Kadavra
Ve sonunda burdasın.
Memleketimizin seçimlerinde destekleyebileceğin ilericiler; partiler bulabilmiş avrupa seçimlerine sıra gelincede bulamamış halinle.
Hissediyor musun aşkım avrupa seçimlerini boykot edişinin başarısızlığını sistemin baskılarıyla seçime iştirak edenlerinde başarısızlığını kendileriyle açıklayan cansız teorinin vücudunda da elimin gezişini.
Gelindiğin günüde hatırlıyor musun?
Kulağına :
Proletarya (tabanlaşan) senin düşündüğün şekilde olanı değiştirmek istemiyorsa senden kendi düşündüğünden başka yol görmüyorsan hanginiz diğerinin mezarını daha önce eşer demiştim.
Ardından da;
Korkumuz ne demiştim. Proletaryanın istediği şekilde olanı değiştirme konusunda korkumuz ne demiştim.
Proletaryanın devrimci olmadığını düşündüğümüzden mi böyle düşünüyoruz demiştim.
Yaşanan neydi ki böyle düşünüyoruz demiştim.
Yaşanan sadece, beyaz kadının farklı ırklardaki insanlarla bir olmasına karşı gelenlere karşı sınırların, bayrakların, ırkların simgesel hale geldiği yerlerde tozu duman katan insanların kendi ülkelerindeki kadınlar içinde sınırların, bayrakların simgesel hale geldiğini görmesinden başka bir şey değil ki demiştim
Böyle söyleyince de;
Konsesyum içerisinde iktidara gelebilme şansı sağlanarak sömürgeleştirilmiş ülkelerde konsesyum içerisindekilerin Iktidara gelebilme mücadelesinin (iktidar dalaşlarının) proletaryaların her kesimini araç haline getirebildiğini,
Araç haline gelenler yüzünden de sürekli değişen tabanında devrime rengini verme ihtimalini olduğunu gören ayrımlaştıklarınız da imdadınıza yetişerek
Abd nin, rusyanın daha da ulusallaştığını, ulusallaşanlarında uzlaşmaları yok ettiğini söylemişlerdi.
Yola gelen kankilerinizle birlikte böyle söylemekle de sadece namusumuzu, ırkımızı, konsesyum içerisinde her defasında da değişen devrimci proletarya kesimi bularak terk edeceğiniz korkularımızda da bizleri kurtarmamıştınız
Kaybolan giden;
Osmanlınında, tc' ninde bağımsızlığında vazgeçmediğini gösteren ibarelere; milli menfaatlerimiz için hareket edebilecek devlete, iktidarlara, proletaryalara, burjuvazilere sahip olduğumuz inancımızı da kurtarmıştınız
Ve sadece ve sadece bunla da kalmamıştınız;
Ulusallaşan abd, ingiletere, rusyanın daha da ulusuzlaştırdığını söylemeyerek...
Ulusallaşanlarında uzlaşmaları yok ettiğini söyleyerek...
Uzlaşmaların bozulmasının ortaya çıkardığı fırsatların sadece devrimcileşen tabana değil....
Diğer proletaryalara da, devletle iktidar ayrıdır derken milli menfaatlerimiz için harekete eden iktidarlara da devlete de..
Fırsatlar yarattığını ima ederek bizlere kazandırdığınız yeni müfettiklerle devrime rengini vermeye çalışan...
Devrimci tabana aba altında sopa göstermemizi de sağlamıştınız.
Halbuki devrim....
Olmayanın...
Heledeki...
Zihninizde yarattığınız müfettiklerinizin, devrimci olmayan tabanınızın üzerinde yükselebilme sanatı değildir ki.
Böyle derkende
Devrimcileşen tabanın da bir öncekilerin yaptığı yanlışlıkları aynısını yaparak proletaryaların rengine bakıp 1905 devrimi arayışlarına yönelmesi hele de hiç değildir devrim.
Anlıyor musun beni aşkım anlıyor musun
Yoruldum artık
Sınırları bayrakları ortada kaldıracak olan metanın kapitalizmde de sosyalizmde de bunu nasıl yapacağına cevap verememeden dolayda tüm bunları yapmadan
Sıkış hele.
Yanına sıvışam.
Eliminde hala teorin vücudunda gezişine aldırış etme.
Sen gökyüzündeki yıldızlara bakmaya devam et
Ergün Aslan
Ergün Aslan sitemizin köşe yazarıdır. Teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır.
Son Haberler
Sayfalar
Güzel insanların ardından kurulan her cümle yetersizdir…(İsmail Cem Özkan)
Şimdi anıları olanlar hemen anılarını paylaşmayacak, zamanı gelince yazarlar ya da anı kitabı yapılacaksa oraya bir kaç kelime bırakacaklardır ama popüler olanı yapacaklar yani varsa birlikte çektikleri/ çekildikleri fotoğraflarını paylaşacaklar...
Turan Eser benim geçmişi (artık geçmiş oldu, zamanda üzerine eklenince) uzun bir sancılı dönemin dostluğuna dayanıyor...
Emperyalizm Üzerine Notlar-6
13-15 Eylül 2024 ICOR Uluslararası “Lenin’in Öğretileri Yaşıyor” Semineri 1. Gün
Giriş: Almanya’nın Thüringen Eyaleti’ndeki Truckenthal’da 13-15 Eylül 2024 tarihleri arasında ICOR’un, Lenin’in 100. ölüm yıldönümü anısına, ”Lenin’in Öğretileri Yaşıyor” adı altında uluslararası büyük bir seminer yapıldı. Bu seminer’de “Lenin ve Emperyalizm” başlıklı 1. bölüm’de ben de bir sunum yaptım.
