Cuma Eylül 11, 2026

Armenak ile Ferhat Amca

100.yıl anmaları çerçevesinde Türkiye'nin her tarafında yapılan anma etkinliklerinde Dersim ve Diyarbakır'da bir ilk yaşandı.Son senelerde Taksim'de saat 19.15'de yapılan anmaların yanısıra bilge adam,Agos gazetesi yazarı ve kurucularından Sarkis Seropyan'ın görüş ve önerileri ile Dersim ve Diyarbakır'da soykırım anmaları yapıldı.

Milyonların buluştuğu Yerevan 100.yıl anmalarına gitmeyerek bir ilk ve başlangıç olması için Dersim'e gitme konusunda karar kıldı.Ama ani ölümü ile aramızdan ayrıldı.Fakat dostları ve arkadaşları bu vasiyetini gerçekleştirdiler.Dersim ve Diyarbakır'da yapılan anmaları görme fırsatı olmadı.

Dersim ile Diyarbakır'ın öne çıkmasının önemli nedenlerinin başında Dersim'in,Ermeni soykırımında halka kucak açarak,koruyarak,saklayarak yok olma pahasına Ermeni'leri sahiplenmeleridir.Diyarbakır ise bütün kafilelerin geçiş güzergahında olmasıdır.Aynı zamanada vahşette sınır tanımayan Diyarbakır valisi Dr.Reşit'in insanlık dışı uygulamalarıdır.

Dersim'in Hozat ilçesi ile Diyarbakır'ın Çüngüş ilçesinde yerlerinde yapılan anmalar insanların bu kadar da olmaz'' dedirten,artık sözün bittiği noktalardır.Hozat'ın Kayışoğlu Yarması'nda Tehcire gönderilen kafilelerde insanlar birbirine bağlandıktan sonra uçurumlardan aşağı atıldılar. Munzur suyu kana boyandı.Dersim'liler böyle bir anmayı ilk defa yaptılar.kalabalık kitle,yaşlı analar gözyaşlarını tutamayıp ağladılar.Kayalıklarda ölenlerin anısına mumlar yakıldı,karanfiller uçurumlardan Munzur suyuna atıldı.

Yörede yaşayan halkın anlatımlarına göre ,halen aşağıda insan kafatası ile kemiklere rastlamak mümkün.Yine 23 yıl sonra aynı devlet,aynı gelenek,aynı anlayış devam edince bu sefer Dersim halkına karşı aynı vahşeti uyguladılar.Dersim'lileri de soykırım başlangıç yeri olarak gösterdiği Kayışoğlu Yarması'ndan aşağı attılar.Kızılbaş inancına sahip,alevi olan bu insanlar,inançlarından taviz vermeyerek her zaman zalimin zulmü karşısında oldukları için soykırıma uğradılar.

Ermeni soykırımında Ermeni'leri barındıran Dersim'liler cumhuriyet döneminde tüm geçmişte yaptıkları için cezalandırıldılar.terbiye edilmek istendiler.Zamanında İttihatçı'ları dinlemeyerek insanlık duruşu sergilediler,ama bunu bedelini canları ile ödediler.sürgüne gönderildiler, Öldürüldüler.Senelerdir Ermeniler ile içiçe yaşayan Dersim'lilerin kaderi de aynı olmuştur.Birlikte yaşadıkları topraklarda bugün dahi kalıntılara rastlamak mümkün.Yüzyıl geçmesine rağmen yok edilemeyen Ergan manastırı (Surp Harutyun kilisesi) soykırımın halen canlı tanıklığını yapmaktadır.

