Çarşamba Eylül 9, 2026

Kaynayan Orta-Doğu'da Kürdlerin Durumu-Hülya Yetişen

kaypakkaya-partizan
Kürdistan Ulusal Dayanışma Koordinasyonu Paris’te ‘Regard Croises Territoires et Peuple Kurde, et Quel Avenir? ‘ –Çapraz Bakışlar Bölgeler Kürd halkı ve (hangi) geleceği?başlıklı bir sempozyum düzenledi.

 

iki turdan oluşan sempozyumun konu başlıkları ‘La situation des Kurdes dans un Moyen-Orient en effervescence’Kaynayan Orta-Doğu’da Kürdler’in durumu ve La politique de la France face à la question Kurde -Kürd sorunu karşısında Fransa’nın politikası’ydı.

Moderatörlüğünü  Yves-Jean Gallas’ın üstlendiği yuvarlak masanın birinci bölümünde

Fransa’nın Türkiye muhabiri gazeteci Laure Marchand, Rojava’dan PYD eş Başkanı Salih MüslümBDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, , Galatasaray Üniversitesi profesörlerinden ve Paris 1 Üniversitesi’nde öğretim görevlisi Ahmet İnsel, konuşmacı olarak yer aldı

Pascal Torre’un yönettiği yuvarlak masanın ikinci bölümüne ise,  Avukat Sylvie Boitel,Fransa Kürdistan Dayanışma Derneği Başkanı Sylvie Jan ve FEYKA-Fransa Kürd Dernekleri Federasyon Başkanı Mehmet Ülker katıldı.

Yarım gün süren konferansın kapanış konuşmasını  Bretagne Kürd Dostları Derneği(L’association Amitiés Kurdes de Bretagne)Başkanı André Metayer yaptı.

Fransa’nın Türkiye Muhabiri Laure Marchand Haziran ayında İstanbul’da patlak veren Gezi olaylarında halkın sokaklara döküldüğünü, ifade özgürlüğünün kısıtlanarak, AKP hükümetinin gazeteciler üzerinde uyguladığı baskılara değindi. 46 gazetecinin yargılandığını 22 Kürd gazetecisinin ve 31 avukatın cezaevinde olduğunu, 5 gazetecinin de gizli örgüt üyesi oldukları (MLKP) iddiasıyla ömür boyu hapis cezalarına çarptırıldıklarından bahsetti.

AKP Hükümeti’nin gazetecileri, avukatları, entelektüelleri hedef aldığını söyleyen Marchand, ‘Terörist’ kavramına da değindi. Türk Hükümeti’nın kavram karışıklığı yaparak hedef şaşırttığını, barış süreciyle ilgili olarak ‘Demokrasi paketi’nden kayda değer bir şey çıkmadığını, oysaki PKK’nin % 20 gerillasını Türkiye topraklarından Güney Kürdistan’a çekerek samimiyetini gösterdiğine değindi. Barış sürecinde en büyük kazanımın ölümlerin durması olduğuna dikkat çeken Bayan Marchand,Türk Hükümeti’nin Kürdlerin demokratik hakları  konusunda hiç ciddi bir adım atmadığını, Rojava’da Cihatistlere, radikal islamcılara karşı mücadele yürüten PYD ‘yi yalnızlaştırmak için sınıra duvar ördüğünü ,Güney’de Barzani’yle yakın ilişkilere girdiğinden söz etti..

Moderatör Yves Jean Gallas’ın BDP Eş Başkanı Demirtaş’a, yönelttiği , Abdullah Öcalan’dan haberler nasıl? sorusuna Demirtaş :

Önemli bir dönemde, Paris’te bu konferansı yapıyor ve bunları konuşuyor olmamız çok önemlidir. Milletvekili heyeti İmralı’da 3 saat süren bir görüşme yaptılar. Öcalan’ın barış süreci için mücadele eden herkese selamları vardır. Öcalan muhataptır. Biz bunu çok önemsiyoruz. Neredeyse 20 yıldır arzuladığımız bu mücadele anlayışıdır. Tek tercihimiz silahların susmasıdır. Silahlanmanın bu süreci baltalayacağını düşündük. Öcalan’ın başlattığı bu süreci son bir yılın değil, son 20 yıllık mücadelenin bir sonucu olarak görmek gerekir. 21 Mart 2013’de resmi olarak başlayan bu görüşmeler, önceki görüşmelere kıyasla daha açıktan yürüyen bir süreçtir. Yine de bu süreç çok şeffaf değildir. Bu süreci iki tarafın birbirini yoklaması, tanıması, anlaması olarak görüyoruz. PKK güçlerini Güney’e çekerek ateşkese tamamen uydu. İmralı’yla görüşmek olumlu bir adımdır. Diğer ülkelerde yapılan barış görüşmelerinden farklıdır. Kendine özgü bir görüşme yapılıyor. Kürd sorununun daha geniş kapsamlı görüşüldüğü müzakere henüz başlamamıştır.Yazarlarla, gazetecilerle KCK yöneticileriyle görüşmelidir.Bu koşulların yaratılması gerekir. 3.cü bir müdahil güç olarak, aydınların 3.cü gözüne ihtiyaç vardır. Buna her iki tarafın da ihtiyacı vardır.

