Cuma Eylül 25, 2026

Filistin’e Uluslararası Destek İçin Ortak Deklarasyon

Filistin’deki son olaylar, Mescid-i Aksa’da ve Kudüs’teki komşu Cheikh Jarray Mahallesinde İsrail’in sömürgeci şiddetiyle bağlantılı olarak, Filistin davasına mümkün olan ve gerekli tüm biçimlerde daha fazla enternasyonalist desteğe ihtiyaç duyuyor.

Filistin halkının mücadelesi, tüm dünya halkları için sömürgeci baskı ve adaletsizliğe karşı direnişin simgesi haline gelmiştir. İsrail’in sömürgeci Siyonist “devleti”nin, sözde Ortadoğu’yu kontrol etmek için emperyalizmin desteğiyle Filistin’e yerleştirildiği yetmiş yıldan sonra, Filistin halkının ulusal kendi kaderini tayin etme mücadelesi hiç durmadı.

Halkın evlerinden zorla çıkarılması, tarım arazilerinin ve evlerin kamulaştırılması, çocukların dahi keyfi olarak hapsedilmesi, duvarların inşası, su kaynaklarına erişimin engellenmesi, katliamlar ve savaşlar gibi sert sömürge politikaları, Filistinlilerin teslim olmasını kışkırtmak şöyle dursun, yeni nesil yurtseverler ve savaşçıların doğmasını sağladı.

İsrail, Filistin’i haritalardan silmeyi amaçlıyor ve Filistinlilere değil sadece Yahudilere aşı planı sağlamak gibi Nazi yöntemleriyle planlı bir soykırım gerçekleştiriyor.

Bu genel bağlamda, seçim sonrası İsrail iç siyasi krizinin son aşamasında, görevden ayrılan hükümet, Müslümanlar için kutsal olan Ramazan ayı boyunca, Siyonist yerleşimci çetelerine camilere, meydanlarda namaz kılan Müslümanlara defalarca saldırttı. Kudüs’teki Şeyh Cerrah mahallesi, bu saldırıların, yerleşimcilerin kendileri lehine bu aileleri evlerinden tahliye etmek için verildiğini düşünüyor.

Ancak Cheikh el Jarray ailelerinin namaz kılan Müslümanların direnişi ile birleşen direniş mücadelesi bozkırı yeniden alevlendirdi!

Öyle ki bu protestonun bastırılması Filistin’in dört bir yanında ve tüm dünyada öfke ve infial yarattı. Tunus, Irak ve Yemen’de olduğu gibi birçok ülkede dayanışma gösterileri düzenlendi. İtalya, İspanya, Tunus ve Güney Afrika’daki liman işçileri İsrail gemilerinin yükleme ve boşaltma operasyonlarını sabote etti. Ürdünlü protestocular polis hatlarını aştı ve Kudüs’teki göstericilere yardım etmek için eşi görülmemiş bir olay olan kitlesel olarak Batı Şeria’ya girdi. Sonunda, 18 Mayıs’ta tarihi bir genel grev tüm Filistin’i kelimenin tam anlamıyla felç etti. Bütün bunlar olurken, Gazze’de faaliyet gösteren silahlı direniş güçleri, inananlara yönelik şiddeti durdurmak için İsrail’e bir ültimatom başlattıktan sonra, nihayetinde hava limanı günlerdir felç olan Tel Aviv de dahil olmak üzere İsrail’i aralıksız füzelerle vurmaya başladı.

Bu bildirgenin imzacıları, Filistinli kadınların, gençlerin ve halkın Gazze’den Batı Şeria’ya ve İsrail’in çoğunlukta olduğu, barikatlar ve gösterilere ek olarak işgalcilerle silahlı çatışmaların yaşandığı şehirler de dahil olmak üzere Filistin İşgal Altındaki Topraklarının tüm şehirlerindeki savaşını sevinçle karşılıyorlar. Bu son etkinlik ve mücadelede özellikle kadınlar, silahlı direniş saflarından gösterilere ve sokaklardaki genel grevlere kadar mücadelenin her cephesinde yer aldı.

Halkların mücadele tarihinin zaten fazlasıyla gösterdiği gibi, sömürgecilik karşıtı kurtuluş mücadelesinin ancak silahlı halkın mücadelesiyle gerçekleşebileceğini iddia ediyoruz.

Bu nedenle İsrail’in son saldırısına karşı direnişteki önemli gelişmeyi, direnişin 12 direniş örgütünün oluşturduğu Ortak Askeri Harekat Odası ile örgütlenmesini selamlıyoruz.