Diyarbakır'ın çüngüş ilçesinde bulunan Düden şelalesinde yine aynı durumla Ermeni'ler karşı karşıya kalmışlardır.Ermeni ileri gelenlerinin önce şehrin merkezine çağrılmasından sonra başlayan tutuklamalarla halk önderliksiz bırakıldı.Altı bin ermeninin yaşadığı Çüngüş'te insanlar toplandıktan sonra Düden şelalesinden aşağı atılarak vahşice öldürüldüler.Dipsiz kuyu olarak da bilinen düdenlerin derinliği karşısında insanlar şaşkınlıklarını gizleyemediler.Korkunç olayı bugün yerinde anan insanlar gözyaşlarını tutamamışlardır. Canlı canlı boğazlanarak kuyulara atılan Ermeni'lerin ardından anlatımlara göre altın avcıları,sonradan giderek ermenilerin beraberinde götürebileceklerini düşündükleri altınlar için kuyuya inmişler,ama onlar da ölmüşlerdir.

''Burası diyabağanın,onun can yoldaşı Hamparsum'un,Toros dayının,Soğomom Tehleryan'a selam duran Armenak Bakırcıyan'ın,yaralı kartalları avcılara teslim etmeyiz diyerek reddeden Seyit İbrahim'in yurdu Dersim'dir'' diyen DERADOST (Dersimli Ermeniler ve Alevi Dostluk Derneği) tarafından yapılan anmalarda  ''yurtdaşı olduğumuz devlet, tarihimizde neler olduğunu açıkça ifade etmelidir'',''sizi kırdık,şimdi büyük onurlu devlet olarak özür diliyoruz ve özrün gereğini yapacağız demelidir.Bizim beklentilerimiz budur.''  açıklamalarında bulundular.

SEN  RAHAT  UYU  ARMENAK !

Ermeni soykırımı anmalarının Dersim ayağı Kayışoğlu yarmasında atılarak öldürülenler ile her bir karış toprağında hayatını kaybeden Ermeni'ler,1938 Dersim soykırımında hayatlarını kaybedenler,kahpe pusularda,dağ başlarında savaşarak şehit düşen gerillalar,halk savaşçıları mezar yerleri ve adları olmayan kahramanlar için  Armenak Bakırcıyan şahsında  oluşturulan Anıt  Mezarı açılışıdır.

Dersim'in Nazimiye ilçesi Xarik köyünde,Dersim halkının özverili çalışması ile Armenak Bakırcıyan şahsında  isimsiz kahramanlar adına inşa edilen Anıt Mezar,bölgenin baraj altında kalmasından sonra ,burada bulunan mezarlar maddi ve manevi zenginlikler daha yüksek yerlere  taşınarak halk değerlerine sahip çıkmıştır.Dimak şirketine devredilen,tüm bölgenin zenginliklerini doğal yapısını ekolojik dengesini de bozan baraj yapımı iktidara ve sermaye sınıfına hizmet etmektedir.

Armenak Bakırcıyan artık bu son istirahatgahından da alınıp,başka bir yere götürülecek mi?Artık bu son olması dileğimiz ve arzumuzdur.Çünkü yaşadığı kısa dönem zarfında mücadelesinde efsaneleşerek halk tarafından sevilen,arandığı dönemlerde halk tarafından korunan Armenak Bakırcıyan'ın yaşamı kadar ölümü ve naaşı devlet tarafından zulme uğratılmıştır.Yoldaşlarının  ve halkın sahiplenmesiyle Armenak Bakırcıyan'ı halk bağrına basmıştır.Türkiye'de devrim mücadelesinde şehit düşen birisinin mezarının bu kadar yer değiştirdiğine ilk defa şahit oluyoruz.Başka da bir örneği yoktur.Armenak Bakırcıyan'ın mezar yeri yedi kez yer değişikliğine uğratılmıştır.Ermeni ve komünist olmasından kaynaklı saldırı ve baskılar,onun naaşından dahi korkan devlet ve generalleri tarafından uygulanmıştır.

