Çarşamba Eylül 30, 2026

Kadavra

Ve sonunda burdasın.

Memleketimizin seçimlerinde destekleyebileceğin ilericiler; partiler bulabilmiş  avrupa seçimlerine sıra gelincede bulamamış halinle.

Hissediyor musun aşkım avrupa seçimlerini boykot edişinin başarısızlığını sistemin baskılarıyla seçime iştirak edenlerinde başarısızlığını kendileriyle açıklayan cansız teorinin vücudunda da elimin gezişini.

Gelindiğin günüde hatırlıyor musun?

Kulağına :

Proletarya (tabanlaşan) senin düşündüğün şekilde olanı değiştirmek istemiyorsa senden kendi düşündüğünden başka yol görmüyorsan hanginiz diğerinin mezarını daha önce eşer demiştim.

Ardından da;

Korkumuz ne demiştim. Proletaryanın istediği şekilde olanı değiştirme konusunda korkumuz ne demiştim.

Proletaryanın devrimci olmadığını düşündüğümüzden mi böyle düşünüyoruz demiştim.

Yaşanan neydi ki böyle düşünüyoruz demiştim.

Yaşanan sadece, beyaz kadının farklı ırklardaki insanlarla bir olmasına karşı gelenlere karşı sınırların, bayrakların, ırkların simgesel hale geldiği yerlerde tozu duman katan insanların kendi ülkelerindeki kadınlar içinde sınırların, bayrakların simgesel hale geldiğini görmesinden başka bir şey değil ki demiştim

Böyle söyleyince de;

Konsesyum içerisinde iktidara gelebilme şansı sağlanarak sömürgeleştirilmiş ülkelerde konsesyum içerisindekilerin Iktidara gelebilme mücadelesinin (iktidar dalaşlarının) proletaryaların her kesimini araç haline getirebildiğini,

Araç haline gelenler yüzünden de sürekli değişen tabanında devrime rengini verme ihtimalini olduğunu gören ayrımlaştıklarınız da imdadınıza yetişerek

Abd nin, rusyanın daha da ulusallaştığını, ulusallaşanlarında uzlaşmaları yok ettiğini söylemişlerdi.

Yola gelen kankilerinizle birlikte  böyle söylemekle de sadece namusumuzu, ırkımızı, konsesyum içerisinde her defasında da değişen devrimci  proletarya kesimi bularak terk edeceğiniz korkularımızda da bizleri kurtarmamıştınız

Kaybolan giden;

Osmanlınında, tc' ninde bağımsızlığında vazgeçmediğini gösteren ibarelere; milli menfaatlerimiz için hareket edebilecek devlete, iktidarlara, proletaryalara, burjuvazilere sahip olduğumuz inancımızı da kurtarmıştınız

Ve sadece ve sadece bunla da kalmamıştınız;

Ulusallaşan abd, ingiletere, rusyanın daha da ulusuzlaştırdığını söylemeyerek...

Ulusallaşanlarında uzlaşmaları yok ettiğini söyleyerek...

Uzlaşmaların bozulmasının ortaya çıkardığı fırsatların sadece devrimcileşen tabana değil....

Diğer proletaryalara da, devletle iktidar ayrıdır derken milli menfaatlerimiz için harekete eden iktidarlara da devlete de..

Fırsatlar yarattığını ima ederek bizlere kazandırdığınız yeni müfettiklerle devrime rengini vermeye çalışan...

Devrimci tabana aba altında sopa göstermemizi de sağlamıştınız.

Halbuki devrim....

Olmayanın...

Heledeki...

Zihninizde yarattığınız müfettiklerinizin, devrimci olmayan tabanınızın  üzerinde yükselebilme sanatı değildir ki.

Böyle derkende

Devrimcileşen tabanın da bir öncekilerin yaptığı yanlışlıkları aynısını yaparak  proletaryaların rengine bakıp 1905 devrimi arayışlarına yönelmesi hele de hiç değildir devrim.

Anlıyor musun beni aşkım anlıyor musun

Yoruldum artık

Sınırları bayrakları ortada kaldıracak olan metanın kapitalizmde de sosyalizmde de bunu nasıl yapacağına cevap verememeden dolayda tüm bunları yapmadan

Sıkış hele.

Yanına sıvışam.

Eliminde hala teorin vücudunda gezişine aldırış etme.

Sen gökyüzündeki yıldızlara bakmaya devam et

40516

Ergün Aslan

Ergün Aslan sitemizin köşe yazarıdır. Teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır.

Ergün Aslan

Katledilişinin 50. Yılı Vesilesiyle KAYPAKKAYA ve TKP-ML

Faşist T.C. Devleti tarafından, bundan 50 yıl önce bir komünist önder, aylarca süren işkenceli sorgular ardından hunharca katledildi. Buradan bir kez daha bu cinayeti kınıyor ve Türkiye-

K. Kürdistan devrimci hareketinin ender yetiştirdiği bu komünist önderi saygıyla anıyor ve ideallerine bağlı kalacağımızın sözünü yineliyorum.

Onun katli, “işkence sonucu ölüme sebebiyet verme” şeklinde olmayıp; bizzat devletin ilgili ve yetkili kurum ve kişilerince, “devletin ulvi çıkarları adına” karar altına alınan bilinçli ve iradi bir cinayettir.

Partizan’ımızı Özlüyor, Mücadelesini Örnek Alıyoruz | Hüseyin Şenol

Partizan’ımızın hayatını kaybetmesinin üzerinden tam iki yıl geçti… Dursun Çaktı’nın bize bıraktığı miras gibi; demokratik kitle örgütlenmesi anlayışının tüm alanlarda yerleşmesi olmazsa olmazımız olmalıdır…

İki yıl önce 25 Şubat’ta, daha 65 yaşında kaybettiğimiz Dursun Çaktı’yı, Partizan’ımızı özlemle anmaya devam ediyoruz ve sürekli anacağız.