– 1993’ten beri (işgalcinin meşruiyetini tanıyan) Oslo Kapitülasyon Anlaşmaları ile devam eden ve son günlerde Filistin’deki siyasi muhaliflere karşı bir tutuklama dalgasına yol açan Fetih / PNA’nın (Filistin Ulusal Yönetimi –ÇN) kötü şöhretli işbirlikçiliğini;

– Gerici rejimleri emperyalizmin hizmetinde olan; Amerika’nın himayesi altında İsrail’le ilişkileri resmi olarak normalleştiren, onlarca yıldır Filistin davasına sırtını dönmüş durumda Arap devletlerinin ihanetini;

– Aşırı sağdan sözde “sol”a kadar İsrail’i desteklemek için birleşen, emperyalist burjuvaziyi temsil eden tüm unsurların suç ortaklığını kınıyoruz!

Aşağıda imzası bulunan örgütler, bu noktada direniş güçlerini sahada destekliyorlar, ancak aynı zamanda Filistin’deki mücadeleyi yönlendirmek için yeni bir stratejik çizgiye ihtiyaç olduğunu ifade ediyorlar. Bu yol, Siyasi İslam, küçük burjuva ve mezhepçi silahlı reformizm gibi direnişi ele geçiren bazı gerici ideolojilerin olumsuz etkisi nedeniyle Filistin davasının yaşadığı mevcut açmazı ortadan kaldıracak olan Filistin’deki devrimci Marksist-Leninist-Maoist Komünist Parti tarafından yönlendirilen elbette tüm biçimleriyle (silahlı, siyasi grevler, vb.) birlikte Uzun Süreli Halk Savaşı’nın yoludur.

Nasıl ki dünya halkları Filistin halkının mücadelesinin onlarca yıllık kararlılığından ilham alıyorsa, Filistin halkının mücadelesi de bugün dünyadaki en ileri devrimci deneyimlerden, yani Hindistan ve Filipinler’deki Halk Savaşları gibi, özellikle kendi halklarının sonsuz gücüne ve dünya halklarının ve proleterlerinin mücadelesine dayanarak sosyalizme doğru yürüyen Yeni Demokratik Devrimlerden ilham almalıdır.

Yaşasın Filistin halkının kahramanca mücadelesi!

Birleşik ve nehirden denize kadar bağımsız özgür Filistin!

Ulusal Kurtuluş Mücadelesi ve Yeni Demokratik Devrimin hizmetindeki Halk Savaşı yolunda!

Yaşasın halklar ve proleter enternasyonalizm arasındaki enternasyonal dayanışma!

Elkadehin Parti – Tunus

Nepal Komünist Partisi (Devrimci Maoist)

Türkiye Komünist Partisi – Marksist Leninist (TKP-ML)

Maoist Komünist Parti – İtalya

İşçi Partisi (Marksist-Leninist) – İspanya (WP(m-l) MLM konusunu Kongresinde tartışacak)

İşçilerin Sesi – Malezya

7626

Bir Tabut Daha Çıkmasın Diyorsak… – Hevi Devrim

Bir hafta içinde hapishanelerden üç tabut çıktı. İlki Garibe Gezer’indi. Hani yaz aylarında süngerli odada işkencenin her türlüsü ile, taciz ve tecavüzle, teslim alınmaya çalışılan Garibe Gezer. Yaşadıklarına bedenini ipe gerip bir protesto eylemiyle karşı çıkan Garibe Gezer.

Bir Canavarmışım Gibi Subaylar Beni Görmeye Geliyordu

İnsanlık tarihinin en korkunç işkencelerinin yaşandığı Diyarbakır Cezaevi'nde hapis yatmış 700 kişinin verdiği suç duyuruları üzerine geçtiğimiz günlerde Diyarbakır Başsavcılığı bir soruşturma başlattı.

Savcılık, suç duyurusunda bulunanların ifadelerini almaya başlarken Adalet Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı'na başvurarak, dilekçelerde adı geçen işkencecilerin şu an nerede bulunduklarına dair bilgi istedi.

Hücrem demir, yürek demir! (Nubar OZANYAN)

Amed Zindanı’nda ağır zulüm koşullarında mısralara dökülen acılar, ortaya konan direniş kavganın ve onurun şiiri olur. Yıllar geçmesine karşı halen kulaklarımda çınlar. İşkence ve zulmün vicdansız ve sınırsız olduğu Amed Zindanı’nda duyarlılıkla okuduğumuz sevgili Hasan Hayri Aslan arkadaşın şiiri gelir aklıma.

Aradan kırk yıl geçmesine karşı zayıflayan hafızama ilmik ilmik işlenen mısralar kavga kimliğimin parçası oluyor.

Elimiz Yakanızda, Kavgamız Yüreğinizde Korku Olacak !(Hülya Onur)

Tam betimleme olmayabilir belki ama „Bir toplumun demokrasi düzeyini anlamak istiyorsanız cezaevlerine bakın…‘ mealinde bir söz vardı. Buna kadınları da eklemek yerinde olurdu. Çünkü toplumun ana öğesi, bir çok alanda öncüsü ve var edici öznesi, en çok üreten ama emeğinin en az görüleni, görünmez emeğin sahibi kadın sadece sistemin değil, sistemin çok yönlü imtiyaz tanıdığı erkeğin de sömürü ve baskısını üzerinde hisseder, yaşar.

