Pazar Ekim 4, 2026

Adalet yürüyüşü

MİT tırları davasında CHP milletvekili Enis Berberoğlu’na 25 yıl ceza verilerek tutuklanması karşısında CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu ''adalet'' talebi ile Ankara’dan İstanbul a bir yürüyüş başlattı. Bugün yürüyüşün 5. günü.

 

      HDP milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılınca ve tutuklanırken, dokunulmazlıkların kaldırılmasına ''anayasaya aykırı olmasına rağmen oy vereceğiz'' diyen CHP bugün tutuklanmalarla ilgili sıra kendilerine gelince feryadı figan etmeye başladılar.

 

      Kılıçdaroğlu ''adalet herkese lazımdır. Adalet için bedel ödenmesi gerekirse bu bedeli ödemeye hazırım'' diyor. Kılıçdaroğlu’nun unuttuğu bir şeyler var bu ülkede. Bu ülkede adalet için bedel ödeyenler var, hem de çok. İşçiler, emekçiler, devrimciler, Kürtler yıllardır adalet için bedel ödüyorlar. Sokaklarda kurşunlanıyorlar, işkencelerde katlediliyorlar... İdam sehpalarında korkusuzca sloganlarını haykırarak tekmeyi vuruyorlar.

 

      TC kurulduğundan bu yana komünistler, emekçiler, Kürtler, kadınlar bedel ödüyorlar... Adalet için, özgürlük için, insanca yaşamak için... Hem de TC’nin ilk kuruluş yıllarında Türk hakim sınıflarının temsilcisi CHP iktidarına 50’li yıllardan sonra da bugünkü AKP’nin önceli olanlara, bugün de AKP’nin ve onun başı olan RTE’ye karşı adalet, özgürlüğü, eşitliği savunup bedel ödemeye devam ediyorlar.

 

      TC’nin adaleti geçmişte kışla, bugün de cami kökenlidir.

 

      Türk hâkim sınıflarının iki kanadı/temsilcisi devletin bekası söz konusu olduğunda bir araya gelmeyi çok iyi bilirler. Kürt ulusal sorununda, işçi sınıfının eylem, grev, fabrika işgallerinde hemen kenetleniverirler.

 

      Vatan, millet, Sakarya edebiyatı hemen başlar...

 

      Vatanın bölünmez bütünlüğü söylemleriyle... TV ekranlarında birlikte görünmeye, birlik, beraberlik türküleri söylemeye bayılırlar. En son hepsi birlikte Yenikapı'da birlik nutukları atmışlardı.

 

      Parlamentoda dokunulmazlıkların kaldırılmasında rol kapan CHP’liler, HDP eşbaşkanları F. Yüksekdağ ve S. Demirtaş ve HDP’li vekillerin hapishanelere doldurulmasında sessiz kaldılar. Sıranın kendilerine gelmesiyle ''adalet'' akıllarına geldi. Yürümeye başladılar...

 

      Cumartesi Anneleri yıllardır adalet arıyorlar...

 

      İtilip, kakılmaya, gözaltına alınmaya, işkencelere rağmen hiç ara vermeden yıllardır ''adalet'' arıyorlar. Çocuklarının, eşlerinin, babalarının akıbetini öğrenmek ve kemiklerini alarak bir mezara kavuşturmak için... Esasta da bu kayıpların, katliamların sorumlularının açığa çıkarılarak yargılanması için Galatasaray da her cumartesi bir araya geliyorlar.

 

       CHP’nin başındaki Kılıçdaroğlu’na sormak gerekiyor. Bugüne kadar yıllardır adalet arayan Cumartesi Annelerinin yanına uğramak aklınıza geldi mi?

 

      28 Aralık 2011’de Roboski’de kuyruğunda TC bayrağı olan F16’lar tarafından katledilen 34 Kürt genci için adalet arandığında bırakalım yürüyüşü CHP’liler ortalıkta yoktu.

 

      Sur, Cizre, Nusaybin, Şırnak... tank ateşleriyle yerle bir edilirken...

 

      Van’da Ekin Wan adlı kadın gerilla öldürüldükten sonra çırılçıplak soyulup teşhir edilirken...

 

      Hacı Lokman Birlik in cenazesi zırhlı araca bağlanıp çekilirken...

 

      Sur’da, Cizre’de onlarca insan bodrumlarda diri diri yakılırken...

