Derin devletin savaş koalisyonu ve netleşen halk mevzileri
Burada iki gerçek ortaya çıkıyor; ya sermayenin yanında yer alacaksın, onun kölesi olmayı benimseyeceksin ya da ezilenin, emeğin, haklının yanında yer alarak bedel -bedeller ödemeye hazır olacaksın... Türkiye’de, Kürdistan’da ve Ortadoğu’da hızlı gelişmeler bize bu gerçeği gösteriyor. Öyle kıyıda köşede durmak, nabza göre şerbet vermek vakti bitti. O sebeple ki, hayatın olduğu her yerde saf belirlemek, risk almak, gerektiğinde ağır bedeller ödemeyi göze almalıyız.
Yaklaşık on beş günlük tartışmalar ve kulisler, gizli görüşmeler, Kürdistan’daki gelişmeler, Irak’ta, Suriye’deki olumlu gelişmeler kimin ne mal olduğunu, ne gizli dümenler çevirdiğini, emperyalist devletlerin entrikalarını, katliam planlarını ayyuka çıkardı. Bu Türkiye’de saflaşmayı da açık, net belirginleştirdi.
Düzen partilerinin kendi verdikleri sözleri terk ediyor olması 'devletin çıkarlarının her şeyin üstünde tutulması, Erdoğan’ın süt dökmüş kedi gibi şaşkınlığını hâlâ atamaması, ama rahat da durmayıp gizli proje ve planları devreye sokarak Osmanlı oyunu oynaması, tüm bu gerçekleri bize gösteriyor. Faşist diktatörlüğün amacı gelişen ulusal ve sosyal kurtuluş mücadelesinin önünü kesmek ya da durdurmayı denemek istemektedir.
Panislamizm -Pantürkizm planı emperyalist devletler tarafından gizli ve açık desteklenmekte, yeni bir proje olarak uygulamaya sokularak devrim güçlerinin önü kesilmek istenmektedir. Bu ırkçı faşist proje AKP ve MHP ‘nin savaş koşullarını yaratarak, derin devletin savaş projesini uygulamaya sokmanın ilk adımı olarak okunmalıyız. Devrimin müttefik güçleri bu gerçekliği dikkate alarak hareket etmek mecburiyetindedir. Aksi halde devrim ve halk güçleri ağır bedeller ödemekle yüz yüze gelir ki, böyle bir riski göze almak intihar etmek gibi bir şey olur. Burada bütün demokrasi mücadelesi veren güçlere, örgütlere ve bireylere büyük sorumluluklar düşüyor.
Hiçbir mücadele biçimi ret edilemez küçümsenmez. Emperyalizme karşı, faşist diktatörlüğe karşı mücadeleyi daha tutarlı hale getirmek istiyorsak bütün mevzilerde tutarlı istikrarlı olmak, doğrularda ısrarcı ve dönüştürücü olmalıyız. Kıyıda, köşede cırtlak seslerle, mırıldanmalarla, yakınmalarla bir yere varılmayacağı bilince çıkarmalıyız. Devrim müttefikleri arasında görüş farklılıkları olacak, birçok noktada ayrı strateji ve taktiklere sahip olunacaktır, bundan daha doğal bir şey olamaz. Emperyalizme ve onun uşak faşist yönetimlerine karşı antiemperyalist, antifaşist güçlerin emekten yana demokrasi mücadelesinde birlikte hareket etmeleri kadar doğru bir tavır olamaz. Kaypakkaya bize bu birliğin olmazsa devrim olamaz mantığını daha programını yoğun tartışma içerisinde netleştirdi. Biz bu gerçeği görmezden geldik veya kavrayamadık. Tarihi gelişim ve toplumsal mücadele Kaypakkaya’yı doğrulamakta, bizi ise dogmatik, enginlikten yoksun olduğumuzu, Kaypakkaya’yı doğru kavrayamadığımızı görmekteyim.
Yasal zeminlerde verilecek mücadele çok hassas ve kaygan bir zemin taşımakta olup devrim güçleri reformize edilmeye çalışılacaktır. Bunun objektif zemini mevcut olup, devrim müttefikleri içerisinde çokça reformist, devletle hala bağlarını koparmamış dirsek temasını devam ettiren 'ünlü' kişiler var, bunlar her zaman oynak ve güçler dengesine göre hareket edecektir.
HDP de böylesi birçok sesli bir yapılanma içerisinde Celal Doğan’dan, Miroğlu’na, Altan Tan vb. bulunmaktadır. Unutulmamalı ki, sosyalist blok olarak karşımıza çıkan güçlerin ezici çoğunluğu yasal zemini temel almakta, bunun dışında hareket edenleri 'aşırı, tehlikeli, anarşizan vb. görmektedirler. Tüm bu karmaşık güçlerin birlikteliği, bir arada olması, sosyal, toplumsal, ırksal, cinsiyetçi, inançsal ayrımcılığa karşı birlikte faşizme karşı mücadele yürütmesi Yeni Demokratik Türkiye’nin yaratılmasına önemli zemin yaratacağı inancındayım.
