Hangi Sınıftan Yanasınız?
Sinfli Toplumlar Tarihi Sinifli Toplumlar Tarihidir-1
SSCP ve CKP tarihini Amerikan Horror hikayelerinden, Trockist efsanelerden ogrenmeye kalktiginizda, bulacaginiz tek sey Gulyabani masallaridir.
Tarih de ideolojinin bir konusudur; ona nerden, hangi sinifin penceresinden baktiginiza gore elinizde bir tarih algisi olusur...
Sinifli toplumlarda sinifsiz gercek yoktur!
Tarihi incelerken tarihin hep iki boyutu oldugunu gorursunuz. Bu sinifli toplumlar icin tipik bir durumdur. Ve ayni zamanda yasamin dialektigi karsitlarin birligidir.
Catismasiz birlikler olmadigi gibi; catismasiz bir tarihte yoktur...Tarihi inceler ve ondan sonuc cikartirken mesele sudur; tarihin neresinden tutacagiz?...
Cunku tarihin neresinden tutarsaniz, oradan bir tarih algisi olusturursunuz.
Ben tarihi incelerken, tarihin kendi sinifimin tarafindan tutuyorum. Burda mesele adil olma meselesi degildir; cunku adalet de sinifli bir kavramdir. Proleteryanin adaletinin olmadigi yerde, burjuvazinin adaleti olacaktir. Ve burjuvazinin adalaetinin isciler-koyluler icin ne anlama geldigi tarihteki sayisiz orneklerle sarihtir.
Dunya ve sinif savaslari, her sinifin kendi tarih algisini yaratir. Burda bir ucuncu yol yoktur. Kantarin ne tarafina basarsaniz, tarih o sekilde elinizde kalir...O zaman mesele sudur; bizim tarihimiz kime hizmet edecektir;
Burjuvaziye mi? Proleteryaya mi?...
Liberalizm, fasizmin liberal zirh giymis hali olarak surekli bir liberal tarih algisi yaratir; sanki kendisi kapitalizme ait degilmis, kapitalzimden farkli bir secenekmis gibi..Liberalzizmin tarih algisinda sadece fasizm vardir; ama asla kapitalizm yoktur...Burdan olusturmaya calistigi tarih algisi ile Liberalzim Proleteryaya yuklenir...Oysaki Franco, Hitler, Mussoloini kapitalizmin kriz elbisesi giymis halidir sadece; Liberalizm ise onun gorece 'baris' donemlerindeki kostumu..Kaldi ki Liberalizm kapitalist metropolde Liberalizm elbisesi ile gezerken dahi; somurgelerinde Fasizm zirhi ile gezer.
Bu manupasyonu bozun. Butun siniflar icin adil bir tarih yoktur. Cunku sinifli toplumlar adil toplumlar degil; adi ustune sinifli toplumlardir...Adil bir toplum mu yaratmak istiyorsunuz?....Komunizmi kurun; siniflar varsa, adaletde,tarihte sinifli bir adalet; sinifli bir tarihtir sadece.
Iki sinifli toplumlarda..her zaman iki sinifin ayri ayri tarihi vardir...Kolelerin tarihi ve kole sahiplerinin tarihi aynidir...ama gercegin iki farkli yanidir..
Hic kole sahiplerinin saraylarindaki yasam, gundem, felsefe ile..kole hapishanelerindeki yasam, felsefe, gundem ayni olabilir mi?...
Ilber Ortayli gibileri saray tarihcisidir..Saraydan,kole sahiplerinin gozunden bakarlar tarihe..Bize kole sahiplerinin gozunden bir tarih anlatirlar...Meshur bir soz vardir..''aslanlar kendi tarihlerini yazana kadar, tarih hep avcilari anlatacaktir'' ..iste olay tam da budur.
Koleler, Proleterya; Burjuvazinin gozunden tarihe bakmayi bir tarafa birakin, kendi tarihinizi yazin!
Proleterya Iktidarini sucluyorlar, neden yikilmasina izin verilmedi Stalin doneminde diye(!)
