Perşembe Eylül 24, 2026

Delirmeye Az Kaldı Doktorum Nerede

Mahlukatlar içerisinde, kendisi gibisini, yaratabilecek tek canlı insanlardır. (Albert Ergün Einstein)

Ah.... çocuklar... ahh....

Memleketteki partilerin zayıflıklarını öne sürerek her türlü burjuva partileriyle bir araya gelenler....

İş dünya proletaryalarının burjuva renkleriyle bir araya gelmeye gelince....

Dünya proletarya partilerin zayıflıklarını öne sürerek bir araya gelmeyi ret etmekteler.

Ve bu insanlar örgütlüler biz proletaryalar örgütsüz.

Ve bu insanlar örgütlüler biz proletaryalar örgütsüz.

Ve tc’nin okul sıralarında olsa dahil...

Düzenli ordunun ve tbmm’nin siyasi kontrolu altına girmek istemeyen bir kısım kuvayi millicilerin kemalizme karşı neler söylediklerini ve ne gibi olumsuzluklar içerisine girdiklerini öğrenmediğimizi düşünen bu eternasyonalist karşıtı insanlar biz proletaryalara karşı her türlü politik saldırıları gerçekleştirebilmekteler.

Hatta daha da ileri giderek....

Aslında siyasetten uzak...

Aslında siyasetten de hiç uzak olmayan ve marksist bir eleştiriyle de kitleleri bir araya getirmenin güçlü araçlarından biri haline de getirilebilecek insanların bilimkurgu, fantastik, korku, gerilim romanlarına dahil saldırabilmekteler.

Ama artık....

Geçti bunlar geçti.

Korku duvarı aşıldı.

Ve artık kalemi elinize alın çocuklar kalemi.

Eternasyonalistçe.

Rojava’da yaşananların yaşanmasını biz istemedik.

Ama yaşandı.

Yaşadıktan sonra orta çıkan eternasyonalist tabur'da ne dünya maoist proletaryalarının ne de başka bir siyasi görüşlerin taburu...

Dünya proletaryalarının siyasi renklerinin taburu..

Ve bu haliyle de devam edip etmeyeceğine...

Kuvayi milliyecilik oynayıp oynuyamacaklarına...

Bırakın dünya proletaryalarının siyasi renklerinin bir araya geleceği eternasyonalizm karar versin... diyerek haykırın

Korkmadan, irkmeden...

Hoyratça, küstahça, fütursuzca...

Hatta.... biraz da daha ileri giderek...

Sanata kabaca yaklaşıp...

Sanatta... sadece toplumsal yasayışın (gerçekçiliğin) izlerini arayanlara...

Sanat... sadece toplumsal yasayışın izlerini vermez

Sanat...

Ayrıca mahlukatlar içerisinde kendisi gibisini yaratabilecek tek canlı olan insanın...

Yaratabilme kabiliyetinin toplumda, mekanda ve zamanda yol açabileceği her türlü değişikliklerin (kör etmenlerinde) izlerini verir diyerek haykırın...

Ve elinize de kalemi alın çocuklar kalemi.

İstediğiniz yazın.

İster bilim kurguyu....

İster de polisiye romanı

İsterse bambaşka şeyleri yazın.

Artık korku duvarı aşıldı çocuklar aşıldı.

Korkmadan yazın.

Ve artık...

Birileri de şu düğmeyi açıp kapamasa iyi.

Her seferinde dünyaya geldiğimde ışıkların gözlerimi almasında usandım..

Ve her seferinde dünyaya geldiğimde farklı farklı gelmekten de usandım.

Kiminde örgütlü kiminde örgütsüz kiminde patron kiminde işçi

En kötüsü kiminde de kadın.

Ula marks... ula marks...

(Yaklaşık olarak)

Öz değişmedikçe akılda da köklü değişiklikler, köklü kopuşlar olmaz dediğinden bu yana

Ve de...

İnsanlık, sınırları ortada kaldıran kapitalizmde kendini kurtarabilecek devrimleri gerçekleştiremediği sürece sınırları ortadan kaldıran kapitalizm yeniden ve yeniden sınırları inşa eder...

Dediğinden bu yana... da...

Bu kapitalizmin zaman döngüleri içerisinde kaçkez ve kaçkez dünyaya gelececeğime dahil çılgınca fikirler aklımda dolaşmakta.

8826

İŞİD ve KÜRTLER

Neyse ki, kendini yaratan efendilerine karşı çıkmasından ve uyguladığı insanlık düşmanı korkunç yöntemlerden dolayı dünyada ve bölgede tecrit oldu, ateş çemberine alındı. Kürtler ulus olarak seferberlik içine girdi. Kürt halkının kararlılığı Kobene savunmasını güçlendirdi. Kobane’nin İŞİD tarafından düşürülmesi şimdi daha zor. Mevcut durum, Kürtlerin, Arap faşizminin mızrak başı durumunda olan ve Türk faşizmi tarafından da sinsice desteklenen İŞİD'i  Ortadoğu’da yeneceklerini gösteriyor.

Cambaza Değil, Tehlikeye Bak!

