Pazar Eylül 13, 2026

Kendiniz Suçlu Hissedeceksiniz ki İşimizi Rahat Yapalım

Örgütlü insanlar kendilerinin yapamadıkları her şeyleri sıradan insanlarda niye bekler ki?

Güya sırada insanlar isterse doğruya ulaşabilirlermiş.

Hadi bakalım.

Bir şapka

Bir fular

Bir tuval

Yedirmeyiz size sarı ineği, hanımlar yedirmeyiz.

Mahkeme bir tacizciyi akladı.

İnsanlar sokak ortasında bir tacizciyi cezalandırdı.

Vurmayın ablam vurmayın bana.

Bir şapka

Bir fular

Bir tuval

Bir şapkam, bir fularım, bir tuvalım yok diye mi bunu bana yapıyorsunuz?

Mahkeme bir tacizciyi akladı.

İnsanlar sokak ortasında bir tacizciyi cezalandırdı.

Hemi mahkeme karşısında iyi hal indirimim varken....

Sizin karşınızda da hoşunuza gidebilecek  bir yeteneğim veyahutta bir geçmişim veyahutta bir kaç arkadaşım veyahutta arkamdan duran.... olmadığından dolayı mı bunu bana yapıyorsunuz?

Vurmayın ablam vurmayın bana.

Mahkeme bir tacizciyi akladı.

Vurmayın ablam vurmayın bana.

Bir şapka

Bir fular

Bir tuval

Kime mübah kime değil?

Bir şapka

Bir fular

Bir tuval

Kim kirlenmiş kim kirlenmemiş?

Sen mi ben mi veyahutta ikimiz mi?

Hemi siz; size veyahutta bize yapılanları bizden, sizden veyahutta başkasında yapmasını istemediniz mi?

Hani siz, bize vururken....

Sokaktaki figürlerinizi beğenmeyip nasıl yapmanız gerektiğini sizlere söyleyenlere boyun ederken

Daha sonraları da sokaktaki insanları seviyoruz derlerken arkadaşınızın biri, yaşantısının bir parçası olan figürleri içlerine soktu diye aslında sokaktaki insanları sokakta kaldıkça sevdiklerine şahit olmuşken... buna karşı gelmemişken... siz;  bize, size veyahutta başkasına ; sizin, bizim veyahutta başkasının bir şeyler yapmasını istemiş olmadınız mı olmadık mı?

Hemi ruh nedir, beden dediğin nedir ki?

Sonra beden kirlenirken ruhta kirlenmez mi?

Daha sonra ruhunuza ruhumuza, figürlerimize figürlerinize yapılanlardan haberdarken sadece bedenimize yapılanı nasıl kirlenmişlik olarak görebiliyorsunuz ki?

Sadece geri zekalar böyle görür.

Ve sadece aptallar ruhlarının yüzerinde tepinenler varken bedenleri için bir şeyler düzeldiğinde ruhları içinde bir şeylerin düzeldiğini düşünürler.

 İşin özünü, bedenimize yapılan kadar ruhumuza yapılanın da bir kirlenmişlik olduğunu kavrayamanlar her şeyi düzeltiklerini zannederken aslında kendilerinin de başkalarının da döne döne, sürekli aynı şeyleri yaşamasını sağlarlar.

Sağlarlarkende her şeyden niye yakınırlar ki?

Bunda da vazgeçiyorum

Kendilerini bir mücadelenin kıyısında köşesinde olsa dahil gören...

İnsanlar kendilerinin yapamadıklarını sıradan insanlarda yapmasını beklemeleri ne kadar doğru ki?

Yapamadığınız her şeyi yüzle çarpın. O kadarını da sıradan insan yapamıyor demektir.

Ve her şeyde bu kadar basittir.

14442

EYLEM BIRLIKLERININ GÜNÜMÜZDEKI ÖNEMI VE DÜŞÜLMEMESI GEREKEN HATALAR ÜZERINE

 

EĞITIM NOTLARINDAN ULUSAL SORUN

 

ULUSAL SORUN

 

Ulusal sorun oldukça geniş bir konudur. Ulusal soruna ilişkin kapsamlı tartışmalar yapılmıştır. Doğru görüşler bu tartışmalar sonucu ortaya çıkmıştır MLM’lerin ulusal soruna yaklaşımları Leninizm döneminde şekillenen ulusal soruna ilişkin görüşlerden farklı değildir. Ulusal soruna ilişkin ülkemizde de farklı değerlendirmeler vardır. Bu farklılıklardı da öğrenmek önemlidir.