Komunistleri liberal bir sistem kurmamakla itham etmek kadar ahmakca birsey yoktur. Marks'tan Mao'ya Komunist Manifesto Liberalizmi mezara gondermek, sinif mucadeleesini esas almak, ve ancak bu yolla devletsiz, sinifsiz , komunist topluma varma yolunu acikca ilan etmistir. Sinif mucadelesi teeorisi olan M-L-M'yi ,neden liberalizmi, tum siniflar icin demokrasiyi(!), soyut ozgurlugu degil de, sinif mucadelesini esas aldigi icin elestirmek kadar akla ziyan bir sacmalik olamaz...
Tarihe karalamalar ile degil, somut tarihsel, sosyal gerceklerle bakanlar, ancak tarihi dogru sekilde anliyabilir.....
Stalin sonrasi ne oldu peki?...
Zinoyev, Trocki,Buharin'le baslatilmak istenn, ancak Stalin tarafindan puskurtulen kapitalizme geri donus hamleleri, Stalin'in olumu sonrasi Kuruscev-Brejnev'le basliyan Liberilizasyon, Gorbacov, Yeltsin, Putin, aliyev, Turkmenbasi tarafindan surdurulup, Sosyalizm tamamen tasfiye edildi.
Unutmayin 1990 SSCP referandumunda halkin % 78'nin SSCP dagitilmasin oyu verdigi, ancak halka ragmen, bizzat KP sefleri tarafindan, ustten tasfiye edilen bir sistemden soz ediyoruz.
Stalin hakli degil miymis bu yeni burokrat burjuva sinifa saldirirken? Gorbacovlar Buharin'in, Zinoyev'in, Trocki'nin son versiyonlaridir sadece...Su akti yatagini buldu!...
Asagida donemine taniklik eden bir makale yayinliyorum...Anliyana, anlamak isteyene, siniftan yana olanlara...
''
İyi de şimdi ne yapmalı, sosyalizmin düşmanları ideolojimize hissedilir darbeler indiriyorlar, insanların partiye olan güvenini yıkıyorlar, halkın gitmiş olduğu yolu karalıyorlar. Ben bilgi topluluğun propagandisti olarak sık sık gençlere hitap etmek durumunda kalıyorum. Kişi kültü ve temizliklere ilişkin epeyce soru soruluyor. Eğer yayınlanabilen anılardan bile bu konuya ilişkin ilginç olan her şey çıkarılıyorsa, ne yanıt vermeli, boşluğu neyle doldurmalı? O zamanki olayların aktif katılımcısı ve tanığı olan siz kendi fikrinizi, kendi versiyonunuzu, en nihayetinde kendi hipotezinizi neden söylemiyorsunuz? Öte yandan bu konuda kesinlikle yetkin olmayan, kin dolu insanları kendi görüşlerini nihai gerçek gibi sunarak ve kimilerini de ikna ederek konuşuyorlar! Yoksa sizin gibi bir Stalinist halk komiserinin, bir komünistin, onlara itiraz edecek bir şeyi yok mu ve bizim tarihimzden utanmamız mı gerekiyor.
Stalin döneminde Tarım Komiserliği, Kurşçev döneminde de Köy İşleri Komiserliği yapmış olan Benediktov'un yanıtı:
Israrınız beni ikna etti. Gerçekten tarihimizden utanacak bir durum yok. Bu, bütün dramatik sayfalarıyla kahramanca bir tarihtir, büyük bir halkın tarihidir. Ne yapalım, ben de kişisel görüşümü söyleyeceğim, ama tekrar eiyorum, gerekli belge ve olgularla teyit edilmiş değil.
Evet, ben o yılların aktif katılımcısıyım, birçok kez Stalin ile buluştum, 30'lu ve 40'lı yılların önde gelen parti ve devlet görevlilerini çok iyi tanıyordum, Politbüro toplantılarında birçok kez bulundum. Ancak yine de zamanımın çoğunda tarım sorunlarıyla uğraştım, başka sorunlarda tabii daha zayıftım. Elbette bugünkü çığırtkanlardan çok daha iyiyim, ama yine de yeterince profesyonel değilim. Bu nedenle bunu hesaba katmanız gerek.
30'lu ve kısmen 40'lı yılların temizliklerinin esas sebebi nesnel etkenlerdir. Her şeyden önce elbette sovyet iktidarının açık ve özellikle gizli düşmanlarının kudurmuşcasına direnişi gelir. Açık düşmanların sayısı, gizli düşmanlardan çok daha az idi, tüm zorluk da buradaydı.
