Cumartesi Eylül 26, 2026

Bir savaş suçu:Roboskî katliamı

“Anlamak hatırlamaktan çok daha önemlidir,her ne kadar anlamak için hatırlamak gerekse de.”[1]
Hani Erdoğan’ın, “Oturuyorlar kalkıyorlar Roboskî diyorlar! Orası Roboskî değil, Uludere Ortasu! Ama onlar da kaçakçılık yapıyorlardı, karıştırmış olamaz mı?” dediği yerde; “Gökten insan ve katır parçaları yağıyordu” diye özetliyordu “O” vahşeti; devlet katliamından sağ kurtulan dört kişiden biri olan Servet…[2]

Yer Roboskî’ydi; toplu -taammüden!- cinayetle katledilenlerse Kürt’tü!

Sakın ola unutmayın bunu ve “İnsanın güce karşı mücadelesi, belleğin unutuşa karşı mücadelesidir,” saptamasını Milan Kundera’nın…

Evet, evet “Belleği sımsıkı sarıp sarmalamak, Roboskî’de parçalanmış cesetlerle 30 Aralık 2011 sabahı baş başa kalan aileleri ciğerde hissedebilmek, o davaya topyekûn sahip çıkmak gerekiyor. Yoksa daha çok kahırlarda ayrışır, oyunun figüranı kalırız”![3]

Figüran kalmamak için soru(n), çok net ve “ama”sız/ “fakat”sız tarif edilmeli…

Öncelikle “Roboskî bir savaş suçu”dur![4] Başka türlü adlandırılıp, anlamlandırılamaz…

“Katliamı sorgularken, bunu ‘yanlış yerden başlayarak’ yapıyoruz. Çünkü o günahsız çocukları ‘kimin öldürdüğü’ veya ‘vur emrini kimin verdiği’nden çok asıl sorulması gereken: ‘Niçin öldürüldüler?’ O insanlar, o gariban köylüler, orada ‘uluslararası sınır’ diye örülen dikenli teller olduğu için öldürüldüler…”[5] Yani sömürgeciler Kürdistan’ı işgal edip, tel örgülerle paylaştıkları için…

İşgalciler, sömürgeciler bir savaş suçu daha işlemişlerdir Roboskî’de; Ahmed Arif’in “33 Kurşun” dizelerindeki üzere…

Bir zamanlar Orhan Kemal Cengiz’in, “Uludere soruşturmasında başından sonuna her şey ama her şey yanlıştı. En baştan gizlilik kararıyla soruşturmanın üzerine perde çekildi… Suçun, suçlunun, mağdurun kimliğine, muktedirin o anki hislerine göre tanımlandığı büyük bir çarpılmaya, hukukun karikatürize edilmesine tanıklık ediyoruz. Olan budur,” diye tarif ettiği ve Ali Topuz’un da, “Sonraki yıllar, adalet talepleriyle geçti. Ne var ki ne Meclis komisyonlarında, ne adli süreçte tatmin edici bir yere varılabildi. Roboskî hakkında konuşmak ilk geceden itibaren zordu. Geçen yıllar, zorluğu hiç azaltmadı, artırdı bile belki,” notunu düştüğü hâle ilişkin yüksek sesle sormak gerek: “Sivil otorite Uludere harekâtına onay verdi mi?”[6]

* * * * *

Yanıt tarihte kayıtlı…

Bundan 2011 yılının soğuk bir Aralık gününde, Türk(iye) tarihinin en büyük katliamlarından birine uyandık… Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı sınır köyü Roboskî’de TSK’ye ait savaş uçaklarının gece yarısı yağdırdığı bombalar, çoğu çocuk 34 köylünün bedenlerini parçaladı…

Katliamın ardından kamuoyu baskısının ardı arkası kesilmeyince Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bünyesinde Uludere Alt Komisyonu kuruldu. Komisyon çalışmaları boyunca BDP’li ve CHP’li üyeler, AKP’li üyelerin olayın üzerini örtmeye ve hükümetin sorumluluğunu karartmaya çalıştığı yönünde eleştiriler yaptı. Raporun açıklanması aylarca ertelendi. Nihayet 2013 Martında BDP ve CHP’lilerin itirazlarına rağmen AKP’li üyelerin hazırladığı rapor açıklandı. Hükümetin ve TSK’nın ‘aklandığı’ 84 sayfalık raporda, “Tüm Türkiye’yi derinden üzen bu olayla ilgili araştırma ve incelemelerde; olayın kasten yapıldığına yönelik herhangi bir delil elde edilemediği görüş ve kanaatine varılmıştır,” denildi.

Dönemin Başbakanı Erdoğan katliama ilişkin ilk açıklamasında, “Bu ana kadar da benim edindiğim bilgiler bu tür kaçakçılıkları 3-5 kişilik, bilemedin 10 kişilik gruplar yapar. Katırlar fazla olur. Burada 40 kişilik bir grubun olması Gediktepe ve Hantepede’ki alınan talihsiz neticelerde de silahlar bu tür hayvanlarla taşınmıştı bunu akıllara getiriyor. O zaman ‘Niçin müdahale edilmedi’ diye herkes bunu eleştirmişti” diyordu. Erdoğan gerekli incelemeleri yapacaklarını söylüyordu, yüzünde donuk bir ifadeyle. Başbakan’ın bundan sonraki açıklamaları da bu minvalde oldu. Başbakan konuya ne zaman değindiyse, katliamın sorumlularının açığa çıkarılması için mücadele edenlere yüklendi. Aynı Erdoğan, Roboskî olayına ilişkin “Medyaya rağmen Genelkurmay’a teşekkür ediyorum,” dedi.

O günlerde dönemin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, 23 Mayıs 2012’deki bir televizyon programında 34 sivil yurttaşın yaşamını yitirdiği bombardımanın emrini görüntüleri izleyen komutanın verdiğini söyledi. Roboskî konusunda özür dilenecek bir şey olmadığını belirten Şahin, “O gençlerimiz orada olmamalıydı. Kaçakçılık emrini bizzat BDP veriyor,” biçiminde akla ziyan açıklamalar yapmıştı.

Köylülerin kaçakçılık yaparken vurulduklarını ve sağ yakalanmış olmaları durumunda da kaçakçılıktan yargılanacaklarını söyleyen Şahin’in “Kaçakçılık olayı gölgede kaldı. O bölge KCK’nın kontrolünde bir bölgedir. Bölücü terör örgütünün sıktığı kurşun, giydiği giysi, ayakkabı parayla alınıyor. Bu gençler figüranlardır. Filmin baş aktörleri vardır” şeklindeki sözleri büyük tepki çekmişti.

