Kim getirdiyse O Götürecek
ABD emperyalistlerinin BOP çerçevesinde ılımlı islam projesiyle bölgede koçbaşı olarak kullanılmak için iktidara getirilen RTE ve AKP si zor günler yaşıyor.2000 li yılların başlarında ABD emperyalistleriyle karşılıklı çıkar ilişkilerinde bahar havası yaşayan RTE ve AKP si orta doğu politikasında tam hizmetten/işbirliğinden kaytarınca ,başka bir deyişle de bazı politikalarda/uygulamalarda ABD emperyalistlerine ters düşünce efendilerinin gözlerinden de düştüler.
Arap baharı denilen halk ayaklanmalarında Suriye de ki halk ayaklanmasının rejimin askerlerinin süngüleriyle bastırılınca cihadistler tarafından silahlı kalkışmalar başlatıldı. BOP çerçevesinde enerji kaynaklarının ve enerji nakil yollarının denetimini elde etmek ,daha doğrusu bu politika çerçevesinde orta doğu yu yeniden dizayn etmek isteyen ABD Suriye deki karışıklığa bölgedeki uşağı devletler vasıtasıyla müdahale etmeyi seçti.Suriye de Beşar Esad ı iktidardan düşürme eylemine Kuzey Afrika dan ,Libya dan tutalım Afganistan a kadar olan bölgelerden ne kadar islami cihadist varsa silahlarıyla uçaklarla taşınarak Suriye ye getirtildi.Yine Avrupa nın çeşitli ülkelerinden getirilenler Türkiye de eğit donat projesiyle silahlandırıldıktan sonra sınırlardan Suriye ye götürüldüler.Para Katar ve S. Arabistan dan silahlar ve cihadistler de Türkiye üzerinden taşındı.Yüzlerce tır silah Türkiye üzerinden gitti.
Rusya ve İran ın B. Esad ın yanında savaşa katılmasına kadar işler iyi gidiyordu. İslami cihatçılar Irak ve Suriye nin hakimiyet kurdukları bölgelerinde islam devletini ( IŞİD) bile ilan ettiler.Süreç içerisinde sınırlarını genişletmek,hakimiyetlerini arttırmak için saldırılarını arttırdılar. Orta doğu da hiçbir devlet bunlarla karşı karşıya gelmek istemiyordu. IŞİD ele geçirdiği yerlerde orta çağ usulü katliamlar uyguluyor,kafa kesiyorlardı.
Işid in dalga dalga gelen bu saldırıları ilk defa Kuzey Suriye de Kürtlerin direniş kayalarına çarparak parçalandı.Tarihte eşine az rastlanır ikinci bir Stalingrad savunmasıyla KOBANİ de ışid çeteleri bozguna uğratıldı.Kürtler direngen,savaşçı ve örgütlü ,hatırı sayılır bir güç olarak ortaya çıktılar.Rusya nın Esad rejiminin yanında yer almasına karşılık olarak ABD de Kürtleri yanına aldı. Işid e karşı savaşta her türlü silah ve techizat yardımı yapmaya başladı. Omurgasını YPG nin oluşturduğu QSD ABD nin havadan desteğiyle Işid her alanda yenşlgiye uğrattı .Işid in başkenti Rakka yı çetin bir kuşatmadan sonra aldı.Bir anlamıyla orta doğu halklarına zulüm eden ışid belasının sonunu hazırladı.Bu süreçte ABD hep YPG yi destekledi, yanında oldu.Daha doğrusu Suriye politikasında Rusya nın B. Esad ın yer almasından dolayı ABD de Rojava da özerklik ilan eden Suriye Kürtleri nin yanında yeraldı.
Kürt politikasında imha ve inkardan başka politikası olmayan daha doğrusu Kürtler konu olunca kırmızı görmüş boğa gibi hareket eden RTE ve AKP si ABD efendilerinin YPG ye silah ve techizat vermesini bir türlü kabullenemedi. ABD nin Kürtlere yaptığı silah,zırhlı araç yardımlarını her platformda gündeme getirdi.ABD ile ilişkilerini hep Kürtler üzerinden dizayn etmeye çalıştı.Kendisini iktidara getirenin ABD emperyalistleri olduğunu unutarak (göstermelik ,iç kamuoyuna da olsa ) anti Amerikancılığa soyunmaya kalktı.
Halbuki şu andaki iktidarını/cennetini ABD ye borçlu olduğunu bilmez, olamaz.Kaldı ki tüm AKP kadroları da geçmişin Komünizmle mücadele derneği üyeleridir. İsmail Kahraman, Abdullah Gül,Mehmet ALİ Şahin ve diğerleri...68 olaylarında Amerikan emperyalizmine karşı/6.filo ya karşı eylem yapan devrimcilere saldıranlardır. Devrimcileri Kanlı Pazar da katledenlerdir.