Ekim devrimi sonunda zenginliklerini, ayrıcalıklarını, başkalarının emeğiyle yaşama fırsatlarını yitirenlerin hepsi yurt dışına kaçmadı. Bun insanların birçoğu devrim sonrası ilk yılların karmaşası ve bulanıklığından yararlanarak devlet ve parti aparatına hatta NKVD'ye bile girmeyi başardılar. Ayrıca her yerde eğitimli, kalifiye uzmanların sıkıntısı çekiliyordu. Özellikle maddi olandaki bir dizi ayrıcalıklarını yitirmiş ve başka alternatifi olmadığından deyim yerindeyse 'bağrına taş basarak' Sovyet aparatına çalışmaya gelmiş olan devrim öncesi entelijensiyanın önemli bir bölümü potansiyel bir 'beşinci kol' idi. Eski NEP'manlar ve Sovyet iktidarından nefret eden Kulak'lar, orta halli köylülerin bir kısmı ve her devrimde ve büyük toplumsal dönüşümlerde kaçınılmaz olan bazı aşırılıklarından ve anarşiden zarar görmüş bazı işçiler de buna dahil edildi. Bir kısmı yurt dışındaki mülteci çevrelerle düzenli bağları olan, yeraltına çekilmiş burjuva, küçük-burjuva ve hatta monarşist eğilimli siyasal gruplar ve grupçukları faaliyeti de daha az olmakla birlikte hissedilir bir tehlike arz ediyordu. Bütün bunlar Stalin'in ya da NKVD'nin uydurması değil, olabilecek en saydam gerçek idi.
Açıkça anti-sovyet amaçları olan Sanayi Partisi denen davadaki soruşturmalar sonucunda, bilinçli ve kasıtlı olarak sabotajcılık yapan yaklaşık iki bin kişinin ortaya çıkarıldığını söylemek yeterlidir. 30'lu yılların ortalarında ben şahsen kimya ve deri sanayisinde de bilinçli yıkıcılık olaylarına tanık oldum. Ayrıca bünyesinde çalıştığım hem RSFSC Sovhozlar Halk Komiserliğinde, hem de SSCB Tarım Halk Komiserliğinde devrim öncesi entelektüellerden bazıları bizim ayağımızı çelmelemek için fırsat kaçırmıyordu. Bu yıkıcı eylemlerle Troçkist-Zinovyevist ve sonra buna ek olarak Buharinist muhalefetin faaliyeti birleşti. Liderleri doğrusu daha 20'lerin sonunda arka plana itilmişler ve pişmanlık konuşmaları yapmak zorunda kalmışlardı. Ancak epeyce Troçki ve Buharin yandaşı Parti ve Devlet aparatında, orduda, devlet güvenlik organlarında kalmıştı, bunlar buralarda 'ideolojik' nedenlerle Sovyet iktidarına zarar vermeye deva mettiler, hem de ikiyüzlüce Ekim'in ideallerine dayanarak. Bu arada Kızıl Ordu'nun komuta kademesinde epeyce eski Çarlık subayı vardı. Tuhaçevski Yakir, Ubroviç ve ötekiler dahil olmak üzere bunların birçoğu Troçki'nin büyük örgütsel ve propaganda çalışması sonucunda Bolşeviklerin saflarına geçtiler. Bildiğiniz gibi Lenin, Troçki'nin devrimin kendini savunma gücünün arttırılmasındaki katkısına yüksek değer verirdi. Elbette bu insanların çoğunluğu kendi toplumsal kökenlerine ait belli önyargılarını korumakla birlikte Sovyet iktidarına sadık idiler. Ancak içlerinde kin tutanlar da vardı ve bu da belli bir tehlike kaynağı idi, çünkü Troçki müthiş bir örgütçü ve konspiratif yetenekleriyle yurt dışında iken de ülke içindeki hoşnut olmayanlarla düzenli bir bağ kurmuştu. 30'lu yıllarda SSCB topraklarına gönderilen kapitalist istihbarat örgütlerinin çok sayıda doğrudan ajanlarından söz etmiyorum bile.
