Pazartesi Ekim 19, 2026

Kürtlere Kadın, çocuk, yaslı ayrımı dahi yapmadan topyekün saldıran katil devlet …

Türkiye Cumhuriyeti Devleti topraklarını ilhak ettiği ve zulmettiği Kürtlere nasıl da saldırıyor?.. Nasıl da katmerli baskı ve tahakküm uyguluyor?.. Uyguladığı zorbalığı nasıl da en üst boyutlara tırmandırıyor?.. Tüm bunların sonucu devlet sokağa çıkma yasağı ilan ederek, topuyla, tankıyla, her türlü silahla Kürtlerin evlerini, barklarını yakıyor, yıkıyor, yağmalıyor…  Binlerce yıldır yaşadıkları topraklardan Kürtler böylesi kanlı bir tehcire zorlanıyor… 

Devletin azgın saldırıları sonucu Kürtler topyekün hedef alınıyor. Kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmadan Kürt toplumuna yönelik barbarca saldırılar yapılıyor. Kitlesel olarak Kürtler katliamlara maruz kalıyorlar… Daha birkaç ay içinde yüzlerce Kürt katledilmiştir, yokedilmiştir…  

En ilkel ve en barbar yöntemlerle böylesi saldırılar yapan devletin mayasında böylesi bu durum vardır… Bunun sonucu bu devlet erkinin tarihi işgaller, soykırımlar, kitlesel katliamlarla beraber en bağnaz baskı zulüm, ve tahakkümlerle doludur. Osmanlı Devletinin uzantısı olan TC devlet aygıtı da devraldığı baskı, zulüm ve kırımları günümüzde de uyguluyor. Tarihi böylesi argümanlarla dolu olan bu devletin bu ilkel ve saldırgan yapısı günümüz konjonktüründe daha berrak bir şekilde kendisini gösteriyor. Bunun sonucu Kürtler üzerinde uygulanmak istenen şiddet-i cebir tırmandırılmıştır.

Tarihsel olarak geçmişin iyice köhnemiş yapısından kendisini arındıramayan bu devlet sahip olduğu şizofrenik ruh haletinden sıyrılamamıştır. Bunun sonucu Kürtlere bu minvalde saldırılar yapılmaktadır. Zulmettiği Kürtlerin direnci karşısında TC devleti daha saldırganlaşmaktadır. Kürtlerin gösterdiği direnç sonucu Türk egemen sınıfları adeta histeri nöbetine tutulmuşlardır. Bunun sonucu azgınca saldırı furyasına geçilmiştir.         

Tüm bunlar sonucu saldıran devlet savaşın burjuva normlarına bile uymamaktadır. Bundan dolayıdır ki, bir taraftan sokağa çıkma yasağı ilan edilmekte, evler barklar yakılıp yıkılmakta, savaş kurallarının dışında kadınlar, çocuklar, yaşlılar bilerek katledilmekte, yaralı olanların tedavisi engellenmekte, acı içinde sokak ortasında ölüme terk edilmekte, ölülerin gömülmesi engellenmekte, beyaz bayrakla cenazelerini gömmek isteyenler bile ateşe tutulmakta… Böylesi vahşi saldırı furyasıyla Kürtler yıldırılmak istenmekte, teslim olmaya zorlanmaktadır.

Ama nafile!..

Katil devletin başlattığı saldırı furyası Kürt ulusunu yıldıramamıştır. Kızlı, erkekli milis güçleriyle, kadını, erkeği, yaşlısıyla Kürtler devletin saldırılarına karşı topyekün göğüs germişler, saldırıları püskürtmüşler, darbeler vurmuşlardır…

Başta Cizre, Silvan, Sur, Silopi, Nusaybin, Kerboran(Dargeçit), Batman, Şırnak,  vb. il ve ilçeler olmak üzere, tüm yörelerde gözü dönmüş katil devletin başlatmış olduğu saldırılar Kürt halkı tarafından tarumar edilmiştir. Beraberinde faşist devlete karşı darbeler vurulmuştur.

Bu direniş beraberinde devleti teşhir etmiştir. Batıda ve yurt dışında gösteriler, eylemler, imza kampanyaları vb. etkinlikler üzerinde de devletin faşist saldırıları mahkum edilmiştir. Kürtleri hedef alan bu arkaik saldırılar kamuoyu nezdinde iyice ayyuka çıkarılmıştır… Köhnemiş ve çürümüş TC Devletinin yapısı giderek daha deşifre olduğu bir sürece girmiştir. 

Mevcut konjonktürde Kürt ulusu ve ulusal hareket daha öne çıkmıştır. İlkel, çağdışı ve faşist karakteri giderek deşifre olan bu baskı aygıtına karşı verilecek mücadele eninde sonunda Kürt ulusunun özgürlüğünü beraberinde getirecektir. 

Elbetteki bu mücadele daha üst boyutlara tırmandırılmalıdır. Sistemin ürettiği sınıfsal ve diğer baskılarla birleştirilmelidir. Mücadele bu güzergahta daha ileriye taşınmalıdır.  

74281

Metin Atak

Teorik ve inceleme yazıları bulunan yazarımızdır.

metinatak@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)

Son Haberler

Sayfalar

Metin Atak

Burjuvazinin MLPD'yi Kriminalize Etme Taktikleri

Kapitalizmin krizinin derinleşmesi, burjuvazi ile proletarya arasında varolan sınıf çelişmesini de keskinleştirici bir rol oynamaktadır. Burjuvazi, böylesi dönemlerde, proletaryanın öncü örgütü üzerindeki baskılarını artırma ve onu sınıftan tecrit etmenin taktiklerini izler.

