Cumartesi Ekim 3, 2026

40. ölüm yıldönümünde sevgi ve saygı ile… (1.ve2. bölüm)

Aradan dile kolay 40 yıl geçmiş… Acılarımız dün gibi taze, halen iyileşmeyen yaralara rağmen unutulmayan, halkın sevgisini kazanmış, her milliyetten halkın gönlünde taht kurmuş, enternasyonalist devrimci Armenak Bakır’ı sevgi ve saygıyla anıyoruz.

Engellerle dolu devrim ve sosyalizm yürüyüşümüzde, kazanım ve zaferler olduğu gibi gerilemeler ve kayıplar da mücadelemizin doğal akışı içerisindedir. Armenak Bakır yoldaşımızın ölümü çeşitli milliyetlerden halkımızda derin üzüntüye, geleneğimizde onarılmaz yaralara yol açarken, eksikliği seneler boyunca hissedildi. Faşizmin kiralık katilleri Armenak’ı katletmenin sarhoşluğu ile sevince boğuldular.

Ama nafile, bugün bir Armenak ölmüş, bin Armenak doğmuştur. Halk yeni doğmuş çocuklarına Armenak ismini koymuş, gerillalar Armenak ismiyle savaşmış, Rojava’da kabuklarından uyanan bir nesil ile Partizanlar Armenak’ın mücadelesinin bayrağını daha yükseklere çekme gayreti içerisinde olmuşlardır.

Armenak, Kaypakkaya sevdası ile dolu dolu geçen 27 yıl gibi kısa yaşamı boyunca sınıfsız, sömürüsüz bir dünya, sosyalizm mücadelesi yolunda Ararat’a özgürlük yürüyüşü sırasında şehitler kervanına katıldı.

Ararat’a yürüyüş özgürlüktür. Köklerini arama ve sorgulama yürüyüşüdür. Ararat’a yürüyüş hakikat yürüyüşüdür. Kundaktaki bebeklere kadar bir halkın yok edildiği bir dünyada aynı zamanda bir öç alma yürüyüşüdür.

Maddi ve manevi zenginlikleri ellerinden alınan, bugün varlığından dahi bahsedilmek istenmeyen, darağaçlarında idam edilen 24’ler ile başlayan Paramazlardan Misak Manuşyanlara, Gomidas’tan Kirikor Zohrablara, Seyit Rızalarda Denizlere, Mahirlere, Kaypakkayalara… Mücadele geleneğini devam ettirme ve mücadelede ısrar etme yürüyüşüdür.

Ölümsüzlüğünün yıldönümünde Armenak…

Tehcir ve katliam ile yerlerinden ve yurtlarından edilen Ermeniler, halen çok az bir nüfus olmaya devam ederken 1970-80 yıllarından itibaren çoğunluğu Anadolu’dan (Diyarbakır, Sivas, Kayseri, Siirt, Amasya, Malatya…) koparak büyük şehirlere oradan da yurtdışına göç etmek zorunda kalmışlardır.

İlk önce Patrikhane eli ile soykırımdan kalan Ermeniler İstanbul’da Ermeni okullarında toplandılar. Armenak’ın da içinde bulunduğu binlerce yoksul Ermeni genci, okuma fırsatı bulup daha sonra aileleri ile İstanbul’a yerleşmeye başladılar.

Bu tarihsel kesitte, Çin’de gerçekleşen Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin etkisi dünyada dalga dalga yayılırken, Asya’dan Avrupa’ya sıçrayan Kültür Devrimi’nin sonuçları ise dünyada birçok komünist ve devrimci hareketin filizlenmesini beraberinde getirmiştir.

Avrupa’da ’68 Devrimci Gençlik Hareketi Türkiye’ye sıçramış, 1971’den itibaren silahlı mücadele ekseninde devrimci örgütlenmeler ortaya çıkmıştı. Diğer devrimci örgüt ve yapılanmalardan farklı olan Kaypakkaya önderliğinde inşa edilen Proletarya Partisi, tam da bu nedenle bizzat kurucusunun kaleminden kendisini “hareketimiz BPKD ürünü” olarak tanımlamıştır.

Armenak, başarılarla dolu lise eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni kazanarak eğitimini sürdürmüştür. Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin gençlik içerisinde devrimci düşüncelerin yaygınlaştırmasının da etkisiyle gençlik hareketleri içerisinde yer almış, en sonunda TKP-ML örgütünü kendisine en yakın görerek burada örgütlenmiştir. Ailesinden çoğu insan yurtdışına giderken, Armenak tercihini Türkiye’de kalıp mücadele etme yönünde yapmıştır.

