Cuma Ekim 2, 2026

‘Kutsiye Bozoklar-Kelepçeye İnat Hayat'

Senin ezgilerinle yürüyecek bugün satırlarım, upuzaklarda; onca acı habere rağmen, aldığımız inanılmaz güzel haberlerle de. Upuzaklarda, hala senin ezgilerinin “eskimeyen” tınılarıyla; “Hayatı Ellerinden Tutmak” kitabın, bir yaşam sözlüğü gibi hep başucumuzda!

Politika gazetesinde  Füsun Erdoğan’ın “Müslüm Elma’ya Açık Mektup”u var bugün. Onca kötü haberin içerisinde; Almanya’daki izolasyon hücrelerine, böyle atılan çiçekler nasıl sevindiriyor insanı. Tıpkı bunu okuyan, umarız okuması mümkün olan bir tutsağın sevinci gibi!

“Gorulmuştur.org”da, bir “tutsak karikatürist”in; Adil Okay’a sesini, ürününü, teşekkürlerini iletişi var bugün. Duymaya bile dayanmanın günden güne güçleştiği onca hapishane haberlerine inat, tutsak karikatüristleri, ressamları, yazarları; yani “elit kavramlara” indirilen balyozları da görmek mümkün orada!!

Satırların, nasılda güncel hala; “Geceye bakıyorum, güç karşısında boyun eğmeyen, eğilip bükülmeyen, yaltaklanmayan seslerimiz olmalı. Kocaman bir mapushaneye dönüşmüş bir ülkede, isyan etme, uzlaşmama, karşı çıkma iradesini gösteren, isyanlarından vazgeçmeyen en temel muhalefet odağı susturulmak isteniyor. Çünkü ne demir kapıları yetti onları susturmaya, ne taş duvarları. Cezaevleri içinde cezaevleri üreterek yükselmesi muhtemel bir ayağa kalkışa da ket vurmayı planlıyorlar..Çünkü bütün toplumun sesi kısık..Bilmiyorlar, tutsaklar yenildiğinde tüm toplum da zapturapt altına alınmış olacak. Bilmiyorlar, geleceğimizi karartmak için bugünümüzden vazgeçmemizi istiyorlar…”

Ve yine Politika gazetesinde, ardındanda nice sayfalarda okuyorum; Mukaddes Erdoğdu Çelik’in ‘Kutsiye Bozoklar-Kelepçeye İnat Hayat’ adlı kitabının çıktığını! Uzaklardayız, hemen dokunamıyoruz yazılanlara! Nasıl tüm yüreğimle teşekkür ediyorum ona; senin hayatının-hiç hükmü geçmeyecek satırlarının bize de, yeni kuşaklara da bir kez daha taşınacağına.

Ve yine satırların eşlik ediyor iliklerimize kadar işlemişçesine; “Biliyorum; öfkeyle tutuştuğumuzda acı üstümüze üstümüze geldiğinde, keder ruhumuza dolandığında durup gecenin sesini dinlemeliyiz. Bir çiçek koklamalıyız, bir şiir okumalıyız, sonu tatlıya bağlanan maceraları anlatan bir kitaba başlamalıyız…Ve yüreğimizin derinliklerine dalıp sevinçlerimizi aramalıyız tek tek. Düşler kurmalıyız, anılara bakmalıyız. Sevgilerimizi, sevdalarımızı, hayallerimizi sıkı sıkı kucaklayıp ışığa çevirmeliyiz yüzümüzü.Zor günlerdir yaşadığımız. İnsan kalmanın yolu da belli, öküz olmanın yolu da. Ve bugünlerin kavgası insanlıktan çıkarılmaya karşı verilmekte…”

Dünyadaki kanlı sahneler dolaşıyor bütün haberlerde; yoksulluklar, göçler, savaşlar, gözaltılar,…..Tam bunların içerisinde, “ne zaman bitecek bunlar, ne zaman” dediğimizde; “Hayatın şiirini yüreklice taşımak gerekiyor. Hayatı tıpkı bir sevda gibi yaşamalı insan. Hani sevdadır iyi biter kötü biter. Aslolan çirkin bitmemesidir, aslolan yüreklerin kirlenmemesidir. Bir acılar döneminden geçtiğimiz kesin. ..Umudun azalması insanlığın azalmasıdır.” bir şarkının nakaratı gibi, hiç hükmü geçmeyen satırların eşlik ediyor bizlere. Hayatımızın nakaratı oluveriyor!

