Salı Ekim 13, 2026

Durum iyidir !Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

15 Temmuz akşamı faşist klikler arasında iktidara hâkim olma kavgası yeni bir boyut kazandı. Hâkim sınıflar arasında süregelen çelişkinin özü uzlaşmaz bir çelişkidir. Bu uluslar arası emperyalist devletlerin sermaye egemenlik savaşının bir parçasıdır. Faşist klikler arası darbe girişimleri, çatışmalar, öldürmeler, idamlar vb. yeni bir şey değildir. Bu yüzyıllık TC tarihine bakıldığında çokça görülür. Tarih, Ermenilere, Kürtlere, Araplara, Alevilere vb. yapılan soykırımla, katliam ve akıl almaz işkence, zulümle doludur. İttihat ve Terakki’den günümüze bu böyle oldu.

Peki, bugün durum ne? Faşizm kendi içerisinde iktidara hâkim olma dalaşında çatırdıyor. Hâkim faşist klikler arasındaki çelişki giderek derinleşiyor. Görünen o ki, gelecekte hâkim sınıflar arasında it dalaşı daha da derinleşecektir. Yarın hangi faşist klik kiminle nikâh kıyar şimdiden kestirmek mümkün değil. İki ucu boklu değnek, biri birinden beter. Bırakın yesinler birbirini bu katiller sürüleri... Hangisi işbaşına gelirse gelsin, değişen bir şey olmayacak, faşizm dozajını artırarak devam edecek. Hâkim sınıflar arasında ki dalaşta bir tasfiye hareketidir. Burada herhangi birine bizlerin taraf olmasını düşünmek deli saçmasıdır.

Faşist diktatörlük bilindiği gibi 12 Eylül askeri faşist yasalarıyla ülkeyi yönetmektedir. Bazı çokbilmiş aklı evvellerin dediği gibi "Erdoğan demokrasiyi getirecek, Kürt sorununu birlikte çözecek "safsataları da böylece bitmiş oldu. Parlamenterist açık faşist darbeci faşizm daha da koyulaşarak, katliamlarını artırarak devam ettirecektir. Öncelikle kavranması gereken Parlamentosu maske olan yeni kılıf ve yöntemlerle faşizm varlığını daha fütursuz zulümlerle devam ettirmek istemektedir. Görülmesi gereken o ki, parlamentoya bel bağlamak, demokrasi ve özgürlüklerin parlamenter sistemle geleceğini, söylemek, ona bel bağlamak karanlığa daha çok gömülmeyi istemektir. Tamda bu özce de hangi yönetim şekliyle halklarımızın karşısına çıkarsa çıksın birinden birine mut bağlamak imajı vermek faşizme hizmet etmekle eş değerdedir…

Faşizm kendi iç hesaplaşmasını kısa zamanda tamamlayacaktır. Bu şu veyahut bu kliğin hâkimiyetiyle sonuçlanır bu o kadar önemli değil. Bilinen şu ki, değişen hiçbir şey olmayacaktır. Aksine, faşizmin tüm katliam soykırım okları başta azınlıklara ve halklara yönlendirilecek, 12 Eylülde olduğu gibi, devrimci, sosyalist, demokrat ve aydınlara yönelecek, "silindir gibi, ezip geçmek" isteyecektir. Erdoğan planını adım adım yürürlüğe koydu, koyuyor. Önemli ölçüde de başarıda gösterdi. Ancak gelecek neyle sonuçlanır orası kesinlik kazanmış değil. Bu hesaplaşmada birden çok emperyalist devletin sermaye savaşı yatıyor. Devrimcilerin görevi yaşanan sermaye savaşlarını, hâkimiyet kurmak için birbirlerini en zalim ve aşağılık şekilde bertaraf etmelerini iyi okumak olmalıdır. Bu çelişkilerden demokratik halk iktidarları için nasıl faydalarınızı hesaba katmalıyız. Çünkü, düşmanımız ciddi çelişkiler, iç çatışmalar, yaşıyor, devlet düşünemediğimiz kadar kaos ve kriz yaşıyor. Yarın neler olacağı şimdiden belli değil...                

