Cumartesi Eylül 5, 2026

Kobanê direnişi görmezden geliniyor

Denilebilir ki bugün Kobanê’de yaşananlar hem bütün Kürdistan tarihinde görülen işgale ve hem de işgalcilere yönelik olan Kürt isyanlarının destansı özetine denk düşüyor. Adeta tarih günümüzde her iki hali de yaşıyor. Bir tarafta direkt olarak işgal kuvvetleri diğer tarafta da isyanlar vardı. Şimdi de dünya bir taraftan IŞİD şahsında Emperyalizmin hortlamış ve Kürdistan’ı tekrar baştanbaşa işgal etmek istemesini izliyorken, diğer taraftan da yüzyılın destansı direnişine şahitlik ediyor. 

Bugün Ortadoğu’da yaşananlar Kürdistan özelinde yüzyılın savaşlarıdır. Bütün dünya nefesini tutmuş Kürt-Kürdistan ve işgalci güçlerin savaşını, yani aslında Demokratik Modernite ile Kapitalist Modernitenin savaşını izliyor.

Hal böyleyken anlaşılmakta zorlanılan şeyler oluyor.

Bir taraftan IŞİD en ağır silahlarla tam 37 gündür Kobanê’ye saldırıyor. Adeta YPG elinde taş ile tank ve toplara karşı savaşıyor. Doksanlardaki gibi yüz binlerce insan zorunlu göç ile evini barkını terk ediyor. Bu saldırılarda toprağını korumak için can siparane yaşamını yitiren binlerce savaşçı ve halk oluyor.

Diğer taraftan da bir ay boyunca hemen yanı başımızdaki kardeşimiz Güney hükümeti de dâhil dünyanın hiçbir ülkesinden ses çıkmıyor. Ne zaman ki Türkiye ve Kuzey Kürdistan şehirlerinde yaşanan Demokratik eylemlilikler oldu, sonra, hem Güney ve hem de ABD ile koalisyon güçleri devreye girdi.

Bugünlerde bir ABD hayranlığıdır almış başını gidiyor.

Anlaşılmayan şey, sanki Kobanê’de otuz günü aşkındır bir direniş olmuyor, sanki Kuzey ve Türkiye’de geçtiğimiz günlerde büyük çaplı bir serhıldan olmadı. Oysa direnen Kürt özgürlük mücadelesi iken TV ve basında ABD propagandaları yapılıyor.

Elbet Kürtler ABD düşmanlığı yapmıyor/yapmamalı. Gerekirse tüm güçlerle ilkeler çerçevesinde görüşmeler yapılmalı ancak eğer Kapitalist Moderniteyi hafife alarak işgalcilerin propagandası yapılırsa yürütülen Kobanê direnişi de böylelikle boşa çıkartılmış olur.

Bizler Türk medyasındaki taraflı haberlerin yapılma nedenini anlayabiliriz ancak bir kısım Kürtlerin üçüncü çizgi direnişini görmek istememesini, Kobanê direnişini görmezden gelmesini kabullenemeyiz.

Bilinmeli ki bugün eğer ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri IŞİD hedeflerini vuruyorsa, Güney Kürdistan hükümeti kısmen harekete geçmişse, Türkiye, koridora esnek yaklaşıyorsa, bunun başat yaratıcısı başta Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği Demokratik Modernite kuramı ve onun öncülüğünü yapan ideolojik-felsefi bilinçle donanımlı direnen halk gerçekliğidir.

Kobani düşmedi, düşmeyecek. Son tahlilde üçüncü çizgi Ortadoğu’da galip gelecek.


88931

Mehmet Serhat Polatsoy

Özellikle Kürt Ulusal Hareketi üzerine ve kürtlerin sorunları üzerine makaleler yazmakta olan yazarımız 2011 sonlarından beri yazılarıyla sitemizde yer almaktadır.

serhatpolatsoy@kaypakkaya-partizan.net(hazırlanıyor)

Mehmet Serhat Polatsoy

EYLEM BIRLIKLERININ GÜNÜMÜZDEKI ÖNEMI VE DÜŞÜLMEMESI GEREKEN HATALAR ÜZERINE

 

EĞITIM NOTLARINDAN ULUSAL SORUN

 

ULUSAL SORUN

 

Ulusal sorun oldukça geniş bir konudur. Ulusal soruna ilişkin kapsamlı tartışmalar yapılmıştır. Doğru görüşler bu tartışmalar sonucu ortaya çıkmıştır MLM’lerin ulusal soruna yaklaşımları Leninizm döneminde şekillenen ulusal soruna ilişkin görüşlerden farklı değildir. Ulusal soruna ilişkin ülkemizde de farklı değerlendirmeler vardır. Bu farklılıklardı da öğrenmek önemlidir.

