Çarşamba Eylül 2, 2026

Cumartesi Anneleri Süleyman Cihan ve Abdullah Canan için eylemdeydi

kaypakkaya-partizan
Cumartesi Anneleri oturma eylemlerinin 463. Haftası’nda Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek, Yüksekova’da gözaltında kaybedilen Abdullah Canan ile işkencede katledilen Süleyman Cihan için oturma eylemi gerçekleştirdi

 

Cumartesi Anneleri oturma eylemlerinin 463. Haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek gözaltında kaybedilen Abdullah Canan ile işkencede katledilen Süleyman Cihan için bir araya geldi. Eyleme Gezi direnişçileri destek verdi.

‘Babamı gözaltında kaybettiler’

Eylemde ilk sözü Yüksekova’da kaybedilen Abdullah Canan’ın oğlu Tayip Canan aldı. Canan açıklamasında, 96 yılında köylerinin Komutan M. Emin Yurdakul’un emriyle askerler tarafından yakıldığını hatırlatarak, babasının köyün yakılmasıyla ilgili suç duyurusunda bulunduğunu belirtirken, babasının suç duyurunun geri çekilmesi için tehdit edildiğini anlattı. Suç duyurusundan geri adım atmayan babasının gözaltına alınarak öldürüldüğünü anlatan Canan, “Komutan M. Emin Yurdakul, tanınmasın diye babamın yüzündeki beni dahi kesmişti” dedi. Canan, o günden beri kayıpların bulunması ve sorumluların yargılanması talebiyle mücadele ettiklerini söyleyerek konuşmasını bitirdi.

Ahmet Cihan kardeşinin dosyasının yeniden açıldığını söyledi

12 Eylül askeri faşist cuntasının gelmesinin ardından gözaltına alınarak katledilen Süleyman Cihan’ın ağabeyi Ahmet Cihan da eylem sırasında yaptığı konuşmada, demokrasiyi sadece kendisi için kullanan bir sistemde yaşadıklarını belirtti. Cihan konuşmasına şu ifadelerle devam etti: “Hukukun da hukukçunun da çözüm bulamadığı bir dönemi yaşıyoruz. Karakolda işkence görmeyen yok ama ‘işkence yok’. Şubede işkence görmeyen yok ama ‘işkence yok’. Gezi dönemini yaşadık. Kullanılmaması gereken gazlar kullanıldı ama ‘kullanmadık’ diyorlar.“

Kayıplar politikasının devletin en büyük ayıplarından biri olduğunu belirten Cihan, kardeşinin dosyasının Adli Tıp raporuyla öldürüldükten sonra kimsesizler mezarlığına atıldığı kesinleştiğini belirtti. Bu nedenle Süleyman Cihan’ın dosyasının yeniden açıldığını ifade eden Ahmet Cihan, “Ancak bir yıl oldu hala yol alınamadı.” dedi.

‘Gözaltında kayıpları gerçekleştirenler devlet tarafından korunuyor’

Basın açıklamasında ülke topraklarında yüzlerce kişinin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınarak kaybedildiği hatırlatılarak, gözaltında kayıpların devletin merkezi iradesi doğrultusunda ve devlet kurumlarının katılımı sonucu gerçekleştirildiği ifade edildi. Açıklamada gözaltında kayıpları gerçekleştiren kamu görevlilerine yasal, yargısal ve idari koruma sağlandığını belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “Gözaltında kaybetme suç olmaktan çıkarıldı. Fail kamu görevlisi olunca, öldürmenin ve yok etmenin suç sayılmayacağı algısı yaratıldı. Devlet terörü karşısında hukukun koruması dışına çıkarılan yurttaşların, yaşam hakkı sistematik olarak ihlal edildi”   

‘Açılan soruşturmalar 3 yıldır bekletiliyor’

Açıklamada, Derik’te 13 kişinin kaybedilmesinden sorumlu olan General Musa Çitil’in, Ankara Jandarma Bölge Komutanlığı’nda görevini sürdürdüğü, Nezir Tekçi’nin kaybedilmesinden sorumlu olan dönemin Yüzbaşısı Ali Osman Akın’ın emekli olduğu, Yarbay Kemal Alkan’ın ise hala görevinin başında olduğu belirtildi. Mardin Dargeçit’te 4’ü çocuk 7 köylünün ölümünden sorumlu olan dönemin Tabur Komutanı Hurşit İmren ve Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire’nin ise Sivas ve Bodrum’da belediye başkanı olduğunun hatırlatıldığı açıklamada, İmren ve Tire hakkında başlatılan soruşturmanın 3 yıldır davaya dönüştürülmeyerek sürüncemede bırakıldığını anlattı.  

Cemil Kırbayır’ın kaybedilmesine ilişkin başlatılan soruşturmanın “Ailesine ulaşamıyoruz” gerekçesiyle takipsizlikle sonuçlandığının belirtildiği açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Dünyanın tanıdığı, yaşadığı yeri bildiği Berfo Anne’ye devletin ulaşamadığına inanmamızı bekliyorlar”  

‘Kayıplardan siyasal iktidarlar sorumludur’

Basın açıklaması şu ifadelerle sona erdi: “İktidarlar ve onların güdümündeki yargı kayıplarımızın akıbetini açıklama, faillerini yargılama yükümlülüğünü yerine getirmeyerek hukuksuz, keyfi, hak karşıtı ve hesap vermez uygulamalarını kesintisiz olarak sürdürüyor. Hükümete sesleniyoruz: Siyasi iktidarlar, kamu görevlilerinin işlediği, göz yumarak teşvik ettiği suçlardan kendi dönemlerinde olsun olmasın sorumludur ve bu suçların hesabını vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğünüzü yerine getirin. Artık yeter, kayıp davalarını evrensel hukuka uygun bir şekilde yürütün, failleri işledikleri suçun ağırlığına uygun şekilde tutuklu yargılayın.”

2421