Hepimiz bunun bilincinde olmalı, devrimci dayanışmayı, halkların birliğini faşizme karşı savaşmak için ön plana çıkarmalıyız. Örgütlerin birliğinden öte çeşitli milliyetlerden halklarımızın tabandan gelen birliğine ihtiyacımız var. Bugün bu birliğin temeli iyi atılırsa eğer, yarın faşizme karşı yürütülen demokrasi ve bağımsızlık mücadelemizin zaferle taçlanması hayal değil gerçeğe dönüşecektir. Yeter ki geçmişte yaşadıklarımızı doğru tahlil etmeyi becerebilelim. Benmerkezci anlayışlardan kurtulmalı, faşizme karşı halkların örgütlülüğü esas almalı her alanda demokrasi ve bağımsızlık mevzileri oluşturmalıyız. İçinde bulunduğumuz durum bize bunu emrediyor.

Ezilenlerin önünü açacak çok önemli bir fırsat doğmuştur bugün. Yönetenler, hâkim klikler kanlı bir çatışma içerisinde, birbirlerini yiyorlar. Ülkemiz büyük bir altüst oluş yaşıyor. Dünkü stratejik güçleri bugün dağılmış durumda. Faşizmin hangi kanlı kliği, hangi darbeci halk düşmanı kliğinin iktidarı devam ettireceği belirsizlik taşıyor. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, tarihin en zalim panislamist-pantürkist faşist Erdoğan kliğinin saltanatı çatırdadı, eskisi gibi güçlü ve kendine güven içinde yatağa giremiyor. En yakınına dahi güven duymama şüphecilik korkuları yaşıyor. Kürt ulusunu acımasızca yakıp yıkması, kadınların, çocukların, gerillanın acımasızca boyunlarını koparması resimler servis etmesi bundandır. Eli kanlı zalimin bastığı zemin kaygan, toprağı geleceği karanlık bir bataklık. O yıkılmaz faşist saray derlenip toparlanırsak mevzileri sıklaştırırsak, örgütlenirsek güçlü bir vuruşla yıkılacaktır. Çünkü emperyalizm ve faşizm" kâğıttan kaplandır" Başta Aleviler olmak üzere tüm azınlık halkımız Irak'ta, Suriye'de yaşananları yaşamak istemiyorsa, bugün büyük bir kaos ve korku yaratma provası olan darbe planı yarın halklarımıza neler getireceğini görmemizi sağlıyor. Devrimci güçler; faşist Türk devletine, Türk devleti ve emperyalist sermaye tarafından her yerde örgütlenen IŞID ve diğer İslamcı faşist çetelere karşı, ırkçı faşist Ülkücü, Alperen, Osmanlı ocakları gibi kontra mafya çetelerine karşı halkların korunmasında güvencemiz ve teminatımızdır.

Artık durup ölüm ne zaman gelecek diye beklemenin daha büyük ölümlere, soykırımlara, yıkım ve yurdumuzdan, toprağımızdan kopmamıza yol açacağı açıktır. Bugün parlamenter faşizmin yaptığı zulüm ve katliam 12 Eylül askeri faşist diktatörlüğünden daha pervasız, daha katmerlidir. Sıkıyönetim, olağanüstü hal vb. kararlar almakla, halklarımızı bunla tehdit etmekle korku salınmak isteniyor. Zaten, devleti yöneten darbeci faşist kanlı bir kliktir, yarın parlamentoyu fes etse ne yazar, etmese ne yazar. Pratikte parlamentonun işlerliği ortadan kalkmış, işlevini yitirmiş her türlü yetkisi elinden alınmıştır. Erdoğan faşist kliği devletin tüm kurumlarını ele geçirmiştir. Bugün baş düşmanımız devleti yöneten faşist Erdoğan kliği ve onunla ittifak halinde olanlardır. Bu diğer faşist kliklerle mücadelemizi tatil etme anlamına gelmez, gelmemeli de... Buradaki gerçek şu ki, okun sivri ucunu asıl kime yöneltmeliyiz. Bu bu kadar açık ve net, düşman klikler arasındaki, dalaş iyidir, çatışma iyidir. Bu düşmanın zayıflamasına, güçlerinin dağılmasına yol açar hepsi bu... Biz düşmanlarımızı doğru tespit edersek, öncelikleri okun sivri hedefine korsa doğru yapmış olur düşmanın yaşadığı çelişkilerden devrim güçleri için yararlanmış oluruz.