Rothe Fahne (Kızıl Bayrak) dergisinden kısa bir bilgilendirmeyi buraya alıyorum.
Erdoğan ve cumhur ittifakı’nın hazırlıkları iç savaş odaklıdır!
İçinden geçilmekte olan sürecin bu ayırt edici özelliği, rejimin ne kadar da kırılgan bir durumda olduğunun, çıplak bir ifadesi olarak da okunabilir elbet.
Serdareme, Caneme, Hevaleme…
Her devrimci değerlidir. Ancak bazıları istisnadır. Yaşam ve duruşlarıyla, söz ve eylemleriyle derin izler, unutulmaz anılar geride bırakır. Geçtikleri her yerde devrimin, özgürlüğün dinmeyen esintilerini bırakır. Devrimcilerin değerlerini belirleyen her daim hatırlanan pratik ve eylemleri ve yazdığı unutulmaz eserleridir. Serdar Can yoldaş her ikisini de doğru yapmaya çalıştı. Hem devrimin kalemini hem de devrimin silahını iyi kullandı. Hem de en geç yaşlarında.
Erdoğan yeni anayasa istemi ne tür bir ihtiyacin ürünü ?
Siyasal İslamcı din bezirganı Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, özelliklede son yerel seçimlerde uğradığı ağır hezimetin ardından, adeta gün aşırı bir sıklıkla, toplumun artık yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu dilendirmekte. Bu demek oluyor ki Erdoğan’a göre, 22 yıllık iktidarları döneminde yeni bir anayasa, toplumsal bir ihtiyaç haline gelmemiş. Gelse, ille ki o zaman da bunu gündeme taşır ve çözmek isterdi, değil mi? Peki şu son dört-beş aylık zaman diliminde ne oldu da birdenbire acil bir ihtiyaç haline geldi?
Asıl Olan, Örgütlü Yığınların Mücadelesidir
Çağımız, emperyalizm ve proleter devrimler çağıdır. Yaşanan tüm değişimlere, ideolojik anlamdaki çürüme ve yozlaşmaya rağmen işçi sınıfının ezen ve ezilenler mücadelesindeki tarihsel misyonu hala gerçekliğini korumaya devam ediyor.
Yaşanmakta olan, ikili hukuk denkleminde,bir ara rejim midir?
Resmi adıyla, “Cumhur Başkanlığı Hükümet Sistemi”ne, günlük kullanım diliyle “tek adam diktatörlüğü”ne geçişle birlikte ve özellikle de ırkçı faşist-kontra bir odak partisi olan MHP katılımıyla oluşturulan “Cumhur İttifakı” iktidarı altında; sistemin, Anayasasında kendisini tanımlaya geldiği ve iyi kötü ve de taklidi de olsa, bir şekilde uygulanmaya çalışılan “laik” ve Anayasal “hukuk Devleti” prensipleri, adım adım terk edilmeye başlandı.
Komutan Orhan Cihat Bingöl (Nubar Ozanyan)
Duyduğumuzda inanmakta ve kabul etmekte zorlandığımız şehit haberleri yüreğimizi fena halde acıtsa da ideallerine ve anılarına bağlı kalma, mücadele bayraklarını daha yükseklere taşıma sözü vermeye devam edeceğiz.
Kürt ve özgürlük düşmanları sevinmesin! Hesapsızca toprağa düşen her gerilla Kürdistan topraklarında yeniden doğacaktır. Ve onlar her daim ölümsüzlük içinde çoğalarak büyüyecek birer dağ olup düşmanın üstüne yürüyerek anılacaklar. Ne yaşamları ne toprağa düşüşleri ucuz ve kolay olmayacaktır.
Vitrin olma kız... vitrin olma...
Sen, senle halk arasında artırılan düşmanlığı çözmenin araçlarının neler olduğunu bilmiyorsan...
Şimdi ne kadar güzel olurdu değil mi kız...
ne kadar güzel olurdu...
mecliste, belediye başkanlıklarında bir...
Öyleyse.... öyleye...
Hayeller.... söylemler...
Kitleler...
yüzlerini dahil seçemeceğimiz kalabalıklar...
Gerçekler ise....
Zil zurna, kah kaha atarken sümükleri dahil ağızlarına giren masaları tek tek dolaşarak, mekan yeni insanlar..
Hemi... hemi...
hayat bu... gerçeklik bu ise...
Şeriat ve kadın
Tüm kurumları üzerinden devlet erkine artık tamamen hakim hale geldiğini düşünen siyasal İslamcı Erdoğan iktidarı, dini esaslar üzerinden toplumsal yaşamın yeniden kurgulanması esas hedefi doğrultusundaki ana hamlelerini, “İstanbul Sözleşmesi”ni feshederek, “Her kürtaj bir Uludere’dir”tavrıyla, en nihayetinde vasat ölçüler içinde kadın haklarını belli yönleriyle koruyan “6284 Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasası”na ilişkin tutumuyla ve keza “9.
Türkiye ve kuzey Kürdistanlı solculara yönelik bayrak eleştirisi
Kendisi de sol-sosyalist cenahtan olan yazar ve aynı zamanda televizyon programcısı sayın Merdan Yanardağ, on binlerce solcunun, Fransa’da faşistleri yenilgiye uğratarak seçimlerin galibi olan Yeni Halk Cephesi’nin zaferini kutlamak için, ellerinde Fransa bayrağı ile toplaştığı Cumhuriyet Meydanı’nda, coşkuyla Enternasyonal marşını seslendirmelerinden övgü ve gıptayla bahsederken: “Bakın diğer ülke devrimcilerinin kendi ulusunun bayrağıyla bir sorunu yok. Ellerinde Fransa Bayrağı ile hep birlikte Enternasyonal okuyorlar.