Çarşamba Ekim 21, 2026

Ateşin Yobaz Elinde Sınanışı Unut/MADIMAK/lımda

25 yıl önce insanlık dışı gerici, şeriatçı, faşist güruhlarca tutuşturulan insanlık ve Madımak Oteli halen yanmaya devam ediyor. 2 Temmuz 1993’te 33 Can, 33 fidan, 33 aydın, yazar, şair ve genci yitirdi bu ülke toprakları. Madımak’tan yükselen çığlıklar ve dumanlar ülkenin dört bir yanından duyulur ve görülür oldu.. Ancak gerçekleşmeyen adalet sebebiyledir ki, sadece Madımak’tan değil, bu ülke coğrafyasının her karışından dumanlar tütmeye, çığlıklar gelmeye devam ediyor..

Osmanlının gerici, feodal ve baskıcı düzenine şiirleri, bağlaması ve devrimci, direnişçi düşünceleriyle başkaldıran Pirim Pir Sultan’ı darağacına gönderen zihniyet, aradan geçen yüzlerce yıl sonra bile, O’nun fikirlerinin yaşamaya devam ettiğini görünce tahammülsüzlüğü arttı. Ve Pir Sultan Abdal’ı şiirlerle, türkülerle, tiyatroyla anmak için Sivas’a giden sanatçı, aydın, yazara ve Alevi semahçıya da tahammül edemedi. Sivas Madımak Oteli devletin askeri, polisi, valisinin gözleri önünde ateşe verildi..

Selçuklunun Baba İshak ve Baba İlyas, Osmanlının da Abdal Musa, Şahkulu Sultan, Kalender Çelebi, Şeyh Bedreddin ve Pir Sultan gibi düzene başkaldıran, haksızlıklara karşı halkın öncülüğüne savunan önderlerimize tahammül göstermesini zaten beklemiyoruz.        

Bu gerici düzenlere karşı halkları örgütlemiş bu büyük önderler, ya binlerce Kızılbaş Alevi ile kılıçtan geçirilmiş, ya da darağacına gönderilmişlerdir. Pir Sultan Abdal da, inancın, bilincin ve direncin sembolü olarak darağacına kendisi yürümüş, inancı, düşünceleri ve toplumu için serini vermiştir. Hınzır’ın sadece bir dörtlükte bile “şah” sözcüğünü kullanmaması halinde kendisini affedeceği şeklindeki biatçı istemine “Hızır Paşa bizi berdar etmeden / Açılın kapılar Şah’a gidelim / Siyaset günleri gelip çatmadan / Açılın kapılar Şah’a gidelim” diye yanıt verir ve darağacını yürür. İşte egemenleri korkutan tam da bu inanç, bilinç ve dirençtir. İşte bizleri Malya Ovası’nda, Tokat, Antalya, Ege, Koçgiri, Dersim, Maraş, Gazi ve Madımak’ta yakmalarının, katletmelerinin, bombalamalarının altında yatan gerçek de bu Kızılbaş duruşa tahammülsüzlüktür. . 

Öyle bir düşmanlık, öyle bir tahammülsüzlüktür ki, Şeyhülislamlar Kızılbaşlarla ilgili “Kızılbaşların malı da, canı da, namusu da helaldir” şeklinde fetvalar vermiş, sadece katletmekle kalmamışlar, aynı zamanda inanç ritüellerimiz, dergahlarımız, pirlerimiz, hatta Alevi ozanların türküleri, deyişleri, hatta bağlamaları bile yasaklanmıştır. Ancak egemenlerin unuttuğu çok önemli şeyler var. O da tarihin akışının hiçbir tiran, diktatör tarafından kesilemeyeceği gerçeğidir. Tüm baskılara, yasaklara, katliamlara rağmen 400 yıldan sonra bile Pir Sultan’ın deyişlerini, türkülerini, şiirlerini söylemeye ve bu büyük önderlerimizi sahiplenmeye devam ediyoruz.

         Ve bu sahiplenme Koçgiri, Dersim, Maraş, Sivas, Çorum, Madımak ve Gazi katliamlarına rağmen, baskı, yıldırma, sindirme ve asimilasyon politikalarına rağmen devam edecektir. Bizler eşit yurttaşlık hakkını elde edinceye, Alevi inancı bir statüye kavuşturuluncaya, asimilasyon politikalarından vazgeçilinceye kadar, her gün, bir önceki günden daha bilinçli, daha dirençli ve daha güçlü olarak bu mücadeleye ve sahiplenmeye, adalet aramaya devam edeceğiz. Gerçek suçlular ve sorumlular, ki asıl suçlular dönemin Cumhurbaşkanından Başbakana, İçişleri Bakanından Sivas Valisine, Genelkurmay Başkanından Garnizon komutanına, Belediye Başkanından Emniyet Müdürüne, İtfaiye Müdürüne kadar tümü ve daha sonra katliama bizzat karışmış, oteli ateşe vermiş olan katilleri kollayan, savunan, korunan, iş sahibi yapan, saklayan AKP zihniyetindekiler yakalanıp yargı önüne çıkartılıncaya, suçlular gerekli cezaları alana kadar mücadeleye devam edeceğiz.