Açık cezaevi Türkiye’ye tatile gitmeyelim; Boykot, boykot, boykot…!

Devlet denilen aygıt birçok kurum ve kuruluştan meydana gelmektedir. Tüm bunların hepsi vatandaşına ve halka hizmet götürmek iddiasıyla meşrulaştırılır. Burjuvazinin varlığını sürdürebilmesi için oluşturulan parlamenter düzenlerin vazgeçilmez unsurları ise siyasal partilerdir.

Arkadaş(ımız) Z. Özger[*]

“Kalbim!

elimden tut
elimden tut
sensiz bir şey yapamam.”[1]

Halil Gündoğan’ın Basılmamış Kitabı Üzerine

Devrimci kamuoyunun yakından bildiği gibi, Halil uzun yıllar (7+23) Türk devleti tarafından hapishanelerde esir tutuldu. Ve son 23 yıllık fiili olarak hapishanede tutulması, onu, sınıf mücadelesinin bir çok aktif görevinden alıkoymasına karşın, tüm zorluklara karşın, işçi sınıfının mücadele ve taktikleri konusunda teorik eserler vermesini engelleyemedi.

Kapitalizm Acilen İmha Edilmelidir!

Bütün uluslararası tekellerin sahipleri, onların kukla hükümetleri ve kalemşörleri: ABD halkının haklı ve şüphe duyulmayacak kadar meşru ve hatta çok geç kalmış haklı tepkisi için, “yağmacılar”, “vandaller” diyerek, kendi kanlı iktidarlarını meşru göstermeye çalışıyorlar. Yeryüzünün zebanileri, işçi sınıfı ve emekçilerin sonuna kadar haklı mücadelelerini lekelemek istiyorlar.

Hayali gönlümde yadigâr kalan

Yıllar önce yazımın kahramanı hakkında “Bir kısmımız onu Orhan Bakır, bir kısmımız Armenak Bakırcıyan, bir kısmımız Ali Ağa kod adıyla bildi… Hangi isimle bilinirse bilinsin, geçmişte, bugünde ve gelecekte yüreği eşitlik ve özgürlükten yana kardeşçe bir yaşamdan yana atanlar için O, daima hafızalarda yiğit bir komünist, kararlı, sevilen ve unutulmayan bir kişilik olarak belleklerde yerini koruyacak” anlatımıyla özetlenmiş, O’nu gerçekten de bire bir tanımlayan güzel bir makale okumuştum.

Kaypakkaya ve Heyecan Verici Tablo!

Komünist önder İbrahim Kaypakkaya yoldaşı ölümsüzlük yıl dönümünde sonsuz saygıyla anıyoruz. Kaypakkaya yoldaş şahsında Parti ve Devrim şehitlerini aynı duygularla anıyor, mücadelelerini selamlıyoruz.

Şehitlerimizi anarken devrimci potansiyelin diri ve dinamik olduğuna tanıklık ediyoruz. Kaypakkaya yoldaşın siyasi hareketinde de birikmiş proleter devrimci enerjinin kabına sığmaz coşku ve canlı hareketle ritim ettiğini heyacanla izliyoruz… Uzun sözün kısası, Kaypakkaya yoldaştan alınan militan mücadele damarındaki kızıl kan militan yüreklerde ısındı…

Artı-Değerin Kaynağı-6

Komünist Manifesto, burjuva çağını şöyle tanımlar:

Uluslararası Kapıtalizmin Sarmal Durumu ve covid-19

Uluslararası alanda oluşan sorunlar tüm dünya ülkelerini kapsamıştır. Öyleki, uluslararası boyut kazanan ve her geçen gün giderek derinleşen ekonomik, sosyal ve siyasal sorunlar iyice katmerli hal almıştır. Müdahale edilemeyen mevcut durumun yarattığı kısır döngü süreci kendi etrafında dönen dar bir alana sokmuştur. Bunun sonucu sistemin bağrından çıkan sorunlar silsilesi uluslararası emperyalist sistemi ve bağımlı ülkeleri iyice sarmal bir aleme sürüklemiştir.

Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak; “Önümüzde Çetin Ama Şanlı Mücadele Günleri Var!”

Koronavirüs salgını tüm dünyayı etkisi altına almaya devam etmekte ve yıkıcı sonuçlar ortaya çıkartmaktadır. Yaklaşık altı aydır salgınla mücadele devam ederken,

4 milyon insan hastalığa yakalanmış, 200 bin insan ise hayatını kaybetmiş bulunuyor.

Önleyici aşının-ilacın hala bulunamamasından kaynaklı olarak salgın, yerküreyi ciddi olarak etkilemeye devam etmekte. Küresel çaptaki salgınla mücadelede; fiziksel mesafenin korunması, maske takılması ve zaman zaman sokağa çıkma yasaklarının uygulanması dışında, tıbbi olarak alınmış başka önleyici tedbir de yok!

Komünizmin Ekonomi Politiğini Yeniden ve Yeniden Keşifetmek

Hangi bir yazar komünizmin ekonomi politiğini yüksek teknolojiye bağlayarak, ister çalış ister çalışma, on dönüm bostan yan gel yat osman tarzında açıklamıştır bilmem?

Tek bildiğim ne, B. Traven Akgün Çifliğinde, ne de, N. Çerneveski Nasıl Yapmalı'da kömünizmin ekonomi politiğini böyle tarif etmişlerdir.

Bu yazarlar idaa edilenin tam aksine kömünizmin ekonomi politiğini yüksek teknolijiden... sonrada yan gel yat osmandan kurtarmış, alınterini de toprakla, makinayla buluşturmuşlardır.

Sayfalar