13 Mayıs 1980'de Elazığ-Karakoçan'da kurulan bir pusuda aramızdan ayrılan Armenak Bakırcıyan TKP/ML örgütünün faaliyetlerini yürüten aktif bir üyesidir.İzmir'de bir banka soygununda tutuklanmasının ardından,örgüt cezaevinden Armenak Bakırcıyan'ı kaçırarak özgürlüğüne kavuşmuştur.Faaliyet alanlarında Dersim,Elazığ ve Erzincan'da kitleler tarafından sevilen,korunan önder durumuna gelmiştir.

Armenak Bakırcıyan Proletarya Partisi içerisinde Kaypakkaya çizgisi ile Türkiye'de yaşayan Çeşitli milliyetlerden ve inançlara mensup Laz,Çerkez,Ermeni...halklarının kurtuluş mücadelesinin birlikteliğini savunmuş,örgüt içerisinde Ermeni kimliğini hiç bir zaman öne çıkarmamıştır.Ezilen halkların mücadelesinin sınıf perspektifi ile proletarya önderliğinde burjuvaziye karşı örgütlenmesi gerektiğine inanmış ve bu uğurda mücadeleye aktif olarak katılmıştır.Sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya yaratma mücadelesinde sosyalizme inanmış yoldaşlarına ''ben ermeni komünistiyim'' demiştir.

Yerlerinde ve yurtlarından soykırıma uğrayarak yokedilen tarihi haksızlığa uğrayan bir halkın evladı olarak sorunun çözümünün kendilerinin devraldığını söylemiştir.''Zamanında Ermeni önderler bu meseleyi çözmüş olmadıkları için,artık bu meselenin çözümü bizim omuzlarımızdadır'' diyerek davasının ve yolunun ne kadar uzun ve meşakkatli olduğunu vurgulamıştır.Armenak ile uzaktan yakından alakası olmayan,sadece milliyetçi emellerine alet etmek isteyen onu sınıf davasından koparan ,duygu sömürücüleri her zaman olduğu gibi yine olacaktır.Bunlara aldanmayalım.kanmayalım.

Ermeni nufusunun süregelen göç dalgasıyla her geçen gün daha da azaldığını görebilmekteyiz.İttihatçı gelenekten gelen kemalist rejim Kürt ve kendisinden olmayan halkların yaşama hakkını elinden alarak hayatı zindan etmiştir.Ermeni'ler yeni yaşam umuduyla başka ülkelere göç etmişlerdir.Bugün bile hayata tutunabilmek için  isimleri ile kimliklerini değiştirmek zorunda kalmışlardır.Yoldaşlarına,halkına zarar gelmemesi,burjuvaziye onun bir kolu olan basına ''ermeni düşmanlığı'' yapma fırsatı vermemek için Armenak ismini Orhan,Hrant Dink,Fırat,Isdepan ise Murat olarak değiştirdiler.

İstanbul Ünüversitesi Edebiyat fakültesi okul yıllarında Armenak'ın kız arkadaşı yurt dışına göç eden ailelerden sadece bir tanesidir.Amerika'dan,Armenak'a çağrıda bulunarak gelmesini hayatlarını birleştirmeleri teklifinde bulunmuştur.Oysa, O ''seviyorsa o gelsin'' diyerek mücadeleye halka ve yoldaşlarına olan sevgisinden vazgeçmeyerek Amerika'ya gitmemiştir.

Aile'sini,Proletarya partisi'ni,ezilen ve yoksul tüm herkesi derinden üzen kara haber,tez yerine ulaştı.Armenak,Karakoçan'da kurulan pusu sonucunda şehit düşmüştü.Acı haberi alan Hrant Dink,ailesini aramış,yanına yoldaşlarından birisini de katarak Karakoçan'a gönderdi.Elazığ'da kimlik tespitinden sonra,naaşın tespitine gelmişti.Polis,Armenak'ın cenazesinden korktuğu için aceleden toprağa,Kimsesizler Mezarlığına gömmüştü.Teşhis için açılan mezarda,ailesi Armenak'ı teşhis etti.Cenazeyi almaya gelen ailesine naaşı vermesi gerekirken,aileyi sorgulayıp cenazeyi vermediler. Engel çıkardılar.Kimsesiz olmadığı,kendi gelenek ve dini inançlarına göre gömmek isteseler de polisin kesin niyeti vermemekti.Cenazeyi vermedi.''Bunun sebeplerini sizlere anlatamayız'' diyerek reddetti.

