Cumartesi Ağustos 19, 2017

Devrimci'ler ölür ama devrimler sürer ;

İttihat ve Terakki Partisi'nin,'' Yeni Türkiye '' versiyonu olan AKP Erdoğan iktidarı,15 yıllık icraatları ile hem Türkiye,hem de ortadoğu coğrafyasında tehlikeli ve savaş kışkırtıcısı olarak tehlikeli olmaya devam ediyor.Osmanlı'nın son döneminde Talat,Enver,Cemal üçlüsünün çılgın politikaları ülkeyi savaşa sokmuş,Ermeni soykırımı'nı planlayarak yeni bir yüz yılın başlangıcında insanlığa karşı suçlar işlemişlerdir.İ ve T Partisi'nin yüz yıl önceki politikalarının bir ve aynısını bugün hayata geçirmeye çalışan Erdoğan kliğinin bölge ülkeleri ile barışık olmayıp savaş içinde olması kaygılandırmaktadır.Avrupa,Amerika ve ortadoğu ülkeleri ile kriz içerisinde bir ülke ekonomik ve siyasi olarak bu ağır savaş politikalarının faturasını kaldıramaz olmuş,her geçen gün krizlerle karşı karşıya gelmektedir.

İ ve T Partisi, Abdülhamid'in devrilmesinde Ermeniler ile ittifak içerisine girmiş,iktidarını sağlamlaştırdıktan sonra Ermeni'lere en büyük darbe İ ve T Partisi'nden gelmiştir.Erdoğan da iktidara gelince,amacına ulaşmak için bütün yol ve yöntemleri deneyerek bugün Türkiye'nin Tek adamı olmuştur.Askeri vesayete karşı oluşturulan '' yetmez ama evet '' politikaları ile aydınları,gazetecileri solcuları,akademisyenleri kandırarak desteklerini almış,ama bugün hepsini cezaevine atmıştır .

Alevi,Dersim açılımları gibi,özünde karşı oldukları politikalarla kitleleri kandırmış.Akil adamlar komisyonları ile insanların aklı ile dalga geçmiştir.Sahte ''Kürt Açılımı'' ile Kürt ulusal Hareketi'ni dumura uğratmak,önderlerini tespit etmek,öldürücü darbenin vurulması için fırsat kollamıştır.

2015,Ermeni soykırımının 100.yılı olurken,aynı zamanda Kürt sorunu'nun çözümü için görüşme lerde masanın devrildiği yıllar olmuştur.Tarih'i ile yüzleşme olmamış,bir ''özür'' ün aksine Ermeni'ler,geleneksel Türk politikaları ile suçlanmıştır.Kürt illerinde halk kırım ve tehcir ile karşı karşıya kalırken,direnme hakkını kullanarak,Ortadoğu'nun,NATO'nun en güçlü ordusu'nu,60 kişilik Halk Savunma Birlikleri ile yenilgiye uğratırken,acısını TSK, masum kürt köylüsünden çıkarmıştır.BM İnsan Hakları raporlarına da yansıyan Kırım ve Tehcir olaylarında 2000'den fazla insan öldürülmüş, 500 binden fazla insan göçe zorlanmıştır.Kürt illerinin bütün vahşet görüntüleri kayda alınırken'' Kıyamat benzeri Tablo '' olark görülmüştür.BM yetkililerinin araştırma,inceleme yapmasına izin verilmemiş,antlaşmalar ayaklar altına alınmıştır.Kundakdaki bebelerin öldürüldüğü,insanların ölülerini derin dondurucuda sakladıkları,bodrum katında yakılarak öldürülmeleri hafızalarımızda henüz tazeliğini korumaktadır.

'' Nisan ayından sonra PKK yok olacak '' diye açıklama yapmaktan geri kalmayan,büyük sözler sarf eden Süleyman Soylu'nun hevesi Şırnak'tan gelen haber ile kesildi.Öyle ki,mazlumların Taybet Ana'nın,Miray bebelerin,Hacı Lokman Birlik'lerin ahı yerde kalmadı.Sur,Nusaybin,Şırnak köylülerinin ahı yerde kalmamıştır.Kürt illerini yakıp yıkan insanlığa karşı kabarık suç dosyaları bulunan TSK'nin Savaş konsepti ,Halkın Fedai'leri tarafından Şırnak kırsalında saf dışı bırakılmıştır.