ABD nin Kürtlere yardımlarını bahane ederek Suriye politikasında ABD ile ayrı kulvarlarda yürümenin ardından , uçağını düşürmekle böbürlendiği Rusya ya dümeni kırmak ,Putin le sarmaş dolaş olmak ABD nin RTE ve AKP ye dirsek çevirmesine neden oldu.ABD ile olan ilişkileri düzeltmek için öncelikle RTE kendisi ABD ye gitti.,ardından başbakanını gönderdi.
Ama nafile...
Zor günler yaşıyor demiştik ya . Bu birincisi
Sıkıştığı ikinci konu ,
ABD nin İran a uyguladığı ekonomik ambargonun delinmesi konusudur.Bizler emperyalistlerin mazlum halklara yönelik ambargoların delinmesinden yana oluruz.Doğru olan emperyalıstlerin ambargolarını tanımamaktır.Ama RTE nın ve AKP nin yaptığı bu ambargoyu doğru bulmayarak delme değil , arkadan dolanarak ve kişisel çıkarlar sağlanarak yapılan bir iş.Ambargoyu delme konusunda görev alan İran lı iş adamı Reza şimdi ABD de yargılanıyor. Reza Türkiye de işbirliği yaparak ,rüşvet dağıttığı bakanları,RTE ve çevresini sayıp duruyor.
Yani RTE kendisine iktidar yolunu açan ABD ye yanlış yaptı.
Sıkıştığı bir diğer konu,
RTE ve yakınlarının kara para aklama ve rüşvet paralarının Man adasına gönderilmesini CHP genel başkanı kIlıçdaroğlu mecliste belgeleriyle açıkladı.
RTE nin istifası isteniyor.
Orduyu ve yargıyı denetimine alan RTE ve AKP si KHK le ülkeyi istediği gibi yönetiyor.Her türlü baskı , şiddet ve katliamı uyguluyor.
RTE ve AKP nin her türlü rüşvet, yolsuzluğa bulaştığı net bir şekilde ortaya çıkmış durumda.Yani ne kadar red etse de iç kamuoyunda zor bir durum yaşıyor. RTE eğer yargıyı ele geçirmemiş olsaydı şimdiye değin tutuklanıp yargılanabilirdi.
RTE kendisine iktidar yolunu açanları bir kenara iteleyerek kendi başına başkalarıyla görüşmeler/anlaşmalar yapmak da nereden çıktı?Hem de BOP un eş başkanı olarak ?Suriye nin geleceği ile ilgili Soçi de planlar/programlar yapmak neyin nesiydi ?Rusya dan S 400 füzeleri almak neyin nesiydi ?Daha önceden iş başına/iktidara getirilen önceli Menderes de aynı yanlışı yapmıştı.Yani şimdi bu RTE geçmişten de mi ders çıkarmamıştı..
Görünen o ki RTE yi iş başına getiren emperyalist efendileri götürecekler.Belki de Miloseviç gibi Lahey de savaş suçlusu olarak yargılayacaklar.
Bu iyi midir ?
Bir diktatörün savaş suçlusu olarak yargılanması iyidir.Ama onu yargılayanların emperyalist efendileri olması iyi değildir.
Ülkede gelişen iç dinamiklerin diktatörleri yargılaması ve cezalandırması asıl olandır.
Ama ne yazık ki RTE yi iktidara getirenler götürecek.
Görünen odur.
Son Haberler
Almanya'da Faşizme Karşı Kitlelerin Büyük Protestosu
Alman emperyalist burjuvazisi, son yıllarını ekonomik kriz içinde geçirdi ve bu krizi savuşturabilmiş değildir. Tersine, giderek derinleşmektedir. Kendileri için söylenen “Avrupa'nın hasta adamı” sözüne karşı, ekonomi bakanın Lindener'in doğrudan ağzıyla; “hasta değil, yorgun adamı” olduğunu kabul etti.
Çutakımız Hrant (Nubar Ozanyan)
Soykırımcıların, hafıza katillerinin tüm çabalarına karşın Ermeni halkının ve ilerici insanlığın hafızasında halen dipdiri olan Hrant Dink; özgürlüğün ve adalet arayışının simgesi olarak anılmaya devam ediyor. Yüzbinlerin hem kalbine hem de duygularına bu denli etkili ve sarsıcı dokunmayı başaran Hrant Dink, bu gücü Ermeni soykırım gerçekliği kavrayışından, özgürlüğe ve adalete olan güçlü inancından, tutarlı duruşundan alıyordu.
Bir Sol Liberal Aydının Ezilen Ulus Milliyetçiliği Temelinde Ulus Sorununa Yaklaşımının Eleştirisi
Giriş:
Uluslar kapitalizmin şafağında ortaya çıkmıştır. Ancak, kapitalizmin emperyalizme evrilmesiyle de ulusal sorunlar çözülebilmiş değildir. Hala ezilen uluslar ve bunların kendi kaderlerini özgürce tayin etme mücadeleleri sürmektedir. Özellikle emperyalizmin ortaya çıkmasıyla birlikte, ezilen ulus sorununun çözümü doğrudan proleter devrimlere bağlanmıştır.