Kimsesizler mezarlığına defnedilen,Armenak Bakırcıyan'ın yeri sır gibi saklanmıştı. Polis ve jandarma koruması altın alınan cenaze aynı hafta içerisinde TİKKO' cular tarafından güvenlik güçleri etkisiz hale getirilerek kaçırıldı.,'',eğer bir gün şehit düşecek olursam beni Dersim'e'' gömün vasiyeti üzerine yoldaşları çok sevdiğ topraklara defnetmişlerdir.Vasiyeti üzerine çok sevdi- ği tüm Munzur'un göründüğü tepeye yani bugün sular altında kalan Xarik köyüne mezarını yapmışlardır.

Yoldaşları onun mezarını yapmalarına ,beton dökmelerine rağmen sıkıyönetim koşullarında askerler gelip,kırdılar ve dağıttılar.12 Eylül Faşist Cunta ile birlikte  başında Yüzbaşı Murat Çakmak ve ekibinin olduğu işkenceci yüzbaşı,Dersim'de operasyonlarda Armenak'ın mezarını tahrip edenlerin başında gelmektedir.Köyde operasyonlarda bulunan sadist ruhlu yüzbaşı,köylüleri toplayarak mezarını tahrip etmiş ve şöyle hakaretlerde bulunmuştur.''Ey komünist,ey ermeni kalk ayağa biz geldik,ne yapacaksan yap'' diye aşağılık saldırılarda bulundu.TC ordusu komutanı halka ve mezara karşı operasyona girişti.

Önce köylüleri toplayan TC komutanı,ırkçı yüzbaşı,mezarın kazılmasını köylülere emretti.Şiddetle karşı çıkan köylüler ''biz bunu kabul etmiyoruz'' diyerek reddettiler.Köylülerden biri olan Ferhat Amca,karşı çıkarak,TC ordusu komutanına ''bu günahtır'' demiştir.''Her ne olursa olsun bu naaş burada bizim köyümüze gömülmüştür,böyle bir hakaret yapamazsınız'' demiştir.Bunun üzerine sinirlenen ırkçı,faşist yüzbaşı Ferhat amcayı falakaya yatırarak dövmüştür.

Saldırılarına devam eden yüzbaşı ''peki bu senin neyindir'' diye sorunca ,''bu benim babamdır'' diye cevap vermiştir.''Ermeni misin'' diye sorunca  ''Evet bende Ermeniyim'' diye cevabını almıştır.Köylülerden olumlu bir yanıt alamayınca kendi askerlerine,kazması için emir vermiştir. Ama askerlerden bazıları korku ve şaşkınlık içerisinde yanaşamamışlardır.En son kendisi de katılarak mezar tahrip etmiştir.Yine Ferhat amca şiddetle isyan ederek,''sizin bu yaptığınız zalimliktir , bunu yapamazsınız'' derken,bir kez daha Ferhat amca ile eşini işkenceye tabii tutmuştur.Askerlerin operasyon bitip gitmesinden sonra Ferhat amca ile köylüler yeniden mezarı düzenlemişlerdir.

Armenak Bakırcıyan'ın ölüsünden korkan,mezarını dahi bu topraklarda kabul etmeyen ırkçı,faşist zihniyet sonradan yine boş durmayarak halkın ve yoldaşlarının her seferinde inadına sahiplenmesine ve inşasına rağmen saldırılar devam etmiştir.En son yapılan Pembelik barajı ile sular altında kalacak köy zenginlikleri,cenazeleri bir plan ve program çerçevesinde taşınarak barajdan kurtarıldı.Köylüler ''kendi naaşlarımızı ve atalarımızı buradan taşıyacağız'' diyerek,Armenak'ın cenazesine de sahip çıkarak,sular altından kurtarılmış,burada halk ''sürgün mezarlığı'' inşa etmiştir. Kıymetli,saygıdeğer Ferhat amca ise ölümünden sonra bugün Armenak'ın mezarının hemen karşısına defnedildi.Armenak ile aynı topraklarda fiziken öldüler ama anıları halen yaşamaya devam ediyor,hatıraları sonsuza dek yaşayacaktır.