TSK'nın Beyin takımı olan 13 personel imha edilirken,medyada özenle düşürülme hakkında hiç bir şekilde konuşma olmaması dikkat çekmiştir.İşid çetelerine verdiği destek ile artık bütün dünyada bilinen,günahsız insanları her yerde korku ve panik yaratarak öldüren,insanlığın onur ve guru kaynağı Kürt'ler,Enternasyonal savaşçılar,devrimciler,Partizan'lar artık Erdoğan'ın bir numaralı düşmanları olmuşlardır.İşid hezimete uğradıkça,yenildikçe,toprak kaybettikçe Türkiye bundan en çok rahatsız olan ülkelerin başında gelmektedir.

İşid'in,Suriye'de yenilmesi savaşı kaybetmesi en çok Türkiye'de yaşayan Kürt'ler,Alevi'ler,azınlıklar,aydınlar,ilericiler tüm muhalif kesimlerin rahat nefes almasını sağlayacaktır.Aksi takdirde acıların en büyüğü ile bu halk karşı karşıya kalacaktır.Işıd darbe yedikçe elinde bulunan devrimcilere ait cenazeleri pazarlık konusu yapmak için saklamaktadır.Türkiye'de de aynı yöntem son zamanlarda Partizan'lara,gerillalara ait cenazeler saklanılmakta,gizlice gömülmektedir.İşid anlayışı Türkiye'de de uygulamaya konulmuştur.Bu uygulamalar geçmişten bu yana devam etmektedir.Artık şehit düşen gerillaların,devrimcilerin yakınları anaları,cenazesine kavuştuğu ,alabildiği için şanslı olacak,''sevinecek''tir.Bir ve aynı olanTürk ve İşid zulmü dünyada ne duyulmuş ne de görülmüştür. Gerilla'ların,Partizan savaşçıların naaşları verilmeyerek şantaj politikası artık devreye girmiştir.Artık böyle bir durumla karşı karşıyayız.Bu uygulamalar geçmişten günümüze gelmektedir.

Atatürk'ü eleştirdiği için cezaevine konulan,Af'la serbest kaldıktan sonra yurt dışına kaçarken MİT elemanı tarafından kafası taşla ezilerek öldürülen Sebahattin Ali'nin halen mezar yeri belli değildir. Sır'dır.Seyid Rıza,oğlu ve 5 Dersimli'nin Elazığ meydanında idam edildikten sonra cenazeleri nereye gömüldü yine sırdır.Seyfo' Ana'ya Erdoğan söz vermiş olmasına rağmen oğlunun cenazesine kavuşamadan gözlerini hayata yumdu.Hava saldırısında 10 gerilla ile şehit düşen Murat Gün'ün babası Kemal Gün oğlunun kemiklerini ancak 90 günlük açlık grevinden sonra alabildi.Bu zulüm dünyanın hiç bir yerinde görülmemiştir.BÖG savaşçısı 4 gerillanın Suriye'de İşid çetelerine karşı savaşırken şehit düşmüşler,devlet naaşlarının nerede gömülü olduğunu akıbetlerini saklamaktadır.Aliboğazı'nda şehit olan 12 Partizan'dan 8'nin cenazeleri aileleri tarfından alınırken,Yetiş Yanlız ile dört yoldaşının mezar yerleri,naaşları gizlenmektedir.Savaş konsepti'nin kirli yöntemleri açığa çıkmış Sur'daki gibi tüm bu uygulamaları BM'ler nezdinde yargılanmalara konu olacaktır.

Yeni bir yüzyılın başında Antranik Paşa ;

Ermeni Devrimci Hareketi'nin önderi olan aynı zamanda tüm Ermeni ulusu'nun tartışmasız halkahramanı olarak kabul edilen Antranik Ozanyan,25 Şubat 1865 yılında Giresun'un Şebinkarahisar ilçesinde dünyaya gelmiştir.Küçük yaşda başlayan bahtsızlıkları,ileriki dönemde kendisini Ermeni kurtuluş mücadelesinde bulmasıyla sonuçlanmıştır.Bir yaşında annesini kaybetmesi,onu derin - den etkilemiştir.İlk öğretimini Şebinkarahisar'ın,Muşeğyan köy ilkokulunda tamamlarken,orta öğretiminde Ermeni'lerin tarihi,kahramanlık yazıları ile ilgilenmeye başlamıştır.Osmanlı'da Ermeni' lere yapılanlar,onu zulme ve krallığa karşı olmayı getirdi.Ermeni devrimci şaiir'lerin yapıtlarından etkilenerek,okumaya başladı.Genç yaşta,17 yaşında evlendi.Ama aksilikler,peşini bırakmadı.Hamile eşi ile çocuğunu kaybetti.Bu durum isyancı bir karakter almasında önemli rol oynadı.17 yaşında cezaevleri ile tanıştı.Ama Ermeni arkadaşları ve halk ona yardım ederek cezaevinden çıkar – dılar.İlk siyasal faaliyetleri bölgede bulunan Hınçak Partisi'ne katılarak olmuştur.

