Perşembe Eylül 24, 2026

Kim getirdiyse O Götürecek

ABD emperyalistlerinin BOP çerçevesinde ılımlı islam projesiyle bölgede koçbaşı olarak kullanılmak için iktidara getirilen RTE ve AKP si zor günler yaşıyor.2000 li yılların başlarında ABD emperyalistleriyle karşılıklı çıkar ilişkilerinde bahar havası yaşayan RTE ve AKP si orta doğu  politikasında tam hizmetten/işbirliğinden kaytarınca ,başka bir deyişle de bazı politikalarda/uygulamalarda ABD emperyalistlerine ters düşünce efendilerinin gözlerinden de düştüler.

 Arap baharı denilen halk ayaklanmalarında Suriye de ki halk ayaklanmasının rejimin askerlerinin süngüleriyle bastırılınca cihadistler tarafından silahlı kalkışmalar başlatıldı. BOP çerçevesinde enerji kaynaklarının ve enerji nakil yollarının denetimini elde etmek ,daha doğrusu bu politika çerçevesinde orta doğu yu yeniden dizayn etmek isteyen ABD  Suriye deki karışıklığa bölgedeki uşağı devletler vasıtasıyla müdahale etmeyi seçti.Suriye de Beşar Esad ı iktidardan düşürme eylemine Kuzey Afrika dan ,Libya dan  tutalım Afganistan a kadar olan bölgelerden ne kadar islami cihadist varsa silahlarıyla uçaklarla taşınarak Suriye ye getirtildi.Yine Avrupa nın çeşitli ülkelerinden getirilenler  Türkiye de eğit donat projesiyle silahlandırıldıktan sonra sınırlardan  Suriye ye götürüldüler.Para Katar ve S. Arabistan dan silahlar ve cihadistler de Türkiye üzerinden taşındı.Yüzlerce tır silah Türkiye üzerinden gitti.

Rusya ve İran ın B. Esad ın yanında savaşa katılmasına kadar işler iyi gidiyordu. İslami cihatçılar Irak ve Suriye nin hakimiyet kurdukları bölgelerinde islam devletini ( IŞİD) bile ilan ettiler.Süreç içerisinde sınırlarını genişletmek,hakimiyetlerini arttırmak için saldırılarını arttırdılar. Orta doğu da hiçbir devlet bunlarla karşı karşıya gelmek istemiyordu. IŞİD ele geçirdiği yerlerde orta çağ usulü katliamlar uyguluyor,kafa kesiyorlardı.

Işid in dalga dalga gelen bu saldırıları ilk defa Kuzey Suriye de Kürtlerin direniş kayalarına çarparak parçalandı.Tarihte eşine az rastlanır ikinci bir Stalingrad savunmasıyla KOBANİ de ışid çeteleri bozguna uğratıldı.Kürtler direngen,savaşçı ve örgütlü ,hatırı  sayılır bir güç olarak ortaya çıktılar.Rusya nın Esad rejiminin yanında yer almasına karşılık olarak ABD de Kürtleri yanına aldı. Işid e  karşı savaşta her türlü silah ve techizat yardımı yapmaya başladı. Omurgasını YPG nin oluşturduğu QSD  ABD nin havadan desteğiyle Işid her alanda yenşlgiye  uğrattı .Işid in  başkenti  Rakka yı  çetin bir kuşatmadan sonra aldı.Bir anlamıyla orta doğu halklarına zulüm eden  ışid belasının sonunu hazırladı.Bu süreçte ABD hep YPG yi destekledi, yanında oldu.Daha doğrusu Suriye politikasında Rusya nın B. Esad ın yer almasından  dolayı ABD de Rojava da özerklik ilan eden Suriye Kürtleri nin  yanında yeraldı.

