Cumartesi Eylül 12, 2026

Çiğdem Diren Sarısülük;Sevgide Yoldaş olabilmek

Tüm Yoldaş kalabilenlere !

Sevgiyi, sensizlikte yaşamak öylesine zor ki güzel yürekli dost. Zamanı mıydı bu zamansız yolculuğun? Tüm güzellikleri onurluca yaşamayı, en güzel şeyleri hiç ummadığımız zamanlarda yapardın, yaparken de kıskandırırdın bizi.

Ya bu sefer ne demeli...

 Ah umuda sevdalı çocuk, çocuk diyorum, çünkü bir çocuk kadar temizdin yaşam karşısında. Gözlerindeki ve yüreğindeki gülüş, tıpkı bir çocuğun ki gibi saf ve temiz ama bilge kadar olgun. Ayrılırken bile yüreğinden, dudağına, inadına yansıyan bir gülüş... Her şeyi o kadar güzel ve zamanında yaptın ki, genç ömrüne o kadar acı ve bir o kadar da güzellikler sığdırdın ama yine de yetmedi/yetmezdi. Hani devrim halayını başında ilk sen olacaktın. Ama sen, özgürlüğe sevdalı olan sen, yine herkesten önce maratonu tamamladın. Tam da Mayıs'ı geride bıraktığımız zamanda. İşte o gün yüreğimizin bir parçası ağlarken, diğeri gülüyordu. Senin, davana, umuduna, halkına bağlılığın sevinç verirken ve senden ayrılmanın getirdiği hüzün. İkisinin merkezi bir olsa da çok farklı be güzel yürekli dost. Biri yürek sevincini dudaklara yansıması olan tebessüm, diğeri yüreğimizdeki ağlamaların göz kapaklarımıza vuran hüznü. Alışamayacağız. Alışmayacağız, alışmamanın ve unutmamanın yaşandığı dönemlerden birini yaşıyoruz yine. Yüreğim tüm umuduyla, sevgiye, dostluğa, kardeşliğe tutunurken, düşen yoldaş acısıyla yaşamaktır esas zor olan ve anladım ki hayatı dolu dolu yaşamaktır, yoldaş tanımak, sevmek, sevilmek, yarının güzelliği için mücadele etmektir asıl olan. 

   Toplum arkadaşlığı aramaya-anlamaya çalışırken, seninle-sizinle dostluğu ve yoldaşlığı yaşatmak kadar yücesi var mı? Bir şeyi özlemek, sevgidir bağlılıktır ve yürekte yaşatmaktır. Hep yüreğimde yaşayacaksın umudun yoldaşı. Geliştiren, güçlendiren ve güzelleştiren bir parça olan sen-siz yakınımda ve yüreğimdesiniz. Sevgi ve direncinizden öğrendik yüreğimizi acılara güzel tutmayı...

Özlemin dili var mı? bilmiyorum ama hep seni konuşacak, seninle yüreğim.

Çiğdem Diren Sarısülük

97151

AKP’nin Eğitim Sistemi: Milliyetçi, Maneviyatçı Ve Piyasacı…[*]

 

“Bilginin iktidarla ilişkisi

sadece uşaklıkla değil,

hakikâtle de ilgilidir.”[1]

 

Sürdürülemez Kapitalist Krizin Topoğrafyası[1]

 

Krizin içindeyiz.

Krizle sarsılıp, savruluyoruz.

Her gün, her an krizin “sonuçları”ndan etkileniyoruz.

Vs., vd’leri…

Bunlar böyleyken; hâlâ krizi “tartışıp”, “konuşuyoruz”.

“Hâlâ” dememek için sürdürülemez kapitalist krizin topoğrafyasını çıkarmak gerekiyor.