Kürd sorununun hangi boyutta çözüleceği tartışılmalıdır. Öcalan’ın konuya ilişkin mektubu Başbakana ulaştırılmıştır. Ancak şimdiye kadar başbakan’dan cevap alınamamıştır. Müzakere konusunda ısrarımızı sürdürüyor kararlı olduğumuzu gösteriyoruz. Bir sürü konu var. Bu sadece kimlik ve siyasi bir konu değildir.. Ekonomik, sosyal, insani bir sürü boyutu var.

Bizim üzerinde ısrarla durduğumuz 3 şey var:

Kürdlerin kendi dilini kamusal alanda kullanmaları,

Kürd kimliğinin resmi olarak kabulü

Kürdlere otonom hakkının verilmesi.

Kürdler bölgelerinde kendi seçtikleriyle yerel yönetimler oluşturmalı.

Adem-i merkeziyetçiliği önerdik.

Türkiye demokratikleşmeye hazırdır. Bunu Gezi’yle çok iyi gösterdi. Gezi çok önemli bir direniş süreciydi. Tek engel AKP’nin demokrasi anlayışıdır. Bu anlayış çok sınırlı ve kıttır. Yavaş bir ilerleme kaydediliyor.

Avrupa’dan beklentilerimiz var. Kürdistan’ın 4 parçaya bölünmesinde büyük rolleri vardır.

Bu sorunun çözümünde de rol almaları gerekiyor. Kürdistan için bir torpil beklemiyoruz. Kürdistan sorunu uluslararası bir sorundur. Rojava’da yaşanan tarihsel süreç, Avrupa’nın kürd politikalarını revize etmeleri için de önemli bir süreçtir.. Dış politikalarında değişikliğe gitmeleri gerekiyor. PKK terörist tanımlamasının dışında tutulmalıdır. Bir yıldan bu yana Hükümetle barış görüşmeleri içerisinde olan PKK neden halen terörist listesinde yer almaktadır. Bu tutum Türkiye’nin meşrutiyetine de gölge düşürecek bir tutumdur. Bu kavramda ısrar etmek Türkiye’yi zora sokar.

Fransa Devleti’nin Kürdlerle ilgili izlediği politika doğru bir politika değildir. Bu sürece ilişkin cesur kararlı bir davranışlarını henüz görmüş değiliz. Biliyoruz ki farklı inanç ve kimliklerin özgürlüğe kavuşmasıyla başlatılan süreç başarıya ulaşır.

Soru kısmında izleyicilerden biri Demirtaş’a neden Kürdçe konuşmadığını sordu.

Demirtaş 17 yaşında Kürd olduğunu öğrendiğini, o zamana kadar ailesinin baskı ve korkulardan dolayı kimliklerini sakladığını söyledi.

Kürdçe’yi bilmemesinin kendisinin bir ayıbı olmadığını, bunun devleti yönetenlerin bir ayıbı olduğunu söyledi. Ailesinin hem zazaki hem de kırmançki konuştuğunu söyleyen Demirtaş,yakın bir sürede iki lehçeyi de iyi konuşur bir duruma geleceğini söyledi.

Konferans molasında Ulusal Kongre’nin ertelenmesiyle ilgili sorumuza ise Demirtaş şöyle cevap verdi:

Ulusal kongrenin ertelenmesi büyük bir talihsizliktir. İkinci defa erteleniyor. Kürd halkının moralini bozan bir gelişmedir bu. Artık Kürd siyasetlerinin, tüm partilerin şunu çok iyi bilmesi gerekiyor.Bugün Amed’de, qamışlo’da, Mahabat’da, Hewler’de konferansın bu sene içinde yapılması gerektiğini  her Kürd biliyor ve canı gönülden istiyor.Bu nedenle siyasetçilerin de partilerin de artık bunu dikkate alması lazım.Halkın iradesi üzerine bir irade tanımıyorsa bu partiler  kendi iradelerini dayatmak yerine, konferansı gerçekleştirmek için fedakârlık yapmak zorundadır. Bir adım gerekirse geri adım atması gerekir ki uzlaşma sağlanabilsin..BDP olarak biz konferansın biran önce yapılması taraftarıyız. Zaten hazırlık komisyonundaki arkadaşımız aracılığıyla bunu ifade ediyoruz. Ertelenmesi hiç iyi olmadı.Bu dönem Kürdlerin birlikte hareket etmeleri gereken bir dönemdir.Kürdlerin birliği başka halkların devletlerin düşmanlığına hizmet etsin diye bir birlik değildir. Arabın da farsın da yararına olacaktır.Çünkü Kürdler birliğini sağladıkça bölgeye barış’ın istikrarın gelmesi daha kolay olacaktır.Herkesin bu konferansın yapılması için engel çıkarmasına karşı olunması gerekir. Bölge devletlerinin de bunda büyük payı vardır.