Roboskî katliamındaki sorumluluğuyla gündeme gelen Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mehmet Erten’e 7 Aralık 2012’de başarı madalyası verildi. Kamuoyu tepkisi nedeniyle bir açıklama yapan Genelkurmay Başkanlığı, madalyanın verilmesinin “rutin” bir işlem olduğunu savundu.

Roboskî’li korucular, Gülyazı Tugay Komutanı Abdullah Paşa ile yaptıkları toplantıda komutanın kendilerini tehdit etiğini açıkladılar. Korucular, Paşa’nın kendilerine “Bunu unutun. Kazaydı. Devlet kaza yaptı. Kapatın. Diyelim ki ben yaptım, ne olacak? Siz devlete karşı ne yapabilirsiniz ki? Ben öldürdüm, Burada yaşayan her kim kaçakçılık yaparsa gerekirse bir daha öldürürüm. 50 lira için kaçakçılık yapıyordunuz, bakın devlet sizlere 120 bin TL veriyor almıyorsunuz,” dediğini aktardılar.[7]

 
KRONOLOJİK DÖKÜM
28 Aralık 2011     Saat 21.37 ile 22.24 arasında Türk savaş uçakları sınır boyundaki bir grubu bombaladı. İlk bilgilere göre can kaybı 35 idi. Sonradan 34 kişinin yaşamını yitirdiği anlaşıldı.


29 Aralık 2011     Ana akım medyanın TV kanalları ve gazeteleri olayın üzerinden 12 saat geçtikten sonra ve elbette TSK’dan yapılan açıklamanın ardından haberi verebildi.

TSK açıklaması şöyleydi: “Bölgenin teröristler tarafından sıkça kullanılan bir yer olması ve geceleyin hududumuza doğru bir hareketin tespit edilmesi üzerine hava kuvvetleri uçakları ile ateş altına alınması gerektiği değerlendirilmiş ve saat 21.37-22.24 arasında hedef ateş altına alınmıştır.”

Aynı gün AKP yetkilisi Hüseyin Çelik, “Uludere bir operasyon kazasıdır” dedi. Çelik’in bir soruya gülerek yanıt vermesi tepki toplamıştı. Başbakan Erdoğan ise şu açıklamayı yaptı: “Bir grubun olması daha önce Gediktepe ve Hantepe baskınlarında silahlar katırlarla taşınmasını hatırlatıyor. O zaman da niye bunlara müdahale edilmemişti denilmişti.”


9 Ocak 2012     Gülyazı Sınır Alay Komutan Vekili Jandarma Albay Hüseyin Onur Güney görevinden alındı. 17 muvazzaf askere de soruşturma açıldı. Bu tasarrufların nedeni “sınır kaçakçılığına göz yumma”ları, yani görevi ihmaldi.


11 Ocak 2012     TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde Uludere Alt Komisyonu kuruldu.
16 Ocak 2012     Bombardımandan kurtulan üç kişi, Gülyazı Alay Komutanlığı’nda “pasaport yasasına muhalefet”, “sınırı yasadışı yollarla ihlâl” ve “ülkeye sınırdan kaçak mal sokma” suçlarından ifade verdi.
4-6 Şubat 2012     Komisyon üyeleri Roboskî’de incelemeler yaptı.

16 Şubat 2012     Komisyon üyeleri, katliam öncesinde çekilen Heron görüntülerini izledi. Yorumları: “Görüntüler çok net. Göz göre göre ölmüşler.”
1 Mart 2012     Dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Uludere’de kasıt yok” dedi. Zamanla bunu söylemeyen AKP’li kalmadı.
5 Nisan 2012     Genelkurmay komisyona 7 sayfalık döküman gönderdi. Buna göre her şey kurallara göre olup bitmişti. Zaten, Meclis’e de bilgi veremezlerdi. Malum, devletimizin sırları çoktur. Adaletsizlik hariç.
16 Mayıs 2012     ‘The Wall Street Journal’ (WSJ) Roboskî katliamındaki hava bombardımanı öncesinde ABD’nin insansız hava aracı Predatör’den görüntü alındığını yazdı.
18 Mayıs 2012     Genelkurmay, ‘WSJ’ haberini yalanladı, “Olayda grubun ilk görüntü tespiti Türk Silahlı Kuvvetlerine ait İnsansız Hava Aracı tarafından yapılmıştır” dedi.

Gazete, Erdoğan’ın yalanlaması üzerine haberinin doğru olduğunu vurgulardı. “Kaynağımız, ABD Savunma Bakanlığı” bilgisini verdi.
22 Mayıs 2012     CHP Milletvekili Mahmut Tanal, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Necdet Özel hakkında Ankara’da suç duyurusunda bulundu.
23 Mayıs 2012     Dönemin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, bombardımanın emrini, “Ankara’da Hava Kuvvetleri’nde görüntüleri analiz eden komutanların verdiğini” söyledi.
26 Mayıs 2012     Dönemin AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ‘‘Ben sezaryenle doğuma karşı olan bir Başbakanım ve bunların özellikle planlı yapıldığını biliyorum. Bunun, bu ülke nüfusunun artmaması için atılan adımlar olduğunu biliyorum. Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum ve bu ifademe karşı çıkan bazı çevrelere, medya mensuplarına da sesleniyorum; yatıyorsunuz, kalkıyorsunuz Uludere diyorsunuz. Her kürtaj bir Uludere’dir diyorum,” dedi.
5 Ağustos 2012     Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı, ‘WSJ’ın haberini doğruladı, Predatör’lerin de olaydan önce görüntü aldığını ve görüntülerde köylülerin seçildiğini açıkladı. Yani “terörist” yoktu zaten!
26 Aralık 2012     Meclis Uludere Alt Komisyon Başkanı AKP Ordu Milletvekili İhsan Şener, 34 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayda Genelkurmay’ın talimat vermiş olabileceğini açıkladı. Şener, olayda “kasıt bulunmadığını” ancak “zincirleme hata” olduğunu dile getirdi. Şener, soruşturma sırasında Genelkurmay’ın olayla ilgili tüm belgeleri komisyonla paylaşmadığını belirtti.
28 Mart 2013     TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, “Bu işte kasıt bulunamadığı” şeklindeki alt komisyon raporunu kabul etti.
12 Haziran 2013     Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 1.5 yıllık süreden sonra Roboskî katliamıyla ilgili soruşturma dosyasında kendisini yetkili ve görevli saymadığını ilan etti. Dosyayı da Genelkurmay Askeri Savcılığı’na yolladı. Savcılığın yorumu, ilk gün hükümet yetkililerinden gelen açıklamayla aynıydı: “Bu bir kaza.”
27 Haziran 2013     Savcılık, ailelerin avukatlarının itirazlarını reddetti. Özetle, “Yetkisizlik ve görevsizlik kararlarına itiraz hakkınız yok” dedi.
10 Ekim 2013     BDP’nin Uludere Araştırma Komisyonu kurulması talebi TBMM Genel Kurulu’unda oylandı; yeter sayıya ulaşılamadığı, yani 139 milletvekili olmadığı için komisyon kurulamadı.