1894-96 yılları arasında Osmanlı sultanı,kanlı Abdülhamit krallığı altında Ermeni halkı kırım ve katliamlar ile yüz yüze kalmışlardır.Kılıç zoru ile yönetilen,istibdat rejimi olan,sultanın hakimiyeti altında yaşayan,Osmanlı halklar hapishanesi durumunda idi.Muhaliflerin susturulduğu ağır koşullarda,Ermeni'lerin ileri gelenleri yurt dışına kaçmak zorunda kalmışlardır.1907 yılında yurt dışında Paris'de toplanan muhalifler,Sultan Abdülhamid'in tahttan indirilmesi,parlamenter rejime geçilmesi ve radikal düzenlemelerin yapılması konusunda anlaşarak kongreye gittiler.EDF (Ermeni Devrimci Federasyonu) 4.Kongre'de toplanmış,Jön Türk'ler ile işbirliği yapma konusunda oy birliği ile karar almışlardı.EDF,Taşnak'lar ile Jön Türk'ler bir araya gelerek ''mevcut rejimi devirmek ve meşruti bir yönetim kurmak '' üzere antlaşmaya vardılar.SDHP (Sosyal Demokrat Hınçak Partisi ) ise bu Kongreye tasvip etmedikleri için katılmadılar.

1908 yılında kabul edilen yeni Anayasa ile Abdülhamid Han'ın,30 yıldan fazla süren kanlı yönetimine son verildi.Bu durum ülkede Özgürlüğe susamış halklar için çoşkuyla karşılandı.Jön Türk'lerin yönetici kadrolarından Enver Paşa bu ara Selanik'den ordusu ile İstanbul'a öldürücü darbe vurmak için ayak bastı.Sevinç içerisinde bulunan halklar,İstanbul sokaklarına inerek özgürlük ve kardeşliği sevinç içerisinde kutladılar.30 yıldan sonra zulümlerden kurtulan Ermeni'ler için bir mucize gerçekleşmişti.En çok sevinç içerisinde bulunanlar ise sokaklarda Ermeniler oldular.

Abdülhamid'in devrilmesi hareketinde etkin rol üstlenen Taşnak Partisi,Jön Türk'ler ile Paris'de yaptıkları kongrelerde ''Eşitlik,Özgürlük,Adalet'' sloganlarının altında yatan gizli emelleri göremediler.İttihat ve Terakki Partisi'nin kullandığı kulağa hoş gelen bu sloganların kurnazca uydurulmuş göz boyamak için söylemler olduğu ileride ortaya çıktı.Geçici özgürlükler ile Ermeni'lerin liderlerini ortya çıkaracak ve ileride öldürücü darbeyi vurmanın koşullarını yarattılar.Taşnak Partisi yayınladıkları bildirilerde ''özgürlük,eşitlik,kardeşlik çağrısı yankılanmaktadır.Dünün halkların hapishanesi bugünün özgür ülkesine dönüştü '' diye bidiriler dağıtmaya başlamıştı.Hınçak ile Ramgavar Partileri de aynı şekilde farklı olmayan söylemlerle,zafer sarhoşluğuna kapılmışlardı.Fransız Devrimi sloganı olan ''özgürlük,eşitlik,kardeşlik'' sloganına ilave olarak ''Adalet '' i de eklemişlerdi.Abdülhamid'in devrilmesinden ve Anayasa'nın ilanından sonra,Jön Türk'lerin parlak sözlerine inanmayan tek bir kişi vardı.O da Antranik Ozanyan olmuştur.Ermeni halkının efsanevi komutanı,güçlü ön sezgisi,politik kavrayışı ve uzak görüşlülüğüne sahipti.Antranik Paşa'yı önder konumuna getiren bu konumu olmuştur.Ama siyasi önderler,partiler bu durumu görememiş,aldanmışlardır.Sonuçda onarılmaz,geri dönüşü olmayan,vahim sonuçlar ile Ermeni ulusu karşı karşıya kalmışlardır.