Ama onu vuran katiller ve işkenceciler her gün ölmüşlerdir.Yoldaşlarının intikamının alınacağı andı içen TİKKO'cular, ölümünden kısa bir süre sonra Armenak'ı vuran 2 polisden birisini cezalandırmışlar ama ölmemiştir.Yörede'' kulaksız yüzbaşı'' olarak da tanınan halk düşmanı yüzbaşı ise, TİKKO'cuların ''adalet ve intikam'' kurşunlarına hedef olmuştur.

TC Devleti'nin özel güvenlik teşkilatlanmasını oluşturan Jitem ve benzeri yapılanmalar Kürt ulusal mücadele ile gerilla savaşına karşı özel yetkiler ile donatılmıştır.Savaş kurallarının hiçe sayıldığı,tamamen keyfi,uluslararası antlaşmalara karşı çıkan,DAİŞ tipi birliklerdir.Bunların icraatlarını 30 yıldır süren savaşta gördük.Ölen gerilla ile çekilmiş fotoğraflar,gerillalara yapılan işkenceler,organların kesilmesi,mezarların tahrip edilmesi hafızalarda olduğu gibi yerini koruyor.

Türk hakim sınıfları Kürt ulusuna ve ezilen yoksul emekçi sınıfına karşı yoğun bir savaş stratejisi içerisindedir.Bu savaş silahla,kanla olduğu gibi silahsız da olmaktadır.Bir dönem zorla, silahla boşaltılan 3000 köyün insanları zorla metropollere göç etmişlerdir.Bugün ise savaşın başka bir boyutu HES'ler,Baraj'lar,Kömür ocakları ile Anadolu'da yaşayan insanlar zorla göçe itilmekte-dir.İnsansızlaştırılmak istenen topraklarda sadece sınıf çıkarları için kar gayesi hedef alınmaktadır. Türkiye nufusunun üçde birinin toplandığı İstanbul'a insanları hapseden iktidar,metropollerde insanları ''dilenci'' durumuna düşürmüştür.Yok olan köylülükten sonra Türkiye artık buğday,et,saman ithal eder noktasına gelmiştir.Dersim'de oluşturulan Pembelik Barajı,Havaçor vadisinin yok edilmek istenmesi,insansızlaştırma politikalarıdır.Doğanın dengesini bozacak,ormanların,derelerin,canlıların yok oluşu ile hayat suyun içine gömülmek istenmektedir.Şehirlerde her yer işgal edilerek yapılan AVM'ler,doğuda ise baraj'lar iktidarın doyumsuz kar politikalarıdır.

100 yıllık aradan sonra ,Ermeni sorunu artık tabu olmaktan çıkarken,genç yaşta katledilen Kaypakkaya'nın siyasal duruşu,korku olarak devam etmektedir.Kaypakkaya korkusu ve tahammülsüzlüğü devletin kırmızı çizgileri arasındadır.Çünkü köhnemiş,kemalist ideolojinin ipliğini pazara çıkaran,inkar ve red edilen Kürt realitesini ilk defa açıklığa kavuşturarak,Ermeni soykırımı'na değinen Kaypakkaya gerçekliği Armenak Bakırcıyan'ın TKP/ML örgütü içerisinde olmasını sağlamıştır.