Neo-Liberal Türkiye'de Muhafazakârlaşma/ Düşkünleşme Diyaletiği[*]

 

“Yükselen her şey düşecektir.”[1]

 

Bir ‘Millî Gazete’ yazarı, Türkiye’de son yıllarda fuhuş,[2] uyuşturucu kullanımı, cinayet, gasp ve tecavüz gibi olayların hızla arttığına, içki kullanım yaşının 11’e düştüğüne,[3] boşanmaların arttığına,[4] kadınlara yönelik şiddetin yoğunlaştığına[5] vb. işaret edip soruyor: “Bu nasıl ‘Muhafazakârlık’?”

Alevilerin cennette zaten işi yok

 

TRT’de yayınlanan Açı programında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Sedat Laçiner’in Şiilik ve Şiilerle ilgili söylediği bir söz günlerdir sosyal medyada “Aleviler cennete gidemez” şeklinde yer alıyor ve kendisine ‘Aleviyim – Kızılbaşım’  diyen kimi basın yayın organları, kişi ve kurum temsilcilerince de Alevilere yapılan bir hakaret olarak algılanıyor ve kamu oyuna da öyle yansıtılıyor.

 

SAVAŞ, BARIŞ VE KÜRTLER

 

Savaş ve barış iki zıttın birlikteliğidir. Savaşın olduğu yerde barış olacaktır, barışın olduğu yerde de savaş olacaktır. Dünyada savaş koşulları ortadan kalktığında barış kelimesi de kendiliğinden ortadan kalkacaktır. İnsanlar artık “barış” kelimesini kullanma gereksinimi duymayarak, onu ölen kelimeler yığını içine atacaktır. Ve bunun yerine yeni bir kelime türtecektir. Bu da, ancak, sınırsız ve sınıfsız bir dünaya kurulduğu zaman gerçekleşebilecektir.

 

Nepal Halkı'nın Kerenski'ye değil Lenin'e ihtiyacı var ve Nepal Devrimi'nin Sorunları

 

Giriş:

Entellektüel Aydın Bulanıklığı Ya da Devrimi Ehlileştirme Aymazlıkları

 

BirGün gazetesinde 7 Aralık 2011 tarihinde bir röbartaj yayınlandı. Fikret Başkaya(FB) ile Gün Zileli(GZ)’nin konuşmaları. Konuşmanın ana konusu "devrimler”di. Aydınların devrim üzerine konuşmaları, fikir yürütmeleri ve üretmeleri, burjuvaziyi ve onun düzenini "teşhir etmeleri” elbette olumludur. Sorun devrim üzerine olunca, bunun değerlendirilmesi ve tartışılması da bir o kadar gerekli oluyor.

materyalist bilgi teorisi ve komünist partileri

 

“İnsan pratiği, materyalist bilgi teorisinin doğruluğunu tanıtlar.” Marks

 

İnsanın üretimdeki, üretim içindeki ilişkileri ve faaliyetleri, diğer tüm faaliyetlerinin üstünde ve onların üzerinde belirleyici bir rol oynama temel özelliğine sahiptir. Bu bağlamda, insanın bilgisi  üretimdeki faaliyetlerinden bağımsız değil, bizzat ona bağlı olarak gelişir ve şekillenir.

HER GÜN DÖRT İŞÇİ, BEŞ KADIN

“Son kötü günleri yaşıyoruz belki

İlk güzel günleri de yaşarız belki

Kekre bir şey var bu havada

Geçmişle gelecek arasında

Acıyla sevinç arasında

Öfkeyle bağış arasında//

Biz kırıldık daha da kırılırız/

Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza.”[1]

 

ÇİN: KARMAŞIK BİR SORU(N)…[1]

“ben hiç başlamamış bir dündeyim.

yağmur yağacak...

hiç başlamamış bir yarın çok var.

hiç bitmeyen bir dün de çok var...”[1]

 

Arif Dirlik’in, “Sadece bir ulus değildir; bir uygarlıktır,” notunu düştüğü Çin’in geneli veya özelde ise “bugünü” hakkında yazmak kolay değil.

Binlerce tarihsel bağıntı ve güncel referanslarıyla Çin, çoklu bir örnektir.

SINIF KONUŞMAZSA MEYDAN ÇAPULCULARA KALIR

Sayfalar