* * * * *

Bu kadar da değil!

7 Ocak 2014’de Askeri Mahkeme, Roboskî’de kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

Takipsizlik kararının gerekçesi, “TSK personeli TBMM ve bakanlar kurulu kararları çerçevesinde, Genelkurmay’ın onayıyla hareket etmiştir… Asker, kaçakçıları terörist sanarak kaçınılmaz hataya düştü ve TBMM tezkeresinin gereğini yaptı,” biçimindeydi![8]

Roboskî’li aileler askeri savcılığın kararına itiraz ettikleri dilekçede, “Birinci derecede hükümet ve Orgeneral Özel’in sorumlu olduğu”nu belirtseler de; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 34 kişinin yaşamını yitirdiği olayla ilgili yaptığı açıklama nedeniyle Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel hakkında “soruşmanın gizliliğini ihlâl” ve “adli yargılamayı etkileme” suçlarından yürütülen soruşturmada, “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi.

Memur Suçları Soruşturma Bürosunda görevli Savcı Alper Türközmen tarafından verilen kararda, Özel’in, olaya ilişkin yaptığı bir basın açıklamasında, “Ölenler arasında silahlı teröristler bulunmaktaydı. Biz ulaştığımızda silahlar toplanmıştı, gerçekler yakında ortaya çıkar,” dediğinin iddia edildiği hatırlatıldı.

Özel’e ait olduğu öne sürülen sözlerin 21 Haziran 2012’de Genelkurmay resmi internet sitesinden yalanlandığı vurgulanan kararda, “Ayrıca söylendiği iddia edilen sözlerin, adı geçen şüpheli tarafından söylendiği kabul edilse dahi gerek gizliliği ihlâl gerekse adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunun unsurlarını oluşturmadığı” belirtildi.

İş bu merkezdeyken; “Roboskî katliamına ilişkin takipsizlik kararı, Türkiye Cumhuriyeti sınırları üstünde, içinde ve dışında birilerinin ölümünü hukuki açıdan soruşturma, kovuşturma konusu yapılamayacağını ilan ediyor”du![9]

Özetin özeti; “Uludere’de 34 kişinin ‘operasyon kazasıyla’ öldürülmesinin emrinin nereden geldiğini Türk mahkemeleri ‘takip edemiyormuş’; anladığımız budur. Yani mahkemelerimiz oradan bir grubun geçtiği istihbaratını verenin belli, alanın belli, değerlendirip operasyon gerekliliğini bildirenin, o bilgiyi ‘bizi aşar’ diye siyasi otoriteye sorup izin alıp ‘vur’ emri verenin, hep kayıt altında olduğunun bilindiği bir askeri-siyasi silsiledeki isimleri saptayamadığını söylüyordu bizlere…”[10]

* * * * *

Evet, evet TBMM ‘İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun Roboskî’deki hava saldırısında kasıt olmadığı biçimindeki alt komisyon raporunu kabul etmesini protesto eden aileler, Komisyon Başkanı Ayhan Sefer Üstün’ün elini sıkmayıp, yanına oturmayınca; Üstün de, “Millet geleneğinde böyle bir şey yok. Görüşme bitmiştir” diyerek ailelere kapıyı gösterdiği[11] Türkiye’de bu kadar da değil!

   1. i) Roboskî Katliamı’nda ailesinden 11 kişiyi yitiren Ferhat Encü, “Bizi yıldırmak için cezalar uygulanıyor. İki yıldır Roboskî konusunda vicdanların bu kadar körelmesini, taşlaşmasını, insanların körleşmesini kabullenemiyorum… Katliamın ardından kendimi toplayıp okula döndüğümde hocalarım telafi sınavı için benden ‘ölüm belgesi’ istedi,”[12] dedi!


   2. ii) Roboskî katliamından yaralı olarak kurtulan Servet Encü’nün evi kimliği belirsiz kişi veya kişilerce uzun namlulu silahlar ile tarandı. Saldırganlar iz bırakmadan kayboldu![13]

iii) Katliamda oğlunu yitiren Mercan Encü, “Bırakın failleri yargılamayı hesap sorduğumuz için devlet aileleri tehdit ediyor. Biz 34 canımızın katledildiği yere, 34 karanfil bıraktığımız için her birimize 3’er bin lira para cezası verdi. Neymiş efendim, biz o sınırları ihlâl etmişiz. 34 kişinin katledilmesi mi yasak katledildikleri yere karanfil bırakmamız mı? Bu iki yıl içinde bırakın bu katliamı yapanları cezalandırmayı, onları ödüllendirdiler bile. Ben ömrümün sonuna kadar onlara lanet okuyacağım” dedi![14]

   1. iv) Uludere’de yaşamını yitiren 25 yaşındaki Nadir Alma’nın ailesine, Alma’nın 2003 yılında işlediği ‘kaçakçılık’ suçundan verilen 8 bin 403 lira para cezasının tebligatı yapıldı![15]
   2. v) Sınıra tel örgü çekilmesini protesto eden Roboskî’li köylülere sabah baskını yapıldı. Sabaha karşı evleri basan jandarma, aralarında katliamdan yaralı kurtulan Servet Encü’nün de bulunduğu yedi kişiyi gözaltına alıp götürdü! Gözaltına alınanlar arasında kardeşi Seyithan TSK jetleri tarafından öldürülen Kerem Enç de vardı ve “Askerler evi ararken kardeşimin fotoğrafını kırdı. 18 yaşındaki oğlum da askere kızdı. Asker oğlumu dövdü,” diyordu![16]
   3. vi) Roboskî’de 200 katırla Kuzey Irak’a giden köylüler dönüş yolunda asker barikatına takıldı. Sınıra gönderilen 2 bin asker, köylülerle birlikte IŞİD’den kaçan 6 bin Êzîdî’nin de geçişine izin vermedi![17]