Devrimin dostları mutlaka bir araya gelmeli, mevzilerini güçlendirmek için olağanüstü çaba harcamalıyız. Bilinmeli ki her şey devrim güçlerinin lehine, morallen de bu böyle. Şartlar, koşullar geçmişten daha elverişli. Yeter ki bunu görelim, şu veya bu bakışla ittifaklar kurmalı, dayanışma ve eylem birliklerini faşizme karşı kalıcı kılmanın yollarına bir taş da biz döşeyelim. Evet, bilmeliyiz ki, faşist diktatörlük yarın tüm devrim güçlerini ezip geçme hareketi başlatacaktır. Bu geçmişte yaşanan deneyimlerle biliniyor. Faşizme bu fırsatı vermemek için, Kürt ulusal kurtuluş hareketiyle her bir mevzide ittifaklar, eylem birlikleri esas olunmalı, devrim güçleri derlenip toparlanmalı, mücadeleyi kendiliğindenliğe terk etmemelidir. Bu Aleviler için de geçerlidir. Kürdistan’da yaşanan imha ve soykırım yarın Türkiye'nin dört bir yanına yayılabilir. Faşist Türk devleti bunu istiyor. Faşizme karşı meydanları, mevzileri boş bırakmayalım, terk etmeyelim. Kararlı ve örgütlü mücadele bilinmeli ki bizi faşist diktatörlükten kurtaracaktır. Kısaca durum kötü değil, iyidir. Durum halklar ve devrim güçleri lehinedir. Nerde olursak olalım ses vermeliyiz. Baskı ve zulme boyun eğmemeliyiz. Herkes yapabileceğini yapma sorumluluğu taşırsa eğer, faşizm belasından kurtulmanın yolunu yakalamış oluruz.

   20 -7-2016  Hasan Aksu

50201

Son Haberler

Sayfalar

Durum iyidir !Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

TKP-ML Ortadoğu Parti Komitesi;Ölümsüzlüğünün 2. yılında daha fazla savaş, daha fazla “Ozanyanlaş”

Partimiz TKP-ML’nin üyesi, ordumuz TİKKO’nun Rojava Komutanı Nubar Ozanyan yoldaşı ölümsüzlüğünün ikinci yılında ideallerine ve savaş kararlılığına bağlı kalacağımız sözümüzü yineleyerek anıyoruz.

‘’Hataları Savunmak, Onları Büyütmek’’ Kendimizi ise Küçültmektir

Eleştiri konusu yapılacak ve haklı eleştiriyi gerektirecek yığınca sorundan, zayıflıktan, hatadan ve yanlıştan bahsedilebilir. Bunların abartılı, kaba ve ilkesel biçimleri hoşgörüyle geçiştirilemezler.  Ancak, hoşgörüyle karşılanabilecek olanları da mutlaka belirgin bir miktarı oluşturur. Bu ayrımı yapmak, metot sorunudur. Gereklidir. Hem ciddi muhtevada ve hem de daha az ciddi muhtevada bir dizi sorunun istisnasız olarak coğrafyamız devrimci hareketin tümünde olduğu iddia edilebilir.

ԲարեւՆուպարՃան Merhaba Nubar Can…

Aradan geçen iki yıl zarfında zamansız bir anda aramızdan ayrılmanı hiç beklemiyorduk.

Ve hiç de kabullenmedik. Dostların, arkadaşların, yoldaşların tüm yakınların arasında şok etkisi yarattı. Yıkıldık, kaldık…

Rojava’dan Başur’a, Bakur’danYerevan’a kadar ne kadar da sevenin-soranın olduğunu bizi bırakıp gittikten sonra anladık, yaşadık ve gördük. Mütevazilik, çıkarsız davaya bağlı kalmanın, alçak gönüllü ve mert bir Partizan olmanın yarattığı sevgi seline bizi bırakıp gittikten sonra tanık olduk…

TKP-ML Komünist Kadınlar Birliği: “Bu düzen değişecek, onu biz değiştireceğiz!”

Çeşitli milliyet ve inançlardan Türkiye halkına yönelik giderek tırmanan faşist saldırganlık, 12 Eylül 1980 Askeri Faşist Cuntası dönemiyle kıyaslanabilecek boyutlardadır. Gözaltı ve tutuklamalar, ajanlaştırma-işbirlikçilik dayatmaları, uzun süreli gözaltılar ve gözaltında işkence vakaları, güvencesiz ve esnek çalışma koşulları, işten atmalar, grev yasaklamaları, hız kesmeyen OHAL ardılı uygulamalar vb. politikalar dikkate alınırsa bu kıyasta bir doğruluk payı da vardır. Bu tablo aynı zamanda Türk hakim sınıflarının yönetememe krizinin derinleştiğini de göstermektedir.