Armenak, proletaryanın sınıf bilincini kuşanmış, kendisinden başka birçok Ermeni gencin devrimci olmasını sağlamış ve onları mücadeleye kazanmıştır.

Okuyan, araştıran, tartışan ikna yeteneği güçlü, çevresinde sevilen, her şeyini paylaşan, alçakgönüllü özellikleri ile kitleler ve yoldaşları arasında sivrilmiş, öne çıkmış TKP-ML’nin faal bir elemanı olarak devrim mücadelesinde yerini almıştır.

Garbis Altınoğlu’ndan sonra Ermeni Lisesi’nden mezun olmuş, arkasından devrim mücadelesine yüzlerce Ermeni gencini kazanmasını başarmıştır. Bir dönem adından en çok bahsedilen Armenak’ın yolunda Hrant Dink, Nubar Yalımyan, Manuel Demir, Hayrabet Hançer, Nubar Ozanyanlar şehit olmuştur. Fakat Armenak’ın hayatına giren, sırdaşı, can yoldaşı, zor günlerin insanı, varını yoğunu paylaştığı arkadaşı Hrant Dink olmuştur.

Farklı şehirlerden olmalarına rağmen (Hrant Dink Malatyalı, Armenak Bakır Amed’lidir) onları buluşturan ortak değerler vardır. Hayatın zorluklarını beraber karşılarken Kaypakkaya çizgisi buluşma noktaları olmuştur.

Armenak İzmir’de yakalanmış, hapishaneden yoldaşları tarafından kaçırılmış, Dersim’e sığınmışken Hrant onu yine yalnız bırakmamıştır. 13 Mayıs 1980 tarihinde şehit düşene kadar, devletin “kimsesiz” propagandasını boşa çıkararak cenazesini de almaya çalışmıştır. Aht-ı vefa dostu olduğunu göstermiştir.

Bugün Armenak’ın bilinen ve paylaşılan fotoğrafı, faşizm tarafından en çok arandığı vakit İstanbul’a geldiğinde Hrant tarafından çekilmiştir.

Ararat kadar yüce ölüm…

Faaliyet alanı olan Ege Bölgesi’nde kitleler tarafından sevilen ve parmakla gösterilen Armenak’ın, TKP-ML’nin halk içerisinde, bir ağacın kökü gibi gelişip güçlenmesinde önemli bir yeri olmuştur.

Bölgede TKP-ML onun faaliyeti sayesinde bir güç haline gelmiştir. Bir kamulaştırma eylemi ardından yaralı yakalanınca tutuklanmıştır. Yaralanmasına rağmen işkencehanelerde Kaypakkaya geleneğini yaşatmış, örgütü ve faaliyetleri hakkında sır vermemiştir.

Partisi TKP-ML onu bir an olsun yalnız bırakmamış, hapishaneden kaçırma kararı almıştır. Yoldaşları tarafından iki jandarma eri saf dışı bırakılarak özgürlüğüne kavuşturulmuştur. Bu eylem halk nezdinde büyük bir sempati, kitlelerde sevinç yaratırken cellatları ise çılgına çevirmiştir.

Artık gazete ve radyolar günlerce gerçekleştirilen en ufak bir eyleme dahi “Armenak’ın işi” diyerek onu hedef tahtasına koyarak vermiş ve faşizm onun şahsında “TİKKO’cu avına” çıkmıştır.

Özgürlüğe kanat açtıktan sonra faaliyet alanı Dersim-Elazığ-Erzincan hattında, sıcak mücadelenin içerisinde olmuştur. Halk ona “Ali Ağa” diye hitap etmeye başlamıştır. Gazetelerde boy boy ilanlarla aranırken, hakkında verilen “ölüm kararlarına” ve “teslim ol çağrılarına” aldırış etmeden, soğukkanlılığını bir an olsun elden bırakmamıştır.

Dersim halkı farkına varmamış olsa bile 1915’te Dersim’e sığınan Ermenileri korumuş oldukları gibi Armenak’ı da korumuş ve bağırlarına basmışlardır. 

(Devam edecek…)

***************************************

Armenak Can, gözün üzerimizde olsun… (2.bölüm)

Ezen ile ezilenlerin sınıf savaşımında proletaryanın bayrağı altında ancak gerçek kurtuluşun olacağı inancıyla hareket eden Armenak, her türlü milliyetçi, sosyal şoven anlayışa karşı çıkmış ve safını mazlumların, emekçilerin yanında belirlemiştir.

