Çarşamba Eylül 30, 2026

Burjuvazi Parayı, İşçiler Ekmeği Düşünüyor

Burjuva sınıfı, daha fazla kar elde etmek için daha fazla alanı kontrol altına almak ve bunun için de daha fazla silahlanmak istiyor. Ağızlarında “barış” yok ve hiç bir zamanda “barış”  kelimesini tam anlamıyla kullanmadılar. “Barış” dedikleri anda da yine kafalarında savaş vardı.

Azami kar için birbirlerine karşı savaş açarken, savaşa sürdükleri askerler yine işçilerdi. Savaşta ölenler, bombalarla param parça edilenler, evleri yıkılanlar, göç yollarına  düşenler, burjuvaların egemenlik savaşında hiç bir çıkarı olmayan, ama, onlar vasıtasıyla sürdürülen bir savaş....

İşçiler ve emekçiler, tüm ezilenler, emperyalist haydutların savaşlarına karşı çıktıklarında, askere gitmediklerinde, kendisi gibi işçi olan, ama “düşman” belletilen kardeşlerine kurşun sıkmayı reddedip, silahı, eline silah veren burjuvaziye çevirdiğinde, ne savaş ne de yoksulluk kalır.

Dünyanın en büyük kimay tekellerinden (aynı zamanda en fazla kimyasal silah üreten) BASF başkanı “ Ucuz Rus gazı sayesinde Alman sanayisini geliştirdik” diyor. Bunun anlamı, o gazı elde etmek için savaş dahil her şey yapılarak, karşımıza dikilen Rus egemenlerine boyun eğdirmeliyiz demektir.

Bütün emperyalist ülkeler daha fazla silah, daha fazla atom bombası üretimine, daha büyük kitlesel kıyım yaratacak silahlar üretmeye hız verdi.

Hepsi de silah üretimi için para bulurken, enflasyonu düşürecek para bulamıyor. İşçinin ücretini yükseltme yerine, azaltma yolunu seçiyor. Ekmek için buğday üreteceklerine, silah üretiyorlar.

Bütün dünya da  yoksullaşma başladı. Yiyeceklerin fiyat etiketleri günlük değişmeye başladı.

Ama, öbür yandan silah üretiminin artışına ve yeni bir emperyalist dünya savaşı tehlikesinin artışına oranla borsalar tavan yaptı. Rekor üstüne rekor kırıyor.

Öte yandan gazeteler 3. sayfalarında yazıyor. Dünyayı kıtlık bekliyor, bir milyara yakın insan aç akalacak. Aça kalmayanlar da yoksullukla boğuşacak.

.... çevre kirliliği artmaya, dünya ısınmaya devam ediyor. Doğadaki canlı türleri hızla yok oluyor.

...  enerji için nükleer santrallerin yeniden devreye sokulması, kömür kullanımının artışı...

Ve aynı gazete ve haber siteleri, işsizlik artıyor, ekmeğin gramajı küçülüp, fiyatı yükseliyor, ama silah üretiminde her hangi bir kısıtlama yok, artış var. Silah tekelleri kar üstüne kar açıklıyor.

Türkiye’de bankalar tarihlerinin en büyük karlarını açıkladılar. Borsa uçtu...

Enflasyon adı altında, işçi ve emekçiden alıp büyük tekellere ve bankalara aktarmaya devam ediyorlar.

Eknomik ve demokratik hakları kıstlanmaya devam ediyor. İşçi tarihinin en yoksul dönemini yaşıyor.

Tekellerin karları arttıkça, borsalar tavan yaptıkça, 3. Dünya savaşı yaklaşıyor ve böylesi bir savaşta atom bombası kullanmaktan hiç bir emperyalist ülke kaçınmayacak gibi gözüküyor.

Bir avuç burjuvazi, dünyaya hükmetmeye devam ediyor.  Üreten ve toplumsal yaşama hayat veren milyonlar ise, bir avuç burjuvazinin çıkarlarına hizmet ediyor.

Milyonların bu gidişatı tersine çevirmeye gücü fazlasıyla yeter.

Seçim biz çoğunluğun elinde:

Ya burjuva saltanatını yıkıp doğaya ve insanlığa, sosyalizmi kurarak ebedi barışı getireceğiz, ya da yok olup gideceğiz!

10059

ANALİZ: TC ve ABD’nin Kürdistan’da Kendi Kürdünü Yaratma Politikası

 

CHP heyetinin Hewler ziyareti öyle kısa vadeli hesaplarla yapılmış bir ziyaret olarak değerlendirilmemelidir. Bu ziyaretin özellikle ABD emperyalizminin bölgesel çıkarları için uzun vadeli bir planın adımlarından biri olduğu kuşku götürmezdir.

 

Türk Tekelci Devletin Yumuşak Güçleri

Her emperyalist ülkenin, kültürel yayılmacılığı da vardır. Kendi ekonomik ve politik nüfuz alanların genişletmek ve geliştirmek için birçok “barışçıl” gözüken aracı da devreye sokarlar. Bunlar, yardım kuruluşları, dini kuruluşlar ve çeşitli adlarda sivil toplum kuruluşlarıdır. Aynı zamanda, her ülkenin dilinden radyo ve TV yayınları da yaparlar ya da yapmaya çalışırlar. Türk tekelci devleti, uzun zamandır, bunları “iyi yapan” ülkelerin başında geliyor.