Tüm bu ve benzerlerine ilişkin olarak Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin, “Hem Roboskî’liler gibi mağdur bir topluluğa baskın, hem katliamdan kurtulmuş birini gözaltına almaları, inanılır gibi değil. Roboskî katliamı konusunda devletin derinliklerinde farklı planların yapıldığını ortaya koyuyor. Roboskî’lilerin hak arama mücadelesinden ne kadar rahatsızlık duyulduğunun göstergesidir. Daha önce de birkaç kez mezarları ve katledildikleri yeri ziyaret ettikleri için ağır para cezasına çarptırılmışlardı. Hem fiili hem hukuki bir cendereye alınmış durumdalar. Bugün yaşananla birlikte bunun fiili baskıya ve soruşturmaya dönüştüğü görülüyor,” derken; HDP İstanbul milletvekili Levent Tüzel de ekliyordu:

“Erdoğan hükümran tavrıyla katliam üzerine yaptığı açıklamada Genel Kurmaya teşekkür ederek “yetkilerini kullanmışlardır” demekteydi. O andan itibaren her zaman olduğu gibi devletin bu suçu da örtbas edeceği, gerçekleri gizleyeceği ve hesap vermeye yanaşmayacağı anlaşılıyordu.”

* * * * *

Bakmayın siz, bir beyaz (ya da “AK”!) Kürt Orhan Miroğlu’nun, “Roboskî katliamını hiçbir karar meşrulaştıramaz,”[18] demagojisine sarılmasına!

“Bu katliamın peşini bırakın, vazgeçin dediler,” notunu düşen KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın ifadesiyle, “Roboskî katliamı herhangi bir katliam değildir. İddia ettikleri gibi yanlışlıkla yaptıkları bir katliam da değildir. Türk devleti ve hükümeti katliamdan sonra Kürt halkının, Roboskî’nin, korucuların sineceğini sanıyordu. Ama tam tersi bir durumla karşılaştı. Türk devleti ve hükümetini uluslararası alanda oldukça sıkıştırdı. Türk devleti ve hükümetinin gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Onun için devlet ve hükümet suçüstü yakalandı.”[19]

İş bu nedenle Cüneyt Özdemir’in, “Uludere’de ölen 34 kişinin hayaletleri de bu soruşturmayı göz göre göre kapatanların peşini hiçbir zaman bırakmayacaktır”; Amberin Zaman’ın, “Roboskî’lilerin çilesi ne zaman bitecek? 34 masum canın hesabı ne zaman verilecek? Onu bilmiyorum. Bildiğim tek şey Roboskî’lilerin âhını alanlar yaptıklarının bedelini bir gün ödeyecek” saptamasını dillendirdikleri tabloda “Yatıp kalkıp Uludere diyorsunuz,” diye dert yanmıştı Erdoğan…

Doğrudur; yatıp kalkıp Roboskî diyoruz… Çünkü vicdani reddini açıklayacağını söyleyen Faruk Encü’nün, “Gençlerin üzerinde ‘askere gideceksiniz’ diye baskı var. Önce kardeşini katledeceksin sonra da gelip ağabeyine ‘askere git’ diyeceksin. Böyle şey olur mu? Biz artık katliamların son bulmasını istiyoruz. Gever’de de bir katliam oldu. Gezi’de, Lice’de gençler öldürüldü. Biz Gezi aileleriyle birlikte mücadele etmek istiyoruz. İktidarların karşısında hep birlikte artık yeter dememiz lazım,” çığlığındaki kararlılıkla Hrant, Uğur, Ceylan, Ethem, Abdullah, Mehmet, Medeni, Ali İsmail, Berkin diye haykırıyoruz; haykıracağız da…

 

9 Aralık 2014 19:33:31, Ankara.

 

N O T L A R

[*] 21 Aralık 2014 tarihinde Varto Eğitim-Sen’de yapılan konuşma… 28 Aralık 2014 tarihinde ‘Roboskî İçin Adalet Girişimi’nin, Ankara Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önündeki etkinlikte yapılan konuşma… Newroz, Yıl:8, No: 261, Tarih: 25 Aralık 2014…

[1] Susan Sontag.

[2] Sedat Yılmaz, “İnsan Parçaları Yağıyordu!”, Gündem, 28 Aralık 2013, s.10.

[3] Karin Karakaşlı, “Umutlu Tükürük”, Radikal İki, 29 Aralık 2013, s.11.

[4] Öznur Sevdiren, “Savaş Suçu Olarak Roboskî”, Radikal, 8 Şubat 2014, s.17.

[5] İbrahim Sediyani, “Roboskî’de Asıl Konuşulması Gereken”, Taraf, 2 Ocak 2014, s.12.

[6] Sedat Ergin, “Sivil Otorite Uludere Harekâtına Onay Verdi mi?”, Hürriyet, 11 Ocak 2014, s.14.

[7] Erdal İrmek, “Unutursak Kalbimiz Kurusun”, Evrensel, 27 Aralık 2013, s.10.

[8] Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın verdiği takipsizlik kararına yapılan itiraz 1’e karşı 2 oyla reddedilirken Hava Kuvvetleri Komutanlığı askeri mahkemesi Başkanı Hâkim Albay Oğuz Pürtaş, mahkemenin iki üyesi bombardımana karar veren askeri yetkililerin kaçakçı olan grubu terörist sanma konusunda, “kaçınılmaz bir hataya” düştüklerini savunup, kararın kamu vicdanını tatmin etmeyeceğini belirterek, “Kısa vadede maslahata ve kamu yararına uygun gözükse de uzun vadede mülkün temeli olan adalet duygusuna ve devlete zarar vereceğini” ifade etti. (Kemal Göktaş, “Karar Adalete Zarar Verecek”, Milliyet, 25 Haziran 2014, s.14.)

[9] Ali Topuz, “Bu Karar, ‘Öldürmek Serbest’ Diyor!”, Radikal, 8 Ocak 2014, s.19.