 

      KHK’larla işinden atılan Nuriye Gülmen, Semih Özakça ''işimi geri istiyorum'' diye direnirken tutuklanıp açlık grevinin 100. gününü tamamlarken, ölüme her an adım adım yaklaşırken...

 

      Adaletsizliğin ucu CHP’li vekillere dokununca ''adalet''Kılıçdaroğlu’nun aklına geldi. CHP’nin bu noktaya gelmesinin temel etkeni hiç kuşkusuz adaletsizliğin kendilerine dokunmasıdır.

 

      CHP’nin devleti kuran, devleti yıllarca yöneten bir parti olarak şimdi sokaktan medet umar duruma gelmesi, sokağın gücüne inanmaya başlaması önemlidir.

 

      Ama gerçekler bu mudur? diye bir soru takılıyor insanın aklına!

 

Yoksa

Türk hâkim sınıflarının iktidardaki temsilcilerinin AKP ve RTE’nin yaptıklarıyla, uygulamalarıyla artık sınırları aştığı ve emperyalist efendileri tarafından çöpe atılmasının zamanının geldiği mi? CHP’lilerin kulaklarına fısıldandı...

 

       Son günlerde Katar’a yönelik startı verilen ayardan sonra sıradaki hedefin Türkiye yönetimi, AKP ve RTE  olacağı ve emperyalist efendiler tarafından gözden çıkarıldığı bilgileri mi paylaşılmaya başladı!!!

 

       CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının hemen ardından CHP Başkan Yardımcısı Engin Altay’ın yaptığı ''Cumhurbaşkanı RTE savaş suçlusu olarak yargılanacak'' diye beyanat vermesi öyle kolay söylenecek , dillendirilecek bir şey olmasa gerek!!!

 

        Son olarak:

 

        Bugüne değin demokrasi ve özgürlükler konusunda iyi bir sınav vermemiş olan CHP’nin bugün tek adam diktatörlüğüne karşı adalet pankartlarıyla sokağa çıkması demokrasi güçleri açısından iyi olanaklar yaratabilir. Olumlu sonuçlar ortaya çıkabilir...

49786

Onlar düşlerinin büyüklüğü kadar özgürdür ![1]

“Ji bo bi çav li hev

nihêrtina bi mirovekî re,

divê ku ew meriv be.”[2]

 

Çoğunu tanıyorum; kucaklaştık; aynı ekmeği paylaşıp birlikte umutlandık…

İnebolu (Kastamonu) M Tipi Kapalı Hapishanesi’nden Murat Kur, Hıdır Yıldız ve Deniz Kırbağ’ı…

Sincan (Ankara) F Tipi Kadın Hapishanesi’nden Evrim Konak’ı…

Elbistan (Maraş) E Tipi Hapishanesi’nden Tuğçe Özgül’ü…

Malatya E Tipi Hapishanesi’nden Ali Mükan’ı…

Kürkçüler (Adana) F Tipi Kapalı Hapishanesi’nden Emrah Kalkan, İsa Uğur Erdoğan ve Özer İnal’ı…

Yel Değirmenlerine Karşı Savaşa Katıl; Akıma kapılma:Atomu Parçalayacağız!-1


DHF ve MKP cevresinden arkadaslar "cok partili sosyalizmi' tartisiyorlarmis...

Yeni Hınzır Paşalara Geçit Yok!

Bir kez daha asimilasyon ve Hınzır paşalar konusunda hem Alevi toplumuna, hem de Alevi örgüt yöneticilerine seslenmeyi, Aleviliğe yönelik asimilasyon operasyonunun bizzat devlet eliyle güçlü bir şekilde devam ettirilmesinden ötürü bir gereklilik olarak hissediyorum.   

Soru(n)dan Çözüme Kadın(lar)

“Selam olsun bizden önce geçene / Selam olsun dosta, hasa, çile çekene / Selam olsun dayanana, düşene / Yüreğim yürektir, bakma gözüm yaşına.”[1]

“Kadınlığın tarihi, dünyanın gördüğü en büyük zorbalığın tarihidir,”[2] der Oscar Wilde. Haklı.

Üniversiteyi Öldürmenin Sekiz Yolu (Ya da Üniversite Piyasaya Nasıl Entegre Olur?)[1]

 “Bilimin sürdürülmesi, / bana özel bir yürekliliği / gerektirir gibi gözüküyor.”[2]

 Sevgili dostlar, sıcak bir Haziran’ın ardından, meydanların ardından yeniden burada, birlikteyiz.

