"İpler kimin elinde "
Bugün bir arkadaşımla sohbet ederken Ortadoğu, Türkiye ve Kürdistan ve en önemliside Suriye'de neler oluyor üzerine konuşmaya başladık; Ben siyasal tahlillerde bulunmaya çalışrken,, üçüncü dünya savaşının kapıda olduğunu,çanların kimin için çalıyoru anlatırken , arkadaşım dediki:"Yoldaş bu söylediklerini Marks, Lenin, Stalin , Mao yoldaşlar o zamanlar söylemişler... Sen bugüne has özgül tahlil yapsan vede biz bunun neresindeyiz,anlatsan daha gerçekçi olur". Ben önce bir duraksadım şaşırdım , "söyleyen dilim söylemez" oldu. Kendimde bir duraklama olduğunu fark ettim ve toparlanmaya çalıştım. Ama , karşımda sohbeti yürüten yoldaş, benim bocalamamı anlamış olcakki,kahkahayı bası verdi. Bende zoraki de olsa atılan kahkahaya katıldım.
Sonra dünyanın siyasal hallerini konuşmaya devam ederken , bölgemizde hızla gelişen olaylar,altüst oluşlar gündeme geldi;dediki,"ipler gevşedimi başı boşluk oluyor , çalışanlar dengeyi şaşırıyor,yolu karıştırmaya başlıyorlar" O sebeple elindeki iplere ayar vereceksin,çok gevşetmeyeceksin,bazan gevşetici gibi gözükeceksin , ama denedimi ekde tutacaksın,dengeleri koruyacaksın.." Ben," ne oluyor kardeşim insanlara At yularımı takıp yönlendiriyorsunuz " dedim. Arkadaş kahkaha tufanını daha yüksek sesle devam ettirdi. Anlaşılan karşılıklı yaptığımız mizahi konuşma hoşuna gitmişti.Gerçekten de bölgemizde ipler kimin elinde,kim ipleri kendi menfaatlerine göre yönlendiriyor? Günlük,saatlik anlık gelişmeler öyle hızlı ilerliyorki,okumaya dahi zaman bulamıyor insan. Bu kadar hızlı gündem değişikliğini tabiki biz belirlemiyoruz. İki emperyalist blok bölgemizde egemenlik savaşı yürütüyor, gelişmeleri ve gündemide bugünkü haliyle onlar belirliyor.
Bu emperyalist blokların birinin başını Amerikan emperyalizmi,diğerinin başını ise Rus emperyalizmi çekmektedir.İplerde bunların elinde.Dünyada ve bölgemizde devam eden emperyalist egemenlik savaşı , esasen sermayeyenin egemenlik savaşıdır. Gerici bir savaştır, bu savaşta taraflardan birini desteklemek , yanında yer almak , yada "haklı göstererek" sempatiyle bakmak,"kurtarıcı olarak"göstermek şu anlama gelmektedir;"denize düşen yılana sarılırmış"... Yani bir köle sahibinden kurtulup kendini rakip köle sahibine teslim etmektir. Bu piyon,işbirlikci hükümetler,devletler ve yönetimler içinde geçerlidir. Lenin diyorki, "Ama şöyle bir durumu gözünüzün önüne getirin:100kölesi olan bir köle sahibi,kölelerin daha "adil "bir dağılımı için200 kölesi olan bir köle sahibine karşısavaşa girişiyor. Açıktır ki,bu durumda"savunma" savaşı ya da "anayurdun savunulması için" savaş deyimlerinin kullanılması tarihsel bakımdan yanlış, ve uygulamada,halkın,işin inceliğiniaramayan cahil kimselerin kurnaz köle sahiplerince aldatılması olur. İşte buğünkü emperyalist burjuvazi,köleliği sağlamlaştırmak ve kuvvetlendirmek için köle sahipleri arasındaki savaşı"ulusal"ideoloji ve"anayurdun savunulması "gibi sözlerle halka yutturmak istemektedir." Lenin,Sosyalizm ve savaş.sayfa13
Görüldüğü üzere "köle sahipleri "aynı, değişen birşey yoktur. Bilimsel anlamıyla emperyalizmin özünde niteliksel bir değişiklik yoktur. Bazı teknolojik değişiklikler sonucu sömürü sisteminde tıraşlamalar olsada göz boyamak ,"kendini "hoş", hoşt göstermek içindir. Binlerce km.uzaklardaki,topraklara kendi toprağınmış,"vatanınmiş gibi gireceksin,yakıp-yıkacaksın,asıp keseceksin , kendine köleliği kabullenen işbirlikci yönetimler kuracaksin , kadın çocuklar başta olmak üzere kitlesel kırımlar gerçekleştireceksin ve bunun adınada "terörizme karşı""vatan,yurt savunması" diyeceksin . "Ülkelerin çıkarlarını korumak" bahanesiyle işgalini "meşru" göstermeya çalışacaksın.Hani kendi yarattikları, uşak faşist katil devletlerin halklara yaptıkları zulme sanki "karşılarmış gibi,hepsi "adelet "ve "insan haklarından"yanaymışlar gibi göz boyamalarla bizleri kandırmaya çalışmaktalar.
