist ülkelerdeki sınıflardan farklı karakterler, davranışlar,üretim ilişkileri... kazanır ,

Leninistler de:

Feodal sömürgecilikle emperyalist sömürgeciliğin halkların haklarını gasp etme mütavatlarında her hangi bir şey değişmedi,

Devrimci proletarya köylüler de:

Burjuvazilerin her türlü araçları ele geçirilmesi gerekir söyleminin içerisinde burjuvazinin araçlarından biri olan devlet sadece kast edilmedi....

Derken,

Ağalarınızın;  kendi yaşantılarının, emperyalizmin, tarihin... ortaya çıkardığı sorunları görmeden yaşamalarına da en güzel cevabı vermişlerdir.

Bize geriye kalan da:

Marabayı ağlayacaksan ağayı inciteceksin demekten başka bir şey değildir.

80339

Ergün Aslan

Ergün Aslan sitemizin köşe yazarıdır. Teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır.

Ergün Aslan

Paris ve Timsah Gözyaşları

 

Paris’te 7 Ocak günü İslamist El Kaide’ci teröristlerce mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yapılan saldırı sonucu 12 kişi öldürüldü, 20 ye yakın insan da yaralandı.  Ardından bir matba ve marketteki insanların rehin alınmaları sonucu gerçekleştirilen operasyonla, teröristler dahil ölen insan sayısı 19 oldu. Bu gün katliamlara karşı tüm Batı dünyası Paris’te yüzbinlerin katıldığı bir mitingde bir araya geldi ve “teröre karşı birarada” görüntüsü verdi..

Kamaşan Karmaşa:Nesimi ADAY

Sultanahmet'in Canlı Bomba'sı IŞİD sinyalleri vermiş.

"Besle kargayı, oysun gözünü."

Amerika da El Qaide'yi öyle büyütmüştü. SSCB’yi yenecekti. Ama hırsına yenildi. Kurduğu örgüt bumerang etkisi yarattı, 11 Eylül vahşetiyle kendisine döndü.

CHARLIE HEBDO’YA SALDIRI, TE’VİLLERİ VE TAVRIMIZ

 

“Bir türkü söylediler, duydunuz mu Bir kuşu vurdular, gördünüz mü Böyle neden susuyorsunuz böyle Güzelliğiniz çoğalıyor, öldünüz mü?” Özdemir Asaf.)

 

7 Ocak 2015 günü üç İslâmcı militan, Paris’in 11. mahallesinde bulunan mizah dergisi Charlie Hebdo’nun bürosunu bastılar ve içeridekileri ağır silahlarla taradılar. Katliamın bilançosu feciydi; aralarında Fransa’nın en ünlü çizerlerinin bulunduğu 12 ölü; bir kısmı ağır, 20 kadar yaralı. Katiller, öyle anlaşılıyor ki, Charlie’de yayınlanan İslâm dinini eleştirir mahiyetteki karikatürlerden haz etmemişlerdi!

 

TKP/ML-Yurtdışı Komitesi

ROSA VE KARL DEVRİM VE SOSYALİZM KAVGAMIZDA SONSUZA DEK YAŞAYACAKTIR!

Uluslararası Komünist Hareket ve Spartaküs Birliği’nin iki keskin kılıcı Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht, 15 Ocak 1919’da Alman tekelci burjuvazisinin resmi uşakları tarafından katledilmişlerdi. Deminde ki devrimci durumun ayağa kaldırdığı Alman işçi sınıfının ayaklanmasında dümene geçip yiğitlik ve kararlılıkla tarihe devrimle müdahale ettiler; yenilgiye uğrayan ayaklanmayla birlikte, bundan tam 96 yıl önce vahşice öldürüldüler.

Dünya mizah günü 7 Ocak’tır! İsmail Cem Özkan

7 Ocak 2015 tarihi kanlı bir gün olarak mizah tarihine geçti. Mizah dergisi olan Charlie Hebdo dergisine yönelik saldırıda çalışanları, mizah yazarları ve karikatürcüleri hayatını kaybetti. Yapılan saldırı dergiye yapılmış gibi gözükse de aslında mizaha karşı yapılmış saldırıdır.