'' baskı altında kalan halkların yanındayım ''

1905 yılında Bulgaristan'a geçen Antranik Paşa,burada bir an olsun boş durmadı.Askeri birikimlerini ''Savaş Talimatnamesi'' adı altında broşürde topladı.Fedai'lerin savaşta dikkat edecekleri noktaları özel olarak belirtir.Halk içinde Fedai'lerin örnek alınacak kişiler olmasını,mevzilerin hazırlanırken bölgenin incelenmesini,yiyecek içecek yaşam malzemelerinin buna göre düzenlenmesini,fedailerin disiplin içinde olmalarını,küfür etmemelerini,morallerini en üst seviyede tutmalarını,boş zamanlarda eğitim yapmalarını,gece savaşının püf noktalarını,pusuya düşmemelerini,zehirlenmelere karşı alınacak önlemleri emir almadan ''ne ye,ne yedir'' prensibinden hareket etmeleri için..görüşlerini broşürde toplayarak,fedai'lerin eğitimi için uğraştı.

Balkan'larda,Osmanlı'lara karşı başlayan,ulusal ayaklanmalar şeklinde Özgürlük ve Bağımsızlık hareketlerine karşı sessiz kalmayan Antranik Paşa,Bulgar,Arnavut,Yunanistan,Sırbistan,Montenegro (Karadağ) halklarının haklı mücadelelerini desteklemiş,bizzat '' Gönüllüler Birliği '' ile katılmıştır.'' Ben milliyetçi değilim,Tek millet tanıyorum,o da ezilenlerin milletidir '' şeklinde düşüncesini özetlemiştir.Farklı kültür,etnik,millet,dil ve ırklardan insanlarla tanışarak tek bayrak olan Enternasyonalist'lerin Bayrağı altında Bağımsızlık ve Özgürlük mücadelesinde birleşmiş oldu.

Abdülhamit katliamlarından 1895-96 yıllarında yurtlarından kaçmak zorunda kalan Ermeni'lerin Güney'den Suriye'ye sürgüne gönderilirken,Batı'dan ise Balkan'lara kaçış şeklinde olmuştur.Bulgaristan'a sığınan Ermeni'ler ulusal görevlerini yerine getirmek için,Bulgar'ların yanında savaşa katılmışlardır.Osmanlı'lara karşı başkaldıran halklar kitleler halinde müfrezelerde yer almak için isimlerini yazdırarak savaşa katılmışlardır.Ermeni'ler,Antranik Paşa komutasında 234 kişiden oluşan gönüllüler Birliği ile cephede yer aldılar.Bulgar askerlerinin görev dağılımında gösterdikleri yer sınır güvenliğ bölgesi olmuştur.10 bin askerin komutanı olan Yaver Paşa'yı,sınırda yenilgiye uğratmış,esir almıştır.Bu durum Bulgar medayasında geniş yer almış cesaretinden dolayı,övgüler dolusu manşetlere konu olmuştur.Bulgar hükümeti adına askeri cesaret '' Altın Haç '' ile '' Balkanlar kahramanı '' altın madalya ile ödüllendiridi.O,dönem,Balkan savaşlarını bir gazetenin muhabiri olarak izleyen Leon Troçki ise yazdığı makalelerde '' Şarkı ve efsane kahramanı Antranik,Gönüllüler ordusunun ruhuydu.O komutan elbiselerinin içinde mükemmeldi ..'' diye gazetesine haber gönderdi.

Diğer Ermeni gurupları ise Bulgar birlikleri ile birleştiler.İçlerinde bazıları Bulgar'ların yüksek rütbeli subayları durumuna geldiler.Antranik Paşa,Bulgar kurtuluş kuvvetlerinin hazırlanmasında,eğitiminde,savaş taktiklerinin hazırlanmasında,uygulanmasında büyük rolü olmuştur.Bulgar Partizanları ile de tanışan Antranik Paşa eğitim ve talimleri birlikte yürüttüler.Antranik Paşa ,Enternasyonal Devrimci olarak, '' ben milliyetçi değilim yanlız baskı altında kalan halkların yanındayım ''diyordu.