Seni “Işık Kutlu” olarak tanıdık önce. Neredeyse biz yeni yeni dünyaya geldiğimizde kaybetmiştin yürümeni; en çok okuyanlar da, bizlerdik seni!! Hayatını öğrendiğimizde, tertemiz bir örnektin önümüzde! Her satırın yeni yeni ufklar açıyordu, hayat tecrübelerimizin sınırlarını, sınırsızlaştırıyordu. Seni hiç tanımadan nasıl sevdik, hayatımızın bir parçası gibiydin. Ardından öğrendik kim olduğunu. Hapishanelerdeyken, Atılım gazetesi okurlarının, gazeteyi biran önce bize vermelerini beklerdik heyecanla. Köşende  yazdığını kapışmak için can atardık. F tiplerine geçtik, ağır hasarlarla çıktık. Bir “yürüyemeyen” olarak, bizim yürüyemez zamanlarımıza bak nasıl eşlik ettin; “Bu gece yüreğim zeybek oynamakta sevdiklerimle. Ve aydınlık bir demet yolluyorum, insanlık onurunu ayakta tutanlara yüreğimin güllerinden…” ve sen hiç yürüyemeyecektin!!

1953 yılında Mersin’de doğan Kutsiye Bozoklar, Şehremini’de Ahmet Muharrem Çiçek’in katledildiği baskında; 20 yaşında belinden aldığı yarayla, hep tekerlekli sandalyede yaşamak durumundaydı. 16 Temmuz 2009’a dek ürettikleriyle; yani aramızdan ayrılışının 6.yılında, hala hayatımızın ezgilerine eşlik etmekte-etmeye de devam edecek!

Onu, yine hep yaşamımıza eşlik eden satırlarıyla anmak en yakışanı;

“İsteklerimiz, arzularımız, özlemlerimiz uygunsa ilkelerimize, kendi ölülerimizle dolmaz içimiz. Duygularımızın hangisi galip gelirse gelsin vurulmaz kimse. ..Hem mutlu, hem huzurlu, hem coşkulu, hem korkusuz yaşamanın sırrı, ilkeli ve bilinçli olmadadır…”

80143

Onlar düşlerinin büyüklüğü kadar özgürdür ![1]

“Ji bo bi çav li hev

nihêrtina bi mirovekî re,

divê ku ew meriv be.”[2]

 

Çoğunu tanıyorum; kucaklaştık; aynı ekmeği paylaşıp birlikte umutlandık…

İnebolu (Kastamonu) M Tipi Kapalı Hapishanesi’nden Murat Kur, Hıdır Yıldız ve Deniz Kırbağ’ı…

Sincan (Ankara) F Tipi Kadın Hapishanesi’nden Evrim Konak’ı…

Elbistan (Maraş) E Tipi Hapishanesi’nden Tuğçe Özgül’ü…

Malatya E Tipi Hapishanesi’nden Ali Mükan’ı…

Kürkçüler (Adana) F Tipi Kapalı Hapishanesi’nden Emrah Kalkan, İsa Uğur Erdoğan ve Özer İnal’ı…

Yel Değirmenlerine Karşı Savaşa Katıl; Akıma kapılma:Atomu Parçalayacağız!-1


DHF ve MKP cevresinden arkadaslar "cok partili sosyalizmi' tartisiyorlarmis...

Yeni Hınzır Paşalara Geçit Yok!

Bir kez daha asimilasyon ve Hınzır paşalar konusunda hem Alevi toplumuna, hem de Alevi örgüt yöneticilerine seslenmeyi, Aleviliğe yönelik asimilasyon operasyonunun bizzat devlet eliyle güçlü bir şekilde devam ettirilmesinden ötürü bir gereklilik olarak hissediyorum.   

Soru(n)dan Çözüme Kadın(lar)

“Selam olsun bizden önce geçene / Selam olsun dosta, hasa, çile çekene / Selam olsun dayanana, düşene / Yüreğim yürektir, bakma gözüm yaşına.”[1]

“Kadınlığın tarihi, dünyanın gördüğü en büyük zorbalığın tarihidir,”[2] der Oscar Wilde. Haklı.

Üniversiteyi Öldürmenin Sekiz Yolu (Ya da Üniversite Piyasaya Nasıl Entegre Olur?)[1]

 “Bilimin sürdürülmesi, / bana özel bir yürekliliği / gerektirir gibi gözüküyor.”[2]

 Sevgili dostlar, sıcak bir Haziran’ın ardından, meydanların ardından yeniden burada, birlikteyiz.