[10] Murat Yetkin, “Ayıptır, Günahtır”, Radikal, 8 Ocak 2014, s.11.

[11] “Uludereli Aileler Makamdan Kovuldu”, Cumhuriyet, 21 Şubat 2014, s.7.

[12] Ömür Şahin Keyif, “Ferhat Encü: Telafi Sınavı İçin Ölüm Belgesi İstediler”, Birgün, 23 Aralık 2013, s.14.

[13] Remzi Budancir, “Roboskî’de Encü’nün Evini Taradılar”, Taraf, 10 Mart 2014, s.12.

[14] Mahmut Oral, “Uludere Adalet Bekliyor”, Cumhuriyet, 27 Aralık 2013, s.19.

[15] “Uludere Kurbanının Cezası Ailesine Gitti!”, Cumhuriyet, 27 Ocak 2014, s.7.

[16] Serkan Ocak, “Roboskî’de Gözaltına Alınanlar Anlattı: Asker Oğlumu Dövdü”, Radikal, 22 Ocak 2014, s.7.

[17] Mahmut Oral, “Roboskî’de Bir Garip Gerginlik”, Cumhuriyet, 10 Eylül 2014, s.9.

[18] Orhan Miroğlu, “Roboskî Katliamını Hiçbir Karar Meşrulaştıramaz”, http://haber.stargazete.com/yazar/Roboskî-katliamini-hicbir-karar-mesrulastiramaz/yazi-828380

[19] “… ‘Roboskî’den Vazgeçin’ Dediler”, Taraf, 24 Ocak 2014, s.13.

79167

Temel Demirer

Hakkında

Objektifiz ama tarafsız değiliz. Tarafsız olmak korkaklıktır. Çünkü insan doğru ve yanlış arasında tarafsız olamaz.BiyografiKendimden söz etmenin pek anlamlı ve “şık” olmadığına inanan biri olarak çok düşündüm...
Ne yazacağımı kestiremedim...
Ve nihayet şunları diyebilmenin en doğrusu olduğuna karar kıldım...
“İnsana ait hiçbir şey bana yabancı değil,” diyen(lerden);
dünyaya aşağıdan bakan(lardan);
kendi kuşağımla müthiş bir serüveni yaşayan(lardan);
yaşadıklarımdan asla pişman olmayan(lardan);
ve hatta yaşadıklarımı yaşamış olmayı bir onur ve şans addeden(lerden);
John Maxwell’in, “İnsanlar, onları ne kadar umursadığımızı bilmedikçe, ne kadar bildiğimizi umursamazlar...”; Bertolt Brecht’in, “Yenilgilerimiz, rezalete karşı savaşa katılanlarımızın yeterince kalabalık olmadığından başka bir anlama gelmez”; V. İ. Lenin’in, “Silah kullanmasını öğrenmeyen, silah elde etmeye çalışmayan bir ezilen sınıf, ancak köle muamelesi görmeye layıktır,” sözlerine müthiş değer veren(lerden);
sevdasız kavga, kavgasız sevda olmaz diyen(lerden);
bir afet-i devrana aşık olan(lardan);
hâlâ “tek yol devrim” gerçeğine bağlı olan(lardan);
ve nihayet “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek!” diyen(lerin) safındaki sıradan, vasıfsız, herhangi biriyim...
54 tevellütlüyüm... Kemal’den olma Necla’dan doğmayım... Çorum ili Kale mahallesi nüfusuna kayıtlıyım...
Okur yazarım...
Ve nihayet hâlen “sakıncalı” dedikleri(nden) ve GBT’lerindeyse sabıkalıyım...
11.01.2004 14:32:09, Ankara.

TÜRKİYE’DE YAYINLANAN KİTAPLARIM

* GÖZ GÖRMEZ BİLİNÇ GÖRÜR, Hazırlayan: Mehmet Özer, Nota Bene Yay., 2012, 152 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ORTADOĞU: YALANCI BAHAR, Derleyen: Babür Pınar-Recai Ulutaş, Nitelik Kitap, 2012, 448 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ALMANAK-2009 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2011, 434 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* BEYOND GLOBALIZATION – WORLD LEARNING/ INTERNATIONAL HONORS PROGRAM TURKEY READER 2011/12, Derleyenler: Yücel Demirer - Sibel Özbudun, 2011, 476 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif), (“Geopolitics of Turkey in the US-EU-Mideast Triangle”- Temel Demirer)


* EMPERYALİZM VE ULUSAL SORUN, Derleyen: Babür Pınar-Muzaffer İlhan Erdost, Nitelik Kitap, 2011, 335 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* İSMAİL BEŞİKÇİ, Derleyenler: Barış Ünlü-Ozan Değer, İletişim Yay., 2011, 589 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SESİNİ YİTİREN ŞEHİR SİVAS, Editör: Mehmet Özer, Çankaya Belediyesi Yay., Temmuz 2011, 304 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ALMANAK-2009 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2010, 659 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KRİZ, KAPİTALİZM, İSYAN, Ütopya Yay., 2010, 559 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KRİZ VE HAYAT YAZILARI: BİR TAŞ DA SİZ ATIN, Ütopya Yay., 2010, 464 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ASLOLAN DEVRİMİN GÜNDEMİDİR, Kaldıraç Yay., 2010, 784 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* TEKEL DİRENİŞİ DERSLERİ 2010-SENDİKALARIMIZI GERİ ALACAĞIZ, Kaldıraç Yay., 2010, 206 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* LATİN AMERİKA: İSYAN HEP VARDI!, Sibel Özbudun (der.), Kaldıraç Yay., Ocak 2010, 661 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KUŞATMAYI YARMAK: EĞİTİM, BİLİM VE AYDINLAR, Kaldıraç Yayınevi, Ekim 2009, 392 sayfa, Temel Demirer-Sibel Özbudun.


* ALMANAK-2008 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2009, 608 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* HAK(SIZLIK), HUKUK(SUZLUK) MU? “SUÇUMUZ İNSAN OLMAK”!, (Sibel Özbudun’un önsözüyle), Kardelen Yay., Nisan 2009, 365 sayfa, Temel Demirer.


* HRANT’IN KATİL(LER)İ… (Sait Çetinoğlu’nun önsözüyle), Pêrî Yayınları, Şubat 2009, 336 sayfa, Temel Demirer.