'' halkımızın ve sizin başınıza felaketler getirecekler ''

İlkin Taşnak Partisi Yurt Dışı Bürosu'nu Cenevre'den İstanbul'a taşıdı.Halkın ileri temsilcileri aydınlar,yazarlar hukukçular bu rüzgardan etkilenmişler teker teker ülkelerine dönmüşlerdir.Jön Türk'ler ordu,meclis,yönetim kademelerine kendi adamlarını yerleştirerek kilit noktaları ele geçirdiler.Meclis'de ise Ermeni'lere 12 milletvekili ile temsil hakkı tanıdılar.Yurt dışında gelip meclisde Ermenileri temsilen bulunan Kirkor Zohrab,sosyalist kimliği ile tanınan,güçlü ajitasyon yeteneği olan,politikacı olarak öne çıkıyordu.Yine Rupen Zartoyan ile Vahakn,Jön Türk'lerin güzel sloganlarına aldanarak ülkeye dönen değerli politikacılar olmuşlardır.Antranik Paşa bu ikisine gitmemeleri için yalvardı.Ama sözünü dinletemedi.Vahan Papazyan,Simon Zavenyan da dahil hepsi Klikya katliamlarında idam edildiler.

Taşnak Partisi yöneticileri Yurt dışında bulunan Antranik Paşa'ya haber göndererek,gelip Millet meclisinde mebus olma çağrısında bulundular.Talat ile Enver'in söylemlerine inanarak,Ermeni'lerin devlet kademelerinde en iyi yerlerde bulunacaklarını,en iyi görevlerden birisinin de Antranik'e ayarlandığını söylemişlerdir.Taşnak liderlerinin İstanbul'a gelmesini istedikleri Antranik'e Muş'tan 50 Lira karşılığında mebus olmasını teklif ettiler.Genç Türk'lerin,İttihat ve Terakki'cilerin politikalarını önceden gören Antranik Paşa cevap olarak '' Ben Sultan Enver ile Talat'ın elini sıkıp kardeş olamam.Bu yeni kardeşlerinize dikkat edin,onlar halkımızın ve sizin başınıza feleketler getirecekler '' diye cevap vererek red etmiştir.V.İ.Lenin'in öğrencisi olan P.Gunanyanz hapiste bulunduğu dönemde İ ve T politikalarını inceledikten sonra çarpıcı tespitlerde bulunmuştur.'' Genç Türk'lerinbaşlattıkları hareket Hay'lara ve Osmanlı'da yaşayan diğer halklara karşı düşmanca hazırlanmış bir politikadır '' demiştir.

İttihat ve Terakki Partisi'nin esas gayesi,Osmanlı'da sanıldığı gibi krallığın devrilerek yerine özgür,halkların barış ve demokrasi içerisinde birlikte yaşayacağı düzen değildir.Parçalanmaya yüz tutmuş Osmanlı'nın birliği ve bütünlüğünü korumak esas görevi olmuştur.Bunun için Pan islamizm,PanTürk'izm gibi ırkçı ideolojilere sarılarak kaybedilen toprakların derdine düşmüştür.Ama karşılarında engel olarak Rusya'yı gördükleri için,Rusya'yı çembere almak ve zayıflatmak için Türk cumhuriyetlerine açılma politikalarını hayata geçirmek niyetinde olmuşlardır.Bir duvar gibi duran Ermenistan'a bu yüzden öldürücü darbe vurmaktı.Ermeni Parti'leri bu durumu göremediler.İttihat ve Terakki Parti'lerinin peşine takıldılar.

1909 yılında sahte bir isimle İstanbul'a geçen Antranik Paşa,Taşnak yöneticileri ile uzun görüşmelerde bulundu.Ama kendisini ikna edemediler.Antranik'in İstanbul'dan ayrılmasından 45 gün sonra başlayan Adana kırımları 30 bin Ermeni'nin ölümüyle sonuçlamış,Suriye'nin kuzeyi Kessab'a kadar uzanmıştır.1 Nisan 1909 yılında başlayan kırımlardan sonra Ermeni'ler şaşkına döndüler.Krikor Zohrab başkanlığında bir heyet sadrazam Hilmi Paşa ile görüşerek olayın soruşturulmasını talep ederler.Sadrazam bu öneriyi kabul etmiştir.Adana katliamına yabancı misyonerler ile konsoloslar tanık olmuşlar raporlarında belirtmişlerdir.Meclis tartışmalarında Ermeni mebus'lardan Vartkes'' döğüştüğünüz ve yemin ettiğiniz güzel ilkelerimiz nerede ? '' , Murad Boyacıyan ise '' diktatörlük günlerinde dağlarda savaştık acaba bu anayasal günlerde de mi yine dağlara çıkmaya mecbur kalacağız '' diye tepkilerini Jön Türk'lere meclis'de dile getirmişlerdir.