Armenak Bakırcıyan'ın kaçırılmasında,saklanma ve korunmasında önemli rol oynayan mücadele arkadaşlarının aradan çok uzun seneler geçmesine rağmen,halen cezalandırılması,sürgüne mahkum edilmesi ayrı bir hukuk dramıdır.Kimilerinin cezaevinde 30 yıl Türkiye'nin en çok kalan mahkumu,kimilerinin uzun  cezaevi koşullarından kaptığı hastalık sonucu vefat etmesi,bazılarını halen yurt dışında,sürgünde bunca çıkan sözde af ve yasalara rağmen mahrum kalması oldukça düşündürücüdür.Bu insanlar yasaların dışında tutulmuşlardır.

Armenak Bakırcıyan ,Ferhat Amca ile ''isimleri ve yerleri belli olmayan'' şehitlerin anıları mücadeleleri sonsuza dek yaşayacaktır.

 

54667

Agop Ekmekciyan

Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.

agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)

Son Haberler

Agop Ekmekciyan

Güzel insanların ardından kurulan her cümle yetersizdir…(İsmail Cem Özkan)

Şimdi anıları olanlar hemen anılarını paylaşmayacak, zamanı gelince yazarlar ya da anı kitabı yapılacaksa oraya bir kaç kelime bırakacaklardır ama popüler olanı yapacaklar yani varsa birlikte çektikleri/ çekildikleri fotoğraflarını paylaşacaklar...

Turan Eser benim geçmişi (artık geçmiş oldu, zamanda üzerine eklenince) uzun bir sancılı dönemin dostluğuna dayanıyor...

Emperyalizm Üzerine Notlar-6

 

13-15 Eylül 2024   ICOR Uluslararası “Lenin’in Öğretileri Yaşıyor” Semineri 1.  Gün

Giriş: Almanya’nın Thüringen Eyaleti’ndeki Truckenthal’da 13-15 Eylül 2024 tarihleri arasında ICOR’un, Lenin’in 100. ölüm yıldönümü anısına, ”Lenin’in Öğretileri Yaşıyor” adı altında uluslararası büyük bir seminer yapıldı. Bu seminer’de “Lenin ve Emperyalizm” başlıklı 1. bölüm’de ben de bir sunum yaptım.

Rothe Fahne (Kızıl Bayrak) dergisinden kısa bir bilgilendirmeyi buraya alıyorum.

Erdoğan ve cumhur ittifakı’nın hazırlıkları iç savaş odaklıdır!

İçinden geçilmekte olan sürecin bu ayırt edici özelliği, rejimin ne kadar da kırılgan bir durumda olduğunun, çıplak bir ifadesi olarak da okunabilir elbet.

Serdareme, Caneme, Hevaleme…

Her devrimci değerlidir. Ancak bazıları istisnadır. Yaşam ve duruşlarıyla, söz ve eylemleriyle derin izler, unutulmaz anılar geride bırakır. Geçtikleri her yerde devrimin, özgürlüğün dinmeyen esintilerini bırakır. Devrimcilerin değerlerini belirleyen her daim hatırlanan pratik ve eylemleri ve yazdığı unutulmaz eserleridir. Serdar Can yoldaş her ikisini de doğru yapmaya çalıştı. Hem devrimin kalemini hem de devrimin silahını iyi kullandı. Hem de en geç yaşlarında.

Erdoğan yeni anayasa istemi ne tür bir ihtiyacin ürünü ?

Siyasal İslamcı din bezirganı Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, özelliklede son yerel seçimlerde uğradığı ağır hezimetin ardından, adeta gün aşırı bir sıklıkla, toplumun artık yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu dilendirmekte. Bu demek oluyor ki Erdoğan’a göre, 22 yıllık iktidarları döneminde yeni bir anayasa, toplumsal bir ihtiyaç haline gelmemiş. Gelse, ille ki o zaman da bunu gündeme taşır ve çözmek isterdi, değil mi? Peki şu son dört-beş aylık zaman diliminde ne oldu da birdenbire acil bir ihtiyaç haline geldi?