* LİBERALİZM/MUHAFAZAKÂRLIK KISKACINDA KADIN, Kaldıraç Yayınevi, Şubat 2009, 237 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ALMANAK-2007 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2008, 456 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* “HAYIR, EVET’TEN ÖNCE GELİR”! HUKUK(SUZLUK) YAZILARI, Ütopya Yay., Mayıs 2008, 496 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* “SÖYLENECEK YALAN KALMADI” İNSAN HAK(SIZLIK)LARI, Ütopya Yay., Mayıs 2008, 510 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* LATİN AMERİKA’DA İSYANIN TARİHİ, Hazırlayan: Sibel Özbudun, Ütopya Yay., 2008, 549 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESEL KAPİTALİZMİ MEŞRULAŞTIRAN SÖYLEMLER, Editör: Fikret Başkaya, Özgür Üniversite Kitaplığı: 67, Maki Yay., 2008, 218 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YABANCILAŞMA VE..., Ütopya Yay., 2008, 316 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)
* ALMANAK-2006 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2007, 654 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* MİLLİYETÇİLİK, YURTSEVERLİK VE SOL, Editör: Fikret Başkaya, Özgür Üniversite Kitaplığı: 65, Maki Yay., 2007, 212 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* LATİN AMERİKA’DAKİ GELİŞMELER, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi, Ankara-2007, 34 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESELLEŞME, KADIN VE ‘YENİ’-ATAERKİ, Ütopya Yayınevi, Ankara-2007, 228 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* İMPARATORUN SOYTARISI EGEMEN MEDYA, Ütopya Yayınevi, Ankara-2007, 319 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ALMANAK-2005 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2006, 439 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* “DERİN” MİLLİYETÇİLİĞİN SİYASAL İKTİSADI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2006, 384 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* MAFYA NARKOEKONOMİ VE SUSURLUK / ŞEMDİNLİ, Ütopya Yayınevi, Ankara-2006, 379 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* AVRUPA BİRLİĞİ VE “ÇOKKÜLTÜRCÜLÜK YALANI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2006, 444 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* EĞİTİM ÜNİVERSİTE YÖK VE AYDIN(LAR), Ütopya Yayınevi, Ankara-2006, 543 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KIYAMETE ÇEYREK KALA! EKOLOJİ YAZILARI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2006, 501 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* DÜNYAYI ISITAN LATİN ATEŞİ, Özgür Üniversite Kitaplığı, Maki Yayınevi, Ankara-2006, 302 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* LATİN AMERİKA YERLİLERİ: TEK BİR HAYIR, YÜZLERCE EVET, Anahtar Kitaplar Yayınevi, İstanbul-2006, 368 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KAVRAM SÖZLÜĞÜ-SÖYLEM VE GERÇEK (1), Özgür Üniversite Kitaplığı, Maki Yayınevi, Ankara-2005, 709 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ALMANAK-2004 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2005, 464 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* LATİN AMERİKA BAŞKALDIRIYOR, Ütopya Yayınevi, Ankara-2005, 416 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ELVEDA NİSYAN, MERHABA İSYAN, Ütopya Yayınevi, Ankara-2005, 558 sayfa, Temel Demirer.


* KÜRESEL İNTİFADA, Ütopya Yayınevi, Ankara-2005, 592 sayfa, Temel Demirer.


* “YENİ DÜZEN(SİZLİK)”DEN BAŞKALDIRIYA, Ütopya Yayınevi, Ankara-2005, 592 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YENİ ROMA: TERÖRİST ABD-IV. KİTAP, Tohum Yayınevi, İstanbul-2004, 270 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESELLEŞME VE İMPARATORLUK: “YENİ EKONOMİ”DEN ÖNLEYİCİ SAVAŞA...-III. KİTAP, Tohum Yayınevi, İstanbul-2004, 382 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESELLEŞMENİN TİRANLIĞI: NE, NİÇİN, NASIL?-II. KİTAP, Tohum Yayınevi, İstanbul-2004, 384 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YENİ MUHAFAZAKÂRLIK YOĞUNLAŞIRKEN KÜRESEL VAHŞET-I. KİTAP, Tohum Yayınevi, İstanbul-2004, 334 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ABD SALDIRGANLIĞI: IRAK VE ÖTESİ-III. KİTAP, Ütopya Yayınevi, Ankara-2004, 304 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* 11 EYLÜL’DEN AFGANİSTAN’A ABD İMPARATORLUĞU-II. KİTAP, Ütopya Yayınevi, Ankara-2004, 287 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KOVBOYUN SÖMÜRGE İMPARATORLUĞU-I. KİTAP, Ütopya Yayınevi, Ankara-2004, 346 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SAKLANMAYA ÇALIŞILAN BİR MEŞALE: İBRAHİM KAYPAKKAYA, Umut Yayıncılık, İstanbul-2003, 232 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* İSYANIN ADI: FİLİSTİN-İNTİFADA KAZANACAK!, Ütopya Yayınevi, Ankara-2002, 479 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* XXI. YÜZYILLA GELENLER: SÖYLENCELER VE GERÇEK, Ütopya Yayınevi, Ankara-2002, 447 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SOSYALİST MÜCADELE ETİĞİ, Özgür Üniversite Kitaplığı, Maki Yayınevi, Ankara-2001, 336 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESELLEŞME VE TERÖR (TERÖRİZM, SALDIRGANLIK, SAVAŞ) II. KİTAP, Ütopya Yayınevi, Ankara-2001, 334 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESELLEŞME VE TERÖR (TERÖR KAVRAMI VE GERÇEĞİ) I. KİTAP, Ütopya Yayınevi, Ankara-2001, 364 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* AMERİKA: RÜYA MI, KÂBUS MU? YANKEE İMPARATORLUĞU, Ütopya Yayınevi, Ankara-2001, 368 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ÖDP YAZILARI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2001, 316 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)
* KÜRESELLEŞMENİN EKOLOJİK SONUÇLARI, Özgür Üniversite Kitaplığı, Maki Yayınevi, Ankara-2000, 190 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* EKOLOJİ POLİTİK, Özgür Üniversite Kitaplığı, Maki Yayınevi, Ankara-2000, 136 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* AVRUPA BİRLİĞİ ve SOSYALİSTLER: AKINTIYA KARŞI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2000, 384 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* GERİCİLİK KÜRESELLEŞİRKEN FAŞİZM!.. YENİDEN Mİ?.., Ütopya Yayınevi, Ankara-2000, 299 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KADIN YAZILARI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2000, 170 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* MARKSİZM VE EKOLOJİ, Öteki Yayınevi, Ankara-2000, 481 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* TERÖR NE? TERÖRİST KİM? (AVRUPA ASYA ve ORTADOĞU), Cilt:2, Ütopya Yayınevi, Ankara-2000, 384 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* TERÖR NE? TERÖRİST KİM? (ABD EMPERYALİZMİ ve LATİN AMERİKA), Cilt:1, Ütopya Yayınevi, Ankara-2000, 284 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* EĞİTİM: NE İÇİN? ÜNİVERSİTE: NASIL? YÖK: NEREYE?, Ütopya Yayınevi, Ankara-1999, 264 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* NEO-LİBERAL SALDIRI KRİZ ve İNSANLIK, Ütopya Yayınevi, Ankara-1999, 494 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* “YDD” KISKACINDA ÇEVRE ve KENT, Ütopya Yayınevi, Ankara-1999, 473 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* CHE FİDEL KÜBA, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1999, ikinci baskı, 135 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YABANCILAŞMA, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1999, ikinci baskı, 112 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* MEDYA ELEŞTİRİSİ ya da HERMES’İ SORGULAMAK, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1999, ikinci baskı, 176 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* DÜNYANIN BALKONUNDAKİ İSYANCILAR, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1998, ikinci baskı, 304 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ÖDP: İMKÂNLAR ve SORU(N)LAR, Öteki Yayınevi, Ankara-1998, 576 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* MAYALARIN DÖNÜŞÜ, Anahtar Kitaplar Yayınevi, İstanbul-1998, 311 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* POSTMODERN MÜDAHALE ve BAŞKALDIRI İMKÂNI (BRECHT “BİTTİ” FUTBOL “VERELİM”!), Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1998, 528 sayfa, Temel Demirer.