Rojava’ya Yönelik İşgal Saldırılarına Karşı Koyalım!

TC devletinin son hamleleriyle gerek Irak Kürdistanı ve gerekse de Suriye Kürdistanı (Rojava) genel olarak Kuzey ve Doğu Suriye, yeni çatışma riskleriyle karşı karşıya.

TC devletinin, Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi’yle işbirliği içinde Irak Kürdistanı’na yönelik gerçekleştirdiği işgal harekatı devam ederken, aynı anda Rojava sınırına yapılan askeri yığınak da dikkat çekiyor.

Şengal Jenosidi: Ezdi kızlar, Baba Şêx’in fetvasıyla Laleş’e döndü

IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Ezdilerin yurdu Şengal’e saldırmasıyla Ezdi Kürtler dünyanın gözü önünde tarihin en büyük soykırımlarından birini yaşadı. IŞİD’in saldırılarıyla 73. Kez soykırıma uğrayan Ezdiler, Arap komşu ve kirveleri tarafından da ‘Kafir’ ve ‘düşman olarak ilan edildiler. Soykırımdan kurtulan Ezdi Kürtlerinin anlatımına göre, birlikte yaşadıkları Arap komşuları, köy okullarından megafonla ‘Katli vaciptir’ çağrılarında bulundu.

3 Ağustos 2014 Ezidi Soykırımı! -Dursun Ali Küçük

Bu kaçıncı uygulanan soykırım fermanı?
Sömürgeci devletler ve İslam ne çok kırdı Ezidileri..
O kadar kırıldı ki, bu gün Ezidilerin çoğu Kürdistan'ın dışında sürgün..
Ezidi Kürt Aydını Kerem Ankusi: "atalarımız inançlarını bırakmadıkları için Kürdistan dan çıkarıldılar ve buralara kadar geldik". diyordu.
Ülkemizden soykırım ve sürgün ile kovulmakla da yok olmayla yüzyüzeyiz diyordu...

Savaş Partisi-Savaşçı Parti

Proletarya Partisi, kırk yedi yıllık mücadele tarihi boyunca izlemiş olduğu silahlı mücadele çizgisi doğrultusunda sınıf mücadelesinin haznesine hatırı sayılır bir birikim ve tecrübe kazandırmıştır. Merkezine silahlı mücadelenin oturduğu bir siyasal zeminde doğmuş, serpilip gelişmiş, büyümüştür.

Bu haliyle sınıf mücadelesinde defalarca kez geriye düşse de, içerden ve dışardan aldığı darbelerle savaşçı karakteri yok edilmeye çalışılsa da, ayağa doğrulmasını bilmiş; silahlı mücadele hattından taviz vermeyerek yoluna devam etmiştir.

S-400’lerin Ekonomik-Politik Yüzü

Türk devletinin Rusya’dan S-400 savunma sistemini alması, bir çok yeni tartışmayı da beraberinde getirdi. S-400’ler ülkeye gelene kadar, “ülkeye gelmez” diyenler elbette yanılıyorlardı.

S-400’ler konusunda burjuva kesimler içinde de iki eğilim var. Biri NATO içinde kalınması ve Rusya’dan alınan silahlardan vazgeçilmesi. Bu görüş daha çok AB ve ABD yanlısı güçler ve liberal burjuva aydın kesimler savunuyor.

TKP-ML TİKKO güçlerinin Siyasi Komiseri:Rojava Devrimi 7 yaşında:Kazanan ezilen halklar ve devrimciler olacaktır!

“Şu anda Rojava toprakları ve devrimi, faşist TC devletinin ve DAİŞ çetelerinin ciddi saldırı ve işgal tehdidi altındadır.

AKP’de Çürüme ve Çözülme, Yolun Sonu Görünüyor!

Düzen cephesinde, siyaset sahnesi 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinin yarattığı sonuçların yüküyle, şiddetli çatışmalara ve yeni gelişmelere gebe durumda.

Açık ki söz konusu iki seçim, 2002’den bu yana merkezinde AKP’nin yer aldığı düzen partileri arenasında, artık dengenin temelinden değişmeye başladığını, en azından bunun için uygun siyasal ve toplumsal koşulların oluştuğunu gösteriyor.

Sayfalar