'' aslan gibi insanlar,koyun gibi mezbahaya gittiler ''

İttihat'çıların oyunları bunula kalmaz.Adana kırımlarını araştırmak üzere görevlendirilen Hagop Babikyan şüpheli şekilde inceleme raporunu Meclis'de okuyamadan öldürülür.Sonradan zehirlendiği ortaya çıktı.Bu durumu meclis kürsüsünden okuyan Krikor Zohrab ise hırpalanır.Darbelerle meclis kürsüsünden indirilir.Adana kırımlarından gerekli dersleri çıkaramayan Taşnak Partisi,halen İ veTerakki Partisi'ne olan güvenlerini halkın tepkisine rağmen devam ettirmişlerdir.Büyük soykırım öncesi Ermeni'lerin silahsızlandırılması,askere almalar,direniş gücünü kırmak için sıkı aramalar..tüm bunlara rağmen siyasilerde en ufak bir şüphe dahi uyandırmamıştır.Adana kırımları için ise Jön Türk'ler '' gericilerin yobazların düzenlediğini '' söyleyerek sorumluluklarını gizlemişlerdir. Adana kırımlarını Mısır'da iken haber alan Antranik Paşa,arkadaşlarına yolladığı mektupta,'' Eğer yoldaş Talat'lar fırsatını bulsalar,sizleri de kesecekler,bunu çok iyi anlayın '' diye belirtmiştir.Taşnak'ların İttihatçı'lara güven politikaları 1913 yılına kadar devam etmiştir.

Pazarların paylaşımı konusunda birbirleri ile rekabet halinde bulunan emperyalist güçler arasında başlayan I.Dünya Savaşı'nda Osmanlı'lar Almanya'nın başını çektiği Avusturya,Macaristan saflarında yer aldı.İngiltere,Fransa,Rusya,İtalya ise karşı bloku oluşturuyordu.Osmanlı'ların gayesi,Ermeni'leri Rus'lara karşı savaşa sokmak,Rus'ların amacı,Osmanlı Ermeni'lerini saflarına çekerek savaşı kazanmaktı.Her koşulda Ermeni sorunundan kurtulmak isteyen İttihatçı'lar savaşın bulunmaz bir fırsat olarak görmüşlerdir.İ ve T,Merkez Komitesi üyesi Dr.Nazım bu durumu açık ve net olarak itiraf etmiştir.'' Bu toplantıda kaç defa söyledim yine söylüyorum.Eğer bu temizlik harekatı genel ve nihai olmazsa,yarardan çok zararı dokunur.Ermeni halkını topraklarımızdan kökten temizlemeliyiz.Bir kişi bile kurtulmamalı ve Ermeni ismi unutulmalıdır.Şimdi savaş içerisindeyiz.Bundan daha uygun zaman bulunamaz..Büyük devletlerin müdahalesi ve gazetelerin haberi bile olmaz..

Bu defaki işlem,kökten temizleme işlemi olacaktır..'' demiştir. Ermeni'lerin I.Dünya savaşında politikalarını belirleyecek olan Taşnak Partisi 8.Genel Kongresi Erzurum'da toplanmak üzere bir araya geldiler.Bu toplantıya İttihat ve Terakki Partisi'nden delegeler de katılmışlardır.Bunların başında Teşkilat-ı Mahsusa şefi Bahattin Şakir,Naci Bey ile Halil Bey'dir.Kongreye ne kadar önem verdikleri gönderdikleri kişilerden anlaşılmaktadır.Bu kişiler eli kanlı,zalim kişiler olarak dikkat çekicidir.Fakat daha sonra 1915 soykırımında aldıkları rol,katliamlardan dolayı Ermeni'ler tarfından 1922 yıllarında cezalandırılmışlardır.1914 Ağustos ayında Kongre'nin Erzurum'da yapılmasına izin veren ittihatçı'lar Ermeni'lerin dostluk eli uzatmasını beklediler kendi kontrollerinde bir kongreden beklentilerini dile getirmişlerdir.

