Pazartesi Eylül 21, 2026

24 Haziran Seçimleri, Komünistlerin Tutumu

Ülkemizde sınıfların hareketi-tarihsel hareketi- niteliğine ve dünyayla bağlaşıklığına bağlıdır. Duşünce zihinsel aktivitite bu gerçek hayatın yansımaları ile doludur. Cumhuriyet kuruluşunu Komprador sınıfların eğemenliğinde, azınlık ulus ve inançların taleplerini yok sayarak, görünür olduğu yerlerde onu ezerek eğemenliğini inşa etti. Komprador sınıfların ve ona yedeklenmiş sömürücü alt sınıfların ortaklığı sadece bir bağlaşıklık ilişkisi değil ortak bir kültür durumuna geldi. Komprador sınıfların büyüme gençleşme dönemleri sona erdi. Ülkemiz egemen sınıfları hem sermaye olarak hemde kültür olarak yaşlandı. Onun gerici pratiğinde pişen ezilen sınıflar çıkış yolunu AKP de somutladı. CHP siyasetinin hükümet biçimine tepkisi olarak yaşam alanı bulan ezilen sınıfların bu tepkisi, şimdi devlet biçiminde yeni bir tepkiye dönüşüyor. Tek adam rejimi Erdoğan da kendini gösteren bu görünürlük neden kaynaklanıyor? AKP nin yerel ve bölgesel yönetimleri imalatçı yerli milli sermayenin unsurları ile dolu olduğu için. İşçi ve emekçiler için inandırıcı görünen bu görüntüye Kürt Ulusal Hareketi de aldanmıştı. Ulusal bilincin gelişmesinde etkili olan milli burjuvazinin geç kalmış gelişmişliği ve bu gelişmenin günümüz biçimi hangi tarihsel aşamalarda kendini siyasi partilerde ifade etti. Ayrı bir siyasi güzergah olarak CHP dışındaki tüm partiler ya bu sınıfların çıkarlarının tek parti yada ittifakını içeriyordu. MHP nin, Saadet ve Refah Partisi (biri ulusal bilincin burjuva feodal biçimi, diğeri eşitlik özleminin eski ve yeni sınıfların kaynaştığı feodal düşünüş ve yaşayış biçiminin yansıması) bu sınıfların tarihsel gelişimi tarihidir. İmalatçı bu sınıflar ne oldu da bu kadar genişledi ve siyasete Egemen oldu? Kompradorun bu gelişme ve genişlemeden çıkarı nedir? Birincisi CHP de somutlanmış devlet biçimi siyasetinin eskimesi ikincisi ise proleteryanın geçim ihtiyacı olan malların ucuzlatılmasını sağlamasıdır.

(Bim, A101, Hakmar, şok vd.) imalatçı sektöre verilen bu iş bölümü gereği bu mağazalar ezilen sınıflara verilen ücretlerin oranına göre düzenlenmiş mamuller ile doludur. Gereksinimlerin türü kalitesi ve fiyatındaki ucuzluk işçi ve emekçilerin ücretlerinin de düşürülmesi yada küçük tasarruflar ile görece rahat yaşamasını sağlıyor. Kompradorun işine gelen kısmı teknikte ilerlemenin gerisinden gitmek zorunda olmasından doğan bağımlılığının yasası emek yoğun üretime tabii olmasındandır. Geçmişte her on yılda bir AFC yöntemine baş vurması proleteryanın geçim mallarını orta sınıflara dayanarak ucuzlatılmasını sağlayamamasıdır. AKP ile bu sınıfları genişletmiştir. AKP, Kemalist ideolojinin ezilenlerde yarattığı yorgunluğu almıştır. Ulusal sorununun tarihsel gelişimi binlerce mezarın ağırlığı yine AKP de Barış süreci aldatmacasına dönüşmüştür. Bu yorgunluk devrimci mücadele unsurlarında reformizm, ekonomizm, oportunizm ve en önemlisi programa güvensizlik, devrimci mücadele yöntemlerinden uzaklaşma, ‘delilikten ‘uzaklaşma, ‘akıllanma ‘ biçimine dönüştü. Akıllanma pasifizm, Faşizme geçici boyun eğme demektir. Kitlelerle bağ sadece yetmez, onlardaki gerileme devrimci mücadele yöntemlerinin en yüksek biçimine silahlı mücadeleye güvensizliğe evrilmiş onun özel biçimi olan gerilla savaşı zayıflatılmış, kır kent nüfus yoğunluğu üzerinden yapılan proleteryanın kurtuluş siyaseti programları ısıtılıp yeniden servis edilmiştir. Hatta devrimci mücadele koşullarının olmadığı tespitleri yapılmış, ülke dışında demokratik ülkelere seyahatler artmıştır. KAYPAKKAYA ‘nın da dediği gibi en iyisi ‘siz Ay’a gidin beyler.