Sovyet iktidarının düşmanları, ki bunların toplamı herhalde birkaç milyon idi, elbette halkın içinde bariz bir azınlığı oluşturuyordu. Ancak işgal ettikleri makanların önemini, daha yüksek entelektüel eğitim, bilgi düzeylerini dikkate alınca, bunları sosyalizme potansiyel tehdit olarak hesaba katmamak suç işlemek olurdu, ciddi bir siyasetçi için affedilemez bir düşüncesizlik olurdu. Düşmanlığını gizlemeyen kapitalist kuşatma ve yaklaşan faşizmle ölümüne kapışma koşullarında, ülkenin önderliği, ülkeyi içerenden gelmesi olası darbelerden korumak, potansiyel 'beşinci kolu' silahsızlandırmak ve parti, devlet, ordu yönetim saflarında maksimum birliği sağlamak için büyük ölçekte önlemler almak zorundaydı tabi ki. "
(Litov, Stalin ve Hruşçov Hakkında İvan Benediktov İle Söyleşi, s. 33-34-35-36, Yazılama Yayınevi)...............https://plus.google.com/112365406570080242447/posts
Son Haberler
Sayfalar
İbrahim Kaypakkaya -Erdoğan Yalgın
Baba Ali Kaypakkaya doğan çocuğuna muhemeldir ki, Haranlı İbrahim Peygamberin adını verdi. Dünyaya gelen (1949) bebek, İbrahim Kaypakkaya’ydı.
Gezi heyulası burjuvazinin korkusu olmaya devam ediyor
Türkiye işçi sınıfı ve emekçileri tarihe bir not düşmüşlerdir: Politik özgürlüklerin baskı altına alınması, yok edilmesine karşı sessiz kalınmayacaktır. Kutuplaştırılmaya, islamlaştırılmaya, demokratik hak ve özgürlüklerin yok edilmesi karşısında sessiz kalınmayacaktır. Gezi’nin tarihe düştüğü not budur.
Tarihsel bir şahsiyet TKP/ML'nin Kurucusu kurucu Önderi İBRAHİM KAYPAKKAYA-Halil Ahmet
Kimilerince genç Komünist diye bilindi. Yaşı 24’dü, ortaya koymuş olduğu eser ise bir dâhinin ortaya çıkarmış olduğu esere benzerdi. Amacımız, Komünist öndere dahi sıfatı yükleyip, olmayacak, başarılmayacak şeyleri başarmış olmasını göstermek değil. Bizler Komünist öndere dahi misyonu biçmiyoruz. Zira dahi demek, burjuvazinin bir takım insanları yüceltmesi, her yüzyılda bir gelen insanlar kategorisi çıkartmak, mucit icat vb şeyleri bulanları toplumlar tarihi sınıf savaşımında iyi şeyler gerçekleştirmiş olanlara da içteki ve dıştaki burjuvazi tarafından payeler biçilmesidir sadece.
Kiminle Çuvala Girdiğini Bilmek- Fikret Başkaya
HDP’li milletvekillerini Meclis dışına atma operasyonunun terörle mücadeleyle uzaktan-yakından bir ilgisi yok. Tam tersine savaşı şiddetlendirmek ve faşist tırmanışı kurumsallaştırmak için öyle bir yola giriliyor. Asıl amaç tek adam diktatörlüğünü tesis etmek!
Rakka Operasyonu Emperyalizmle Kurulan Köprüdür!- Marco Karakaya
Suriye’de 2011’den bu yana yaşanan toplumsal gelişme ve karmaşa hali derinleşerek devam ediyor. Artık Ortadoğu sisteminin nasıl şekilleneceğine dair bir mücadele ve savaş süreci yaşanıyor diyebiliriz. Uzun süre muhalif denen ve geniş bir emperyalist blokun ve bölge gerici devletlerinin desteğiyle ayakta duran kesim gerek askeri gerekse de siyasi anlamda Esat rejimi karşısında ciddi bir başarı üretemedi. Rusya ve İran’ın Esat rejimine sunduğu destek Suriye’de ki “savaşın” tam bir “vekalet savaşı” niteliğine bürünmesine neden oldu.
Rakka’ya Sefer Tutarlı Devrimci Çizgiye Yönelik Seferdir!