Sakine-Fidan ve Leyla’nın Hesabını Doğru Sormak-Dursun Ali Küçük

Sakine, Leyla ve Fidan'ın hesabını kim verecek?

3 Kürdistanlı kadın Paris'in ortasında vuruldu.
Ben, o zaman da kendi sezgilerime ve gelişmelere dayanarak daha ilk günde TC ve doğrudan MİT'in yaptığına işaret ettim. (http://kurdistan-post.eu/tr/bir-sakine-vardi-efsane)

Çoğu kesim Sakineyi barışa kurban etti. Yazdığım bir makalemde ise "siz barışın kurbanınımısınız" diye işaret ettim.
(http://kurdistan-post.eu/tr/sakine-sizler-baris-dilencisi-misiniz)

Lozan neyin galibiyeti idi:Mehmet Can

‘’Bilmeyen ahmak, bilip de  söylemeyen suçludur.’’ (Fransız Atasözü)

Yalandan kim ölmüş! İsmail Cem Özkan

Tarih yalanlar üzerine kuranlar bugün yaşadığımız çarpıklığın ve kafa karışıklığının da temelini kurmuştur. Karşılaştırmalı tarih eğitimi ve anlayışı yerine tek doğrunun hüküm sürdüğü ve tek doğrunun mutlak ve değişmez olarak tarih sayfalarına yazıldığı kabul edenler, diğer ulusların tarihçileri karşısında afallayıp, ne savunacağını bilemez kanıt ve belge yoksunu birer ırkçı konumuna düşer. Çünkü onlara verilen eğitim kanıtlar üzerine değil, büyüklerin kabul etmiş ettiği doğrular üzerine kuruludur.

2014ʼten 2015ʼe çakal tedirginliği

Bir yılı geride bırakıp yeni bir yıla girerken hem dünyada hem Türkiye’de yaşanan gelişmelere dair kısa bir değerlendirme yapmak yararlı olacaktır. 2014 yılı hem enternasyonal proletarya hem de Türkiye işçi sınıfı ve emekçi halkı açısından yoğun bir sömürü, baskı ve katliamın yanında; buna paralel isyan, direniş ve mücadeleyle dolu bir yıl oldu. Dünya proletaryası ve ezilen halklar, kendilerine dayatılan yaşam koşullarına karşı isyan etti, sokaklara çıktı ve meydanları doldurdu. Bu isyanların kimileri kazanımla, kimileri ise yenilgiyle sonuçlandı.

Yunanistan'da Haziran Hareketi:Selami ince

Adeta ‘yönetilemez’ bir ülke haline gelen Yunanistan’ın, yeni Avrupa’nın oluşumunda oynayacağı rol çok önemli. Yunanistan seçim sonuçları, krizdeki Avrupa’yı yöneten ama özünde krizin nedeni olan AB liderlerine karşı da bir zafer olacak. Bu açıdan bakıldığında Yunanistan seçimlerinin sadece ülkenin iç politikasına dair bir seçim olmadığını, Avrupa’nın bir seçimi olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz. Yani, Yunanistan seçimlerini sadece, Radikal Sol Birlik’in (SYRIZA) Yunanistan’daki neoliberal AB partileri ile yarışı olarak değerlendirmek yetersiz olur.

Şehitlik yalan o gençler Sarıkamışta kendilerinin olmayan bir savaşta öldüler

Devlet bugün 100 yıl önceki Sarıkamış katliamı için tören düzenliyor. Ölen o gençlerden ve ailelerinden özür dilemiyorlar, düpedüz şov yapıyorlar. Hükümet yetkilileri sıcacık kürkleri içinde nutuk çekerek, bize yutturulan o tarihi yalanı bir defa daha cilalıyorlar. Oysa o katliamın faili kendilerinin de temsil ettikleri bu devlettir.

Sayfalar