         Madımak Katliamı, yüzlerce yıldan bu yana Mezopotamya ve Anadolu topraklarında asimile edilmek istenen, inkâr edilen, yok sayılan ve imha edilmek için katliamlara, soykırımlara tabi tutulmuş tüm Alevi ve Kızılbaşlarla birlikte ülkemizdeki aydın, sanatçı, yazarları da içine alan ve ülkedeki tüm demokrasi güçlerine karşı yapılmış bir katliamdır.

         Katliamları unutturmak için örtbas edip suçluları koruyan, suçluların avukatlığını yapan, kimi suçluları da ödüllendirip Belediye Başkanı, Milletvekili yapan ve de Roboski’de, Gezi’de yeni katliamlar gerçekleştirmeye devam eden bu tekçi, ırkçı, gerici zihniyetler iktidardan uzaklaştırılmadıkça, gerçek suçlular yargı önüne çıkarılıp adalet sağlanmadıkça, Madımak yanmaya,  Madımak’tan çığlıklar gelmeye devam ediyor. 

Madımak katliamı bir insanlık suçudur. İnsanlık suçlarında ise zamanaşımı olmaz. Bu sebeple, kendisine insanım, adaletten, eşitlikten, insan haklarından, özgürlüklerden yana ve demokratım, yurtseverim, devrimci ve sosyalistim diyen herkesi Madımak katliamının gerçek suçlu ve sorumlularının ortaya çıkartılması, yargı önüne getirilmesi için sürdürülen mücadeleye omuz vermeye davet ediyorum.

Madımak’ı unutmadık, Unutmayacağız. Unutmak İhanettir.

Erdal YILDIRIM 

49485

Erdal Yıldırım

2012 yılı sonlarından itibaren sitemize yazılarıyla yeni bir soluk katan yazarımız genellikle Aleviler ve sorunları üzerine makaleler yazmaktadır.

erdalyildirim@kaypakkaya-partizan.net(hazırlanıyor)

Son Haberler

Sayfalar

Erdal Yıldırım

Aydın/ Entelektüel Meselesine dair[1]

“Entelektüelin görevi iktidara hakikâti söylemektir.”[2]

 

Aydın/ entelektüel konusunda epeyce yazdım.[3] Yazdıklarımın tümü, elbette taraflıydı.

Yeri geldi belirteyim, sınıflı bir toplumda “tarafsızlık” yaygaralarını kaale almayan birisi olarak:

Marguerite Duras’nın, “Politik değilseniz, entelektüel de olmazsınız!”

Albert Camus’nün, “Entelektüel, aklı kendisini gözleyen kişidir”![4]

Küçük Burjuva “Sol”culuğun Açmazları

Küçük burjuva “sol”culuğu birleştirici değil, dağıtıcı ve yıkıcıdır. Onun bu nitelikleri, sınıfsal karakterinden ileri gelir. Kapitalist sistem içinde, o her şeyini yitirmiştir. Burjuvaziye kin duyar ve kinini bazen anarşist bir şekilde ortaya koyarken, bu, bazen ise sınıf uzlaşmacılığı şeklinde ortaya çıkar.

Gitmediğin yere başkasını gönderme!

Sınıf savaşımında militanlık ve devrimci önderliğe ilişkin temel bilgilerin elde edilmesi güne ve ana uyarlanarak güncellenip, uygulanması örgüt bilimi açısından tayin edici düzeyde önemlidir. Temel bilgiler ne kadar önemliyse bugün yaşanan ve devam eden sorunlara, sürecin ve anın ihtiyacına yanıt olacak şekilde yenilenip güncellenerek uygulanması bir o kadar önemlidir.

Her an...

Sınıf savaşımında yola çıkanlar yaşamla ölüm arasındaki ince çizgi üzerinde yürür. Yaşamla ölümü her an iç içe, beraber yaşamaya, karşılamaya hazır yürür. Hangisinin ne zaman ağır basacağını “bilemeden” yürür. Ancak bir gün mutlaka ölümle karşılaşıp tanışacağını çok iyi bilir. Devrimcilerin sonsuzluğa uzanan yolculuğunda ölümle karşılaşması sınıf savaşımının nesnel koşullarına, düşmanla yaşayacağı çatışma durumuna, mevzilenme ve konumlanmasına bağlıdır. Ancak ölümle karşılaşma anı her şeyden önce ideolojik donanıma, örgütlenme gücüne ve yürüyüşüne bağlıdır.

