38 YIL ÖNCE TOPTAŞI CEZAEVİNDEN KAÇIIRILDIK.ANISINA...
Bugün 9 Aralık TOPTAŞI CEZAEVİNDEN kaçırılışımızın-firarımızın 38. yılı .Firar veya Kaçırılma çalışmalarımız durmaksızın, aksatılmadan iki yıla yakın sürdü. Değişik aşamalardan geçen , çeşitli kere ertelenen, eylemin şekillerinde değişiklikler yapan, uzun soluklu bir planın sonuna gelmiştik.
Bütün hazırlıklar tamamlanmış,günü sabırsızlıkla bekliyor,saatleri iple çekiyorduk. Dışarıda yoldaşlarımız bizi kaçırmaya gelen yoldaşlarımızda ortak planımız üzerinden hazırlıklarını tamamlamıştılar.Toptaşı cezaevi içerisinde bütün riskler,olabilecekler inceden inceye düşünülmüş,görev bölüşümü yapılmıştı, TKP/M-L den ben ,MLSP.B den Hasan Şensoy sorumluydu. Firarın hertürlü sorumluluğu oldukca ağırdı. Türkiye tarihinde toplu kaçışlar firarlar olmuştu. Mahirlerin tunul kazarak kaçışları vardı. Bu Türkiyede ilk siyasi toplu tunel firarıydı. Bizde ilk başlarda tunel kazarak firar etmeyi düşündük. Önemli bir mesafede katlettik. Sonraları buçalışmayı bazı nedenlerden dolayı durdurduk,firarımızı ertelemiş , planımızı değiştirmiş olduk.
Gerçekleştireceğimiz firar Türkiye tarihinde hiç yaşanmamış,yapılmamış bir siyasi eylemdi. Dışarıdan yoldaşlarımız(sorumlusu İbrahim Ünal ve İsmail Çalıkıran)cezaevine baskın yapacaklar, jandarma karakolunu ateş yağmuruna tutacaklardı. Bizse,içeride ne kadar nöbetci gardiyan varsa onları etkisiz hale getirecektik. Engel gösteren gereksiz haşereler karşımıza çıkarsa onlarıda uygun şekilde etkisiz kılacaktık. Öylede oldu.
Cezaevinde kalan yoldaşlarımıza durumu önceden anlattık,gelebilecek saldırıya direnmelerini söyledik. Gerekli tüm önlemleri almıştık. Saatler ilerliyordu heyecan dorukta,sabır çatlarcasına zamana meydan okuyordu. Partimiz adına mektup yazıp Bahattin yoldaşa bıraktım,üç zarftı biri hapishane müdürüne, biri savcılığa , biride katil işkencecilereydi.
Biz kaçırıldıktan sonra benim yatağıma mektuplar bırakılacaktı. Öylede oldu.Anlatımı bir anımla bitireceğim , çünkü kaçırılışımızı yazıyorum,bir aksilik olmazsa 2016 nın ortalarına tamamlamayı hedefliyorum .Beni anlayışla karşılayacağınızı umuyorum.