Keskin laflarla işler bir yere varmıyor, yalnızca kendi egosunu birey ya da örgüt tatmin etmektedir. Oysa gerçekler öyle değil ve objektif şartlar durumun hiçte dizim düşündüğümüz gibi olmadığını göstermektedir.
Devrim güçleri yakaladıkları bu gelişim ve değişim mevzilerini daha da sıklaştırmalı ve geliştirmelidir. HDP bugünkü duruşuyla olumlu ve iyi yolda, düzenin çarkları dışında kaldıkça yer yönlü desteklenmelidir. İçerisindeki kaygan zeminlerin temennilerini boşa çıkarmak istiyorsak bu mevziiyi sahiplenmeli, destek vermeli, gelişimine fiili katılmalıyız. Unutmayalım bizle yetmişli yıllarda Mustafa Timisi’nin Birlik Partisinde çalışmalar yürüttük, önemli mevzilerde kazandık. Bugün HDP birlik partisinden daha ileri mevzilerde yer almakta, daha da tutarlı durumdadır. Halklarımız neredeyse biz orada olmalı, birlikte olmalıyız, örgütlenmeliyiz. Mücadeleyi dağların yüceliğine çekmek istiyorsak burun kırılan bu mevzilerde yerimizi almalıyız derim. Herkes mevzilerini belirlemeli, kurulacak AKP ve MHP derin savaş koalisyon devletine karşı hazırlıklı olmalıdır. Yarın devrim güçlerine karşı faşist saldırılar, komplolar, katliamlar daha da artarak devam edecektir.
Demem o ki, yarın geç kaldığımızda ahlar vahlar çekmeyelim. Emperyalist devletler ve onun faşist işbirlikçi devletleri IŞID gibi katil paravan örgütleri yarın devreye daha çok sokacak terör halka uygulayacaktır. Buna müsaade edilmemeli Kobani direniş ruhunu her yerde devam ettirmeliyiz. Amerikan emperyalizmi başta olmak üzere tüm emperyalist haydutlara savaş baronlarına karşı tutarlı, güçlü bir mücadeleyi hedef olarak önümüze koyuyorsak dostlarımızı yanımıza almak zorundayız. Devrim devrimin dostlarıyla yalnızca gerçekleşebilir. Devrimin dostları katılmadan devrim yapmak yalnızca ve yalnızca saf bir hayaldir.
HASAN AKSU 21-6-2015
Son Haberler
Sayfalar
“Yetiş Yalnız Demokrasi, Özgürlük ve Eşitlik Mücadelemizde Yeni Bir İlham Kaynağımız Olarak Yaşamaya Devam Edecektir!”
ATİK-Uluslararası Demokratik Kamuoyuna Duyuru-
Bugün 8 Mayıs, Hitler faşizminin kapitülasyonunun Avrupa’da ilan edildiği gündür. Bir taraftan tarihin bu onurlu zaferinin sevincini yaşıyoruz. Ancak aynı gün, eski ENİLKOM aktivistlerimizden Yetiş Yalnız’ın 11 yoldaşıyla birlikte, partizanca direniş örneği sergileyerek ölümsüzleştiklerini öğrendik. Bu çatışma ve direniş, 24-28 Kasım 2016 tarihinde, DERSİM-ALİBOGAZI bölgesinde, soykırımcı ve katliamcı faşist Türk Ordusu’nun bir operasyonu esnasında olmuştur.
Hasretle ve inançla… “Umudun öyküsünü yazmak bize düştü!”
“Umudun öyküsünü yazmak bize düştü / Bize düştü sunmak hayata ömrün baharını / Acıları tas tas içmek / kan tükürmek ihanete / Bize düştü gözyaşsız ağlamak genç ölümlere / Yetim şafaklara kardeş olmak / Alayla gülümsemek karanlıklara / Hasret vurgunuyla yanmak / Vedalaşmadan yürümek sonsuzluğa... / bize düştü / Tarih payıdır kaçınılmaz / Vurun kanatlarınızı dostlarım”*
Tarih paylarını canlarıyla ödeyerek ve son bir veda sözcüğü etmeden sonsuzluğa yürüdü 12 kızıl karanfil. Onlar ki her biri umudun öyküsünü yazdılar kısacık yaşamlarıyla.
TKP/ML-TİKKO Rojava Komutanlığı;“12’leri anmak, onların boş kalan mevzilerini doldurmaktır”
Durmak yok bu koşuda,
Ağıt yok dilimizde, dizlerde titreme yok.
Kaç güneş sönse de sönsün içimizde,
Hep aydınlıkta yakalayacağız ölümü...
TKP/ML TİKKO Dersim Bölge Komutanlığı:12 yoldaşımız şehit düşmüştür.
24-28 Kasım 2016 tarihleri arasında Dersim'e bağlı Ali boğazına yönelik Faşist devlet güçleri bir operasyon düzenlemiştir. Bu operasyon da yaşanan çatışmalarda devlet güçlerinden ölü ve yaralı asker olurken, 12 yoldaşımız şehit düşmüştür.