Çelişkilerden faydalanabilmek doğru konumlanmayı gerektirir!

İçinden geçtiğimiz süreci doğru anlayabilmek için pek çok gelişmeyi bir arada değerlendirmemiz gerekmektedir. Ortadoğu'daki değişimler, Kürt ulusal hareketinin gelişim seyri, egemen kliklerin arasındaki çelişkiler, ezilenlerin durumu, devrimci hareketler... Bunlar ilk akla gelen başlıklardır. Sonuç olarak süreç, birçok çelişkiyi barındırdığı oranda ezilenler için fırsatlar da yaratmaktadır. Fakat bu fırsatlardan yararlanabilmek süreci doğru analiz edebilmeyi ve doğru bir ideolojik-politik ve örgütsel konumlanışı gerektirir.

Sürüngen gökte kartal olmaz! (2)

30 yıllık Ermeni mücadele tarihinde Kafkaslar'da, Batı-Doğu Ermenistan'da ve Ortadoğu'da Ermeni toplumu içerisinde en güçlü, çoğunluğu elinde bulunduran, temsil eden EDF (Ermeni Devrimci Federasyonu) Taşnak Partisi, aynı zamanda kendi içerisinde siyasal çatışmaların yaşandığı uzun bir dönemeçtir. Bu dönemecin önemli figürlerinden birir olan Antranik Paşa yeni bir yüzyılın başında Osmanlı'ya karşı mücadele içerisinde bir HINÇAK Parti taraftarlığından, Taşnak Partisi'nin bir savaşçısı, aynı zamanda Halkın Fedaisi konumuna getiren onun partiler üstü konumu olmuştur.

Kılıçdaroğlu’nun “adalet” yürüyüşü, gerçekler ve tarihsel olarak sivil itaatsizlik-1

Enis Berberoğlu’nun MİT tırlarının bilgilerini basına sızdırmasından dolayı yargılandığı mahkemece 25 yıl hapis cezasına çarpılması ve tutuklanmasının ardından CHP, yargılamanın “adaletsiz olduğu ve Enis Berberoğlu’nun serbest bırakılması” için Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Adalet” için yürümesine karar verdi.

Keş(iş)inde Söz Söyleme Hakkı Var

Kimine göre sosyalizm bilimseldir, kimine göre de değil.

Bana göre de sosyalizm bilimsel değildir.

Şayet sosyalizm bilimsel olsaydı herkesin ama herkesin sosyalizm için söz söyleme hakkı olurdu değil mi ?

Bilimsellik için söz söyleyenlere bir bakın. İçerisinde kimler var kimler.

Papazlardan tutun anarşistlere kadar herkes var.

Türlerdeki evrimleşmenin nasıl gerçekleştiğini açıklayan Mendel bir papaz idi.

Acı Esintiler

İzmir 1 Nolu Sıkıyönetim Komutanlığı'nda süren davamız nihayet bir karara bağlandı. Hakkımda istenilen 5 yıllık ceza da onaylanmış oldu. Ama avukatlarımız temyize başvurdular. “Sonuçlanması birkaç yıl sürer…” dediler.

O süre içinde yurtdışına kaçma planları yapmaya başladık. İlk grubun içinde ben de vardım. Ama ekildim. İbo ekti beni. Dede, “İbo istemedi seni” dedi. Yıllar sonra İbo’yla buluştuğumda sordum: “Dede istemedi seni” dedi. İkisine de inanmadım.

Özgür Gelecek-Partizan;ÇAĞRI ve UYARIMIZDIR

Devrimci, demokratik kamuoyuna ve okurlarımıza çağrımızdır!

Devrimciliği çoktan askıya almış kesim karşısında alanlarımızı sonuna kadar koruyacağız!

Uzun bir süre kolektif içinde yaşandıktan sonra artık devrimci kamuoyunun gözleri önünde yaşanan “iç” sorunlarımızda, çeteci mantıkla sorunları kangrenleştiren ve devrimcilere yönelik şiddet uygulamaktan geri durmayan kesimin saldırıları sürüyor.

Canım biraz HASAN AKSU'yla uğraşmak istiyor!

Hasan Aksu, onun tabiriyle gelenekten biri. Epey bir geçmişi var. Fakat son 35 senedir gelenekten uzakta yaşıyordu. Yurt dışına geldiğinde ( ya da onun söylemiyle yd atandığında) bir süre doruklarda dolandı.

Sayfalar