* SOKAKTA ve DUVARDA 1968, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1998, 207 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* VE KİRLENDİ DÜNYA..., Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1997, 319 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SOKAK’TAKİNE NOTLAR, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1997, 456 sayfa, Temel Demirer.


* ÖDP’YE KENAR NOTLARI, İnsancıl Yayınları, İstanbul-1997, 88 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KOYUNLAR KURTLAR KÖPEKLER (YENİ DÜNYA DÜZENSİZLİĞİ EMPERYALİZM ve UMUT), Anahtar Kitaplar Yayınevi, İstanbul-1997, 160 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KARA PARA KİRLİ SAVAŞ (TÜRKİYE’DE MAFYA ve DEVLET), Özgür Üniversite Yayınları, 171 sayfa, Ankara-1996, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* İSPANYA’DAKİ II. KITALARARASI BULUŞMA İÇİN “YDD”YE KARŞI TEZLER - II. KITALARARASI BULUŞMA İÇİN EKOLOJİK KIYAMET TEZLERİ, Özgür Üniversite Yayınları, 56 sayfa, Ankara-1996, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YENİ DÜNYA DÜZENİ AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE, Dev. Maden-Sen Yayınları, 64 sayfa, Ankara-1996, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* CANAVARLAŞAN MEDYA, 1996-İstanbul, Yorum Yayınevi, 287 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YENİ DÜZENİ ya da DÜZENSİZLİĞİ, 1996-İstanbul, Pelikan Yayınları, 304 sayfa, Temel Demirer.


* SOLAN FOTOĞRAFLARDA BİTEN VE BAŞLAYAN, 1993-İstanbul, Sorun Yayınları, 248 sayfa, Temel Demirer.


* GERİCİLİK DÖNEMİNDE DÜNYA ve TÜRKİYE, 1993-İstanbul, Sorun Yayınları, 190 sayfa, Temel Demirer.


* DİSK’İN “ÖREN TEZLERİ” ve SOSYALİST TAVIR, 1992-İstanbul, Sorun Yayınları, 189 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* TOPLUMSAL DİNAMİKLER ve ÖRGÜTLENME EKSENLERİ, 1992-İstanbul, Sorun Yayınları, 270 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SOSYALİZM “YENİ DÜNYA DÜZENİ” TÜRKİYE, 1992-İstanbul, Sorun Yayınları, 192 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SOSYALİZMİN SORUNLARI ÜZERİNE AÇILIM TARTIŞMALARI, 1992-İstanbul, Sorun Yayınları, 256 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YOL BALADI, 1988-Ankara, Ekin Yayınları, 61 sayfa, Temel Demirer.
* T.B.“K”.P PROGRAM TASLAĞININ ELEŞTİREL ANALİZİ, 1988-İstanbul, Sorun Yayınları, 86 sayfa, Temel Demirer.

İletişim:

temeldemirer@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)

http://www.facebook.com/TemelDemirer

https://twitter.com/temeldemirer

Temel Demirer

’’Yüce Türk ulusu adına' Tecavüz:Leyla Poyraz

Türkiye Cumhuriyeti  Devleti’nin mahkemelerinde kararlar açıklanırken, ”YÜCE TÜRK ULUSU ADINA…’’ başlığını kullanılır, ’’Yüce Türk adaletinin savunucusu’’ yargıçlarca… Onlar bu kararları alırken, ’’yüce Türk ulusu adaletinin’’ onlara verdiği yetkilere dayanarak bazı indirimler yaparlar. İşte bu ’’yüce Türk ulusu adına’’ yapılan bazı indirimler şunlardır:

Kadın programında ’’babam bana tecavüz etti’’ diyen kızını öldürenin, ’’babasını kamuoyunda mahcup etti’’ indirimi.

 Eşini katledenin , ’’kot giyiyordu, piercing takıyordu, çantasında doğum kontrol hapı buldum’’ indirimi.

Burjuvazi insanlığı pazarda tüketmiş

 

Her gün bir kadın öldürülüyor. Sokak ortasında. Gözlerimizin önünde.

Gülüşleri karatılıyor insanlığımızın.

Bir işçi katlediliyor, sömürü atölyelerinde

Bir ulus, egemen ulus tarafından yok sayılıyor. Üzerine bombalar yağdırılıyor.

Dilinden ve ulusal kimliğinden dolayı insanlar öldürülüyor.

Dininden dolayı insanlar boğazlanıyor. Yok ediliyor, soykırım yapılıyor.

Etrafı 8 metre yüksekliğinde duvarların içine hapsediliyor.