Henüz Ermeni sorununun bu kadar tartışılmadığı, tabuların kırılmadığı zamanlarda, Armenak Ermeni halkına mensup bir komünist olduğunun altını çizerek “1915 yılında yaşanan Ermeni katliam ve kırımlardan sonra Ermeni sorununun çözümünü tarih bizim omuzlarımıza yüklemiştir” demiştir.

Armenak’ın Proletarya Partisi içinde yürütülen iki çizgi mücadelesinde haksızlığa uğradığı, çeşitli bürokratik engellemelere uğradığı doğrudur. Bu onun siyasi duruşu, teorik görüşleriyle ilgilidir.

Armenak, dönemin koşulları içinde Proletarya Partisi’nin gerçekleştirdiği 1. Konferans’a delege olarak katılma koşulları varken, bu tercih edilmemiş, deyim yerindeyse onun eleştirileri, muhalefeti engellenmek istenmiştir. Ama o Kaypakkaya çizgisinden taviz vermemiştir.

13 Mayıs 1980 tarihinde, İbrahim Kaypakkaya’nın ölüm yıldönümünde Elazığ-Karakoçan ilçesinde halka karşı ölüm kusan bir halk düşmanını cezalandırma eylemi sırasında pusuya düşürülerek ölümsüzleşmiştir.

Pusuda yaralandıktan sonra yoldaşına “sen kaç, kurtul” demiş, polisler kendisini yaralı iken infaz etmişlerdir…

Armenak’ın ölüm haberi önce Dersim’e sonra Türkiye’ye yayılmıştır. Dalga dalga yayılan ölüm haberi, hayatta iken TC devletinin korkulu rüyası olmasının yanısıra cenazesi de faşizmin korku duymasına neden olmuştur.

Faşizm “TİKKO’culardan gelecek saldırı” korkusuyla aceleden onu “kimsesizler mezarlığına” gömmüştür. Aht-ı vefa gününde yine yanında olan Hrant Dink cenazeyi sahiplenmek için Elazığ’a yoldaşlarını göndermiştir.

Polis mezarlıkta Armenak’ı göstermiş, teşhis edildikten sonra ısrarlara rağmen vermemiştir. Armenak’ın “kimsesiz olmadığı” söylenmesine rağmen “bu sorun bizi aşıyor” denilmiş ve cenaze yoldaşlarına verilmemiştir.

Armenak şehit düşmeden önce “Bir gün şehit düşersem beni Dersim’e gömün” vasiyetinde bulunmuştu. Her türlü engelleme, baskı ve teröre rağmen yoldaşları, Armenak’ın gömüldüğü yeri bularak naaşını almışlar ve Dersim’e götürerek vasiyetini yerine getirmişlerdir.

 

Kutsal değerlere saldırı, insanlığa saldırıdır…

AKP-MHP iktidarı faşist ve en barbar uygulamaları ile insanlığa karşı suç işlemeye devam ediyor.

Dün olduğu gibi bugün de şehitliklere ve cenazelerimize en aşağılık yöntemlerle saldırı içerisindedirler.

“Müslüman” olduğunu iddia eden bir partinin, hiçbir dinde olmayan kutsal değerlerimiz olan mezarlıklarımıza saldırı, anıtları sökmesi, kırması tek kelimeyle barbarlıktır. Dünyanın her yerinde savaşta ve barışta cenazeler dokunulmazlıklar arasındadır, saygındır. Maalesef insanlığın tüm bu değerleri Türk devleti için geçersizdir, hükümsüzdür.

Kısaca birkaç örnek vermek gerekirse, öncesi olmakla birlikte, 2015 yılında “çözüm masası”nın devrilmesinden sonra cenazelere karşı saldırı furyası Hacı Lokman Birlik’in cenazesinin polis aracına bağlanarak sürüklenmesiyle başlamıştır.

Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesine saldırı, naaşının gömüldüğü yerden çıkarılarak Dersim’e gönderilmesi ırkçılığın ve faşizmin göstergesidir. PKK gerillası Agit İpek’in kemiklerinin kargo ile annesine gönderilmesi Kürt’e olan tahammülsüzlüktür ve insanlık suçudur. Taybet ananın cesedinin yedi gün sokakta bekletilmesi de tahammülsüzlük aynı zamanda barbarlıktır.

Bugün Türkiye devrimci hareketi tarihinde Armenak’ın anıt mezarına bu kadar zulmün yapıldığı belki bir başka örnek bulunmamaktadır. Armenak’ın Ermeni ve komünist olmasından kaynaklı mezarı yedi kez saldırıya uğramış ve yeri değiştirilmek zorunda kalınmıştır.