TKP-ML Avrupa Komitesi: “Avrupa Konferansımız Başarıyla Gerçekleştirildi!”

“Güçlü Bir Örgütlülükle Daha Büyük Adımlar Atalım” Şiarıyla Düzenlediğimiz

Avrupa Konferansımız Başarıyla Gerçekleştirildi!

 

Partimizin 24 Nisan 2019 tarihinde açıkladığı 1. Parti Kongremiz, tüm faaliyet alanlarının yeniden ve daha ileri düzeyde örgütlenmesi için konferanslar düzenlenmesi kararı almıştı.

Kapitalizm: Kriz, Faiz, Enflasyon Ve “Karanlık Ormanda Islık Çalmak”

Başlığa bakılırsa, kapitalizm kriz ve enflasyondan ibaret olduğu sonucuna varılabilir. Elbette bu eksik ve tam olarak kapitalizmi anlatmaz. Kapitalizm toplumlar tarihinin belli bir sürecinde ortaya çıkan ve kendisinden önceki toplumlar gibi belli bir yaşam süreci olan geçici toplumsal bir sistemdir. Gelinen aşamada, işçi sınıfı ve doğanın üstüne bir kabus gibi çöken bu sistemin ömrünü, burjuvazi ile işçi sınıfı arasındaki sınıf mücadelesi belirler. Bu anlamda da, kapitalist sistem sonsuz değildir ve bütün koşullar bu yüzyıl içinde işçi sınıfı tarafından yıkılacağını göstermektedir.

Monte Melkonyan (Komutan AVO) Nubar Ozanyan

Tarihe bakalım. Her halkın mutlaka kahramanları vardır. Egîdleri vardır. Özgürlük düşünde yaşattığı ve büyüttüğü birer Che’si vardır. Yerkürede zulüm ve adaletsizlik var olduğu sürece Egîdler ve Cheler asla eksik olmayacaktır.

Yirminci yüzyılın en utanç verici soykırımını yaşayan Ermeni halkının da Egîdleri yani fedaileri olmuştur. Fedai adını, özgürlük uğruna canını feda etmekten çekinmedikleri için almışlardır. Nasıl ki, Kürtlerin fedaileri ve fedai hareketi varsa Ermeni halkının da fedaileri olmuştur. Ve disiplinli bir fedai hareketi yaratmışlardır.

Kırk Katır Yerine Kırk Satır Ya Da Sosyalizm! (Arif Alıç)

Burjuva kesimlerde, özellikle de Erdoğan iktidarına karşı çıkan burjuva liberaller içinde, sistemin niteliği ile ilgili olmayıp, sistemin biçimsel yönüyle ilgili bir tartışma sürmektedir.

Başını CHP’nin çektiği burjuva muhalefet partilerinin de sorunu, tekelci kapitalist devletin korunması ve sadece hükümetin değişmesi yönündedir. Devletin temellerine yönelik saldırılara, iktidarı ve muhalefetiyle bütün tekelci burjuva partileri karşıdır.

AKP’nin Gitmesi Çözüm Mü?

TC devletinin ’90lı yıllarda içinden çıkmakta zorlandığı ekonomik ve siyasi bir dizi kriz sonrasında, temelleri bir grup Refah Partilinin 1998 yılında ABD ziyaretiyle atılan AKP iktidara getirilmişti.

Geride kalan yaklaşık 20 yıllık süreçte Türkiye hakim sınıfları AKP’den maksimum fayda elde ederlerken; işçi sınıfı ve emekçiler ise bugünlerde daha görünür şekilde ortaya çıkan sefalet ve işsizlik koşullarında yaşamaya mecbur edildiler.

TKP-ML Ortadoğu Parti Komitesi:PKK’nin 43. Direniş Yılını Kutluyoruz!

Partiya Karkêran Kurdistan-PKK’nin (Kürdistan İşçi Partisi) 43. kuruluş yılını en içten devrimci duygularımızla selamlıyor, geliştirilen mücadelede, elde edilen kazanımlarda başarılarının devamını diliyoruz.

Kristal geceler, kırılan ve sokaklara yayılan camlar (Nubar Ozanyan)

Tarihe geçen kanlı katliamlardan biridir, Kristal Gece. 1938 yılının 9 Kasım’ı 10 Kasım’a bağlayan gecesi, Naziler tarafından Yahudilere karşı düzenlenen saldırılarda ev, işyeri, okul, hastane, sinagog ve mezarlıklar yakılıp yağmalandı. Yahudilere karşı sürek avı başlatıldı. Ardı arkası kesilmeyen yağmalama, kundaklama, tutuklama ve pogromlar devam etti. 30 bin Yahudi erkek, “Yahudi olmak” suçundan tutuklandı. Yüzlercesinin ortadan kaybolduğu toplama kamplarına gönderildiler. Okullar, kamuya açık mekanlar Yahudi genç ve çocuklarına yasaklandı.

Sayfalar