Firarımızın eylemini ben ve Şensoy başlattık. Bütün mahkumlar sayım sonrası koğuşlarına alındı. Ben ve Şensoy ikimiz "biraz maltada kalacağımızı, volta atacağımızı,sohbet edeceğimizi baş gardıyana söyledik". İtirazsız kabul gördük. Hepimizde silah mevcuttu. Kaçırılacak dokuz kişide silahlıydı. Dışarıyla anlaştığımız saat yaklaşıyordu. Koğuştaki diğer kaçacak olanlarda hazır koğuş kapısında bizim onları almamızı bekleyeceklerdi. Baş gardıyanı çağırdık "kendisiyle sohbet etmek istediğimizi "söyledik ve odasından aldık, maltaya vardığımızda akşam saat dokuz u geçiyordu. Şensoy'la işaretleştik ,hemen harekete geçerek ;" Sesini çıkarmamasını,bizim kaçacağımızı,dediklerimize harfen uymasını "söyledik. Baş gardıyan İsmail bana döndü elimdeki ondörtlüyü görünce şaşkınca etrafına baktı ve şöyle dedi,"lan oğlum Hasan koy şu silahi sırtına gören olacak, ne yapıyorsunuz,dalga geçmeyi bırakında sizi koğuşa bırakayım"dedi Baş gardıyan ismail inanmıyor , şaka yaptığımızı sanıyor , sözlerini tekrar ediyordu. Ben Şensoy a işaret ettim,iş ciddiye binmişti , Şensoy gayet sert ve tok bir sesle "biz gayet ciddiyiz,direnirsen sonucuna katlanırsın..."dedi . Biz daha da sert bir tavırla," dediklerimizi harfifen yaparsa kendisine bir zarar gelmeyeceğini "söyledik,bizim buluduğumuz koğuşun kapısını açtırmak için yola koyulduk. Koğuş kapısında bizi bekleyenleri alarak , kapıyı gardıyana kilitlettik. Eylemimiz başlamıştı. Gardıyana zarar vermeden odun deposuna ellerini bağlayarak,ağzını bağırıramayacak şekilde bantladık. Ve bu kadar yeter . Faşizme karşı devrimci dayanışma ve mücadelemizde tuttuğumuz yeri bir kere daha yad ediyorum.
Son Haberler
Sayfalar
“Dursun Abi Anısına” (İ)
Yanlış hatırlamıyorsam yıl 2019 yazı olması gerekir, Partizanlardan Turgut Kaya Türkiye’den Yunanistan’a girerken gözaltına alınmış, önce alt mahkeme sonra yüksek mahkeme Turgut Kaya`nın Türkiye’ye iadesine karar vermiş, hukuksal anlamda itiraz hakkı kalmamıştı.
Zor bir süreçten geçiyordu parti, parti içi tartışma yerini kopuşlara bırakmıştı, böylesi dönemler en zor dönemlerdir kitle ve aktivistler için.
İNTİHAR… (Nubar OZANYAN )
Saray yönetimi döneminde 4 bin 801 kişi intihar etti. Son günlerde artan intihar vakalarını sistemin iflas ve çürümesi olarak da okumak gerekir. Ekonomide işler iyi gitmiyor. Son üç yılda gıda ve yaşamsal ürünlere yapılan orantısız zam ve artan vergilerle emekçiler açlık yemeye başladı. Ekmeği olmayanların özgürlüğü olabilir mi? Halka yoksulluk ve sefaletten başka bir şey sunmayan Saray efendileri, emekçilere intihar ve ölümü reva görmektedir.
Misak Manuşyan’ın anısına | Sil Gözyaşlarını, Ben Ölümsüzüm!
77 yıl önce 21 Şubat’ta Ermeni Soykırımı’ndan kurtulan şair ve komünist direnişçi Misak Manuşyan, Fransa’da 23 mücadele arkadaşıyla birlikte Naziler tarafından kurşuna dizildi. Nazi işgaline karşı direnişte en aktif grup olan Manuşyan Grubu’nun öncüsü Misak, idam edildiğinde 38 yaşındaydı.
Manuşyan, Adıyaman’dan Paris’e uzanan bir direniş köprüsüdür. Soykırım külleri içinde acılarına tutunarak yaralarını sarmanın, kendini yeniden yaratmanın iradesidir. O, Adıyaman’dan Deyr ez-Zor çöllerine kadar söylenen özgürlük türküsüdür.
Birleşik Mücadele Büyüyecek; Emekçilerin Umudu, Faşizmin Korkuları Katlanacak!
AKP-MHP faşist ittifakının pandemiyle birlikte yürürlüğe soktuğu politikalar, işçi sınıfı ve emekçilerin, geniş toplumsal kesimlerin açlık, işsizlik ve yoksulluk girdabına gün geçtikçe daha fazla çekilmesine neden oluyor.
Yorum: Bir gece ansızın geri döndüler!