Armenak yoldaşları tarafından Dersim’de gömüldükten sonra devlet onu yine rahat bırakmamış, askerler tarafından mezarı harabeye çevrilmiştir. Saldırıların dorukta olduğu 12 Eylül’de Yüzbaşı Murat Çakmak komutasında bir ekip gelmiş ve mezarlığa saldırılarda bulunarak parçalamışlardır.

Faşist M. Çakmak mezara dönüp: “Ey komünist, ey Ermeni p… kalk ayağa, biz geldik ne yapacaksan yap” diyerek hakaretlerde bulunmuştur. Faşist Yüzbaşı’nın bu hakaretlerine ve mezarı tahrip etmesine karşı çıkan köylülerden Ferhat Amca falakaya yatırılmış ve ona “bu senin neyin?” denilmiştir.

Ferhat Amca “benim babamdır!” demiş, Yüzbaşının; “Ermeni misin?” sorusuna “Evet Ermeni’yim!” diye cevap vermiş ve “bu yaptıklarınız zalimliktir, bunu yapamazsınız” diye karşı gelmiştir.

Son süreçte Dersim’in insansızlaştırılması ve gerillanın hareket alanının kısıtlanması hedeflerini de içinde barındıran Dersim coğrafyasının ekolojik dengesinin bozulması ve iktidara yakın şirketlere rant sağlanması amacıyla barajların ve HES’lerin inşa edilmesi gündeme gelmiştir.

Bu saldırının bir parçası da Nazimiye’deki Pembelik Barajı olmuştur. Baraj nedeniyle bütün bölgenin sular altında kalması gündeme gelmiştir. Halk, bu yüzden Armenak ile Ferhat Amca’nın da bulunduğu mezarları daha yükseğe taşımış ve “Sürgün Mezarlığı” inşa etmişlerdir.

Dersim’in Nazimiye ilçesinde 2015 Ermeni Soykırımı’nın 100. yılında, inşa edilen anıt mezar, Armenak’ın şahsında “Ermeni Soykırımı’nda kaybedilenler ile bugün şehit düşen isimsiz, mezarsız kahramanlar” adına yapılmış ve açılışı yapılmıştı.

Ama devlet Ermeni ve Kürt düşmanlığıyla tarih, kültür, kutsal değerlere tahammül göstermeyerek anıta ve mezara yine saldırmıştır.

Ama boşuna, faşizm ne kadar saldırırsa saldırsın, Armenak’ın mücadelesi gibi adı da yeni savaşçıların parti ve ordu adlarında yaşıyor, onun resmi yoldaşlarının ellerinde Türkiye devrim mücadelesinde Rojava Devrimi’nde dolaşıyor… Yaşıyor… Sonsuza dek yaşayacak…

 

(Bitti)

11268

Agop Ekmekciyan

Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.

agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)

Agop Ekmekciyan

Agos nedir, ne işe yarar? Ümit Kıvanç

Hrant Dink'in gazetesidir; bu kadarını biliyorsunuz. Gerisini de çarçabuk, kısacık yoldan söyleyebilirim: Esas Türkiye'nin belgesidir. Eski Türkiye, Yeni Türkiye değil, "Türkiye aslında neydi?"deki Türkiye. Agos okumuyorsanız, yaşadığınız ülke hakkındaki fikriniz güdük, kavrayışınız sığ kalır. Anadolu şehirlerinin kanı çekilmişliğini, hayatımızda eksik olan hayatî birtakım madde ve duyguları, ruhsal bozukluklarımızın kaynaklarını, bazı soruların niye sorulamadığını, sorulsa niye hep cevapsız kaldığını bilmezsiniz.

HDP’yi tartışmak…

Asıl tartışılması gereken bu iddianın altının nasıl doldurulacağı olmalıydı

Halkların Demokratik Partisi HDP’nin önümüzdeki Haziran seçimlerine bu kez parti olarak katılacağını açıklaması bazı çevreleri şimdiden gerdi. Bunların başında da AKP ve AKP’ye kapılanmış yalaka takımıyla Kürt düşmanlığı genlerine işlemiş sosyal şoven çevreler geliyor.

AKP neden korkuyor?