Dağın Sara’sı (Sakine Cansız), Nubar Ozanyan
Aradan yıllar geçse de direngenliğin hikayesini yazan Sara (Sakine Cansız), unutulmadan konuşulup anılıyorsa bu onun istisna bir kişilik olduğunu gösterir. Unutulmayacak kadar değerli çalışmalar yürüten, her dönem geride okunacak notlar bırakan Sara, Kürt Özgürlük Hareketi’nin öncü soluğu olmayı başarmış bir devrimcidir.
Cüret edip özneleşelim, kurtuluş için örgütlenelim ve hep birlikte devrimle özgürleşelim!
– Merhaba, kendinizi tanıtır mısınız?
– Merhabalar, ben Rosa Avesta, TKP-ML Komünist Kadınlar Birliği (KKB) temsilcisiyim.
– TKP-ML KKB olarak 5 Mayıs 2023 tarihinde yaptığınız açıklamada 1. Kongrenizi yaptığınızı açıkladınız. Bu Kongreye gelinceye kadar geçen süreci özetleyebilir misiniz?
Sosyalizm Bayrağının Arkasına Saklanan Sosyal Şovenizm!
Yerel seçim süreci, egemen sınıflar arasındaki kapışmanın yeni adresi olarak giderek ısınan bir gündem olarak karşımıza çıkıyor.
2023 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinde AKP-MHP faşist ittifakı ve merkezinde CHP’nin yer aldığı “Millet İttifakı” arasındaki mücadeleden ilki ezici bir üstünlükle galip çıktı. Daha doğrusu, devlet aklı, önümüzdeki dönem için yola “CHP’nin de onayıyla” Türk-İslam senteziyle, gerici ve faşist bir ittifakla devam etme kararı aldı.
Vahşet ve zulümle biten yıllar (Nubar OZANYAN)
Yeni yıl ezilen halklara yenilik adına bir şey getirmedi. Zulmün bir devamı, vahşetin bir tekrarı yeniden yaşatılıyor. Dünyanın muktedirleri, sermayenin generalleri Orta Doğu’yu yeniden paylaşmak, hegemonyalarını pekiştirmek için her gün daha fazla sayıda savaş gemisini denizlere sürüyorlar. En kıyıcı silahlarını yeni bir paylaşım savaşı ve çatışmaları için hazırlıyorlar. Filistin, Kurdistan, Ukrayna savaşın ve çatışmaların en sert ve en tahripkar geçtiği ülkeler olma gerçekliğini korumaya devam ediyor.
Roza Luxsemburg ve Karl Liebknecht Yaşıyor, Lenin Yol Göstermeye Devam Ediyor!
Roza Luxsemburg ve Karl Liebknecht bundan 105 yıl önce dönemin SPD hükümetinin Freikorsp (Gönüllüler Alayı) askerleri tarafından kurşuna dizilerek katledildiler.
Birinci emperyalist paylaşım savaşının ufukta görünmeye başladığı 1907 yılında toplanan İkinci Enternasyonal çıkması muhtemel savaşa karşı “hazır olunması” ve “savaş bütçelerine hayır” denmesi çağrısında bulundu.
Gerici Zorun Panzehiri, Devrimci Zordur
Görsel ve yazılı basında her gün çürümüş, kokuşmuş sistemin icraatlarına tanıklık ediyoruz. Artık uyuşturucu baronlarına, çetelere dair haberler “sıradan” vakalar haline gelmiş durumda. Tabi ki, bizim işimiz bunların çetelesini tutmak değildir.
“Mücadele, İsyan, Örgüt ve Ezilenlerin Savaşına Doğru…”
Oldukça sarsıcı bir yılı geride bıraktık. Artsakh’da, Rojava’da, Gazze’de işgal saldırıları sürerken Afganistan’da halk Taliban zulmüne katlanmak zorunda kaldı.
Yeni ticaret anlaşmaları ve pazar paylaşım savaşları nedeniyle Ortadoğu halkları Kafkaslar’dan Arap Yarımadası’na zulme uğramaya, göçe zorlanmaya, açlığa ve yoksulluğa hapsedildi. Şimdi yeni bir yıla girerken bu emperyalist ve gerici saldırıları direniş ile karşılayan Ortadoğu halkları zaferlere muktedir…
Bölgede tırmandırılan savaş
AKP veya CHP’ye Kaybettirmek mi? 3. Yol mu?
Devrimci mücadelenin gerilediği, devrimci-komünist ve yurtsever hareketlerin kitleler üzerindeki etkisinin önemli oranda azaldığı bir sürecin içinden geçiyoruz.