Asıl Olan, Örgütlü Yığınların Mücadelesidir

Çağımız, emperyalizm ve proleter devrimler çağıdır. Yaşanan tüm değişimlere, ideolojik anlamdaki çürüme ve yozlaşmaya rağmen işçi sınıfının ezen ve ezilenler mücadelesindeki tarihsel misyonu hala gerçekliğini korumaya devam ediyor.

Yaşanmakta olan, ikili hukuk denkleminde,bir ara rejim midir?

Resmi adıyla, “Cumhur Başkanlığı Hükümet Sistemi”ne, günlük kullanım diliyle “tek adam diktatörlüğü”ne geçişle birlikte ve özellikle de ırkçı faşist-kontra bir odak partisi olan MHP katılımıyla oluşturulan “Cumhur İttifakı” iktidarı altında; sistemin, Anayasasında kendisini tanımlaya geldiği ve iyi kötü ve de taklidi de olsa, bir şekilde uygulanmaya çalışılan “laik” ve Anayasal “hukuk Devleti” prensipleri, adım adım terk edilmeye başlandı.

Komutan Orhan Cihat Bingöl (Nubar Ozanyan)

Duyduğumuzda inanmakta ve kabul etmekte zorlandığımız şehit haberleri yüreğimizi fena halde acıtsa da ideallerine ve anılarına bağlı kalma, mücadele bayraklarını daha yükseklere taşıma sözü vermeye devam edeceğiz.

Kürt ve özgürlük düşmanları sevinmesin! Hesapsızca toprağa düşen her gerilla Kürdistan topraklarında yeniden doğacaktır. Ve onlar her daim ölümsüzlük içinde çoğalarak büyüyecek birer dağ olup düşmanın üstüne yürüyerek anılacaklar. Ne yaşamları ne toprağa düşüşleri ucuz ve kolay olmayacaktır.

Vitrin olma kız... vitrin olma...

Sen, senle halk arasında artırılan düşmanlığı çözmenin araçlarının neler olduğunu bilmiyorsan...

Şimdi ne kadar güzel olurdu değil mi kız...

ne kadar güzel olurdu...

mecliste, belediye başkanlıklarında bir...

Öyleyse.... öyleye...

Hayeller.... söylemler...

Kitleler...

yüzlerini dahil seçemeceğimiz kalabalıklar...

Gerçekler ise....

Zil zurna, kah kaha atarken sümükleri dahil ağızlarına giren masaları tek tek dolaşarak, mekan yeni insanlar..

Hemi... hemi...

hayat bu... gerçeklik bu ise...

Şeriat ve kadın

Tüm  kurumları üzerinden devlet erkine artık tamamen hakim hale  geldiğini düşünen siyasal İslamcı Erdoğan iktidarı, dini esaslar üzerinden toplumsal yaşamın yeniden kurgulanması esas hedefi doğrultusundaki ana hamlelerini, “İstanbul Sözleşmesi”ni feshederek, “Her kürtaj bir Uludere’dir”tavrıyla, en nihayetinde vasat ölçüler içinde kadın haklarını belli yönleriyle koruyan “6284 Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasası”na ilişkin tutumuyla ve  keza “9.

Türkiye ve kuzey Kürdistanlı solculara yönelik bayrak eleştirisi

Kendisi de sol-sosyalist cenahtan olan yazar ve aynı zamanda televizyon programcısı sayın Merdan Yanardağ, on binlerce solcunun, Fransa’da faşistleri yenilgiye uğratarak seçimlerin galibi olan Yeni Halk Cephesi’nin zaferini kutlamak için, ellerinde Fransa bayrağı ile toplaştığı Cumhuriyet Meydanı’nda, coşkuyla Enternasyonal marşını seslendirmelerinden övgü ve gıptayla bahsederken: “Bakın diğer ülke devrimcilerinin kendi ulusunun bayrağıyla bir sorunu yok. Ellerinde Fransa Bayrağı ile hep birlikte Enternasyonal okuyorlar.

Sayfalar