Ortadoğu’da emperyalist güçler kendi sermaye egemenliklerini kurmak için her alanda savaşıyor. Ortadoğu halkları emperyalist kan emici haydutların kırımından,vahşetinden, zulmünden inim inim inliyor. Yüzbinlerce mazlum kadın, çocuk genç-yaşlı katledidi.milyonlarcası yerinden, yurtlarından zorla koparıldılar. İşkence, zulüm gördüler. Binlerce kadın aşağılık haydutlarca seks kölesi olarak pazarlandı.
“Zübük devrimci” dedikoducular üzerine
Öncelikle şunu söylemeliyim ki, bir devrimci durüst olmalı, yalan söylememeli. Düşündüklerini,eleştirilerini,yargılarını açık ve net söylemelidir. Kişilerin arkasında konuşmamalı, eleştirisi veya söyleyeceği birşeyler varsa muhatabı olan kişilerin yüzüne söylemelidir. Geyik muhabbetlerini yaparken gizli , imalı ,deyim yerindeyse; “sinsice, hin’ce ” iğneleyici laflarla kişiler eleştirilmektedir. Ömrüm boyunca ne bir devrimciye şiddet uyguladım nede uygulayanlara müsade ettim. Her zaman ve her koşulda karşılarında oldum, teşir ettim.
TKP/ML TİKKKO savaşçısı Sefagül Aslan,18 Mayıs’ı anmak direnişi tüm Kürdistan’a ve Türkiye’ye yaymaktır’
TİKKO savaşçısı Sefagül Aslan: “Benim Kaypakkaya yoldaşın yolundan gidişimin nedeni Kürdistan topraklarının derininde, halkın yüreğinde oluşundadır”
TKP/ML TİKKKO savaşçısı Sefagül Aslan, “18 Mayıs ölümün, yaşamın, direnişin, kararlılığın, cüretin, ısrarın, ölümlerden yeniden doğuşun simgesi olmuştur” dedi.
Aslan, İbrahim Kaypakkaya’yı, Haki Karer’i, Dörtler (Necmi Ferhat, Eşref ve Mahmut) gibi devrimci öncülerin ölümsüzleşmelerinin yıldönümünde andığını ifade etti.
Dünyayı kurbağa gözüyle değil, Kaypakkaya gözüyle görmeliyiz
Madem başaramadık? Neden olmamız gereken yerde değiliz? Yaşadığımız deneyimler diyor ki, hiçbir şey bizimle başlamadı, bizimle de bitmedi. Böyle düşünmek hem bencillik hem de metafizik bir bakış acısıdır. İnsanoğlu tabiatı gereği bencil-egoisttir. Edinilen erkin özelliği doğru kavranmazsa; Erk’i insanları egemenliğine alma yolu benimsenir ki, bu da birçok yanlışa, sekterliğe yol açar.
TKP/ML - TİKKO ROJAVA KOMUTANLIĞI
18 Mayıs karanlığı parçalama günüdür
18 mayıs, karanlıkları parçalama özgürlük ateşini her tarafa yayma günüdür. Özgürlük idealini ve kurtuluş düşünü can bedeli bir mücadeleyle sonsuza dek yaşatma günüdür. Karanlığın en koyu anında özgürlüğe ve kurtuluşa sahip çıkmanın adı, direnişi büyütmenin günüdür.
18 Mayıs şehitleri özgürlük düşüyle yürümenin gerçek yoludur. Onların aydınlık yolunda kararlılıkla savaşılırsa sömürü merkezleri parçalanır ve zulmün kaleleri yıkılır. Onların ideallerine sahip çıkıldıkça emperyalizm-feodalizm ve her türden gericilik alt edilir.
TKP/ML-MK: “Şehitlerimizi, iradelerinden öğrenerek anacağız”
“Ülkemiz devrim mücadelesinin devrimci önderlerinden Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Yusuf Aslan'ı, Amed zindanında direniş meşalesi olan Dörtleri, komünist önder İbrahim Kaypakkaya'yı katledilişinin 43. yılında andığımız Mayıs günlerinde ölümsüzlüğe uğurladık yoldaşlarımızı. Bir kez daha Mayıs ayı muştuladı zaferi, bir kez daha haykırdı direnişi, baş eğmezliği, teslim olmamayı…
Türk-Kürt ve çeşitli milliyetlerden emekçi halkımız!