Yasa yani düşüncenin dışında var olan yasa, (hareket) kavranmadığı için olguculuk, görgücülük, posivitivizm, doktrincilik, hareketin eğri büğrü yansımaları olarak devrimci mücadelede geniş alanlar bulmuştur. Kitleler bu sapmalara kanmamış soğuk yemeği yememiş ama pişmesine de yanaşmamıştır.

İmalatçı firma sahibi bir çok insanla görüşme fırsatım oldu. Neden AKP diye sorduğumda, kredi, Pazar, milli duygu düşünce ve yaşayış tarzlarını ifade etme fırsatı buldukları için yanıtını aldım. Umut sadece fakirin ekmeği değil bu sınıfların da ekmeği. Konuşmalarımız da ortak noktamız emperyalist bağın kopması, milli ve yerli de kendini ifade eden bağımsızlık (siz bunu bu sınıflar için egemenlik arzusu olarak anlayın) noktasıydı. Siyasi egemenlik ile bu ekonomik egemenliğin kurulabileceğini düşünüyorlardı. Yerli ve milli onlarca iş kolunda üretim yapıldığını, ilerlediğimizi söylüyorlardı. Bu konuda da hemfikirim. Ancak bu sınıfların da kavranmadığı şey şudur :

Orta sınıfların en yüksek biçime ulaşması durumunda dahi ya emperyalistler tarafından yağmalanıyor yada rekabet gücünü kaybedip yıkılıyor. Kendileri de bu iki seçenekten ilkine satışa mecbur olduğunu kabul ediyorlar. Ve tüm yerli ve milli üretim hayali suya düşüyor.orta sınıflar, Komprador a ve onun bağlaştığı emperyalist devletlerin egemenliği sınırına dayanıyor ve sınıf siyasetleri çöküyor.

Orta sınıfların sağ kanadı neden azınlık ulus milliyet ve inançlara karşı gerici bir politika üretiyor ve üretmek zorunda?

Çünkü o bu bağlaşıklığa boyun eğiyor.boyun eğmesinin nedeni nedir? Çünkü Cumhuriyet öncesi cılız zayıf tefeciden bozma toprak ağazından türemiş, ticaret burjuvazinin Kompradorlaşamamış artıklarından oluştukları için. Ezilen ulus milliyet ve inançlara dağıtacak sermaye büyüklüğü (demokrasi) olmadığı için. Sermayenin ilkel biçimini deneyimlediği için.

Neden dönem dönem yıkılmak zorunda? Sermayesi Komprador ve Emperyalistler için büyüme tarzı olduğu için. Orta sınıfların sağ kanadının genişlemesi durdu mu? Hayır. dünyanın ekonomik yeniden üretimi ve sermayenin devir hızı arttığı için ülkemiz ekonomisinin bu hıza entegre olması için emek yoğun (ucuz emek gücü ordusunun büyümesi, yedeğinin-işsizler ordusu – baskısı olmadan mümkün değil ) üretim zorunludur. Ve egemenlik ve bağımlılık ilişkilerini sürdürmesi için teknik te ayakta duracak bir büyüklük oluşmadan da bu sınıfların yıkımı Kompradorun da yıkımını içerisinde barındırıyor. Bu nedenle seçim siyasetinin ekonomik aktif yönü AKP nin hükümeti idare etmeye devam edeceğini gösteriyor.