Buraya gelirken arkadaşlar bana Melih Gökçek’in “teröristler kamplara çekildiler, sonbaharda daha büyük bir ayaklanma çıkartacaklar,” mealinde bir şeyler söylediğini aktardılar.

İlk defa Melih Gökçek’le aynı fikirdeyim.

Evet, Haziran 2013 sıcak geçti. Ama emin olun önümüzdeki güz ayları daha da sıcak geçecek.

Neo-Liberal AKP, Kautsky'nin 'Ultra Emperyalizmi' , 'Bariscil Kapitalizm' Ve Bir Ruyanin Sonu

Esas savas ,maddi-maddelesmis enerji evreninin zihnimize yansimasinda yuruyor...Dusunce -felsefe enerjisi biri ikiye boluyor...Tek bir soru tum bir evreni boluyor...
Dusmani yakindan izleyin. Onun akli bizden daha geliskin; yuzyillara dayanan sinifli toplumlar yonetme tecrubesine sahip. Akimlari yok edemeyecegini biliyor. Enerji evreninin sabit bir yuk uzerinde hareket eden bir enerji alanlari catismasi oldugunu biliyor...

Haklarını Tavizsiz Savunan Dirençle Karşılaştığımda/ Hasan Aksu

Kadın sorunu yalnızca sınıf sorunu olarak ele alınamaz, görülemez. Kadın sorununda asıl çelişki cinsiyet sorunu olarak görülmelidir.

Kadın ve özgürlük

“Tarihsel değişimi belirleyen kadınların özgürleşme oranıdır. İnsanlığın zorbalığa karşı kazandığı zaferin bulunduğu nokta, kadının erkekle, zayıfın güçlü olanla karşılaştırıldığında ortaya çıkan durumdur. Kadının özgürlük derecesi toplumsal özgürlüğün doğal ölçüsüdür.“ Marx-Engels

İnsanlık, özgürlüğünü kadınların köleleştirilmesiyle yitirdi ve kazanmak istiyorsa yitirdiğini yeniden, onu, ancak ve ancak yitirdiği yerde kazanabilir. 

Maocular ve Bir Maoizm Karikatürü Perinçekgiller

  

TV’ye çıkartmışlar benim gibi kel kafalı bir gazeteci, sözde araştırma yapmış ülkedeki Maocular üzerine ve 'Maocular' diye bir kitap yazmış.

Bak simdi cehaletin papyon giymiş haline, entelektüellik adına aydınlığın ırızına geçirilmiş haline!

Güya aydınsın, öyle mi?!

Maocular diye kitap yazmadan önce hiç Maoculuğu araştırdın mı?...TV izleyiciliği dışında Maoizm nedir en ufak bilgin var mı?

Yok, belli!...Neden mi?...Maocular sorusuna cevabı Perincek ve onun artıklarında aradığına göre, Mao hakkında tam bir cehalet içinde olduğun belli!

'Radikal Demokrasi' Post-Modernizme yaslanmis Neo-Liberalizmdir


'Radikal Demokrasi' Post-Modernizme yaslanmis Neo-Liberalizmdir

Toplumun, uretimin ve siyasal yasamin kurallarini Isci-Koylu yiginlarinin degil; tam tersine uretim araclarinin ozel mulkiyetini elinde bulunduran sermayenin ve onun siyasal iktidarinin koydugu Kapitalizm catisi altinda 'bireysel ozgurluk' ya ahmaklar icin bir aspirin ya da burjuvazinin dostu ahlaksiz bir sahtekarliktan baska bir sey degildir.

Tarihin inatçi aynasi

Kürt medyası ile düzen yanlısı medyanın bir utanç duvarına dönüşen bezdirici ambargosu karşısında bir süre yazmamaya karar vermiştim. Ancak İran Molla rejimi, Şerko Maarifi' nin de içinde olduğu onlarca insanı idam edince, birkaç yıl önce yazdığım bir makaleyi ve bir mektubu aşağıda halkın bilgisine sunmayı zorunlu gördüm. 
İşte 2009 ve 2011 yılında yazdığım o ibretlik makale ve mektup:
HÜSEYİN XİZRİ DE İDAM EDİLDİ
KÜRT VE TÜRK SİYASETÇİLERE KINAMA
UTANIN!

Sayfalar