Türk devletinin denetiminde olan yardım kuruluşların başında TİKA, DEİK, AFAD, Yunus Emre Enstitüsü gelmektedir.

EYLÜL;Nubar OZANYAN

Zalimler ellerinde bulundurdukları olanakları en iyi şekilde kullanarak darbe, katliam, linç hafızası yaratırlar. Mazlumlara ait özgürlük düşlerini, direniş tarihini alt üst ederek ve silerek yok etmeye çalışırlar.

Mazlumlar ise özgürlük ve direniş hafızalarını korumaya ve güncellemeye çalışarak yeni direnişlerin yolunu açarlar. Zalimlerin çaba ve çalışmaları, onları hafıza katili olmaktan kurtaramaz.

SENTEZ | 40 Yıl Süren Afganistan İşgali, Taliban’ın Ülkeyi Ele Geçirmesi Ve Olasılıklar Üzerine…(1/2)

Taliban’ın Afganistan’ın büyük bölümünde iktidarı ele geçirmesini konu edinen bu makalenin birinci bölümünde, ülkenin tarihsel sürecine uğradığı işgaller bakımından bir değerlendirme ikinci bölümünde ise Taliban’ı doğuran zemin ve Afganistan’ın güncel durumuna ilişkin bir perspektif sunuluyor.

 

YORUM | Mustafa Suphi ve Komünist Hareketin 101. Yılı

Kemalist iktidara ilericilik atfeden Şefik Hüsnü TKP’si oportünizmin temsilciliğini yaparken Karadeniz’de boğulmak istenen Komünist Hareket 71 devrimci kopuşuyla yeniden ayağa dikilmiştir.

 

Birinci Emperyalist Paylaşım savaşının ön günlerinde İttihat ve Terakki partisinin Alman emperyalizmiyle yaptığı anlaşmalara karşı çıktığı için sürgün edilen Mustafa Suphi bir grup arkadaşıyla birlikte Rusya’ya geçer.

Ölümünün 45. Yılında Mao Yoldaşı Anıyoruz!

"Devrimi proletarya diktatörlüğü altında devam ettirilmesi teorisinin yanında, Marksist askeri çizgide Halk Savaşı teorisinin geliştirilmesi ve uygulanması, felsefe alanında çelişme yasası ve “zıtların birliği ve mücadelesi” yaklaşımı, Marksizm-Leninizm’in Maoizm aşamasına ulaşmasında belirleyicidir"

 

Komünizmi Sahte, “Cephe Çağrısı” Ulusalcı Olan Bir TKP

TKP[1] Merkez Komitesi, “yeni bir cephe açılmalıdır” başlığı altında bir cephe çağrısı yayınladı.[2] İçinde, Kürtlerin ve diğer azınlık ulusların ve sosyalizm olmadığı bir “cephe”.

Gerçekten de, “Bizi Kurtaracak Olan, Kendi Kollarımızdır!”[*]

 

 

“Gömülecek bir yerimiz bile yoksa vatanda

Ve dövülmüş köpek gibi yalnızsak

Bu suç bizim suçumuz ey emekçiler

Bu karanlık bizim karanlığımız!”[1]

 

“Devlet-mafya ilişkileri”, ya da daha kapsamlı bir deyişle “devlet-çete ilişkileri” bu ülkenin, deyim yerindeyse,   “sabite”lerindendir; gündem döner dolaşır, eninde sonunda bu konuya gelir… Adeta bir devlet rutini…

Örgütlülerin Handikabı

Çarşı (örgütlü) her şeye karşı.

Öncüye de, örgüte de, devlete de.

Ve yazar, geçiş dönemini içermeyen komünizmi eleştiriyor.

Şu koca dünyada komünizm karşısında örgütlülerin yaşadığı handikapı her halde başka hiç kimse yaşamıyordur.

Hemi geçiş dönemini içermeyen komünizmi eleştiriyorlar.

Hemi de eleştirdikleri geçiş dönemini içermeyen komünizm yerine  kendilerininde nasıl bir komünizm tezahür ettiklerini söylemiyorlar.

Sanki eleştirdikleri geçiş dönemini içermeyen komünizm geçiş dönemini içerseydi kabul edeceklermiş gibi.

15 Ağustos uyanıştır! (Nubar OZANYAN)

Kürt’ün yüzlerce yıllık kölelik ve uyuyan dünyasına yapılan en etkili devrimci müdahaledir, 15 Ağustos. Özgürlükle ve aydınlıkla tanışmanın ilk fişeğidir. Aynı zamanda yüzlerce yıldır süren kölelik dünyasından uyanışın, ayağa kalkışın devrimci yürüyüşüdür.

Umut, Umutsuzlukla Çatışarak Büyür…

Yeni duruma sıkça vurgu yapmamız boşuna değildir. Yeni durumu kavramazsak hatalarımızdan öğrenmeyi, yeni söylemlere açık olmayı ve dahası değişimin gerekliliğini yeteri kadar bilince çıkarmayı başaramayız. Keza yeni doğanı, gelişip büyüyeni doğru anlamak, tarihi anı doğru ve bütünsel okumakla orantılıdır.

Yine, yeni dönemin zorluklarına dikkat çekmek bir umutsuzluk ve karamsarlık işareti olarak görülmemelidir. Bu sadece bir gerçekliğin altını çizmektir. Ve yine, bu zorlukların içinde taşıdığı olanakları görmezsek, sınıf savaşımı için tarihi anı doğru okumamış oluruz.

Sayfalar