IŞİD (şimdi İD) hak ettiğinden daha büyük ölçüde gündemi işgal etmeye devam ediyor. İD ile mücadele bağlamında ABD emperyalizminin önderliğinde batı emperyalistleri ve bölge egemen devletlerinin bir dizi toplantı yaptığı bir süreç yaşanıyor. 4–5 Eylül tarihinde NATO toplantısında ve 10 Eylül’de B. Obama’nın yaptığı konuşmanın hemen akabinde, önce 11 Eylül’de S. Arabistan’ın Cidde kentinde bölgenin Sünni ülkeleri, sonra 16 Eylül’de Fransa’da yine bölge ülkeleri ve NATO üyesi ve bağlaşığı olan 30 devletin toplantıları yapıldı.

Ortadoğu Emperyalizm ve İD

Sahip olduğu zengin enerji kaynakları nedeniyle üzerinde kan ve gözyaşının eksilmediği ve çeşitli emperyalist savaş oyunlarının oynandığı bir sahaya dönüşen Ortadoğu; Irak ve Suriye’de devam eden iç savaş düzleminde, bizzat emperyalizm ve bazı bölge devletlerinin desteğiyle, her türlü silah ve maddi yardım sunularak, adeta  “yıldızı parlayan” bir savaş makinesine dönüştürülen IŞİD yeni saldırıların gerekçesi yapıldı. Dünya kamuoyu “IŞİD terörü”nden bahseder oldu.

Şimdi De “Değerli Yalnızlık” Mı?

Bir dönemin gözde sloganıydı “değerli yalnızlık”(!) Tayyip Erdoğan henüz Başbakanken iç politikada Gezi İsyanı'yla sarsılan iktidarının ve çizilen karizmasının; dış politikada ise önce Mısır ve ardından da Suriye başta olmak üzere Ortadoğu politikasında TC'nin içine düştüğü içler acısı hali, Başbakan danışmanı bir zat tarafından afili bir şekilde dile getirilmişti. AKP kadroları tarafından, -artık çok iyi biliyoruz ki-, adeta sinekten yağ çıkarma politikası yürütülerek, en küçük gelişmenin bile kazanca dönüştürülmesinin bir ürünüydü bu söylem.

. Adalet bakanını cezaevine kapatmalı...

 

Yahudi Partizanlar Topluluğu ve IŞİD

Kutsal caniler diyorlardı onlara. Kardeşlik Derneği diyorlardı. O’nlar için “Yahudi Partizanlar Topluluğu” diyorlardı.

T.C. Devleti’nin “En Hakiki Sorusu” Aras ERGÜNEŞ

 

Etyen Mahçupyan Ağustos ayı boyunca sırasıyla “Azınlıkların En Hakiki Sorusu”[1], “Azınlıkların En Hakiki Sınavı”[2] ve son olarak “Palyaçonun Cehennemi”[3] başlıklarıyla kaleme aldığı polemik yazılarında kısaca T.C. devleti ile azınlıklar arasındaki zalim/mağdur ilişkisine rağmen Müslüman kitlelere bakış anlamında azınlıkların elitist “Türk”le aynı safta yer almayı tercih etmesini azınlıkların ontolojik çelişkisi olarak gördüğünden bahsediyordu.

Mustafa Kahya'da gitti

“O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler.

Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.”[1]

Azalarak çoğalıyoruz…Mustafa Kahya da gitti; bugün, az önce, sabah saat 05 sularında.

Tuncay (Atmaca)’dan hemen sonra…

Gel de “Anan öle ölüm/ Mirin, diya te bimire” diye haykırma!

Gel de Enver Gökçe’nin, “Gâvur Müslüman demezdi/ Kendisi için bir şey istemezdi/ Yatak ölümü beklemezdi/ Gitti vadesiz, gencecikken/ Yiğitken, güzelken, incecikken// Ölüm, adın kalleş olsun!” dizelerini terennüm etme yüreğinin başı ezilerek!

* * * * *

Kahya, gitti…

Yürüyüş gerçekleri nereye gömüyor?

Yürüyüş Dergisi bir süredir Ortadoğu’da yaşanan ve özelde de IŞİD üzerinden yaşanan gelişmelere dair değerlendirmeler yapıyor. Yürüyüş politik değerlendirme, analiz ve yorumlarını uzun zamandır “gerçekler”, “yaşanan durum” üzerinden yapmayı büyük oranda bırakmış durumda.

Çarşı’nın “darbe yapacağı”na inanıyorsunuz da…

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimlerine bir aydan az bir zaman kaldı. Bu eksende sürdürülen ciddi bir tartışma var. Bir yanda “paralel devlet” olarak anılmaya başlanmış olan Gülen Cemaati diğer yanda AKP’de temsil edilen klik... Yapılan “maaş zamları” gölgesinde sürdürülmekte olan “tarafsız yargı”, “yargıya olan güvenin korunması” tartışmaları. Tam da bu tartışmalar sürerken iki ayrı dava ile ilgili haber gündem de kendine yer buldu.

Yargı demişken…

Kürt kokusu :İrfan Aktan

Mahir Çetin, 3 Eylül akşamı arkadaşıyla Kürtçe konuştuğu için Türk ırkçılarının saldırısına uğradı, katledildi

Nitekim beyinsel kirliliklerini karşısındakinin bedensel kirliliğiyle meşrulaştırmaya çalışanların son hedefi, 3 Eylül’de Antalya’nın Kaş ilçesinde yaşamak zorunda bırakılmış olan 20 yaşındaki Kürt genci Mahir Çetin’di.

Sayfalar