Pasif yönü yani geleneksel Kemalizm yönü CHP orta sınıfların sol kanadı ile hükümet olabilir mi? Evet olabilir bunun sebebi de yetmez ama evetin sağ biçiminden sol biçimine dönüşmesine bağlıdır. Tamam vd muhalif tepkiler seçimlere boykot dışında tepki veren her türlü siyasetin bu havuzu doldurmasına bağlıdır.

Yetmez ama evet =yeter artık hayır eşitliği bu. Bu zıtların özdeş olmadığı yasası gereği özdeş bir eşitlik değildir. Tabiki fark vardır. Bu fark proleteryanın iktidarı mücadelesinin ilerici yada gerici Hareketinin neresinde? Gerici yanında.

Proleteryanın aydınlanması, orta sınıfların sol yada sağ kanadının siyasetinde değildir. Bu sınıfların devrimci mücadelenin eğemenliği altında devrimci mücadeleye boyun eğdiği kadar onu tek kurtuluşu gördüğü ve desteklediği yerde bu sınıflar proleteryanın çıkarlarının peşinden geldiği zaman bu sınıflar ilerici bir harekete zorlanmış olurlar. Yoksa onun duyguları ne kadar inandırıcı ise o kadar aldatıcıdır.

AKP gericiliğine karşı geleneksel gericilik arasında bir tercih MLM ler için bir hareket olabilir mi? Evet olabilir oldu da. Ama bu hareket MLM bir hareket değildir. Bu programın çiğnenmesi, teori de doğru olan mücadele yöntemlerini pratikte Red etmektir.

Tamam yada hayır’ın argümanları nedir?

AKP gericiliği

Kürt Ulusal Hareketinin yasal alanda desteklenmesi

Başka var mı?

Yok.

AKP gericiliği yeni bir gericilik mi? Hayır

Komprador AKP yi sevmese de neden desteklemeye devam ediyor? Çıkarlarını ifade ettiği için

Tarihte CHP ye neden destek olduysa aynı şeyler için.

Kürt Ulusal Hareketinin yasal alanda ‘özgürlük ‘elde edebileceğini, parlamento da yorulması eskitilmesinin sağ bir hareket olmadığını biri çıksın açıklasın!

Bu sağ çizginin kitle kuyrukçuluğu olmadığını olgularla göstersin.

Olgular tam tersini gösteriyorken. Kürt seçmeni siyasal ekonomik idari olarak sisteme bağlayan yöntem askeri yöntemi de kemiriyorken.

Güney de ya yok edilecek yada uzlaşılacak bir siyaset proleteryanın çıkarı olabilir mi?

Değişen dünyaya (emperyalist çıkarlara uyan) ayak uydurma değil mi bu.

Seçimlerin sonucu proleteryanın köylülerin hangi kazanımları ile sonuçlanacak.? AKP gidecek daha ne isteyelim. Komik olmayalım lütfen. AKP geldiğinden beri devletin içini, askeri, idari ekonomik alanları öyle köklü doldurdu ki Erdoğan gitse dahi onu hükümet değişikliği ile değiştirmek mümkün değil.

Erdoğan a karşı siyaset sisteme karşı siyaseti içermesi gerekiyor. Sadece sisteme karşı bir siyaset olması da yetmiyor, onu YIKACAK siyaseti içermesi gerekiyor. Yani KAYPAKKAYA çizgisi gerekiyor. Salon KAYPAKKAYAcılığı değil, namlunun ucundan siyaset gerekiyor.

Namlunun gölgesindekine selam olsun.

Yaktığı ateşe selam olsun.

Zindanlarda direnenlere selam olsun.

Proleteryanın alınterine selam olsun.

Sıcak altında pişen tene selam olsun.

Ahbun kokusuna, çeltik serpen yevmiye eline yüreğine selam olsun.