Emperyaliatler biliyorki , karşılarında güçlü bir sosyalist blok ve devlet yoktur. Savaşı niteliği ve karekteri de bu yokluk üzerinde şekilleniyor. Ancak unutulan birşey var. Hala sınıflar var, ezenler ezilenler var. Bunlar arasındaki sınıf mücadelesi,savaşımı devam ediyor. Kimin galip geleceği ve zaferle taclandıracağı henuz netleşmemiştir. Bilinen ve net olan birşey varki , o da sermaye sınıfıyla işçi ve emekçi sınıflar arasında kıyasıya savaş ,yenilgilere rağmen durmaksızın devam ediyor,nihayi hesaplaşma mutlaka gerçekleşecektir . Proleterya ve ezilenler halklar uzun vadede bu nihayi savaşa odaklanmış hazırlanıyorlar. İmkansızdan imkanlar yaratarak.. Geçmişte komünistlerin yürüttükleri mücadele deneyimlerinden hangi dersler çıkarması , yararlaması gerektiği ışığında alıntılar yapıyorum anlayışla karşılanacağını umuyorum.
Tarihte aynı olmayan ama, bazen benzeri şeyler yaşanır. Bölgeler , coğrafyalar değişsede sınıf mücadelesinin niteliği karekteri , teorik belirlemeleri değişmezler. Ancak içinde bulunduğunuz şartlar , sınıfların konumlanması,güçler dengesi savaşın rengini belirlrmektedir. Bu anlamda çıkabilecek emperyalistler arası bir savaşta şunda net ve açık olmalıyız; bütün ezilen,işgale uğrayan,vatanı sömürgeleştirilen halkların , yönetimlerin işgalcilere karşı baş kaldırısı,vatanını savunması meşrudur,haklıdır ileriyi temsil etmektedir. Komünistlerde bunların yanında yer almakla yetinmezler , savaşta taraftırlar,yerlerini almalıdırlar, diyor ve Leninin büyük önem taşıyan şu sözleriyle sonlandırıyorum :"1789-1871 dönemi,derinizler ve devrimci anıları bırakmıştır. Feodalizmin,mutlakiyetin ve tabancı zulmünün devrilmesinden önce proleteryanın sosyalizm için vereceği savaşımın gelişmesi olanaksızdı. Böyle bir dönemin savaşları ile ilgili olarak"savunma"savaşının meşruluğu üzerine söz ederken,sosyalistler,daima sonu ortaçağ kurumlarına ve köleliğe karşı devrime çıkacak olan bu amaçları göz önünde bulundurmuşlardır. "Savunma"savaşı sözü ile sosyalistler,her zaman bu anlamda"haklı" bir savaşı kastetmişlerdir.(W.liebknecht de birdefasında bunu aynen böyle ifade etmişti). Sadece bu anlamda sosyalistler,"anayurdun savunulması için"verilen savaşlara ya da"savunma"savaşlarına , meşru, ilerici,ve haklı savaşlar gözü ile bakmışlar ve bakmakradırlar. Örneğin,yarın , Fas Fransa'ya,Hindistan İngiltere'ye,İran ya daÇin Rusya'ya...savaş açsalar,ilk saldıran kim olursa olsun,bu savaşlar "haklı"savaşlar,"savunma savaşları sayılırlar;ve her sosyalist,ezilen,bağımlı,eşit olmayan devletin,ezen,köleci,soyguncu "büyük"devlete karşı kazanacağı zaferi sevgi ile karşılar." LENİN,Sosyalizm ve Savaş.sayfa13.
Devam edecek Hasan Aksu.12-12 2015
Son Haberler
Sayfalar
Ekonomi ve siyaset
Siyaset mi ekonomiyi belirler, ekonomi mi siyaseti belirler, hep tartışılır olmuştur. Burjuva düşünce sahipleri, siyasetin ekonomiyi belirlediğini ileri sürerken, Marksist-Leninist-Maoist (komünist) düşünce sahipleri, ekonominin siyaseti belirlediğini savuna gelmişlerdir. Doğru olanda bu son yaklaşımdır.
Kürtler bağımsızlık dedi
25 Eylül 2017 tarihinde Irak Kürdistan'ın da yapılan referandumla Kürt Ulusu bağımsızlık için ilk eşiği geçmiş oldu. IKBY'nin aylar öncesi ilan ettiği referanduma katılım oldukça yüksek oldu. Oy hakkına sahip seçmenlerin %91'nin evet oyuyla geçilen eşik yaratılmak istenen tüm manipülasyonları da yer bir etti.
Kapitalizm Vahşettir
Faşist Türk devletinin artık gizlemeye gerekesinim duymadan, işkence fotograflarını basına servis etmesi, ve iktidar yanlısı faşist basının ise bunları “ovücü” ve bir “zevk aracı” olarak sunmaları, kapitalizmin çürümüşlüğünün resminden başka bir şey değildir. Ayrıca, bu tür görüntüler ilk defa ne Türk devletince servis ediliyor ne de İŞİD vasıtasıyla, ne de CİA/Pentagon’un Ebu Gureyp’inde…
TKP/ML-TİKKO Gerillaları ile röportaj: “Partimiz ilkeleri üzerinden yükselerek, düşmandan hesap sormaya devam edecektir!” -2-
“Temel meselemiz ideolojiktir, devrimciliğe dairdir!”