Kürdistan’ın olası bağımsızlık ilanına ilişkin - Çetin Çeko

Kürdistan’ın olası bağımsızlık ilanına ilişkin üç önemli merkezden açıklama

Geçtiğimiz haftalarda Güney Kürdistan’ın olası bağımsızlık ilanına ilişkin üç önemli merkezden üç önemli açıklama geldi. Bunlardan biri İngiliz Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu’nun, İngiliz hükümetine sunduğu Güney Kürdistan’ın bağımsızlık talebinin rasyonel olduğu raporu. Diğeri Irak Cumhurbaşkanı yardımcısı İyad Allavi’nin “Kürdistan’ın bağımsızlığını destekliyorum açıklaması. Üçüncüsü ise Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun “Bağımsız Kürdistan Türkiye için tehlike değil” açıklaması.

Ermeni yiğidi LEVON EKMEKÇİYAN yıldızlara uçtu..Sarkis Hatspanian

Bugün, 29 ocak 1983’te Ankara Mamak Cezaevi’nde idam edilerek ölümsüzleşen Ermeni halkının yiğit evlâdı Levon Ekmekçiyan’ın sonsuza uçmasının 32.inci yıldönümü…

Mevzubahis Kürtlerse ‘devrimcilik’ teferruattır! Celal Başlangıç

Küba’da Che, Vietnam’da Le Duan, Meksika’da Marcos enternasyonalizmine varıp da… Kobanê’de IŞİD çetelerine karşı Kürtlerin zaferini görüp dumura uğramış, neredeyse “Türk-İslam sentezcileri”yle benzeşenler için yazılmıştır bu yazı. Başkalarının alınmasına gerek yoktur.

Şeyh Bedrettin müridi Börklüce Mustafa‘ydın Karaburun’da.

Mustafa Suphi oldun, Ethem Nejat oldun Karadeniz’de.

Bursa Mapushanesinde yatan Nazım‘dın.

Che‘ydin, Fidel Castro‘ydun Sierra Maestra Dağlarına çıkan.

Le Duan‘dın Vietnam’da.

Bayılırdın bağırmaya:

“Ho ho Ho Şi Min

DERYA’YA… Mesil DEMİRALP

 

Bazı insanlar hayatımızdan öylece çekip giderler, bazılarıysa geçip giderken hayatlarımıza dokunur dokunuşlarıyla iz bırakır, zenginleştirir bizi…. Özgür yarınlara dair umudumuzu büyütür. Derya işte bu iz bırakan, bıraktığı izle zenginleştiren insanlardandı

"TKP/ML TİKKO Rojava: “Kobane zaferini selamlıyoruz”

 

Rojava’da kantonların ilanının yıl dönümün 1. yılına girerken Kobane’ye işgal girişiminde bulunan DAİŞ çetelerine karşı alınan zafer zulme karşı direnenlere umut kaynağı olmuştur. DAİŞ çetelerine karşı yürütülen destansı direnişin 134. gününde Kobane’nin çetelerden temizlenmesi “Düştü, düşecek!” pervasızlığına karşı inancı ve kararlılığı temsil etmektedir. Kobane direnişi emperyalizm ve onun uşağı olan T.C devletine karşı saltanatlarının elbet bir gün yıkılacağının, rahat uyku uyuyamayacaklarının habercisi olmuştur.

No Pasaran! H.Gürer

Avrupa’da faşizme karşı, insanlığın enternasyonal anlamda tek vücut ve ortak bir ruh ile kavgaya tutuştuğu en etkili sahalardan biri, şüphesiz ki İspanya’dır! Çünkü insanlık, İspanya’da yanlızca Franco faşizmine karşı değil, onun müttefikleri olan Hitler ve Mussolini’ye, yani Avrupanın en etkili üç faşist gücüne karşı direnmiş ve zafer elde etmiştir! 

SYRIZA ve DEVRİM

 

Yunanistan’da seçimleri SYRIZA’nın kazanması, ilerici kesimlerde bir moral etkisi yarattı. Özellikle reforumcular bayram etti ve SYRIZA’nın programı izlendiğinde kendilerinin de kazanacağı hayallerine kapıldılar.

24 Ocak Vartinik Baskını ve ALi HAYDAR YILDIZ

Hayatımın unutulmaz anı. Menzil ve yaşam hakkı vermeyen haşin bir kış. Geyiklerini mağaralarına kapatan sisli, boranlı yüce zirveler. Yarı yıkık bir ev ve halkın korkarak, 'sizi öldürecekler, gidin buralardan,' diye mırıldana mırıldana acıdığı, destek vermeye çalıştığı bir avuç silahsız gerilla.

Dünü ve bugünü ile hapishaneler

Hapishanelerin bir kurum olarak tarih sahnesine çıkışı kapitalizmin ortaya çıkışına paralel ve aynı süreçte olduğu görülmektedir.

Sayfalar