AKP-MHP faşist iktidarının Kürt düşmanlığı üzerinden kendini var etme çabasıyla ülke içerisinde yürüttüğü savaş politikası dışarıda da Rojava’da YPG üzerinden sürdürülürken aynı zamanda Irak Kürdistanı’nda da PKK’ye karşı yürütülüyor. AKP-MHP faşist iktidarı ülke içerisindeki her sıkışmışlığını Kürt halkına yönelik bir saldırı/operasyonla ötelemek, bu savaş ve çatışmalardaki “şehit”ler üzerinden ırkçılığı ve şovenizmi körükleyerek aşmayı bir politika haline getirmiş durumda.
15 Şubat Roja Reş (Nubar OZANYAN )
Halkların tarihinde ve yaşamında bazı günler vardır, unutulmazlar. Hatırlanmazsa ihanet, unutulursa vefasızlık olur. 15 Şubat Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi nezdinde kara bir gün olarak anılır. O kara günde uygar diye bilinen dünyanın haydutları ve bölgenin eşkıyaları, mazlum bir halkın özgürlük iradesine hain bir komployla kelepçe vurmak istediler. Özgürlüğüne sevdalı sayısız Kürt militanı, komploya karşı yaşamını bilerek ve isteyerek önderliğine armağan etti. Dünya hayretler içinde ve büyük şaşkınlıkla bu genç militanların yaşamlarına son vermelerini izledi.
TKP-ML MK SB Üyesiyle Röportaj: “DEVRİM HEDEFİ OLANLARIN HALK SAFLARINDAKİ DİNAMİKLERLE…”
– Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?
– İsmim Özgür Aren. TKP-ML MK, Siyasi Büro üyesiyim.
– Konuşmak istediğimiz konu son süreçte başta devrimci kamuoyunun gündemi olmak üzere halkımızın ilgisine mazhar olan Birleşik Devrimci Mücadele… Bu noktada hareketle eylem birlikleri ve ittifaklar konusunda partinizin neler düşündüğü ve bu bağlamda da HBDH… Öncelikle soralım, eylem birlikleri ve ittifakların sizin açınızdan önemi nedir?
Başın öne eğilmesin (Nubar OZANYAN)
Herkeste umut ve heyecan yaratan, ateşi giderek yükselerek yayılan bir direniş dalgası gelişiyor. Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyuma, diktatöre karşı gelişen direniş yayılarak devam ediyor. İttihatçı R.T.Erdoğan tarafından atanan kayyumu kabul etmeyen, istifasını isteyen öğrencilerin “red direnişi” baskı, gözaltı ve tutuklamalara karşın sürüyor. Direniş Ankara-İzmir-Bursa-Adana ve diğer illerdeki üniversitelere ve semtlere yayıldı.
Dizleriniz Titriyor Çünkü HDP Halktır!
Her geçen gün Halkların Demokratik Partisi (HDP)’ne yönelik faşist iktidar bloğunun saldırıları artmakta. Buna karşı da direniş her geçen gün yükselmekte.
Gökkuşağına Bakalım, Kavgaya Duralım! (İvana Roşin)
Faşizmin yükseldiği her dönemde devletler “lanetlilere” saldırmaya başlar. Yeryüzünün lanetlileri, devletin kirli yüzünü maskelemesi için her dönem elverişlidir.
Ülkemiz yine böyle günlerden geçmektedir. Ekonominin battığı, içte de dışta da çöküşün yaşandığı, demokratik hakların gasp edilmeye çalışıldığı bugünlerde yeryüzünün lanetlileri, faşist TC devletinin ilk hedefi olmuştur. “Teröristler”, seks işçileri ve LGBTİ+lar…
Yetiş yoldaş…
Bir rüzgar gibidir yaşamları
gönüllerindeki yüce amaç uğruna
ne yaparsan yap, ne edersen et
bir kez düştü mü yola
giderler peşi sıra devrimin…
Dağ olsan önlerinde kâr etmez
bilirler her adımda öze döndüklerini
bir kırlangıcın izinden
yürürler peşi sıra devrimin…
Acılarımızın dineceği o günde
ellerinde mavzerleri, dillerinde marşları
önlerinde kitlelerin
gelirler peşi sıra devrimin…