Buraya gelirken arkadaşlar bana Melih Gökçek’in “teröristler kamplara çekildiler, sonbaharda daha büyük bir ayaklanma çıkartacaklar,” mealinde bir şeyler söylediğini aktardılar.

İlk defa Melih Gökçek’le aynı fikirdeyim.

Evet, Haziran 2013 sıcak geçti. Ama emin olun önümüzdeki güz ayları daha da sıcak geçecek.

Neo-Liberal AKP, Kautsky'nin 'Ultra Emperyalizmi' , 'Bariscil Kapitalizm' Ve Bir Ruyanin Sonu

Esas savas ,maddi-maddelesmis enerji evreninin zihnimize yansimasinda yuruyor...Dusunce -felsefe enerjisi biri ikiye boluyor...Tek bir soru tum bir evreni boluyor...
Dusmani yakindan izleyin. Onun akli bizden daha geliskin; yuzyillara dayanan sinifli toplumlar yonetme tecrubesine sahip. Akimlari yok edemeyecegini biliyor. Enerji evreninin sabit bir yuk uzerinde hareket eden bir enerji alanlari catismasi oldugunu biliyor...

Haklarını Tavizsiz Savunan Dirençle Karşılaştığımda/ Hasan Aksu

Kadın sorunu yalnızca sınıf sorunu olarak ele alınamaz, görülemez. Kadın sorununda asıl çelişki cinsiyet sorunu olarak görülmelidir.

Kadın ve özgürlük

“Tarihsel değişimi belirleyen kadınların özgürleşme oranıdır. İnsanlığın zorbalığa karşı kazandığı zaferin bulunduğu nokta, kadının erkekle, zayıfın güçlü olanla karşılaştırıldığında ortaya çıkan durumdur. Kadının özgürlük derecesi toplumsal özgürlüğün doğal ölçüsüdür.“ Marx-Engels

İnsanlık, özgürlüğünü kadınların köleleştirilmesiyle yitirdi ve kazanmak istiyorsa yitirdiğini yeniden, onu, ancak ve ancak yitirdiği yerde kazanabilir. 

Maocular ve Bir Maoizm Karikatürü Perinçekgiller

  

TV’ye çıkartmışlar benim gibi kel kafalı bir gazeteci, sözde araştırma yapmış ülkedeki Maocular üzerine ve 'Maocular' diye bir kitap yazmış.

Bak simdi cehaletin papyon giymiş haline, entelektüellik adına aydınlığın ırızına geçirilmiş haline!

Güya aydınsın, öyle mi?!

Maocular diye kitap yazmadan önce hiç Maoculuğu araştırdın mı?...TV izleyiciliği dışında Maoizm nedir en ufak bilgin var mı?

Yok, belli!...Neden mi?...Maocular sorusuna cevabı Perincek ve onun artıklarında aradığına göre, Mao hakkında tam bir cehalet içinde olduğun belli!

'Radikal Demokrasi' Post-Modernizme yaslanmis Neo-Liberalizmdir


'Radikal Demokrasi' Post-Modernizme yaslanmis Neo-Liberalizmdir

Toplumun, uretimin ve siyasal yasamin kurallarini Isci-Koylu yiginlarinin degil; tam tersine uretim araclarinin ozel mulkiyetini elinde bulunduran sermayenin ve onun siyasal iktidarinin koydugu Kapitalizm catisi altinda 'bireysel ozgurluk' ya ahmaklar icin bir aspirin ya da burjuvazinin dostu ahlaksiz bir sahtekarliktan baska bir sey degildir.

Tarihin inatçi aynasi

Kürt medyası ile düzen yanlısı medyanın bir utanç duvarına dönüşen bezdirici ambargosu karşısında bir süre yazmamaya karar vermiştim. Ancak İran Molla rejimi, Şerko Maarifi' nin de içinde olduğu onlarca insanı idam edince, birkaç yıl önce yazdığım bir makaleyi ve bir mektubu aşağıda halkın bilgisine sunmayı zorunlu gördüm. 
İşte 2009 ve 2011 yılında yazdığım o ibretlik makale ve mektup:
HÜSEYİN XİZRİ DE İDAM EDİLDİ
KÜRT VE TÜRK SİYASETÇİLERE KINAMA
UTANIN!

Sayfalar