Yoksullar, denizin ortalarında boğuluyor. Çalınan aşlarına ulaşabilmek için.

Ülkeler yağmalanıyor.

Hrant, “nefret suçları” ve “zehirli kan” üzerine [1]

“Bizi gömmeye çalıştılar, tohum olduğumuzu bilmeden…”[2]

Biraz şu mahut “zehirli kan” meselesinden bahsedelim mi?

Ahparik Hrant katledileli sekiz yıl oldu… Onu Agos’un önünden Balıklı Ermeni Mezarlığı’na uzanan son yolculuğunda yüzbinlerle uğurlayalı sekiz yıl geçti…

Hangi Sınıftan Yanasınız?

Sinfli Toplumlar Tarihi Sinifli Toplumlar Tarihidir-1

SSCP ve CKP tarihini Amerikan Horror hikayelerinden, Trockist efsanelerden ogrenmeye kalktiginizda, bulacaginiz tek sey Gulyabani masallaridir.

Tarih de ideolojinin bir konusudur; ona nerden, hangi sinifin penceresinden baktiginiza gore elinizde bir tarih algisi olusur...

Sinifli toplumlarda sinifsiz gercek yoktur!

Tarihi incelerken tarihin hep iki boyutu oldugunu gorursunuz. Bu sinifli toplumlar icin tipik bir durumdur. Ve ayni zamanda yasamin dialektigi karsitlarin birligidir.

Ermeni soykırımını tarihçiler belirlesin yalanı :Furkan Çay

Soykırım konusu Türkiye’de tabu haline gelmişken devletlü takımının bu konu hakkındaki açıklamaları, soykırımı inkarını kemikleştirmekten başka bir işe yaramıyor. Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan yine soykırımı konusunu tarihçilere bırakmak gerektiğinden bahsetti ve soykırımı konusunda TC devletinin resmi soykırımı tezinden bir adım öteye gidemedi. Sanki yaşamımızı belirleyen bütün gerçeklikleri bugüne kadar hep tarihçilerden öğrenmişiz gibi.
Cumhurbaşkanı’nın arşivleri tarihçilere açmaya hazırız sözleri hiç inandırıcı değildir.

Seçim sonuçları: şantajlara rağmen halk sistemin bekçilerine sırt çevirdi*

 

Siyaset temsilcilerinin yeniden biçimlenmesi nasıl olursa olsun, 25 Ocak seçimlerinde ortaya çıkan olgu şudur: Jean-Claude Juncker'in (AB Komisyonu başkanı çn.) ülkemizde ki temsilcileri, bütün çabalarına rağmen halkımız tarafından seçilmeyerek, köşeye sıkışmasalar bile ağır bir yenilgi yaşamışlardır.

"Türkiye 2015'i en az hasarla atlatmaya çalışıyor" Taner Akçam

Taner Akçam'la Ankara'nın 2015 yaklaşırken izlediği politikaları, Türkiye'de soykırımın tanınmasının nasıl anlaşıldığını ve bu konuda izlenebilecek modelleri konuştuk. Akçam'a göre Türkiye'de adaletsizliğin giderilmesi, suçun kabul edilerek tazminat ödenmesi gibi konulardan kasıtlı ve bilinçli olarak bir kaçma söz konusu.

REPAIR: Ermeni soykırımıyla ilgili çalısmaya sizi ne yöneltti ? Bir adaletsizlik olarak mı gördünüz ?

Egemenlerin halifesi olmaktansa ezilenlerin sahabesi olmak devrimcidir

Özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde İslami direniş hareketlerinin yükselişiyle birlikte, İslam’ın ideolojisi bölgelerde giderek yayılıyor. Bu yükseliş hâkim sınıf sözcülerince terör faaliyeti olarak ilan edilip dar anlamda İslam ideolojisinin karşısında önlem almak arayışının politikasıdır. Bu aynı zamanda orta sınıfa da yansıyan ve onlarda dile “İslam’ın aşırı ucu” ya da “radikalizm” şeklinde tanımlanıyor. Bu tanımlamalar özellikle ılımlı İslam’ın reformist anlayışını Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde egemen dil anlayışının yaygınlığını oluşturuyor.

Kobanê’de Partizanca Direnişin İzinden…

 

Ortadoğu’da, emperyalistler ve onların işbirlikçi, uşağı hükümetler ile onların güdümündeki çeteler tarafından işgal edilen, özgürlük ve geleceği tutsak alınmaya çalışılan Kobanê, 134 günlük kahramanca bir direniş sonucunda özgürlüğüne kavuştu.

Kobanê, Rojava’da Kürt halkının kendi yönetimlerini inşa etmesi, öz örgütlülüklerini kurmasıyla birlikte ortaya çıkarmaya başladığı, filizlenerek büyümeye başlayan kazanımlarına yönelik kuşatma ve saldırıların kilitlendiği noktaydı.

Ah.. Cancağızım Kürtler ah..

Kürtler yüzde on barajı asacaklarmış.

Toplumun ilerici demokrat kesimlerin desteğini de alarak.

Ah.. cancağızım Kürtler ah...

Bari ilerici demokrat kesimlerin desteğini de alarak manipülasyonlarla da insanların zihinlerine kazınmış yenilmez görüken sisteme olan inancı taru duman edeceğinize inanıyorsunuz bu inancınızın doğru olup olmadığını belediye seçimlerini kaybeden Ferhat Tunç' a sorsaydınız.

Ah cancağızım Kürtler ah..

Kürtler yüzde onluk barajı aşamasalar da her şeye hazırlarmış.

Ya... akp' nin 310' nu aşamamasına hazırlar mı ?

Soykırımın 100. Yılında Bir Özür Borcumuz! Fusun Erdoğan

 

Ermeni meselesinde tutarlı bir tavır ortaya koyamamak, Türkiye devrimci hareketinin önemli zaaflarından biri olagelmiştir.

Bu zaaf devrimci ve sosyalistlerin değişik zamanlarda Ermeni halkına yapılan soykırım ya da tarihsel adaletsizlikler, haksızlıklar karşısında da, doğru tutum almasını önlemiştir.

Soykırımın 100. yıldönümü yaklaşırken, geçmişle yüzleşme ve hesaplaşmanın tartışıldığı bu süreçte, Türkiye ilerici, devrimci, sosyalist hareketinin bu zaafıyla yüzleşmesi önemli bir görev olarak varlığını sürdürüyor.

Sayfalar