Kürt politikasında imha ve inkardan başka politikası olmayan daha doğrusu Kürtler konu olunca kırmızı görmüş boğa gibi hareket eden RTE ve AKP si  ABD efendilerinin YPG ye silah ve techizat vermesini bir türlü kabullenemedi. ABD nin Kürtlere yaptığı silah,zırhlı araç yardımlarını her platformda gündeme getirdi.ABD ile ilişkilerini hep Kürtler üzerinden dizayn etmeye çalıştı.Kendisini iktidara getirenin ABD emperyalistleri olduğunu unutarak (göstermelik ,iç kamuoyuna da olsa ) anti Amerikancılığa soyunmaya kalktı.

Halbuki şu andaki iktidarını/cennetini ABD ye borçlu olduğunu bilmez, olamaz.Kaldı ki  tüm AKP kadroları da geçmişin  Komünizmle mücadele derneği üyeleridir. İsmail Kahraman, Abdullah  Gül,Mehmet ALİ Şahin  ve  diğerleri...68 olaylarında Amerikan emperyalizmine karşı/6.filo ya karşı eylem yapan devrimcilere saldıranlardır. Devrimcileri Kanlı Pazar da katledenlerdir.

ABD nin Kürtlere yardımlarını bahane ederek Suriye politikasında ABD ile ayrı kulvarlarda yürümenin ardından , uçağını düşürmekle böbürlendiği Rusya ya dümeni kırmak ,Putin le sarmaş dolaş olmak ABD nin  RTE ve AKP ye dirsek çevirmesine neden oldu.ABD ile olan ilişkileri düzeltmek için öncelikle  RTE kendisi  ABD ye gitti.,ardından başbakanını gönderdi.

Ama nafile...

Zor günler yaşıyor demiştik ya . Bu birincisi

Sıkıştığı ikinci konu ,

ABD nin İran a uyguladığı ekonomik ambargonun delinmesi konusudur.Bizler emperyalistlerin mazlum halklara yönelik ambargoların delinmesinden yana oluruz.Doğru olan emperyalıstlerin ambargolarını tanımamaktır.Ama  RTE nın ve AKP nin yaptığı bu ambargoyu doğru bulmayarak delme değil , arkadan dolanarak ve kişisel çıkarlar sağlanarak yapılan bir iş.Ambargoyu delme konusunda görev alan  İran lı iş adamı Reza şimdi ABD de yargılanıyor. Reza Türkiye de işbirliği yaparak ,rüşvet dağıttığı bakanları,RTE ve çevresini sayıp duruyor.

Yani RTE kendisine iktidar yolunu açan ABD ye yanlış yaptı.

Sıkıştığı bir diğer konu,

RTE ve  yakınlarının kara para aklama  ve rüşvet paralarının Man adasına gönderilmesini CHP genel başkanı  kIlıçdaroğlu mecliste belgeleriyle açıkladı.

RTE nin istifası isteniyor.

Orduyu ve yargıyı denetimine alan RTE ve AKP si KHK le ülkeyi istediği gibi yönetiyor.Her türlü baskı , şiddet ve katliamı uyguluyor.

RTE ve AKP nin her türlü rüşvet, yolsuzluğa bulaştığı net bir şekilde ortaya çıkmış durumda.Yani ne kadar red etse de iç kamuoyunda  zor bir durum yaşıyor. RTE  eğer yargıyı ele geçirmemiş olsaydı şimdiye değin tutuklanıp yargılanabilirdi.

 RTE  kendisine   iktidar yolunu açanları bir kenara iteleyerek kendi başına başkalarıyla görüşmeler/anlaşmalar yapmak da nereden çıktı?Hem de BOP un eş başkanı olarak ?Suriye nin geleceği ile ilgili Soçi de planlar/programlar yapmak neyin nesiydi ?Rusya dan S 400 füzeleri almak neyin nesiydi ?Daha önceden iş başına/iktidara getirilen önceli Menderes de aynı yanlışı yapmıştı.Yani şimdi bu RTE geçmişten de mi ders çıkarmamıştı..