 

Faşizm

 

 Almanya’nın caddeleri ve şehirleri kanla sulandı. Viyana’nın işçi semtleri,askeri birliklerin ateşiyle yakılıp yıkıldı., harabeye döndü.Yoksulluk, yıkım, felaket ve acı. Üstünde insanlığın en ünlü beyinlerinin eserlerinin yakıldığı ortaçağa özgü odun yığınlarının alevleriyle aydınlatılmış kapitalist baskı ve uygarlığın batışı, giyotin ve cellat baltası. Faşizm işte bunları getirdi. Ayrıca dünyayı felakete, yeni bir korkunç katliama sürüklemek tehdidini de beraberinde getirmektedir.  Dimitrov

                  

Prometheus’un Torunları Ateşi Yeniden Harlıyor

Tarihte hep direnenler kazanmıştır. Haklı olanlar, düşmana karşı savaşta bir çok defa yenilmelerine karşın, direnmelerinin karşılığını eninde sonunda almışlardır. Bu kural, salt geçmişe ait olmayıp geleceğe de aittir. Yunanistan’da da olacak olan budur. İşçi ve emekçiler, alın terlerinin "borç” adı altında emperyalist tekellere peşkeş çekilmesini ve bu ağır sömürü dayatmasını asla kabul etmeyeceklerdir.

Hindistan İşçi Ve Emekçilerin Tarihi Mücadeleleri İle Enternasyonal Dayanışma Her Alanda Yükseltilmelidir

Emperyalist burjuvazinin ve gericiliğin "sosyalizm hayalleri öldü” yaygaraları, küçük burjuvazinin sosyalizmden öcü görmüş gibi kaçarak: ”işçi sınıfının devrimciliği bitti” söylemleriyle liberal burjuvazinin ideolojik ve siyasal güzergahında yerini almaları; dünyada işçi ve emekçilerin sosyalizme olan güvenini bütünüyle yıkmaya yetmediği gibi, onların sosyalizm için mücadele ateşini yükseltme savaşımının önünde de engel olamıyor.

Hindistan İşçi Ve Emekçilerin Tarihi Mücadeleleri İle Enternasyonal Dayanışma Her Alanda Yükseltilmelidir

Emperyalist burjuvazinin ve gericiliğin "sosyalizm hayalleri öldü” yaygaraları, küçük burjuvazinin sosyalizmden öcü görmüş gibi kaçarak: ”işçi sınıfının devrimciliği bitti” söylemleriyle liberal burjuvazinin ideolojik ve siyasal güzergahında yerini almaları; dünyada işçi ve emekçilerin sosyalizme olan güvenini bütünüyle yıkmaya yetmediği gibi, onların sosyalizm için mücadele ateşini yükseltme savaşımının önünde de engel olamıyor.

Merkel-Westerwelle ikilisiyle Alman Burjuvazisi Yeni Saldırılara Hazırlanıyor

Almanya’daki 27 Eylül genel seçimler öncesinde, nasıl bir hükümet kurulacağı, Alman tekelci burjuvazisi tarafından belirlenmişti. Kamuoyu anketleri de CDU-CSU ve FDP nin önde gittiğini teyit ederken, alman tekelci burjuvazisinin yeni hükümetini de onaylamış oluyordu. Emperyalist tekelci sermayenin, ülkeyi uzun bir süredir "büyük koalisyon” adını verdiği CDU-SPD ikilisiyle yönetmesi, onlara önemli kazanımlar kazandırmıştı.

BALIK VE MELISA

Uzun zamandır işsizdi. Hangi kapıya el uzatsa boşa çıkıyordu. Evde bulunmak, ev halkıyla göz göze gelmek istemiyordu... Erkenden kalkıyor, açlıktan guruldayan midesiyle zor atıyordu kendini dışarıya. Ardından şuursuzca, saatlerce dolaşıyordu sokaklarda, caddelerde... 


ROBOSKİ’NİN KANAYAN KARANFİLİ

 

“Acıya yenilmek istemiyorsan,

onunla yüzleşmen gerek.”

(Lanza del Vasto.)

 

Masamın üzerinde bir karanfil duruyor şu an. Rengi kızıla çalan bir karanfil. Roboskî karanfili. Çamurlu patikadan otuz dört fidanın mezarlarının yan yana dizili durduğu mezarlığa doğru tırmanırken KESK’li Sedar’ın elime tutuşturduğu… Her şeyin acıya karıldığı o sisli anlarda ne yaptığımı, ne yapacağımı bilemeyip çantama atıvermişim. Eve döndüğümde çıktı…

Ben onlardan değilim, Kaypakkayanın yoldaşıyım.

 

Çanakkale Savaşında İnsanlık Dramı (Yüzbaşı Sarkis Torosyan)

 

Sayfalar