Perşembe Eylül 17, 2026

39 yıl önce Gayrettepe işkencehanesi…..

Otuzdokuz yıl önce bugün İstanbul gayrettepe işkencehanesinden çıkarıldık.17 Ocak yakalanma tarihi hesaba katılırsa yirmibir günlük işkence faslının sonucunda resimde gördüğünüz oluşan tahribatın yanlızca görünen bir yüzü… İşkence gören binlerce,onbinlerce insandan biriyim.Benimle birlikte yakalanan yoldaşlarımda benzeri işkencelere maaruz kaldılar.12 mart faşizminin hakim ve savcılarından NACİ GÜR VE TAYLAN ERİMER ve onların emrindeki işkence ekibi, Şükrü Balcı,Uğur Gür,Celal Demirtaş, Mete Altan Ve Muhsin Bodur bizlere anlatılamayacak ,akla hayele aykırı sadıştçe işkenceler yaptılar. İşkence tezgahının başında bazan Naci Gür , bazan,Taylan Erimer , bazanda Şükrü Balcı bulunuyordu.Gözlerimize çekilen perdenin altında yanlızca ayakkabıları ve giydikleri pantolon nun renk ve desenini görüyorduk. Ayrıca sorgudaki seslere aşina olduğumuz için o sesleri tanıyorduk vede ister istemez aşina olmuştuk.Aradan geçen 39 yıl sonra dahi bu alçak,sadist faşist işkencecilerin sesini anımsıyor,nerede duysam tanırım diyorum. Faşist diktatörlüğün hüküm sürdüğü bir ülkede en ilkel ve satist işkencelerin yapılması anlaşılır birşeydir bizler için.

Falakadan,meydan dayağına,elektirik şoktan, vücudumuzda sigara söndürmeye,en ilkel koşullarda uygulanan ayak tırnaklarımızın çekilmesine kadar ,ayaktan tavana asmadan,makata çöp sokmaya kadar akla gelmeye n işkencelere maaruz kaldık Yapılan işkenceler bizlerde kalı i izler tabiki bıraktı.Aksini idda etmek doğanın tabiatına aykırıdır.

Burda yaşadığımız işkencelerin dozajını yarıştırma diye bir zihniyeti peşinen yadırgadığımı söylemek isterim.Devrimcilerin, Komünistlerin,Ermenilenin, Kürdlerin,Alevilerin,Çingenelerin,Rumların,Çerkezlerin, çeşitli milliyetlerden haksızlığa uğrayan tüm insanların ırkçı , kafa taşçı faşist diktatörlüğün yaptığı zulmü ve vahşeti biliyoruz . Ezilenlerin, sömürülenlerin,yapılan haksızlığa karşı başkaldırısı haklıdır , meşrudur. Başkaldırı sonucunda faşizm, devleti ve sistemini korumak,sürdürmek için, her yolu denediğini ifade etmek istiyorum.

Faşizme , dil,din ırk,milliyet, cinsiyet ayrımcılığı’na karşı , halkların bağımsızlığı ve özgürlüğü için mücadeleye soyunanlar bedel ödedik,ödeteceğiz.

Yaşadıklarımız, acısıyla , zorluğuyla, bedel ödemekle onurumuz oldular.Bu uğurda faşizm tarafından katledilenleri,direnerek toprağa düşenleri , işkencehanelerde , idam sehpalarında ölume meydan okuyanları saygıyla anıyor,unutmadık , unutmayacağız diyorum.

Yaşadıklarımdan yakınmıyorum, aksine bilinçle ele alıyorum , direnmek yaşamaktır diyorum. Düştük , kalktık her bireyin artıları eksileri mutlaka vardır.Önemli olan bugün nerede , kimlerin yanında olduğumuzdur. Gemişten ders çıkarmalıyız Geleceğe , ileriye bakmalıyız. Hayat,mücadele tek düze değildir,inişli çıkışlıdır. Önyargıdan öte bilinçlice hareket etmeliyiz. Önümüzde uzun yılların zorlu mücadelesinin , sınıf savaşının bir yerlerinde mütevazı şekilde yerimizi alalım.


69964

BAŞKALDIRININ -ÖN- DEĞERLENDİRİLMESİ[*]

“Ve bizim bir haziranımız

Bir yıl kadar yetecektir dünyaya

Çünkü yoğun ve ateşle yaşanmış

Çünkü ellerimiz, başımız ve kanımız

Hayasız pençelerini kokuyla gizleyen

Bir olgu olmayacaktır sana

Ölülerimiz toplanacaktır

Doldurulan bir kıyı gibi.”[1]

 

Erdem Aksakal’ın, “2011 yapımı ‘Ya Sonra’ filmine, Özcan Deniz aşkını şu sözlerle anlatarak başlar. ‘Masallar neden en güzel yerinde biterler? Sonra ne olur bilinmez. Biz de masallara göre sona geldik. Peki ya sonra?’