Görünen o ki RTE yi iş başına getiren emperyalist efendileri götürecekler.Belki de Miloseviç gibi Lahey de savaş suçlusu olarak yargılayacaklar.

Bu iyi midir ?

Bir diktatörün savaş suçlusu olarak yargılanması iyidir.Ama onu yargılayanların emperyalist efendileri olması iyi değildir.

Ülkede gelişen iç dinamiklerin diktatörleri yargılaması ve cezalandırması  asıl olandır.

Ama ne yazık ki  RTE yi  iktidara getirenler götürecek.

Görünen odur. 

51384

Fransa’da El Freni Çekildi! İşe Yarar Mı?

Avrupa Birliği üyesi 27 ülkede 720 sandalyeli Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri, 6-9 Haziran tarihleri arasında yapıldı. Almanya, İtalya ve Fransa’da aşırı sağ olarak tanımlanan faşist hareket ciddi anlamda sandalye sayısına ulaştı. Böylelikle merkez sağla birlikte faşist hareket AP’deki en büyük grup olarak yerini korudu.

Seçimlerin yankısı ve sonuçları ciddi anlamda tartışmaları doğurdu. AP’ye Almanya’dan sonra sağcılar adına en fazla vekil gönderen Fransa, tartışmaların girdabından çıkıp erken seçim hamlesi ile sarsıntıyı giderme yoluna gitti.

Mevcut koşullarda devrimci siyasal mücadelenin öne çıkan toplumsal dinamikleri (3)

Devrimci siyasal mücadelenin genel olarak nesnel zemini, sosyal devrimleri de olanaklı kılan nesnel zemin ile, aslında ortak paydalara sahiptir. Emperyalist- kapitalist barbarlığın hüküm sürdüğü ve kendisinin doğrudan var ettiği her bir antagonist çelişme ve sorunların giderek daha bir keskinleşerek; ulusların, halkların ve doğanın yaşamını kâbusa çevirip, geleceklerini ciddi şekilde riske soktuğu şu süreçte, gerek özel olarak Türkiye ve K.

Mevcut koşullarda devrimci siyasal mücadelenin öne çıkan toplumsal dinamikleri (2)

Somut özgülün realitesi içerisinde devrimci siyasal mücadelenin etkili ve sonuç alıcı kazanımlara dönüşerek yürütülebilmesi için gerekli olan bir diğer öncelikli koşul ise; elbette ki bu mücadelenin, küresel ve yerel zeminde, toplum gündemini doğrudan ilgilendiren ve de ilgilendirecek olan sorunlar üzerinden ele alınarak yürütülmesidir.

Halkların İhanetçilerden Çektiği (Nubar Ozanyan)

Zulmün gölgesinde yaşam bulmaya çalışırken karanlığın sadece gece gelmediği, güneşin altında da gelip halkları bulduğu katliamlar birçok halkı nefessiz bırakmaya çalışmıştır. 1915 Ermeni Soykırımı boyunca başta Asuri, Süryani, Pontus halkı olmak üzere Êzîdî ve Kürt halkı da büyük trajediler yaşamıştır. Bugün Türk faşizmi eliyle Başûr Kurdistan’ında gerçekleşen işgal ve ilhak saldırılarında Kürt halkıyla birlikte Asuri-Süryani halkı da tanımsız acılar yaşamaktadır.

Türkiye’de Ermeni bir devrimci militan: Haldun Karyol (MEHMET GÜNEŞ)

Haldun Karyol, asıl adıyla Harutyan Karyolacıyan, kadim dostum, 8 Temmuz günü aramızdan ayrıldı. Haldun bir Ermeni’ydi ama her şeyden önemlisi Türkiye’de yetişmiş, ender görülebilecek, kendine has eylemci bir devrimci militandı. Onu ender ve ebedi kılan hikayesini bilmek ve öğrenmek, bugün Türkiye’de devrim mücadelesine baş koymuş her militanın hakkı. O yüzden, Haldun’u yakından tanıyan biri olarak, onu anlatmayı devrimci bir görev olarak üstleniyorum.