Ölümün susturduğu yaşamlar (Nubar Ozanyan)

Yoksulluk, zulüm yetmiyormuş gibi depremin ve kışın beyaz zulmü de halkımızı ölüm karşısında çaresiz ve yalnız bıraktı. Devlet, yüz binlerce insanı canlı canlı toprağa gömdü. Kapitalizmin sermayesi yine halkın canı ve kanıyla yıkandı.

Depreme dayanıksız konutlar halkın mezar taşı oldu. Yoksulluk, kış, çaresizlik, ölüm ezilenleri üşütmeye devam ediyor. Kapitalist sistem, kendisiyle birlikte insanlığı hızla belirsiz bir yıkım ve sona doğru götürüyor. Her şeyi metalaştıran kapitalizm, yaşam gibi ölümü de metalaştırarak insanlığı çaresizliğe ve yıkıma doğru sürüklüyor.

Halk Düşmanı Faşist İktidar Yargılanmalıdır!

Deprem yerkürenin  doğal bir harektliliğinin sonucudur, insanlar için bir felaket haline gelmesi ise, toplumsal sistemin sınıfsal karakteriyle doğrudan ilgilidir. Bilim ve buna bağlı olarak teknolojinin gelişmediği zamanlarda insanların doğal felaketlerden daha büyük zarar görmesi doğaldı. İnsanlık doğanın hareketini öğrendikçe onunla uyumlu yaşamasınıda öğrendi.

2023 Seçimlerinde okun sivri ucunu neden hakim sınıf kliklerinden en gerici en faşist olanına yöneltmek zorundayız ?

Başta Emek ve Demokrasi Bloğu olmak üzere halk güçlerinin önemlice bir kesimi 2023 seçimlerinde Tayip Erdoğan ve AKP ve MHP dinci faşist iktidar blokunun önünün kesilmesini; günün isabetli siyasi taktiği olarak belirlemişken, ancak ne var ki bir kesim sol-sosyalist ve komünist güçler ise, bunun aksine; “bir faşisti indirip yerine bir başka faşistin gelmesi için oy kullanamayız” diyerek, cumhur başkanı seçiminde ‘boykot’ taktiğini, günün isabetli taktiği olarak ileri sürmekte.

Birazda Muziplik

1) Kadrolar sürekli birliktelik (mutluluğu dışarda arama) yarışına sürüklenir.

2) Yarışı beceremeyenler, geri kalanlar veyahutta ret edenler diskalifiye olur.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Sizde bizi kandırmıyorsunuz değil mi...

Ah... devrimci demokrasiciğim... ah....

İnsanların ilişkilerini kınarken, kınadığı insanlarla bozulan arasını düzeltmeye gelenlere kınadığı ilişkilerle yakalanmak....

Ve yahutta....

Katledilişinin 50. Yıldönümünde İbrahim Kaypakkaya HESAPLAŞMA, KOPUŞ VE YENİ BİR YOL

Kafasında üstü yırtık ve yamalı kahve renkli bir kasket, sırtında yerli bir askeri parka, altında ceket, kazak… üst üste giyilmiş üç tane pantolon, ayağında bir çift beyaz yünden yapılmış ve köylerde elle örülen çorap ve onun üzerinde naylon çorap, bir çift 45 numara Çelik marka lastik ayakkabı”yla tutsak edildi.1 

Kavganın ve Mücadelenin Ozanı; Yetiş Yalnız…

İbrahim Kaypakkaya, ilgilenenler tarafından bugüne kadar birçok özelliği ile tanındı, bilindi. En yaygın bilinirliği‚ “ser verip sır vermemesidir” sanırız. Doğrudur, Kaypakkaya işkencede direndi. Onun düşmana karşı direnişi inadından veya acıya dayanıklı olmasından kaynaklanmıyordu elbette… Bunu nereden mi biliyoruz? Dönemin en azgın faşist uygulamaların yapıldığı Amed Zindanı’nda yapmış olduğu siyasi savunmadan. Kemalist faşist diktatörlüğe karşı, onun elinde tutsakken dahi örgütsel ilişkilerini deşifre etmeden, uğruna mücadele ettiği komünizm düşüncesini savunmasından biliyoruz.

“Ermenilerin hepsi ASALA olsun” (Nubar Ozanyan)

Yaklaşık 45 gündür Artsakh, vicdansız ve eşitsiz bir kuşatma altında. Artsakh halkı buz kesen soğukta direniyor. Dünya sağır ve suskun.

30. Ölümsüzlük Yılında MANUEL DEMİR/ՄԱՆՈՒԵԼ ՏԷՄԻՐ Yaşıyor! Partizanlar yaşıyor! (1)

Manuel Demir’i 30. ölümsüzlük yılında saygıyla anıyoruz. Bu vesileyle Ermeni Fedailer adıyla başlattıkları ve hayatlarını Ermeni halkının davasına adadıkları, bugün ise Partizan hareketine dönüşerek devam eden mücadelede sayısız Ermeni devrimciler Hrantlar, Hayrabetler, Armenaklar, Yalımyanlar, Ozanyanlar ve Manueller’i de anıyor ve aradan yüz yıl geçmiş olsa da bu mücadelenin devam edeceğini belirtiyoruz.

TKP-ML OPK Üyesi Ünal Orhan: Yeni Yılda Umudu ve Özgürlüğü Güçlendirmeliyiz, Güçlendireceğiz!”

Türkiye Komünist Partisi-Marksist Leninist Ortadoğu Parti Komitesi (TKP-ML OPK) üyesi Ünal Oral ile yapılan röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

Sayfalar