 

Faşizm

 

 Almanya’nın caddeleri ve şehirleri kanla sulandı. Viyana’nın işçi semtleri,askeri birliklerin ateşiyle yakılıp yıkıldı., harabeye döndü.Yoksulluk, yıkım, felaket ve acı. Üstünde insanlığın en ünlü beyinlerinin eserlerinin yakıldığı ortaçağa özgü odun yığınlarının alevleriyle aydınlatılmış kapitalist baskı ve uygarlığın batışı, giyotin ve cellat baltası. Faşizm işte bunları getirdi. Ayrıca dünyayı felakete, yeni bir korkunç katliama sürüklemek tehdidini de beraberinde getirmektedir.  Dimitrov

                  

Prometheus’un Torunları Ateşi Yeniden Harlıyor

Tarihte hep direnenler kazanmıştır. Haklı olanlar, düşmana karşı savaşta bir çok defa yenilmelerine karşın, direnmelerinin karşılığını eninde sonunda almışlardır. Bu kural, salt geçmişe ait olmayıp geleceğe de aittir. Yunanistan’da da olacak olan budur. İşçi ve emekçiler, alın terlerinin "borç” adı altında emperyalist tekellere peşkeş çekilmesini ve bu ağır sömürü dayatmasını asla kabul etmeyeceklerdir.

Hindistan İşçi Ve Emekçilerin Tarihi Mücadeleleri İle Enternasyonal Dayanışma Her Alanda Yükseltilmelidir

Emperyalist burjuvazinin ve gericiliğin "sosyalizm hayalleri öldü” yaygaraları, küçük burjuvazinin sosyalizmden öcü görmüş gibi kaçarak: ”işçi sınıfının devrimciliği bitti” söylemleriyle liberal burjuvazinin ideolojik ve siyasal güzergahında yerini almaları; dünyada işçi ve emekçilerin sosyalizme olan güvenini bütünüyle yıkmaya yetmediği gibi, onların sosyalizm için mücadele ateşini yükseltme savaşımının önünde de engel olamıyor.

Hindistan İşçi Ve Emekçilerin Tarihi Mücadeleleri İle Enternasyonal Dayanışma Her Alanda Yükseltilmelidir

Emperyalist burjuvazinin ve gericiliğin "sosyalizm hayalleri öldü” yaygaraları, küçük burjuvazinin sosyalizmden öcü görmüş gibi kaçarak: ”işçi sınıfının devrimciliği bitti” söylemleriyle liberal burjuvazinin ideolojik ve siyasal güzergahında yerini almaları; dünyada işçi ve emekçilerin sosyalizme olan güvenini bütünüyle yıkmaya yetmediği gibi, onların sosyalizm için mücadele ateşini yükseltme savaşımının önünde de engel olamıyor.

Merkel-Westerwelle ikilisiyle Alman Burjuvazisi Yeni Saldırılara Hazırlanıyor

Almanya’daki 27 Eylül genel seçimler öncesinde, nasıl bir hükümet kurulacağı, Alman tekelci burjuvazisi tarafından belirlenmişti. Kamuoyu anketleri de CDU-CSU ve FDP nin önde gittiğini teyit ederken, alman tekelci burjuvazisinin yeni hükümetini de onaylamış oluyordu. Emperyalist tekelci sermayenin, ülkeyi uzun bir süredir "büyük koalisyon” adını verdiği CDU-SPD ikilisiyle yönetmesi, onlara önemli kazanımlar kazandırmıştı.

BALIK VE MELISA

Uzun zamandır işsizdi. Hangi kapıya el uzatsa boşa çıkıyordu. Evde bulunmak, ev halkıyla göz göze gelmek istemiyordu... Erkenden kalkıyor, açlıktan guruldayan midesiyle zor atıyordu kendini dışarıya. Ardından şuursuzca, saatlerce dolaşıyordu sokaklarda, caddelerde... 


ROBOSKİ’NİN KANAYAN KARANFİLİ

 

“Acıya yenilmek istemiyorsan,

onunla yüzleşmen gerek.”

(Lanza del Vasto.)

 

Masamın üzerinde bir karanfil duruyor şu an. Rengi kızıla çalan bir karanfil. Roboskî karanfili. Çamurlu patikadan otuz dört fidanın mezarlarının yan yana dizili durduğu mezarlığa doğru tırmanırken KESK’li Sedar’ın elime tutuşturduğu… Her şeyin acıya karıldığı o sisli anlarda ne yaptığımı, ne yapacağımı bilemeyip çantama atıvermişim. Eve döndüğümde çıktı…

Ben onlardan değilim, Kaypakkayanın yoldaşıyım.

 

Çanakkale Savaşında İnsanlık Dramı (Yüzbaşı Sarkis Torosyan)

 

Sayfalar