KENTİ (YOKSULLARINDAN) “TEMİZLEMEK”…[1]

“Ahlâk ve para aynı çuvala girmez.”[2]

Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım, bugün İstanbul’un en “in” mekânlarından sayılan Erenköy-Göztepe arasında geçti. O yıllarda İstanbul’un tartışmasız bir numarası Teşvikiye- Nişantaşı-Osmanbey karşısında biraz “ikinci sınıf” sayılan, ancak “sayfiye” olarak muteber, bizim gibi yaz-kış kalanların hafiften “taşralı” muamelesi gördüğü, ama geceleri Bağdat caddesinde “anahtar teslim”ine yarıştırılan lüks, spor arabalara bakıldığında, geleceğinin “parlak” olduğunu sezdiren, üç katlı apartmanlar diyarı…

KÜRDİSTAN ULUSAL KONGRESİ VE BDP’NİN TÜRKİYELİLEŞME SİYASETİ

Herşeyin içinin boşaltılarak hızla tüketildiği bir çağda yaşıyoruz. Post-modern bir cehalet her yanımızda. Düşüncelerimizin, yaşamlarımızın, ilişkilerimizin, eğitimlerimizin hatta gıdalarımızın içi boşaltılmış ve global ekonomik sistemin ihtiyacına göre yeniden düzenlenmiş durumda. Wachowski Kardeşlerin unutulmaz filmi Matrix’te anlatılan insanı metalaştıran sanal düzenin bir benzeri hepimize dayatılmış.

ANNEME İnci Taneme

“Bu akşam, annem kamerada seninle konuşmak istiyor” diye mesaj geldi erkek kardeşim Nuri’den. Bir arkadaşa misafirliğe gidecektik. Erteledik. Bilgisayarın başındaki yerimizi aldık.  Ben, Nuran ve Ezgi… Ekranın gerisinde annem ve kardeşlerim… Selamlaşıyoruz. Annemin gözlerindeki mutluluk tarif edilir gibi değil. Yüzünde bir çocuk sevinci.  

“Nasılsın anne, nasılsın babaanne?”

Haksiz emperyalist savaslara karsi, halklarimizin hakli ozgurluk ve bagimsizlik savasinin yaninda olalim!!! Hasan Aksu

Haksiz emperyalist savaslara karsi, halklarimizin hakli ozgurluk ve bagimsizlik savasinin yaninda olalim!!!

OLASI BİR YAĞMA SAVAŞI ve “ÜÇ VAKTE KADAR”

 

6/7 Eylül 1955 kan-gözyaşı ve ölüm

               Ermeni soykırımı tarihinin ilk evresi, Osmanlı imparatorluğu hakimiyeti altında yaşayan Ermenilere karşı Abdülhamit döneminde uygulanan katliam ve baskılar ile başlamaktadır.1896 yılına kadar birçok vilayette yapılan katliamlarda yüzbinlerce insan öldürülmüştür.Bir ulusun yok edilmesinin ikinci evresi 1915 yılında İttihat-Terakki hükümetinin 1,5 milyon insanın ölümüne sebep olan yeni bir yüzyılın başlangıcında ilk SOYKIRIM olayıdır.Üçüncü ve son devresi ise Ulus devleti inşasında kurulan TC,yani Kemalist Türkiye'sinde azınlıklara karşı uygulanan politikalar sonunda  b

İzzettin Doğan asimilasyoncu bir düşkündür

 

Fethullah Gülen’le hangi menfaatler ve çıkarlar karşılığında olduğu belli olmayan bir ortaklığa soyunup, aynı arazi üzerinde Cami, Cemevi ve Aşevi yapılması işbirliğini gururla anlatan, asimilasyonun gönüllü bir neferi olan İzzettin Doğan bir düşkündür. 

Kapitalizmin Sosyalizmi İçerden Ele Geçirme Çizgisi Olarak Modern-Revizyonizm Ve Dust Bowl Sendromu

 
 

 

 

 

PİR SULTAN ABDAL'IN SUÇU?

 

1. Pir Sultan, dinsizdir, namaz kılmaz, ramazan orucu tutmaz.

 2- Şeriata aykırı söz söylüyor ve davranış sergiliyor.

 3- Müslümanlara Yezit diyor ve şarap içiyor.

 4-Ayin-i Cem adında gizli toplantılar yapıyor.

 5- Safevi taraftarı ve Kızılbaş taifesinden, Devlet-i Ali düşmanıdır.

 6- Rafızi kitaplar bulunduruyor, okuyor ve okutuyor.

BARIŞ NE YANA DÜŞER USTA ...

 

Emperyalist ABD haydudu ve beraberindeki kan emiciler, Suriye’ye saldırı hazırlığı içindeyken, "barış”tan söz etmek abesle iştigaldir. Etrafin emperyalist ve kapitalist haydut devletlerle sarılmış ve kan emici kapitalist sistem yaşatılmaya devam edilirken, "kardeşlikten", "barıştan" söz etmek büyük bir aldatmacadır. Emperyalist ve gericiliğin vahşi saldırılarıyla içiçe yaşayan, kitlesel katliamlara uğrayan ezilen halklar ile dalga geçmek demektir.

Sayfalar