40 TL lik yevmiye ile çalışan ellere kollara bacaklara selam olsun.

Aylık 800 TL ye çalışan Suriye li emekçiye selam olsun.

İnşaattan düşen kurumuş kana selam olsun.

Elektriğe kapılmış pişmiş kemiklere selam olsun.

Son ütücüye selam olsun, servisi bekleyen roman çocuklara selam olsun.

Ezilen sınıfların ülkemiz kurmayına TKP /ML ye selam olsun.

Yaşasın HALK SAVAŞI.

YAŞASIN DEMOKRATİK HALK DEVRİMİ MÜCADELESİ. 

51501

Taner özcan

Taner Özcan sitemizin köşe yazarıdır. Kültürel ve politik konularda yazılar yazmaktadır

Son Haberler

Taner özcan

Çürüme ve Çökme… Çözüm birleşik devrimci mücadelede

Virüs salgınının etkisiyle daha da derinleşen ekonomik kriz, TC faşizmini zorlarken, kontr-gerilla unsuru bir çete başının videolar yoluyla açıklamalarda bulunması, burjuva feodal siyaseti daha da hareketlendirmiş durumda. Yayınlanan videolarda üstü kapalı olarak ifşa edilen kimi gelişmeler ve bunlara dönük yanıtlar, TC’nin niteliği hakkında geniş kamuoyunun bilgilenmesine hizmet etmekle birlikte devrimci, komünist ve yurtseverler açısından ortaya saçılanların bir sürpriz olmadığını kaydetmek gerekir.

Üç gerilla önderinin yanındayız! (Nubar OZANYAN)

TC devletinin soykırım aklı ve imha kılıcı yine devrede. Kürdistan’ın parça parça ilhak ve işgal hareketi sürerken gerilla direnişi de görkeminden bir şey kaybetmeden devam ediyor. Kağıttan kaplan olan ABD emperyalistlerinin PKK’nin üç öncü komutanı ve önderine karşı aldığı imha kararı asla kabul edilemez. Bu köhne kararın halklar nezdinde, özgürlük ve adalet karşısında hiçbir meşruluğu ve hükmü yoktur.

Sedat Peker‘in Ablaları, Abileri (Baran Cem)

Susurluk ta, Kamyonun altında kalan mercedes arabanın bagajından çıkanları, zamanın iktidarları hasıraltı etmeyi başardılar. Ortaya saçılanlar, sadece devlet‘in çekirdeğinin izin verdiği kadarıydı ve Süleyman Demirel‘in deyimiyle, „fırat‘ın öte yakası“ndaki suçlar, karanlıkta kalmıştı. Dönemin başbakanı Tansu Çiller ve muktedirlerinden Mehmet Ağar,“Bir tuğla çekersek duvar yıkılır, Bin operasyon yaptık, vatan için ölende kurşun atanda makbuldür“ sözleri ile, devletin bizzat bu şahısları görevlendirdiği ve bunun dar bir çıkar grubunun işi olmadığı, net olarak ortaya çıkmış oluyordu.

Harekete Geçiren Umut…

Her örgütlenme açısından olduğu gibi kolektifimiz açısından da “sorun”ların ilki görevlerimizin doğru saptanıp saptanmadığı, ikincisi buna uygun yol ve yöntemin doğru belirlenip belirlenmediği, üçüncüsü bu yönde ne kadar arzu ve gayret içinde olduğumuzdur.

Kaypakkaya’da Rejimin/Kemalizm’in Teşhiri (Sait Çetinoğlu)

Kaypakkaya,  sol yada sosyalist gelenek içinde Kemalizm ile arasında mesafe koyarak cepheden eleştirip  bir ilki gerçekleştirmiştir. Olağan üstü sınırlı koşullarda olmasına karşın eleştirilerinde son derece radikaldir. Bu güne göre oldukça sınırlı bir bilgi[1] dağarcığı ile yapıldığını söyleyebileceğimiz rejimin niteliğine dair bu eleştirileriyle Kemalizme büyük gedik açmıştır.