Ermeni Taşnak Partisi yöneticileri,aldıkları kararlarda herhangi bir savaş durumunda,Osmanlı devletine sadık kalacaklarını ilan ederken,Kafkaslarda bulunan Ermeni'lerin Rus'lara karşı ayaklanma önerilerini ise red etmişlerdir.Eğer kabul ettikleri takdirde Kars,Van,Bitlis gibi vilayetlerde özerklik verme sözünde bulundular.Bir anlamda Rus'lara isyan önerisini,Ermeni'ler korkunç sonuçlarını gördükleri için red etmişlerdir.Bu duruma çok öfkelenen Talat Paşa '' İttihat ve Terakki partisi'nin artık yapacaklarında özgür olduğunu '' derken,1915 soykırımını işaret ediyordu.

I.Dünya savaşı patlak verdiği yıllarda Antranik paşa İstanbul'a haber yollayarak,devrimcilerin,aydınların şehri terk ederek,yurt dışına çıkmalarını önermiştir.Ama,sözlerini dinlemeyen dönemin ileri gelenleri bunun bedelini hayatları ile ödemişlerdir.Antranik Paşa bu durumu anılarında'' aslan gibi insanlar,koyun gibi mezbahaya gittiler '' şeklinde değerlendirmiştir.

(Devam Edecek)

292

Agop Ekmekciyan

Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.

agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)

Son Haberler

Sayfalar

Agop Ekmekciyan

Ermeni Yetimhanelerinden; Filistin’e-Karabağ’a-Hayastan’a, Kürdistan’a-Rojava’ya Uzanan Bir Devrim Tarihidir General Martager

Tarihin en karanlık yerlerine gömülmek istenen mazlum Ermeni halkının isyan çığlığıdır Martager yoldaş. DAİŞ faşistleri tarafından köle pazarlarında satılan Ezidi kadınların kurtuluş öfkesidir.

“Ancak çölde yaşayabilirler” diye emir yağdıran İttihat Terakkicilerin devamcı ve takipçileri olan DAİŞ çetelerinin soykırım saldırıları  başladığında Ermeni halkının derin tarihsel acılarına tutunarak Rojavaya uzandı.

TKP/ML Örgütlenme Komitesi;“Partimizin Seçkin Üyesi, Tikko Rojava Komutanı Nubar Ozanyan (Fermun Çırak) Yoldaş Ölümsüzdür! Onun Mücadele Azmi Ve Kararlılığı Daima Yolumuzu Aydınlatacaktır!”

Bütün yaşamını partimizin gelişip güçlenmesi ve Demokratik Halk Devrimini gerçekleştirmeye adayan Nubar Ozanyan yoldaşı kaybetmenin acısı içindeyiz. 14 Ağustos 2017 tarihi, hüzün ve kahramanlığın günü olarak hep anılacaktır.

Nubar yoldaş, partimizin değerli bir üyesi ve Rojava'daki TİKKO birliğinin komutanlarındandı. Parti içinde kullandığı Orhan (Armenak Bakırcıyan) ismini ise, partimiz kadrolarından Orhan yoldaştan almıştı ve yoldaşımızın anısını savaş cephesinde de yaşatarak silah elde toprağa düştü.

NUBAR OZANYAN YOLDAŞ, Seni unutmayacağız,yaşamımıza örnek alacağız

“Gerici güçlere karşı sıcak mücadelenin en üst mertebeye ulaştığı bir alanda bir yoldaşı daha kaybettik. Bir yoldaşı daha devrim şehitleri kervanına uğurladık. Nubar Ozanyan Yoldaş’ı! Nubar Yoldaş, (kod adıyla Orhan Bakırcıyan) Rojava’da karşı devrimin tüm gerici güruhlarına karşı verilen onurlu savaşta 14 Ağustos’ta şehit düştü.

Bize devrettiğin mirası büyütecek, savaş içinde yaşayacak, seni savaşımızın kızıllığında yaşatacağız!

Partizan,"Rojava komutanı Orhan yoldaş; Elinde hep yükseklerde tuttuğun kızıl bayrağı daha yükseklere taşıyacağımızdan, sınıf düşmanlarımıza karşı amansız savaşımızı yükselteceğimizden, tüm dogmatik, bürokrat, tasfiyeci akımlara karşı tıpkı senin gibi uzlaşmasız mücadele edeceğimizden emin ol!" 

 

 "Bize devrettiğin mirası büyütecek, savaş içinde yaşayacak, seni savaşımızın kızıllığında yaşatacağız! Nubar Ozanyan’ın yoldaşları olmaktan gurur duyuyoruz..."