- Son olarak “Ortada bir yıldır merkezi bir önderlik yoktu” dediniz. Biraz daha açar mısınız?
SERDAR CAN’A.. Artin CAN yoldaşa...
Kaypakkaya geleneğinin son yıllarda kaybettiği seçkin, aydın, entelektüel, örgütleyici bilge özellikleriyle tanıdığımız Serdar(Artin) CAN’ın şahadet haberi ile sarsılıyoruz. Bir kez daha yıkılıyoruz.
Çetelere karşı şehadet haberlerinin Ağustos sıcaklığında dalga dalga gelirken, ilkin komutan Ulaş BAYRAKTAROĞLU, ardından Nubar OZANYAN, Gökhan TAŞYAPAN ve bu gün Serdar CAN’ı yıldızlara, Nubar OZANYAN’ın yanına uğurluyoruz.
İflah olmaz oportünistlere bir öğüt: “Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün”
Bu söz Mevlana Celâlettin Rumi tarafından yüzlerce yıl önce söylenmiştir. Sözün ya da deyimin doğruluğu aradan geçen zamana karşın güncelliğinden ve anlamından bir şey kaybetmemesinde yatıyor.
Politikasızlık-hareketsizlik yenilgiyi yaratır!
Dünyada ve ülkede siyasal-ekonomik kriz ve hâkim sınıfların yönetememe sorunsalı çerçevesinde şekillendirdiği politikalar ezilenlere yönelik saldırganlaşmaya devam ederken bu krizi oluşturan faktörleri sadece sömürücülerin yönetememe krizi açısından ele alamayız.
Diyalektiğin temel yasaları burada da karşımıza çıkmaktadır, hâkim sınıfların içerisinde olduğu, kriz halinin ezilenlerin mücadelesi ile bağlantısı alenidir. Yaşamda hiçbir olay kendiliğinden gelişme gösteremez, zıtların birliği ve mücadelesi gelişen olayları ve yönünü belirler.
Ekim Devrimi'nin yüzüncü yılında,öğretileri ve kazanımları
Ekim Devrimi’nin Diyalektiği
Sovyet Devrimi, Bolşevik Partisi önderliğinde yapılmıştır. Parti olmadan bu devriminin gerçekleşmesinin olanağı yoktur. Ancak, Devrim hazır olarak komünistlerin önüne gelmedi. Yani, başkası tarafından hazırlanıp Bolşeviklerin önüne konmadı. Bolşevikler, devrim için olgunlaşan koşulları, devrimin gerçekleşmesi için Marksist-Leninist taktiklerle, devrimin diyalektiğini ustaca ve doğru bir şekilde kullanarak, devrimi gerçekleştirmeyi başarabildiler.
Partizan,Sınıf Teorisi,Atılım,Alınteri,DKP'den Paneller: 100.Yılında Ekim Devrimi işçi sınıfına ve ezilen halklara yol göstermeye devam ediyor
Paris Komünü’nden sonra, insanlığın nihai kurtuluş yolundaki en büyük ayağa kalkışı Proleter Sosyalist Ekim Devrimi’dir. Bu devrimin 100. yılındayız.
Emeğin köleleştirilmesine dayalı kapitalizme karşı Rusya'da işçi sınıfı ve müttefiki köylülüğün gerçekleştirdiği devrim, dünyanın en büyük köhnemiş düzenini, Çarlığı yıkarak tüm insanlığa yolu açtı.
TKP/ML-TİKKO Gerillaları ile röportaj | “Partimiz ilkeleri üzerinden yükselerek, düşmandan hesap sormaya devam edecektir!” -1-
Nisan 2015’ten bu yana ideolojik, politik düzlemde bir tartışmanın yaşandığı ve gelinen aşamada söz konusu sürecin bir ayrışmaya dönüştüğü TKP/ML içindeki gelişmeler devrimci demokrat kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor. Bu gelişmelere dair yaşanan ayrışma ve tartışmanın bir tarafı durumundaki TİKKO gerillaları ile bir doğal muhabir tarafından yapılan röportajı haber değeri taşıdığından ve güncelliğinden dolayı olduğu gibi yayımlıyoruz.
"Gitmekten Korkmayana; Mücadelenin Kızılını Hep Yanında Taşıyana…"Aslı Ceren Aslan
Toprağa dikenli bir tel koydular. Etrafını mayınlara bezediler. Yetmedi duvar diktiler. İnsanların acısını, sevincini, kederini, keyfini dilimlediler. En çok da düşmanlaştırmaya çalıştılar. Parçaladılar, böldüler ve böylece yönetmeye çalıştılar. Değişmeyen şey katliam, zulüm ve sömürü oldu.