19 Mayıs’tan bir gün önce 18 Mayıs (Rakıp Zarakolu)

İbrahim Kaypakkaya 19 Mayıs’tan bir gün önce öldürüldü. 19 Mayıs bizim gençlik bayramımızdır. 24 Nisan’dan bir gün öncesi  23 Nisan bizim çocuk bayramımızdır.

11 Eylül Şili’de Allende’nin sosyalist hükümetinin Pinochet’nin faşizan darbesi ile devrildiği tarihtir. İnsanların stadyumlarda oluşturulan toplama kamplarına konulduğu, kitapların Nazi Almanya’sındaki gibi ateşe verildiği tarihtir.

İbrahim Kaypakkaya…(Nubar Ozanyan)

Ser verirken bile gösterişten uzak olan öndere…

Tarihsel-toplumsal gerçekliğin en ağır ve en ciddi sorunlarına düşünsel-pratik-önderlik düzeyinde çözüm bulmak için yaşamını feda eden İbrahim Kaypakkaya yoldaş, 23 yaşın bilimsel olgunluğunda işkenceciler tarafından katledilerek aramızdan ayrıldı. 18 Mayıs’ta devrimin kocaman yüreği katledilerek susturulmak istendi. Ne susturulmak istenen o yüreği ne de onu susturmak isteyenleri asla unutmayacağız.

Komünist önder İbrahim Kaypakkaya, direnmek ve özgürleşmek isteyenler için bir devrim feneridir! (Cemile Meryem)

İbrahim Kaypakkaya’nın Amed Zindanları’nda işkenceyle katledilmesinin 48. yıldönümündeyiz. Aradan yarım asra yakın bir zaman geçmiş ve bugün hala Kaypakkaya’nın ardılları tüm dışsal ve içsel zorluklara (ki sınıf mücadelesinin doğası da budur) rağmen mücadelede, komünizm davasında ısrar ediyorsa, bunun elbette Kaypakkaya’nın görüşleriyle doğrudan ilişkisi bulunmaktadır. Ama sadece bu değil.

Cemil Amed: Kaypakkaya’nın bilinci ve yüreği Kürt halkının özgürlüğü için çarpmıştır

Rojava’nın her konuda gerçek bir “devrim laboratuvarı” olduğunu vurgulayan Cemil Amed, Kaypakkaya’nın; Türk hakim sınıflarının Kürt milletine ve ezilen milliyetlere uyguladığı baskıya yönelik belirlemelerini alıntılayarak, “Yoldaşlarımız ve dostlarımızla omuz omuza, Rojava Devrimi’ni halkımızı ve özgürlüğümüzü korumak ve savunmak için bu topraklardayız.” diyor. 

 Vedat Yeler:

Nerede Mücadele Varsa Kaypakkaya Oradadır!

 

Bugün coğrafyamızda devrim ve demokrasiye dair bir söz söylemenin Ortadoğu topraklarının bütününden bağımsız olmadığını vurgulamak gerekiyor. Bu topraklar propaganda edildiğinin aksine Ortadoğu’ya aittir. Diğer bir ifadeyle Türkiye toplumu, bütün başlıca çelişmeleriyle bir Ortadoğu toplumudur. Kemalist faşizmin “Batılılaşma” hedefiyle yarattığı sanal gerçeklik beraberinde kendisine ilericiyim diyenlerde bile topluma yabancı bir şekilleniş yaratmış durumdadır.

Kapitalist Devlet: Burjuvazinin Tüm Pisliklerinin Biriktiği Lağım Çukurudur!

Kapitalist devlet, burjuvazinin işçi sınıfı ve emekçiler üzerinde egemenliğni kurduğu bir iktidar aracıdır. Toplum içinde azınlıkta olan burjuva sınıfı, bu devlet sayesinde, çoğunluk üzerinde kurduğu diktatörlüğüne bir yasal ve meşruti bir zemin hazırlar. Bir avuç haydutun çoğunluk üzerine kurduğu baskı ve sömürü sisteminin temiz olması bekelenebilir mi? Elbette ki hayır!

Sayfalar