"Nubar Ozanyan’ın yoldaşları olmaktan gurur duyuyoruz...

Rahat uyu ey ihtilalin oğlu, halkların kardeşliğinin komünist yoldaşı!

2005 yılında Ermeni Soykırımı’nın 90. yılında Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) heyeti olarak Nubar yoldaşın Ermenistan’daki evinde yaklaşık 2 hafta konaklama şansına sahip oldum. Her ne kadar Ermenistan devlet bakanları bizleri Ararat Hoteli’nde ağırlamak için bu oteli tahsis etmek etseler de, bizler heyet olarak Nubar yoldaşın evinde kalmaktan yana tercihimizi kullandık. Kaldığımız bu iki hafta içinde kendisiyle birçok konuda kapsamlı sohbet etme şansına sahip olduk ve orada yürüteceğimiz faaliyetler noktasında birlikte plan yapma imkanı bulduk.

TKP/ML TİKKO Rojava Komutanlığı: “Nubar yoldaş’ın mücadelesi sınırsız ve ölümsüzdür”

“Devrimin mütevazı sessiz generali”

“Sizler ki o kadar gözyaşı ve acı görmüşsünüz

Nasıl da başardınız yüzyıllar boyunca

Kalmayı bu kadar tatlı bu kadar güzel

Dünyaya bu kadar güzel bakmayı”

Silva Kaputikyan                              

“TKP/ML üyesi ve TİKKO Rojava Komutanı Orhan Bakırcıyan( Nubar Ozanyan) yoldaş, 14 Ağustos tarihinde hayatı boyunca savaştığı gibi savaşarak şehit düştü.

Kırdalyan: Armenak Bakır'ın bir emaneti daha aramızdan göçtü

Rojava'da şehit düşen TKP/ML TİKKO Rojava komutanlarından Nubar Ozanyan'ın (Orhan Bakırcıyan) mücadele arkadaşları adına Kristin Kırdalyan, Ozanyan'ı anlattı.

Kırdalyan "Armenak Bakır'ın bir emaneti daha aramızdan göçtü. Bütün ömrünü adadığı sınıf mücadelesi uğrunda azimle çalışan Fermun Çırak yoldaşı Rojava'da kaybettik" dedi.

“Hizipçi” ve “Bölücü” Olan Kimdir?

Hizipçi ve bölücü olanlar, revizyonist çizgide ısrar edenlerdir. Bütün eleştirilere rağmen hatalarını düzeltmeyenler, düzeltmemekte ısrar edenlerdir. Hizipçi ve bölücü olanlar, samimiyetle öz eleştiri yapmak yerine, sadece çok sıkıştıkları zaman, revizyonist özü kamufle edenlerdir. Hizipçi olanlar, kendilerine eleştiri yöneten kadrolardan örgütün imkanlarını esirgeyenler, kendi yağcılık ve dalkavukluk yapanlara bütün imkanları sergileyenlerdir. Hizipçi ve bölücü olanlar, örgüt içinde körü körüne itaati, dalkavukluğu, sırt sıvazlamayı teşvik edenlerdir.

TKP/ML Ortadoğu Parti Komitesi “TKP/ML-TİKKO Rojava Komutanı Orhan Yoldaş ölümsüzdür!”

TKP/ML-TİKKO Rojava Komutanı Orhan Yoldaş ölümsüzdür!

Katledilgimiz suruçla çoğaldık(*)

“Başkaları için kendinizi unutun, o zaman sizi de hatırlayacaklardır.”[1]

Emekçiler işsizler yoksullar nerede?[1]

“Başkasının hayallerine tutsak olursanız belanızı bulursunuz.”[1]

Maltepe sahilindeki miting alanına açılan yollardan birinin kenarında durmuş, önümüzden akan kalabalığı izliyoruz. Kadın-erkek, çoluk-çocuk, İnsan seli. Etkileyici… Ellerinde Türk bayrakları, “adalet” pankartları, Mustafa Kemal’li sancaklar. Bulutsuz, sıcak bir yaz günü, bir pikniğe, deniz kenarında hava almaya gidiyormuşça bir gamsızlık, bir neşe… Arada bir - bizim gibi miting kıdemlilerinin hemen fark edeceği bir acemilikle- slogan atıyor, hemen ardından aralarında koyulttukları ikişerli-üçerli sohbete dönüyorlar.

Sayfalar