 

PYD Eş Başkanı Salih Müslüm, konuşmasına Suriye’nin kisa tarihi geçmisiyle başladı. Suriye’nin 1946’lara kadar Fransa’nın sömürgesi olduğunu, Rojava’da yürütülen mücadelenin sadece Kürdlerin değil, tüm halkların mücadelesi olduğunu söyleydi.Müslüm sözlerine şöyle devam etti.

1920’lerden bugüne sürekli bir mücadele içindeyiz.2010 yılından beri halkımız özgürlük için ayağa kalktı. 19 Temmuz’da rejim güçlerini topraklarımızdan çıkardık. Çok sevindik. Buna sadece biz sevinmedik. Suriye için projesi olan herkes bu duruma memnun kaldı. 2011 yılında Surıye’de Rojava’da Kürdler mücadelenin başını çekmeye başladı. İlk başlarda diğer küçük Kürd grupları bizi kendilerine boyun eğmemizi istediler. Ama biz buna karşı çıktık. Siyasi bir güç olarak bunu teyit de ettik.3-4 kez rejim güçlerini püskürttük. Hiçbir zaman gidip Esat’la işbirliği yapmadık, hiçbir zaman topraklarımızın dışında gidip başkalarının bölgelerine, topraklarına girmedik. Dinci paralı çeteler bizim topraklarımıza girdi. Kendi savunmamızı kendimiz yaptık. Güçlendikçe gücümüzün farkına vardık.

Suriyeli olmayan Cihatçılar büyük katliamlar yaptı, Kadınlarımızı, çocuklarımızı öldürdü. Bunlar dünyanın her yerinden gelen paralı askerlerdi, Peki amaçları neydi? Bizim topraklarımızda İslami bir devlet kurmak. Bizler hiç kimsenin toprağına tecavüz etmedik.

Kadınlarımızla ,kızlarımızla,çocuklarımızla bu onurlu savaşı sürdürdük, sürdürüyoruz.

Demokrasiyi halklar getirdi. ABD Afganistan’ı tankıyla topuyla yıllardır işgal etmiş durumdayken, Afganistan’a bunca gücüne karşı ne getirebilmiştir. Dinci çeteleri Katar-Türkiye,Afganistan vb ülkeler desteklemektedir.Çetelere karşı  yürüttüğümüz mücadelede bedeller ödedik.Şimdi bu ülkelere soruyorum.Biz ne yaptık size, demokrasiyi ve haklarımızı savunmaktan başka…Saldırıyorlar çünkü mücadelemizin tüm Orta-Doğu’ya yayılacağından korkuyorlar.Benim köyümde Kobani'de mazot yüklü bir bomba patlatıldı.14 kişi öldü.Eğer bu kamyon önlenemeseydi ve şehrin ortasına kadar gitseydi büyük kayıplara yol açabilirdi.

Bir şehit annesi kaybettiği oğlunun tabutunu taşırken, bir eliyle de zafer işareti yapıyor. Kürdistan gerçekliği işte budur. Rojava’nın gerçekliği budur.

YPG Halkımızın savunma gücüdür. Ordumuzda Araplar, Ezidiler, Süryaniler, Ermeniler Çeçenler herkes var.YPG içinde en iyi savaşanlar Araplardır.Yüzyıllardır bu halklarla birlikte yaşıyoruz. Etnik olarak farklıyız, dillerimiz farklı ama birlikte yaşıyoruz.

82 kişiden oluşan bir geçici yönetim oluşturuldu. Ta ki Suriye sorunu çözümleninceye kadar herkes ortak hareket edecek.

Fransa’daki Kürdler’in bizler için topladığı yiyecek, ilaç gibi yardımları aldık.