Mevcut koşullarda devrimci siyasal mücadelenin öne çıkan toplumsal dinamikleri (1)

Nasıl ki genel siyasal mücadele ve siyaset ediş tarzı, küresel ve yerel bazdaki ekonomik, politik, eğitsel, askeri, kültür-sanatsal, çevresel-iklimsel, ezen-ezilen cins, inanç ve etnik sorunlar yekûnu olan toplumsal dinamikler zemini üzerinden kendisini var edip sürdürüyorsa; birebir aynı şekilde, devrimci siyasal mücadele ve siyaset ediş tarzı da aynı küresel ve yerel toplumsal dinamikler üzerinden kendisini var edip sürdürmesi gerekiyor. Normal ve de olması gerekendir bu.

Küçük bir damla ile fırtınayı başlatanlar (Nubar Ozanyan)

Aradan 12 yıl geçti. Etki gücü Ortadoğu’ya yayılan 12 yaşında genç bir devrim yaşıyor adına Rojava denilen topraklarda. Derin yoksulluk, bitmeyen zulümle terbiye edilip cehenneme çevrilen Ortadoğu’da Rojava, bir özgürlük adası gibi duruyor.

Türk Faşizmi EURO 2024’te Sahaya İndi

İki yılda bir Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) tarafından organize edilen Avrupa Futbol Şampiyonası, bu yıl EURO 2024 olarak Almanya’da düzenlendi.

Kapitalist Toplumsal Bir Kırılma ve Yeniden Tarihi Yeni Bir Toplumsal Süreç

Kapitalist emperyalist sistem, önceki bunalım ve çelişmelerinden farklı olarak,, kendisinin taşıyamayacağı ve çözemeyeceği sistem içi   yapısal ekonomik ve siyasal çelişmeler ile karşı karşıya kaldığı bir sürecin içine girmiştir. Bir taraftan yeni emperyalist ülkelerin ortaya çıkışıyla (ki, bu; kapitalizmin ala bildiğine gelişmesi, genişlemesi, üretimin ve sermayenin alabildiğine temerküzü ve de mülksüzleştirenlerin mülksüzleştirilmesi sürecinin de ilerlediği anlamına gelir) kendini yeniden üretemez olan bir sürecin içine girmiştir.

Bunların neler olduğunu kısa olarak açalım:

Prof. Dr. Korkut Boratav CHP’den Sermaye Sınıfıyla Hesaplaşmasını İstiyor...

Marksist iktisat Profesörü Korkut Boratav, gazeteci İrfan Aktan’a verdiği mülakatta, sürece ilişkin gerçekten de çok değerli ve devrimci sol-sosyalist ve komünist politik öznelerce dikkate alınması gereken çok önemli siyasi ve iktisadi analizler yapıyor, saptamalarda bulunuyor. 

Örneğin kendisine sorulan şu soruya verdiği yanıtta olduğu gibi:

“Yoksulların, alt sınıfların bu kadar derin bir kriz yaşadığı dönemde nasıl oluyor da ideolojik hegemonyayı yine de iktidar sağlayabiliyor ve buna karşı güçlü bir sol alternatif çıkmıyor?” (abç)

Yağma ve Talan Cumhuriyeti (Analiz)

Geçtiğimiz haftalarda Kayseri’deki pogrom girişimiyle başlayan ırkçı ve mülteci düşmanı saldırılar Antalya, Antep, Urfa, Hatay, Bursa, İstanbul gibi şehirlerde de kendisini göstererek göçmenlere ait işyerlerinin ve malların yağmalanmasına, yakılmasına ve çok sayıda göçmenin yaralanmasına, hatta Antalya’da göçmen bir gencin öldürülmesine neden olmuştur.

Bir çeşit günah keçisine dönüştürülen göçmenlere karşı yükselen bu dalga görünen o ki daha çok olaya ve şiddete gebe bir yerdedir.

Sayfalar