Şehit yoldaşlarımızın kimlik bilgileri şöyledir;
* Kod: Ahmet / Yetiş Yalnız / 1980 Fransa doğumlu
* Kod: Munzur / Serkan Lamba / 1985 Maraş doğumlu
* Kod: Aşkın / Hasan Karakoç / 1980 Dersim doğumlu
* Kod: Cem / Umut Polat / 1993 Dersim doğumlu
* Kod: Bakış / Samet Tosun / 1996 Tokat doğumlu
CHP Sosyalist Enternasyonel’den çıkartılmalı… – Ahmet Nesin
Oldum olası insanın içinde bir umut olmalı diye düşünürdüm gençliğimden beri. Hâlâ aynı şeyleri söylüyorum ama kimi konularda zorlamanın bir anlamı kalmadığına inandım. Esasında böyle düşünmeme neden olan da CHP oldu, CHP’nin ne kadar çok sosyal demokrat bir parti olmasını arzulasam da, onlar bunun asla mümkün olmayacağını haykırdılar kendimi bildim bileli. CHP sosyal demokrat parti olacak da, üye olacağımdan değil, Türkiye’nin böyle bir partiye gereksinimi olduğundan.
Varlık zeminini sorgulamak, varlık bilincini kavramak ve gerçeklerden beslenmek
Dünyada ve ülkemizde karşı devrimci dalganın büyütülmek istenmesinin en net emaresini Ortadoğu’daki emperyalist pazar savaşından görmekteyiz. Emperyalistlerin Ortadoğu’da gerçekleştirdiği bu saldırılar aynı zamanda bölge halkının emperyalizme olan öfkesini büyütmektedir. Ancak ne yazık ki bu çelişki yine emperyalistlerin desteği ile ortaya çıkan, gelişip serpilen veya bölgede kendini bu çelişkiler üzerinden var eden fundemantalist İslami akımlarca dönüşüme uğratılmaktadır.
1 Mayıs'in ardından ya da Kitleleri Kazanma Siyaseti
2017 1 Mayıs’ı bir önceki yıla göre daha kitlesel ve daha yagın bir şekilde Türkiye ve Kürdistan’ın hemen hemen her yerinde kutlanmıştır. Bu, sermaye devletinin faşist tek adam diktatörlüğüne bir karşı koyuştur, aynı zamanda. Aynı zamanda, referandum’da yapılan hileye ve düzen partilerinin durumu olağanlaştırma çabalarına karşı işçi sınıfı ve emekçiler açısından olumlu bir tepkisel karşı çıkıştır.
“Cennette büyük kaos var! Vaziyet şahane!”
Referandumun ilk aşaması “Evet”in kıl payı öne çık(arıl)ması ile sonuçlandı. Başkanlık sistemi, merkeziyetçiliğin daha kurumsal hale getirilip, egemen kliğin devlet iktidarında çelişkilerden azade bir rahat soluk alabilmek için tasarlanmışken daha ilk adımında, kendi sınıfdaşlarınca dahi meşruluğu sorgulanır hale geldi. Devlet krizinin farlı krizleri de doğurarak büyüyeceğini, böyle bir kaos durumunun da devrimciler açısından ezilenlerle birlikte çok yeni kapılar açacağını tespit etmek gereklidir.
İbrahim Kaypakkaya Beynimizde Bilinç, Bileğimizde Güç, Yüreğimizde Cesarettir!
“Musa Kırmızı asılmayacak!
Biz hapiste çok yattık. Hapisliğin ne olduğunu biliriz.
Ölüm dersen her gün karşı karşıyayız!”
(Yılmaz Güney'in 1970 Yapımı Yedibelalılar Filminden bir replik.)
Türkiye devrimci hareketine birkaç söz:
16 Nisan referandumundan sonra özel olarak devrimci basına göz gezdirip bir şeyler aradım. Öyle ya, her hareketin bir nedeni ve bir sonucu olduğu gibi, bir yorumu bir analizi, çıkarsanılacak dersleri de vardır! Referandum öncesi tavrını “Hayır” ve “Boykot” olarak açıklayan devrimci hareketin çeşitli kanatlarının, seçim sonrası süreci değerlendiren, belirledikleri tavırların referandum sonrası kazanım ve kayıplarının muhasebesini yapan bir yaklaşım görmedim.
Emperyalistler arası savaş çanları çalarken... ENTERNASYONAL MÜCADELEYİ YÜKSELTELİM!
Trump’ın başkan olmasıyla ABD emperyalizminin gittikçe ivmesi artan saldırgan politikalar içine girmesi salt politik düzlemde açıklanamaz. Ekonomi, politikayı belirleyen temel parametre olduğu için politika, salt politika değildir. Siyasi alandaki değişim ve gelişmelerin daha görünür olması onu ön plana çıkarırken ekonomiyi görünmez kılar. ABD emperyalizminin Ortadoğu alanındaki saldırganlığı, emperyalistler arası çelişkilerin her alanda derinleşmesinin bir sonucudur.
Comment form