23-24 Kasım’da yapılması düşünülen Cenevre 2 toplantısı yine ertelendi. Bazıları bu konferansın yapılmasını istemiyor. Kürdistan’ın her yerinden temsilciler var.Her ülke için bir katılım oranı var.Bu oran konusunda herkes karşı çıkıyor.Biz de bu konferansta yer almak istiyoruz.Ne zaman yapılacak bilmiyoruz.Cenevre 2’de Lozan’da yaptıklarını yapmak istiyorlar.Hiç kimseye bağımlı olarak gitmek istemiyoruz.Avrupa’ya şu çağrıyı yapıyoruz.

Bu karanlık güçlere karşı gelin birlikte mücadele edelim.Ortak değerler için,Verdiğimiz mücadele kutsal bir mücadeledir.Demokrasiyi tüm Orta-Doğu’ya yayacağız..

Kürdlerin davasını bir-kaç kuruşa satanlar var. Kürdlerde çok güzel bir söz vardır:

Ağacın kurdu ağaçta olurmuş

Konferansın Sorular bölümünde:Paris’te yaşayan Rojavalı  bayan avukat  Salih Müslüm’e şu soruyu yöneltti.

Haklarımızı nasıl koruyacaksınız?

SM: Rojava’da 3,5 milyon insan var.Araplar, sığınmacılar var.500 bin sığınmacı var. Büyükten küçüğe herkes demokrasi için çalışıyor. 21.ci yüzyılda 20 milyon insan neden haklarından vazgeçsin. Halkımıza verdiğimiz söz var. Bunun mücadelesini veriyoruz.

 

Toplantı sonrası Libération Gazetesi adına Arzu Çakır’ın ve Kürdistan-post adına benim yönelttiğim sorular şunlardı:

:Bölge’deki en büyük sıkıntı ne?

SM:Halkımıza uygulanan ambargo.

AÇ: Örülen duvarın da bunda etkisi oldu mu?

SM:Duvar çok önemli değil, Asıl önemli olan örülen duvar zemininin altının mayın dolu olması.Bu mayınların temizlenmesi gerekir.

:Suriye Rojavası’nda durum nedir?

SM: Savaş devam ediyor çetelerle. Dün ilan edilen sivil yönetim geçicidir.Bir seçim olacak. Dünkü meclis kurucu meclistir. Rojava 3 kantona bölünecek.

Salih Müslüm’e sorduğum soru şuydu:

Hülya Yetişen: Salih Bey öncelikle Rojava’daki başarılarınız için sizi kutluyorum. Kürdler tarihi bir süreçten geçiyor.. Rojava coğrafyası İsrail topraklarının neredeyse 3 katı. YPG ise çok güçlü. Bütün bunlardan yola çıkarak,sizce  Rojava’nın gelecekteki statüsü ne olacak?

Salih Müslüm:Dün ilan edilen sivil yönetim hiçbir zaman hükümet değildir.Halkın talebi üzerine kurulmuştur, geçicidir.Biz bu sivil yönetim için 6 aydır çalışmalar yürütüyoruz.

Hülya Yetişen: Peki Gelecekteki statü için federasyon diyebiir miyiz?

Salih Müslüm:Şu anda bunu söylemek için erken ama hedefimiz federasyon sistemini inşa etmek.

Hülya Yetişen- Federe Kürdistan Başkanı Mesud Berzani Cumartesi günü Diyarbakır'a gelecek...

Salih Müslim- Evet biliyorum.  Tabiki Başbakanla görüşecek, bu çok normal birşey. Devlet yönetmek, öyle kolay değil. Ben de görüştüm. Ayrıca Sayın Mesud Berzani zeki ve ne yaptığını bilen bir siyaset adamıdır.

Ahmet İnsel  iseTürkiye’de tek din, tek dil anlayışının toplumda kutuplaşmalara yol açtığını Milliyetçi Türkler’rin Kürdlere  ‘defolup gidin bu ülkeden ‘dediklerinden bahsetti. İnsel Kürdlere ve diğer azınlıklara uygulanan ayrımcılığı vurgulamak için bir fıkra anlattı.

Biri Laz biri Kürd idama gideceklermiş. Kendilerine ölmeden önce son istekleri sorulmuş.Bizim Kürd ben annemi görmek istiyorum demiş. Laza sormuşlar sen ne istiyorsun diye O da bu Kürdün annesini kesinlikle görmesini istemiyorum demiş.

Konferansın ikinci bölümü çok uzadığından bitimine kalmam  mümkün olmadı. Bu bölümde genel olarak Fransa’nın Kürdlerle ilgili politikasının olumlu olmadığını, 9 Ocak’ta Paris’te öldürülen 3 militan Kürd kadınının, Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’le ilgili davada hiçbir adımın atılmadığına vurgu yapıldı.

Hülya Yetişen

13 Kasım 2013

 

 

2354